Kaldığımız yerden – Bölüm 1

Seçil’in yüreğinde hem burukluk hem heyecan vardı şimdi. Uçağın küçücük camından dışarıyı seyrediyor gibi görünse de başından beri yaşadıklarını düşününce bu noktaya kadar gelebildiği için kendini şanslı sayıyordu.

Bir evin bir kızıydı Seçil. Ancak böyle başlayan hikeyelerdeki gibi mutlu bir evin bir kızı değildi ne yazık ki. Annesi Pervin hanım eşi Lütfi bey ve kızı Seçil’e karşı her zaman soğuk ve ilgisiz olduğu için evlerinde hiç bir zaman sıcak bir ortam olamamıştı. Pervin hanım Lütfi bey ile isteği dışında ve erken yaşta evlendirilmişti. Lütfi bey naif ve iyi bir insandı ancak Pervin hanım çok uğraşmasına rağmen bir türlü ona içinde bir aşk beslemeyi başaramamış bu da tüm evlilik hayatları boyunca mutsuz olmasına neden olmuştu. Seçil’in doğumu ardından karı kocanın arasında neredeyse hiç fiziksel temas kalmayınca herkes kendi dünyasına çekilmişti.

Eşiyle sıkıntı yaşayan pek çok kadın evlatlarıyla mutlu olurken, Pervin hanım bunu da başaramamıştı ne yazık ki. Seçil’e babannesi bakmıştı daha çok. O vefat ettiğinde on iki yaşında olduğu için gerisini babasıyla halledebilmişlerdi. Diğer tüm anneler kızlarıyla birlikte çok mutlu ve sevgi dolu ilişkiler yaşarken Seçil hep babası ile yakın olmuştu bu yüzden.

Lütfi bey tüm naifliği ile eşi mutlu olsun diye uğraşmaya devam etse de ne yazık ki beklediği karşılığı alamamış o da kızıyla ilgilenmeyi seçmişti eşinin yerine. Yine de seviyordu Pervin hanımı. Seçil’e annesinin yapısının öyle olduğunu söylüyordu sürekli. Seviyordu onları ama sevgisini gösteremiyordu kadıncağız.

Seçil’de her çocuk gibi büyüdüğü ortamı normal kabul etmiş hayatına devam ediyordu. Ta ki lise ikinci sınıftayken annesini metro istaysyonunda bir başka adam ve kızı ile görene kadar.

Annesini önce uzaktan görüp yanındakileri bir yerlerden tanıdıkları diye düşünmüştü. Pervin hanımın hiç görmediği neşesine şaşırdığı halde, annesinden çekindiği için yanlarına gitmemiş evde bahsederim diye düşünmüştü. Pervin hanım kızının şahit olduğu görüşmeyi dinlemiş ve bir tesadüf olarak geçiştirebileceği halde. Adamla ilişkisi olduğunu ve  onları terk edeceğini açıkça dile getirmişti.

Seçil annesinin söylediklerinin şokunu yaşarken Lütfi bey eve gelmiş, Pervin hanım büyük bir soğukkanlılıkla kızının gördüğü adamla uzun süredir bir ilişkisi olduğunu, adamın da bir kızı olduğunu Seçil’i babasına bırakıp o adamla evleneceğini ona da açıklayıvermişti.

Annesinin o adam ve kızıyla mutlu görüntüsü yıllarca Seçil’in gözlerinden silinmeyecekti. Pervin hanımın babasının söylediğnin aksine, gerçekte onları hiç sevmiyor olduğunun delili olarak kalacaktı Seçil’in zihninde.

İşin daha da kötüsü Pervin hanım başkasıyla ilişkisi olduğunu açıkladığı yetmezmiş gibi,  Seçil ve babasını göndermek istemişti evden. Lütfi bey zamanında başka hayat güvencesi olmayan karısına güven vermek için oturdukları evi üzerine yapmıştı. Pervin hanım da buna karşılık öz kızı ve kocasını evden kovuyordu şimdi. Lütfi beyin bir süredir devam eden yurt dışında yaşama ve çalışma hayali de böylece gerçek olabilirdi.

Seçil o geceyi olanların bir kabus olduğunu ve sabaha her şeyin normale dönmüş olacağını dileyerek geçirdi. Annesinin söylediklerini aklı almıyordu. O odasına girip kapısını kilitlediğinde Lütfi bey neredeyse yalvarır gibi karısını ikna etmeye çalışıyordu evliliğin devam etmesine.

Liseye başladığı yıl okuldan bir çocukla çıkmaya başlamışlardı. Birbirlerini o kadar çok seviyorlardı ki, üniversite biter bitmez evlenmeyi hayal ediyorlardı. Hatta tüm bu olaylar yaşanmadan önce Lütfi bey ilk kez yurt dışına yerleşmeyi önerdiğinde Önder’den ayrılmamak için babasını burada kalmak ve okumak istediğini söyleyerek ikna etmişti. Lütfi bey de kızına kıyamadığı için uzatmamıştı.

Ettesi sabah Lütfi bey Seçil’in kapısını çalıp açmasını rica etti. Pervin hanım sabah  erkenden evden çıkıp gitmişti. Geldiğinde ikisini de evde görmek istemediğini söyleyerek hem de.

“Seçil kızım eşyalarını toplaman gerekiyor. Annen iki gün eve dönmeyeceğini söyledi. Biz de o arada buradan gideceğiz.”

Seçil ağlamaktan kıpkırmızı olmuş gözleriyle kapıyı açtı.

“Nereye gideceğiz baba?” dedi hıçkırarak.

“Danimarka’daki arkadaşımla konuştum vize işini halledin hemen gelin dedi. Bu gün gidip vize için başvurumuzu yaparız. Vizemiz çıkana kadar da bir otelde kalırız ne dersin?”

“Ne yani öyle pat diye Danimarka’ya mı gideceğiz. Okulum ne olacak? Arkadaşlarım ne olacak? Benim nasıl bir annem var?”

“Canım benim merak etme. Okulun kapanmasına üç hafta kaldı zaten. Orada sana bir  okul bulacağız, dil kursuna da gidersin. Arkadaşlarına da mail falan atarsın gidince olmaz mı?”

“Gitmek istemiyorum ben!”

“Biliyorum ama inan bana ikimize de iyi gelecek gitmek!”

Bir türlü benim bir erkek arkadaşı olduğunu diyemiyordu babasına. .Şimdi bu karmaşanın içinde söylenecek söz olmadığını anlayacak kadar büyümüştü. Lütfi bey de çok yıkık görünüyordu. Karısından bu kadar sert bir darbe beklemediği açıktı. Olanları ailesi ve sosyal çevresi ile paylaşmak dahi istemediğinden bir an önce çekip gitmeye karar vermişti. Seçil’de bunu anlayabilecek yaşta değildi.

Baba kız birbirlerini anlayamıyor olsalar da sessizce toplandılar. Seçil babasından izin alıp Önder ile bir kaç saatliğine buluştu ve ağlayarak ona veda etti. Gider gitmez yazacaktı zaten. En kısa zamanda da geri gelecekti. Onların sevgisi güçlüydü ve asla ayrımayacaklar birbirlerini bekleyeceklerdi. Önder’de o kadar şaşırmıştı ki ne diyeceğini bilemiyordu. İkisinin de yapacakları bir şey olmadığı açıktı.

Seçil yeniden eve döndüğünde artık ağlaması krize dönüşmüştü.  Vizeleri çıkana kadar bir kaç gün otelde geçirecekleri için götürebilecekleri kadarını alıp evden ayrıldılar. Lütfi bey o arada çalıştığı yerden istifa etmiş, patronu ile konuşup kıdem tazminatını da almayı başarmıştı. Elbette onlara karısının yaptıklarını anlatmamış acil bir durum olduğu için yurt dışına gitmeleri gerektiğini söylemişti. Böylece otel ve yolculuk masraflarını karşılamak ve orada bir süre yaşamak için paraları olacaktı. Lütfi bey maddi kazancı düşük bir adam değildi zaten. Danimarka’daki arkadaşı ona iş bulana kadar kimseye yük olmak istemiyordu sadece.

İki gün baba kız küçücük otel odasının içinde ne yapacaklarını şaşırdılar. İkisinin de canı dışarı çıkmak istemediği gibi konuşmak da istemiyordu. Seçil bunu fırsat bilip Önder ile iki kez daha görüşebildi.

Sonunda vizeler ve uçak biletleri halloldu. Uçaklarına binip ülkeden  ayrıldılar.

Bir kaç günün içinde tüm hayatları değişmiş, tüm duyguları alt üst olmuş, aileleri parçalanmıştı. Hiç bilmedikleri bambaşka bir kültüre gidiyorlardı. Üstelik bu bir tatil değil yeni bir yaşam kurma mücadelesi olacaktı. Geride bıraktıkları yaşamlarıyla mücadelelerini tamamlayabilirlerse tabi.

(devam edecek)

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s