Mavi kelebek – Bölüm 9

“Yüce majesteleri, izin verirseniz bu işi kızım Charny halletsin. O insan psikolojisi üzerine alimlerden eğitimler aldı. Prens Hao’nun yeniden sosyalleşmesi için katkısı olabilir. Üstelik yaşları da çok uzak olmadığından prensin halinden çok daha iyi anlayacaktır!”

Kral Laan’ın fazla seçeneği yoktu. Tılsım’lar haftalardır uğraştıkları halde prensi odasından bile çıkarmayı başaramamışlardı.

“Tamam! Kızını tanıyorum Alim, sana da güveniyorum! Oğlumla konuşsunlar bakalım!”

Charny babasının söylediklerini duyduktan sonra neredeyse havalara uçacaktı ; “Canım babam! Göreceksin onu kendime köle edeceğim!”

“Yüzümü kara çıkarma yeter!”

Hemen en güzel kokuları sürünüp, en güzel elbiselerini giydi ve saçlarını açıp omuzlarına döktükten sonra salınarak prens Hao’nun odasına gitti. Kapıda prensin özel hizmetçisi bekliyodu.

“Üzgünüm bayan Charny ancak  prens kimseyi görmek istemiyor!”

“Kralın emriyle buradayım seni aptal!” diyerek hizmetçiyi kenara itip prensin odasına daldı Charny.

Prens yatağına uzanmış ve gözlerini tavana dikmişti, kapının önündeki itişmeleri duyunca bile dönüp bakmadı. Charny hizmetçinin peşinden içeri girmesini önlemek için kapıyı hemen kapattı ve kilidini çeviriverdi. Zavallı hizmetçi prensin oda bağıracağı korkusuyla kapının önünde kalakaldı.

Charny elbisesinin omuzlarını eliyle aşağı doğru çekerek, yatağın yanına doğru yürüdü, “Ah zavallı prensim! Bu acılar sizin gibi genç bir adam için öyle ağır ki! İnanın hafifetmek için ne isterseniz yapmaya hazır olarak geldim. Yeter ki siz mutlu olun!”

“Tek istediğim yanlız kalmak!” dedi prens ona bakmadan.

“Yanlızlık bile paylaşılabilir olmalı majesteleri, izin verirseniz yanınızda sessizce oturarak sizinle paylaşabilirim!” diyerek yatağın baş ucundaki koltuğa zerafetle oturdu Charny.

Prens bir şey söylemedi.

Saatlerce öylece durdular yan yana. Prensin bu arada yaptığı tek şey gözlerini kapatmak oldu.

Charny sabırla onun ilgisini çekmeye kararlıydı. Sıkıntıdan patladığı halde hiç sesini çıkarmadan oturdu üç saat boyunca ve sonra sessizce kalkıp odadan çıktı. Koridora dönmeden “Bunu her gün yapacağım bilsen iyi olur!” diye hırladı.

Bir hafta boyunca prensin odasına her gün girdi. Kimi zaman yemeğini getirdi, kimi zaman bir şarkı mırıldandı, kimi zaman ise sessizce oturdu. Prens hiç birinde ona karşılık vermedi.

Alim Gameun kızına her gün ne olduğunu sorsa da bir ilerleme kaydedemiyor olmaları canını sıkıyordu. Kendi aile tılsımlarına prensin kızına aşık olması için özel bir esans yaptırmıştı. Bir hafta dolduktan sonra Charny bu kokuyu bolca sürünerek girdi prensin odasına.

Prens bu defa çalışma masasına oturmuş bir şeyler yazıyordu. Bazen böyle sayfalarca yazıyor. Sonra onları buruşturup şömineye atıyordu. Charny odada olduğu süre boyunca kağıtlarda ne yazdığını görecek fırsatı bulamamıştı henüz.

Charny’nin odaya girmesiyle koku da yayıldı içeriye, prens heyecanla kapıya dönüp ayağa kalktı ; “Siniy?”

Charny bu ismi duyunca irkildi ama bozuntuya vermedi, “Benim prensim sizi görmeye geldim!”

Prens Hao kokunun sevdiği kadına ait olduğundan emindi ama karşısında duran alimin kızı Charny’den başkası değildi.

“Özür dilerim sizi başkası sandım!” diyerek yatağına doğru yürüdü prens.

Tam prensi heyecanlandırmayı başarmışken onun yenidne kendine dönmesi Charny’i sinirkendirmişti.

“Bu budala kız prensi bu kadar süredir kendine bağlamak için acaba ne tür bir iksir kullandı?” diye aile tılsımlarını azarladı o akşam.

Tılsım ona bu işin iksirle olmayacağını söylemek isterdi ama baba  kızın ne kadar sabit fikirli ve inatçı olduklarını bildiği için bir şey söylemedi “Sizin için yeni bir tane hazırlacağım ama bir kaç gün sürer!” diyerek yanlarıdan ayrıldı.

Charny tılsımları yeni bir iksir hazırlayana kadar prensin yanına ilk hazırlanan esansı sürerek gitmeye devam etti. Bu kokunun da prens üzerinde bir etkisi olduğunu görebiliyordu. Prens o odaya girdiğinde hareketlenip ona bakıyor, sonra yeniden kendi içine dönüyordu. İki üç gün de böyle geçti.

Kraliçe, kralın oğlunu alimin kızına emanet ettiğini duyunca hemen buna itiraz etmişti. Ancak Kral Laan karısının da ruh halinin iyi olmadığını bildiği için ona halledeceğini söyleyip, tılsımlardan karısını sakinleştirmelerini ve bir süre prensin yanından uzak tutmalarını istemişti. Tılsımların yaptıklarının etkisiyle kraliçe her sabah çok yorgun kalkıyor ve günün neredeyse çoğunu dinlenerek odasında geçiriyordu. Ona Charny’nin prensin odasına girmesinin kral emriyle yasaklandığı söylenmişti. Bu yüzden içi rahattı. Alim bir kaç kez onu ziyaret etmek istemesine rağmen buna kesinlikle izin vermemişti.

Kral karısının aklını kaybedeceğinden korkuyordu. Ülkede dedikodular gerçekten çok büyümüştü. Sarayın ülkenin geleceğini koruyacak gücü kalmadığı konuşuluyordu. Kral soyu bitebilirdi.

Gemiye binmiş olan Tılsım ve çocuklar seyahatin zorluklarına alışmaya çalışıyorlardı. Mavi yüzündeki yaralar yüzünden ona her zaman kullandığını söyledikleri maskeyi hiç çıkarmıyordu. Gerçektende uyandıktan sonra kendi görüntüsünü ilk gördüğünde neredeyse çığlık atacaktı.

“Keşke hafızamla birlikte çirkin yüzüm de silinmiş olsaydı!” diyordu kardeşlerine. İşaret dili ile anlaşmayı büyük ölçüde öğrenmişti yeniden. Artık Lurji ile de sohbet edebiliyorlardı. Lurji gemiden korkmasına ve sürekli midesinin bulanmasına rağmen Mavi ile sohbet edebildiği için mutlu olmuştu. Yoksa bu seyahat gerçekten korkunç bir deneyim olurdu onun için.

Tılsım tıpkı demirci Bleu’nun yaptığı gibi yanlarından ayrılacağı zaman onları Ble’ye emanet ediyordu. Mavi’nin yüzündeki maske gemideki herkesin dikkatini çekmişti. Onun bulaşıcı bir tür deri hastalığı olduğu dedikodusu yayılmıştı. Ellerinde ve kollarındaki yanık izlerini görenler bunun cüzzam olabileceğini söylüyordu. Kimse bu bulaşıcı hastalığın nasıl oluyor da yanındakilere bulaşmadığını düşünmüyordu elbette. Tılsım bu dedikodulardan memnundu . Böylece kimse onların yanına yanaşmıyor daha az risk alıyorlardı.

Bleu ve ailesinin tılsımının peşine düşmek alim Gameun’un çok geç aklına gelmişti. Onu ormanda aratmış ve evini terkedilmiş olarak buldurtmuştu. Ev terkedilmiş gözüküyordu. Muhtemelen ailenin başına gelenlerden sonra o da korkup burayı terketmişti. Yine de onun güçlü bir tılsım olduğunu bilen Gameun bulabilse Hao’yu iyileştirmesi için ondan da yardım isteyecekti. Onun aynı zamanda Bleu’nun dostu olduğunu biliyordu. Geride kalan müstakbel damat için iyilik yapmayı reddetmezdi. Hele ki bu kişi kralın oğluysa. Geri dönme ihtimaline karşılık bir süre Tılsım’ın evini takibe aldırmaya karar verdi.

Charny için hazırlanan yeni tılsım prenste hiç değilse sohbet etme isteği uyandırıyordu. Ancak bahsettiği tek şey Siniy ve onunla yaptıklarıydı. Mavi kelebeği, onun bahçeye gelişini, kitapçıyı ve festivalde geçirdikleri o güzel zamanları defalarca anlatmıştı. Charny kıskançlığından çatlayacak noktaya gelmiş olsa bile sabırla dinliyordu hepsini. Sonunda onu odadan çıkartıp bahçede gezinti yapmaya ikna ettii.

Kral oğlunun sonunda odasından çıktığını duyunca son derece memnun oldu ve alimi çağırtarak ona teşekkürlerini iletti. Kızın gerçekten tılsımlardan bile etkili bir sihir biliyor olmalı alim Gameun. Oğlumu yeniden bahçede görünce gözlerime inanamadım. Kızına benden ne isterse yapacağımı söyleyebilirdin.

(devam edecek)

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s