Mavi kelebek – Bölüm 12

Tılsımın kardeşinin evine vardıklarında çok iyi karşılandılar. Mati burada tılsımlık yapmadığı için ne kapşonu ne de sakalı vardı. Yüzü bir çocuğunkini andırıyordu. Aynı ağabeyi gibi kızıl saçları vardı. Ayrıca evlenmiş ve iki de çocuk sahibi olmuştu. Mati’nin çocukları da amcalarını ilk kez gördükleri için heyecanlanmışlardı. Lurji çocukları görünce  çok memnun oldu, onun konuşamıyor olması çocukların ilgisini çektiği  çocuklarda ona yanaştılar hemen.

Mati ve karısı Sida onlar için bir sofra hazırladılar. Azulya’dan ve olanlardan bahsettiler bir süre. Tılsım onlara iki ailenin çocukları kaynaşırken hızlıca anlatmıştı olanları ve onlarda bozuntuya vermeden dinlediler sofrada yeniden.

“Buradakilere de onların senin çocukların olduğunu söyleriz” dedi Mati, “Ancak burada böyle sakallı ve kapşonlu gezmesen iyi olur. Bir tılsım olduğundan şüphelebilirler. Ayrıca adını da kullanmalısın!”

Ble dikkat kesildi hemen, gerçekten de tılsım ya da babadan başka hitap etmeleri gerekmediğinden üçü de  onun gerçek adını bilmiyordu. Aslında Azulya’da kimsenin bildiğini de sanmıyordu.

“Kimseyle konuşmam gerekmeyecek diye düşünüyorum!” dedi Tılsım kararlı bir sesle, “Sonuçta sen bana  ağabey diyeceksin, çocukların yarısı baba, diğer yarısı da amca!”

“Peki ya Sida?” dedi Mati gülümseyerek.

“O da ağabey desin!”

“Nasıl istersen!” diyerek Mati ısrar etmedi. Ağabeyinin inadını bilirdi.  Ble onun gerçek adını öğrenemediği için iyice meraklandı, hatta daha önce bunu niye düşünmemiş  olduğuna da epeyce şaşırdı. Başlarına öyle çok iş gelmişti ki son zamanlarda neyi düşünüp neyi düşünmediğini kendisi bile bilmiyordu zaten.

Mavi’nin eğitimi hemen ertesi gün başladı. Eğitimler sırasında Sida ve Lurji çocuklarla ilgileniyorlardı. Ble Sida’ya yemekte ve ev işlerinde yardım ediyordu. Tılsım, Mati ve Mavi ise evin alt katında bulunan odada çalışmaya başlamışlardı.

Mavi’de zaten tılsım ışığı olmadığı için ona temel kuralları anlatmakla başladılar. Her tılsımın uyması gerekli kurallardı bunlar. Hangi durumda ne yapılacağına başladılar sonra. Eğitimin bu kadarıyla bile on gün çabucak geçip gitti. Ancak yedi ayın sonunda Mavi’nin sözde eğitimi tamamanabilmişti. Yedi ay içinde bir kaç kez etrafı gezmeye çıkmışlardı.

Bu yedi ayın en şaşırtıcı kısmı Tılsım’ı kapşonsuz ve sakalsız görmek olmuştu. Bu haliyle o da aynı Mati gibi çocuk yüzlüydü ve gerçekten kardeşiyle çok benziyorlardı. Yüzünü ve ifaledelerini saklamaya alışık olan Tılsım kendini çıplak gibi hissediyordu bu şekilde ama Bleu’ya verdiği sözler yüzünden yapacak başka  bir  şey yoktu.

Lurji iki ay boyunca çocuklarla o kadar güzel zaman geçirmişti ki, yeniden gemiye binme vaktinin geldiğini hatırlayınca gerilmeye başlamıştı. Bu arada Mati’nin iki çocuğu işaret dilini çoktan kapmışlar Lurji ile sohbet edebilir duruma gelmişlerdi. Çevrelerinde başka dilsiz olmadığı için bu dil onlara çok farklı ve eğlenceli gelmişti. Ayrıca iki kardeş okulda diğerleri anlamadan bu şekilde haberleşebiliyorlardı artık. Bu da onları çok ayrıcalıklı yapmıştı. Diğer arkadaşları önce ne yaptıklarını anlamamış sonra bunun bir dil olduğunu öğrenince çok merak etmişlerdi. Lurji dilsizliği ile alay etmeyen hatta çok ayrıcalıklı bulan bu ülkenin çocuklarını çok sevmişti bu yüzden. Azulya’da nedense ona yaratık gibi davranıyorlardı.

Mati ve Sida’nın hayata bakışı da etkiliydi tabi çocuklar üzerinde. Örneğin Mavi’nin yüzü ve kollarındaki yaraları görünce çok üzülmüşler ama nazikçe gülümsemeye devam etmişlerdi. İnsanları farklıları yüzünden söz ve gözle taciz etmemeleri gerektiğini biliyorlardı. Standartlar dışında olmanın güzelliği ve ayrıcalığı olacağının bilincindeydiler. Lurji’nin durumunu bir üstünlük olarak görmüşler çevrelerine de bu dili kullananların üstün oldukları imajını sunmuşlardı. Ancak Mavi için durum biraz farklıydı. Onda bir üstünlük bulamasalarda en azından saygılı olmaları gerektiğini düşünüyorlardı. Bir insanın güzelliği yüzünde değil kalbindeydi.

Ble ve Mavi’de Mati’nin çocuklarını çok sevmişlerdi. Sida çok iyi bir anneydi ve onları çok güzel yetiştiriyordu. Ble bir gün kendi çocukları olursa onları böyle yetiştirmeye kendine söz verdi. Bu kadar uzak bir ülkede gerçek akrabaları olmasa da böyle güzel insanlar tanımış olmaktan memnundu. Hele ki bu insanlar Tılsım’ın akrabaları olunca daha da güzel olmuştu her şey.

Mati ve Sida’da onları çok sevmişti. Çocukların başlarına gelenlere gerçekten üzülmüşlerdi. Tılsımlık yasak olduğundan kendi çocuklarına bu konudan asla bahsetmiyorlardı. Mati Azulya’daki yaşamı kendine uygun bulmadığı için gemiye binip orayı terketmişti. Tılsımlık yapmak yerine kendine ait bir hayat istiyordu. Işığı olmasına rağmen insanlar tılsımlık yapmamak konusunda özgürdüler. Bu ülkede tılsımlığım yasak olması da hoşuna gitmiş, o yüzden yaşamak için burayı seçmişti. Sida ile de burada tanışmış evlenmişlerdi. Sida’da çocukları gibi kocasının ağabeyini ilk kez görüyordu. Onun başkasının çocukları için bunca fedakarlığa katlanmış olmasından da çok etkilenmişti. Bu yüzden elinden ne geliyorsa yapmak istiyordu. Hatta Azulya’ya dönmeyip orada yaşamaları için Tılsım ‘a teklifte bulundu çocuklar yanlarında değilken. Ancak Tılsım Mavi’nin yaşamak zorunda olduğu bir kaderi olduğunu  ve Bleu’ya verdiği sözden ve onun dostluğu içi kızının bu kaderini yaşamasına izin vermesi gerektiğini söyledi.

“Onun için ne planladığını bilmiyorum. Ancak Azulya’da işler yeniden karışırsa lütfen ilk gemiye binip geri gelin!” dedi Mati son olarak ağabeyine.

Böylece vedalaşıp ayrıldılar ve uzun gemi seyahati yeniden başladı. Mati onlar evden ayrılmadan Lurji için özel hazırladığı bir karışımı verdi  ; “Bunu her akşam bir kaşık içersen yol boyunca hiç kötü hissetmeyeceksin!” dedi gülümseyerek

Lurji ona teşekkür etti kendi dilinde. Çocuklar babalarına tercüme ettiler onun söylediklerini. Lurji’de  gidip sıkıca sarıldı onlara. Eğer söz konusu Mavi ve Ble olmasaydı burada bu ülkede, bu insanlarla seve seve kalabileceğini geçirdi içinden ama bunu kimseye söylemedi.

Mavi’nin maskesi yeniden yüzündeydi. Yedi ay boyunca evden az çıktıkları için maske takmaktan kurtulmuştu ama şimdi kamaralarına girene kadar onu yeniden yüzünde tutması gerekiyordu. Neyseki ortalıkta fazla dolanmıyorlardı. Lurji’de eskisi kadar yolculuktan kötü etkilenmeyince hava almaya bile çok az çıktılar bu kez. Dönüşte Tılsım onları farklı bir limanda indirdi. Bu kez gerçekten de malzeme alması gerekiyordu. Burada hem uygun fiyatlı hem de çok çeşitli malzemeler vardı. Tılsım’lık yasak olmadığı için uzamaya yeni başlayan sakalı ve kapşonuyla dolaşabiliyordu. Tılsım ihtiyacı olanları alana kadar bir hafta kadar kötü bir otelde kaldılar. Otelden çok uzaklaşmamak kaydıyla çocuklarında etrafı gezmelerine izin verdi Tılsım. Gemi yolculuğuna böyle bir ara onlara da iyi gelmişti. Bir hafta sonra limana gelen başka bir  gemiye binip Azulya’ya doğru yeniden yola çıktılar ve yaklaşık dört beş gün sonra bırakıp gittikleri ülkelerine geri döndüler.

(devam edecek)

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s