Kaldığımız yerden – Bölüm 8

Türkiye’de çalışan, çalışmayan her kadın emekçidir. Savaşta ve barışta, iyi günde, kötü günde, hastalıkta ve sağlıkta her anımızda emekleri vardır kadınların.

Emeklerinin heba olmamasını dilediğim tüm kadınlarımızın günü, yılı, ömrü kutlu olsun.

Varlığınıza sağlık 💙🌸

GÜLSEREN KILINÇ

Önder ve Betül onu havalimanında karşılayacaklardı. Babasının ölümü üzerinden bir kaç ay geçmiş olmasına karşılık onlara yeni öldüğünü ve Kopenhag’daki tüm işlerini halledip gelebileceğini bildirmişti. Uzunca bir süredir kendisini öyle yorgun ve sahipsiz hissediyordu ki, Önder’in kollarına yığılıp günlerce kalsa hiç şikayet etmezdi. Görüşmeyeli upuzun yıllar olmuştu. Ayrıldıklarında lise öğrencisiydiler. Elbette birbirlerini görüntülü aramalarla görebilmişlerdi ama şimdi yüz yüze gelmek bambaşka olacaktı. Uçak piste indiğinde içinde yeniden o aşk dolu kıpırtıların başladığını hisetti. Artık Türkiye’deydi Ortalama yarım saat sonra yıllardır kavuşmayı beklediği en yakın arkadaşı ve evleneceği adamı görecekti. Bu uçaktan indikten sonra her şeyin geride kalmasını diliyordu. Mutlu bir hayat havaalanında onu karşılamaya hazırdı artık.

Uçağın kapıları açılırken o da cep telefonunu açtı. Daha açar açmaz “Önder” ismi göründü ekranda zil sesi ile birlikte. Artık internet üzerinden konuşmalarına gerek olmadığından doğrudan  aramıştı aşkı. Heyecanla açtı telefonu.

“Evet indik!” dedi sevinçle, “Birazdan valizimi alıp sizi bulurum!”

Önder’in de sesi titriyordu heyecandan. Betül’ün çığlıklarını duymuştu. Burada henüz yaşayacağı bir evi olmadığı için Betül’lerde kalacaktı bir süre. Sonra bir iş bulacak, ardından da Önder ile evlenene kadar yaşayabileceği bir yer ayarlayacaktı. Önder ayrı bir ev tutmak yerine nikahtan sonra yaşayacakları evi tutmalarını önermişti birlikte. Böylece Seçil’in durmadan ev açıp kapamasına gerek kalmayacaktı. O evin içine öncelikli Seçil’e acil lazım olanları alacaklar, sonra da hepsini tamamlayacaklardı. Önder’in ailesi oğullarının nihayet evlenecek olmasına çok seviniyordu. Onun tüm ısrarlarına rağmen Seçil’den  vazgeçmemiş  olmasına üzülmeye başlamışlardı yavaş yavaş. Seçil’in bir gün geri geleceğine dair umutları Önder’inkinden azdı. Nihayet onun  geri geleceğini duyunca Önder’in annesi de hemen hazırlıklara başlamıştı.

Zavallı kızın bir ailesi olmadığından her şeyi Önder’in ailesi ayarlayacaktı. Bir isteme merasimi de olmayacağından ailece bir yemek yemeyi planlamışlardı. Seçil babasının yıllardır görüşmediği buradaki akrabalarını aramayı planlamıyordu. Sahipsiz bir gelin olmakta tuhaf olacaktı ama hiç değilse yanında kız kardeşi sayabileceği Betül ve onun ailesi olabilecekti. Betül arkadaşı kabul ederse onu kendi anne babasından isteyebileceklerini söylemişti Önder’e.  Önder buna Seçil’in karar vermesi gerektiğini düşünüyordu. İlle de bir isteme merasimi olması ona göre şart değildi zaten. Ailesi de durumu bildiği için bu tür detaylara takılmıyorlardı. Evlendiklerinde Seçil onların da kızı olacaktı.

Valizlerin dönerek sahiplerine ulaştığı alana gelince, her yerde Türkçe yazı ve tabelalar görmenin ne kadar tuhaf olduğunu düşündü. Bir süredir kendi dilinde tabela görmemişti çok fazla. Valizleri dönüp gelene kadar hepsini okudu teker teker. Önder bu arada bir kez daha aradı. Giderek sabırsızlandığı belli oluyordu. Nihayet valizler gelince Seçil onları hızlıca kaptı ve çıkışa doğru hızlı adımlarla yürümeye başladı. Biraz ileride gözleriyle çıkanları tarayan Önder ve Betül’ü görmüştü nihayet. Bir an için olduğu yerde kaldı onları görünce. Onlar da Seçil’i farkettiler ve koşarak onun yanına geldiler. Üçü bir anda sarıldılar birbirlerine. Bu anı o kadar uzun zamandır bekliyorlardı ki kelimelere bile ihtiyaçları yoktu artık neredeyse.

Seçil’in gözyaşları boşaldı yine gözlerinden, Betül’de ağlamaya başladı. Ortalama beş dakika birbirlerinden ayrılmadılar durdular öylece. Gelen geçen onlara bakıyor ve gülümsüyorlardı. Önder bir şeyler söylemek  istiyor ama ne söyleyeceğini bulamıyordu. Sanki konuşmayı unutmuş gibiydi o an için. Sonunda ; “Nihayet Allahım! Nihayet!” dedi yüksek sesle.

Sonra Seçil’in valizlerini aldı hemen, Betül’de arkadaşının koluna giriverdi.

“Haydi annemler bekliyor! Harika bir yemek hazırladı annem sen geliyorsun diye!”

“Betül! Keşke yorulmasalardı o kadar, zaten size yük olacağım!”

“Delirdin mi sen? Annem çok mutlu hazırladı her şeyi. Önder’i de çağırdı tabi bu arda!” dedi sonra kıkırdayarak.

Betül’ün annesi Kevser hanım da biliyordu bu kavuşamayan sevgilileri. Elbette kızının en yakın arkadaşınun ailesi için çok üzülmüştü. Şimdi hepsi ona sahip çıkmak ve korumak için kucak açmışlardı. Seçil’in buna o kadar çok ihtiyacı vardı ki bedeninin giderek gevşediğini ve kendini bırakmaya hazırlandığını hissetmeye başladı.

Kevser hanım gerçekten de harika bir masa donatmıştı o akşam. Seçil’i çok üzmemeye çalışarak oradaki hayatla ilgili pek çok soru sordular yemek boyunca. Önder onun elini neredeyse hiç bırakmadı masanın altından. Elinde olsa onun yanından bir dakika daha ayrılmak istemezdi ama onunda Seçil ile Betül’lerde kalması mümkün olmayacağından yemekten sonra teşekkür ederek ayrıldı yanlarından. Elbette ertesi günü tam olarak sevgilisi ile geçirme sözü alarak.

Betül, arkadaşının ona verdikleri odaya yerleşmesine yardım etti. Ablası iki ay önce evlendiğinden annesi ablasının odasındaki eşyaları henüz boşaltmamıştı.

“İşte burası da sana kısmetmiş gördün mü? Bu odadan gelin oldu ablam, sende geldin bizim evdeki aynı odadan gelin olacaksın neredeyse!”

“Benden sonra da sen gelin olursun inşallah!” dedi Seçil ona gülümseyerek. Betül’ün de iki yıldır çıktığı biri olduğunu biliyordu. Fatih şimdi askerde olduğundan Seçil ile hemen tanışamayacaktı. Döndüğünde önce bir işe girecek sonra onlar da evleneceklerdi.

“Sahi sizin askerlik işi ne olacak?” dedi sonra merakla Seçil’e bakıp.

“Önder evlendikten sonra gidecek askere. Yıllarca o beni bekledi, biraz da ben onun bekleceğim!”

“Kısmete bak sen ya, sürekli  ayrılıp duruyosunuz!”

“Buna ayrılık denmez zaten kısa dönem yapacak!”

“Burada olduğuna inanamıyorum Seçil!” diyerek gidip bir daha sarıldı arkadaşının boynuna Betül.

“Ben de!” diyerek kaşılık verdi Seçil’de.

İkisi birden ağlamaya başladılar yeniden.  Bir süre daha sohbet ettikten sonra Kevser hanım Betül’ü çıkarttırdı odadan.

“Kızım bırak da dinlensin çocuk daha yeni geldi!”

Betül istemeyerek çıktı Seçil’in odasından. Önder onu yanlız kaldığında araması için tembihlemişti. Aramaya çekindiği için mesaj attı önce, ardından hemen aradı Önder.

Yıllar sonra gerçekleşen bu ilk karşılaşmanın heyecanından bahsettiler uzunca bir süre, artık her şey yoluna girecekti. Yakın bir zamanda kendi evlerini tutacaklar, hazırlıkları yapacaklar sonra da hemen evleneceklerdi. Önder askere gidecek Seçil’de bir işe girecekti. Tankut bey gelmeden onun için bir referens mektubu hazırlamıştı. Bundan sonra Türkiye’ye geldiklerinde sadece kızlarını değil, Seçil’i de ziyaret edeceklerdi.

Mert’de varınca haber verdiği için ona da internetten geldiğini ve çok iyi karşılandığını haber verdi. Yaptığı her şey için de ayrıca teşekkür etti yeniden. Nikah tarihleri belli olunca Tankut bey ve Mert’i mutlaka davet edecekti. İkisinin de onda emeği gerçekten çok fazlaydı.

(devam edecek)

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s