Mavi kelebek – Bölüm 17

Dördüncü gecenin ardından prens yemeğini de yemeğe başlamıştı. Mavi’yi o uyanmadan odasından götürdükleri için nedeninin ne olduğunu bilmiyordu.

“Anlayamıyorum!” dedi babası kral Laan odasına geldiğinde bir hafta sonra, “Siniy yanımdayken hissettiğim o yaşama sevincini hissediyorum sanki içimde. Rüyalarıma da giriyor bazen. Benim hastalığıma şifa mı vermeye geliyor öbür dünyadan sevdiğim acaba?”

Kral Laan oğlunun bu güzel sözlerine gülümsedi, “Umarım öyledir Hao, senin iyileşmen için elimden gelen her şeyi yapacağımı biliyorsun oğlum! Seni Charny ile evlenmeye zorlayarak biraz da ben neden oldum bu hale gelmene. Ancak güzel gelinini geri getirme imkanım olsa inan mutlaka bir yolunu bulurdum!”

Hao bir şey söylemeden baktı babasına. Laan ise kendini kötü hissettiği için çıktı oğlunun odasından. Tüm iyileşme belirtilerine rağmen yine de koruma kral varken bile prensin yanından ayrılmıyordu. Tılsımlar sarayda olduğu süre boyunca herkes en iyi şekilde korunacaktı. Prensin neredeyse çocukluğundan beri koruması olan Atiyev odada olan biten her şeyi bilen tek kişiydi. Kral ve ailesinin korumaları çok güvenilir kişilerden seçilirdi bu yüzden. Onlar askerle birlikte eğitim almaz, ayrıca eğitlirlerdi. Çünkü tüm ailenin canı onlara emanetti aslında.

Antiyev prensin korumalığını yapmak dışında sırdaşıydı da aynı zamanda. Hao onun olan biten herşeye zaten şahit olduğunu bildiğinden cevap alamasa bile dertleşirdi onunla. Sadece Siniy’in ölümünden sonra içeride değil dışarıda durmasını istemişti. Tılsımlar geldikten sonra Laan onu yeniden içeri alıp oğluna bir açıklama yapmayınca kral babasının bir bildiği olduğunu düşünüp ses çıkarmamıştı

Tılsım’ın isteğiyle prense akşamları bir şurup içiriliyordu ve bu şurup Mavi odasında kaldığı sürece onun uyanmamasını sağlıyordu. Yani gün ağarana kadar. Sonra etkisi geçiyordu. Antiyev prense bu şurubun ve tılsımın iyi geldiğini en iyi gözlemleyen kişiydi. Prensin ikisinden de haberi olmadığı için sevdiği kadının ruhunun geldiğini sanarak boş hayallere kapılmasına da canı sıkılmıştı. Laan’ın tılsımı ve şurubu ondan neden sakladığına anlam veremiyordu. Belki de bu tedaviyi kabul etmeyeceğini düşünüyordu babası, o yüzden bilmesini istememişti. Kralın kararlarını tartışmak Antiyev’in işi değildi elbette. Ancak prensin böyle boş umutlara kapılıp, sonra yeniden hayal kırıklığı ile hastalanmasını da istemiyordu. Ancak bunu prense söyleyip söylememe konusunda kararsız kalmıştı.  Akşam hava karardıktan sonra prensin hizmetkarı gelip ona ilaçlarını içiriyordu. Şurup bu ilaçlardan biriydi. Prens ilaçlarını içip hizmetçi odadan çıktıktan sonra birden bire “İyi uykular efendim!” deyiverdi.

Sürekli sessiz durduğu için onun varlığını unutan prens Hao irkildi odadaki bu sese ve dönüp ona baktı. Gündüzleri başka bir koruma durduktan sonra akşam nöbetini yeniden Antiyev devralıyordu.

“Antiyev beni korkuttun! Geldiğini görmedim!” dedi prens.

“İyi uykular efendim!” dedi Antiyev yeniden. Onun hayatı boyu yanında olmasına rağmen neredeyse hiç konuşmadığını bilen Hao bir anlam veremedi bu tekrara

“Bu gün kendimi daha da iyi hissediyorum Antiyev, sanırım geç uyuyacağım!” dedi ona bakarak.

Antiyev cevap vermedi. Prensin on dakika sonra derin bir uykuya dalacağını ve içeri genç tılsımın geleceğini biliyordu.

Gerçekten de tam on dakika sonra prens yatağında oturmuş okuyacak kitap bakarken uyuyakalmış ve tam zamanında tılsım içeri girmişti.

Bu bir hafta boyunca prens iyileşme gösterirken, Mavi’nin gördüğü görüntüler de artmaya başlamıştı. Güzeller güzeli bir kız görüyordu prensin yanında. Onun prensin ölen nişanlısı olduğunu anlamıştı. O kadar mutlu ve birbirlerini seviyorlardı ki sanki kendisi aşıkmış gibi yüreği daha da çarpıyordu bunları gördüğünde. Görüntüler arttıkça prensin neden sevdiği kadının ardınan bu kadar acı çektiğini daha iyi anlamış ve onun için yürekten üzülmüştü. Hatta o kadar üzülmüştü ki, tanımadığı bu insanların acısına kendini nasıl bu kadar kaptırmış olduğunu aklı almıyordu.

Babası ona bunun normal olduğunu, ilk deneyimi olduğu için yüreğini acıya kapatamadığı için sanki kendi acısıymış gibi hissettiğini söylemişti. Sarayda işleri bitip evlerine döndüklerinde bunu nasıl yapacağını da öğtetecekti kızına. Mavi  odaya döner dönmez olanları babasına anlatıp hemen uyuyor, uyanınca banyosunu yapıp prensin odasına gidiyordu.

Ble ve Lurji Tılsım’ın sarayda tam olarak ne yapmak istediğini anlamadıkları için heyecanla haber bekliyorlardı. Lurji Tılsım onun zihnine ulaştığında ablasının yüz ifadesinin nasıl değiştiğini öğrendiği için hemen anlıyordu yeni bir şeyler geldiğini.

Kraliçe, Hao gibi şurupla uyutulmadığı için odasına bir tılsımın geldiğini biliyordu. Oğlunun giderek iyileşiyor olmasından dolayı tılsım ve kızına minnettardı.

“Benim iyileşmeyeceğimi biliyorsun değil mi?” dedi Tılsıma o akşam odasına girdiğinde fısıltıyla.

“Ruhunuzun iyileşmesi benim için yeterli kraliçem!” dedi Tılsım ve her zaman ki yerine geçti.

Saraya geldiklerinden beri daha Charny’nin odasına bir kez bile gitmemişti. Krala önceliğin kral soyunda olduğunu söylemiş, prens ve kraliçe belli bir iyileşme sağladıktan sonra onunla ilgileneceklerini açıklamıştı. Laan’ın hiç itirazı yoktu bu duruma. Charny’in bir an önce bir yere kapatılması gerektiğini düşünüyor ancak dedikodulardan çekindiği için bunu doğrudan yapamıyordu. İyileştiğinde bu konuda kararı oğluna bırakacaktı bu kez.

Aynı akşam prens ilaçlarını içtikten hemen sonra Antiyev yeniden “İyi uykular efendim!” dedi. Hao ancak uykuya dalarken farketti ilaçları içtikten hemen sonra ne kadar istese de uyanık kalamadığını.

“Beni uyutuyorlar!” diye mırıldandı ama gözleri kapanıverdi. Antiyev prensin mırıltısını anlamıştı. Gülümsedi kendi kendine, “Evet efendim uyutuyorlar!” dedi yüksek sesle, nasılsa onu duyacak kimse yoktu.

Ertesi sabah prens uyandığında Antiyev’in de nöbeti sonra ermişti. Onunla konuşmak istiyordu ama ilaçları getiren hizmetçi ile odaya giriyor, hizmetçi ona ilaçları içirip çıktıktan sonra da hemen uykuya geçtiği için bir türlü fırsat bulamıyordu. Önceki gece ilaçlar yüzünden uyuduğunu anlayınca bir plan yaptı. İlaçların hepsini ağzında biriktirdi ve hizmetçi çıkar çıkmaz koşup onları saksının dibine tükürdü.

“Bu gece uyumayacağım Antiyev!” dedi ona bakıp.

“Bence uyuyor gibi yaparsanız daha çok şey bilirsiniz efendim!” dedi Antiyev.

“Ne demek istiyorsun, beni uyutup ardından bir şeyler mi yapıyorlar bana?”

Antiyev cevap vermeyince tam yorumlarda bulunacaktı ki, kapının önünde ayak sesleri duyunca bir şey diyemeden hemen yatağa girip gözlerini kapadı.

Mavi her akşam olduğu gibi sessizce içeri girdi, yerine oturdu ve elini prensin koluna koyup gözlerini kapadı. Prens gözlerini aralayarak ona bakmaya başlamıştı ama Mavi böyle bir şey beklemediği için ritüleni tekrarlamıştı hemen. Onun koluna dokunuşuyla vücudunda hissettiği farklıllık ve odaya girer girmez yaydığı kokunun tanıdıklığı prensi serseme çevirmişti. Gözlerini açıp onun bileğini kavradı.

“Kimsin sen?”

Mavi korkuyla açtı gözlerini, bu seans sırasında konuşması yasaktı.

“O bir tılsım efendim!” dedi Antiyev.

“Antiyev şu kandillerin ışığını artır onu görmek istiyorum!” dedi prens heyecanla.

Antiyev loş odanın ışığını arttırdı kandillerin ayarlarını artırıp.

(devam edecek)

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s