Mavi kelebek – Bölüm 20

Annesinin ölümü ile Siniy ve Mavi arasındaki bağı düşünmesine bir süreliğine engel olmuştu prensin. Ancak bu sürecin ardından hayatında en yakın kişi o olunca yeniden ona odaklandı. Tılsım kız ile oğlu arasındaki bu güçlü bağ Kral  Laan’ın da gözünden kaçmıyordu. Artık ülkenin geleceği için prensin yeniden bir kraliçe seçmesi gerekiyordu. Kral Laan’da yaşlanıyordu ve artık tahtı oğluna devretmek istiyordu. Tüm bu yaşanılanlar onu da çok yormuştu. Kuzeyde kendine harika bir av köşkü yaptırmıştı ve tahtı devrettikten sonra ömrünün sonuna kadar orada yaşamayı planlamıştı. Elbette bu planlarını kraliçesi ile birlikte olacaklarını düşünerek yapmıştı ancak kader buna müsade etmemişti.

Hao’dan babasının yeniden evlenmesi gerektiğini hatırlatacağını biliyordu ama Siniy’den sonra kimseyi sevemeyeceğini artık o da anlamıştı. Mavi sürekli onunla birlikteydi ve çoğu haliyle Siniy gibiydi. Bu yüzden onunla evlenebileceği fikri giderek aklına daha çok yer edinmeye başlamıştı.

“Oğlum bak evlenme fikrine bir kez karıştım başımıza neler geldi. Bunu bir daha asla yapmayacağımı söylüyordum kendime ama bir tılsımla hem de o zavallı yüzü yaralı kızla mı evlenmek istiyorsun gerçekten?” dedi Kral Laan şaşkınlıkla Hao ona düşüncesini açıklayınca.

“Evet baba onunla evlenceğim. Evlendiğimiz zaman tılsımlık yapmak zorunda değil. Çok iyi bir kraliçe olacağından şüphem yok!”

“Oğlum halk buna ne der bilmiyorum ancak bu defa sana karşı gelmeye cesaretim yok. Git ve kaderini yaşa!” dedi Kral hüzünle. Bu kızdan bir çocuk sahibi olmak istediğine inanamıyordu oğlunun.

Mavi’de inanamıştı prens düşüncelerini ona da açıklayınca. Bunun babasını ve halkı ikna etmek için oyun bir evlilik olacağını anlamıştı önce. Ancak sonra prensin bakışlarından ve anlattıklarından hiçte öyle olmadığını, prensin bu haliyle bile ona bir şeyler hissettiğini anlamıştı.

“Majesteleri bu nasıl olur bilmiyorum, ben bu ülkenin kraliçesi olmaya uygun biri değilim!” diye yanıtlamıştı endişeyle. Bütün ömrünü o maskenin ardında geçirse bile halk onu kabul etmeyecekti. Ayrıca prens muhtemelen ona borçlu hissettiği için böyle davranıyordu. O kaybettiği aşkına aitti. Aşık olduğu Mavi değildi. Bunu gözlerinin önünden eksikmeyen ve giderek çoğalan görüntülerden anlayabiliyordu.

Prense düşündüğü her şeyi anlatarak bunu kabul edemeyeceğini bildirdi. Aslında istiyordu. Hem de çok istiyordu ama gerçekçi olmak zorundaydı. Bu yüzle prens ona ne kadar aşık olabilirdi. Bu acıma duygusu ile minnet duygusu arasında bir şey olmalıydı sadece. Yüreğinin başka bir kadına ait olduğunu da bu kadar net görüyorken kendini böyle bir ateşe atması ikisi içinde gelecekte çok fazla gözyaşı anlamına gelirdi.

“Neden ?” dedi prens hayretle, “Seninle çok mutluyum ben! Başkası ile birlikte olmak istemiyorum! Yeni bir sahte eş hiç istemiyorum. Mavi lütfen bana evet de!”

Mavi gözlerinden yaşlar inerek odasına döndü prensi ikna edemeyince. Prenste hayal kırıklığı içinde kendi odasına döndü.

“Antiyev nası bir kız kraliçe olma teklifine hayır der söylesene!”

Antiyev duyduklarına şaşırdı ama cevap vermedi. Demek prens o kıza evlenme teklif etmişti. Daha da şaşırtıcı olanı kızın bunu kabul etmeyişiydi gerçekten. Acaba prensin ilaçları içmesine hiç engel olmasaydı bütün bunlar yine de yaşanır mıydı?

“Vazgeçmeyeceğim onu ikna edene kadar uğraşacağım!Göreceksin!” diyerek yorganını başına çekti prens.

Mavi’de odasında allak bullak olmuş oturuyordu. Şimdi babası Tılsım ve kardeşleri yanında olsun çok isterdi gerçekten. Prens Hao’ya deliler gibi aşık olduğunun farkındaydı. Ancak o görüntüler o güzel kızın ardından onun kalbini doldurması da imkansızdı. Prens Hao annesini yeni kaybetmişti ve muhtemelen duygularını tartması için zamana ihtiyacı vardı. Bir süre sonra kendisi de bu yaptığı teklifi aptalca bulacaktı. Bunları düşünerek ve kalbi acıyarak uykuya daldı

Prens Hao, Antiyev ve hizmetkarlar Mavi’nin çığlıkları ile koşup girdiler odasına. Kızın sesi o kadar yüksek çıkmıştı ki, herkes Lady Charny’in  saraya döndüğünü sandı bir an için. Prensin baş hizmetçisi kabus gördüğü anlaşılan kızı uyandırmak için sarsıyordu ama Mavi öyle derin ve tuhaf bir uykudaydı ki bir türlü kabustan çıkıp gerçeğe dönemiyordu.

“Yardım edin!” diye bağırıyordu sürekli, yangından ve annesinden bahsediyordu. Sonunda “Lurji! diye bağırdı, “Hao ile konuşmalıyız yardım et! Gameun bizi öldürecek!” dedi ve nefesi tıkanarak gözlerini açtı.

Herkes donup kalmıştı odadaki, Mavi nerede olduğunu anlamadan başını onu sarsan hizmetçinin göğsüne dayadı.

“Annem!” dedi ağlayarak, “Gameun onu öldürdü! Evimizi o yaktı!”

Hao olduğu yerde donup kalmıştı. Mavi’nin söylediği herşey yangının olduğu gece Siniy ve ailesinin evinde olanlara benziyordu. Üstelik Lurji, Siniy’in dilsiz ağabeyinin adıydı. Çünkü Siniy  ile dışarıda dolaştıkları her zaman o da yanlarında oluyordu.

“Zavallı çocuk sarayda olan bitenlere dayanamıyor artık sanırım!” dedi hizmetçi gerçeği anlayacak bilgisi olmadığı için.

Antiyev prens gibi bir şeylerin farkına vardığından odadaki herkesi hemen dışarı çıkardı. Mavi hâlâ yarı baygın bir şekilde yatıyordu. Ter içinde kalmıştı. Hao rüyada gibi onun yanına gitti ve elini tuttu.

“Siniy! O sensin değil mi? Sen Siniy’sin?!”

Siniy yavaş yavaş gözlerini araladı ve karşısında Hao’yu görünce hemen boynuna sarıldı.

“Oh! Hao! Seni gördüğüme o kadar sevindim ki! Gameun o bir hayin. Evimize geldi, ailemi önce zehirledi sonra da evimizi ateşe verdi! Bizi sen mi kurtardın? Ailem nerede?”

Hao diyecek hiç bir şey bulamıyordu. Kıza sımsıkı sarıldı ve gözlerinden inen yaşlarla Antiyev’e baktı. Koruma da çok şaşkındı bu olanlara.

“Bu nasıl oldu bilmiyorum ama aşkım, bundan sonra seni asla bırakmayacağım!” diye fısıldadı kızın kulağına prens ve biraz sonra Mavi yani Siniy sakin sakin nefes almaya başlayarak derin bir uykuya daldı.

Prens hizmetkarları onun kapısında nöbete bırakarak Antiyev’i de alıp hemen babasının yanına gitti. Henüz uyumamış olan Kral oğlunu yine telaşlı görünce neler olduğunu merak etti.

Antiyev ve prens olanları ona anlattılar hızlıca. Kral ikisinin anlattıklarını dikkatle dinledi. Duyduklarına inanamıyordu. Peki ama bu kızı yangından kim kurtarmıştı. Zavallı kim olduğunu gerçekten hatırlamayacak hale mi gelmişti, yoksa başından beri her şeyi biliyordu ve Hao’ya rol mü yapıyordu?

Antiyev ve Hao şoktan bu ihtimali hiç düşünemedikleri için durakladılar. Kız aylardır prensin yanındadı. Her şeyi hatırlıyor bile olsa ona zarar vermek için elinde her tür imkanı vardı. Ayrıca yüzünün gelmiş olduğu haliyle prense sokulup onu yeniden kendine aşık etmeyi de hesaplamamıştı.

“Ama öyle oldu değil mi?” dedi Kral şüpheyle, “Tılsım babasıydı hani bu kızın ayrıca? Onu ve ailesini hemen saraya getirin!” diye emretti ardından. O zamana kadar Mavi odasından çıkarılmayacak ve prenste yanına alınmayacaktı.

(devam edecek)

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s