Ailen kaderindir – Bölüm 14

Rıfat bey bu defa Güray’ı Filiz hanımların ihtiyacı olursa diye orada bırakıp Mersin’e ailesinin yanına dönmüştü. Şimdi bu yeni durumdan Enes’e bahsetmeleri gerekiyordu. Nisa’nın peşinde işleri toparlamaktan son dönemlerde onunla az görüşmüş ve ilgilenememişlerdi. Enes’in bununla ilgili pek şikayeti yoktu. Anne ve babasının yokluğunda dilediği gibi gezip tozmuş, daha rahat etmişti. Bir yandan da ikisinin birden bu kayboluşlarını merak ediyordu. Babasının işleri olmasına alışıktı şehir dışında ama annesi çoğunlukla onunla gitmez, gidecekse de Enes’i de götürürdü.

“Sanırım artık büyüdüğümü düşünüyorlar!” diye ikna etti kendini. İkisi birden olmayınca ona karışacak kimse kalmıyordu gerçekten.

Hasret hanım ve Rıfat bey bir akşam yemeğinde oğullarına konuyu açmaya karar verdiler. Elbette ona gerçekleri anlatacak değillerdi ama önce bir hafta evlerinde misafir edip daha sonra da sık sık görüşecekleri insanlar hakkında bilgi sahibi olması gerekiyordu.

“Nasıl yani bu kadın sizin eski arkadaşınız mı?” dedi tavuğunu yerken merakla.

“Evet Enes’ciğim, aslında kız kardeşi ile daha yakındık ancak o yeni vefat etti. Cenazesine katıldığımızdan sana bahsetmiştim. Biz de bu yanlız kalmış anne kıza sahip çıkalım, hem de dostumuza yeniden kavuşalım dedik. Sen ne dersin?”

Umursamazca omuzunu silkti Enes, “Benim için sorun yok, dost sizin!” dedi.

“Ama tatlım Filiz hanım senin İngilizce öğretmenin olacak bundan sonra, bak sınava girmenize de bir şey kalmadı. Onun kızı Nisa ile de iyi anlaşırsınız diye umuyorum, çünkü evleri yerleşene kadar bir hafta on gün burada bizimle kalacaklar!” diye devam etti Hasret hanım

“Biz de niye kalıyorlar anne ya! Evde yabancıların olması hiç hoş bir fikir değil. Ayrıca bir öğretmenle mi oturacağım ben?”

“Merak etme onlar evlerine taşınmadan derslere başlamazsınız!” diye güldü Rıfat bey oğlunun tepkisine. Bilseydi bir de öz annesi olduğunu.

“Nisa’da çok tatlı bir kız görünce seveceksin, yaşıtsınız hem de!”

“Ya anne bak baştan söyleyeyim ben onun bakıcılığı görevini sakın verme! Benim kendi işlerim var!”

Hasret hanım gülümsedi bu sefer, “Nisa seninle aynı okula gidecek seneye, hiç değilse okulda yardımcı olursun ona herhalde!”

“Bakarız!” diyerek izin istedi Enes ve kalktı masadan.

“En azından ona söyledik!” dedi Rıfat bey. Hasret hanımda başıyla onayladı. Oğullarının gerçek annesiyle tanıştığında nasıl davranacağını merak ediyordu. Birden bire onu çok sever miydi acaba? Hasret hanımdan çok sever miydi ya da zaman geçtikte.

Aynı durum Nisa için de geçerliydi sonra düşündü, “Kafam iyice karıştı benim, saçmalamaya başladım!” dedi kendi kendine ve bu düşünceleri uzaklaştırdı kafasından. Enes Filiz hanıma pek benzemiyordu fiziksel olarak. Hasret hanım Filiz hanımla tanıştıklarından beri oğlunda ondan izler arıyordu ister istemez. Hafif andırıyordu ama buna benzerlik denilemezdi.

“Belki rahmetli babasına benziyordur!” dedi Rıfat bey.

“Ay deme öyle ya! Rahmetli falan, onun  babası sensin!”

“İyi de hayatım gerçek bu ne yazık ki!”

Filiz ve Nisa yeni hayatları için toparlanırken, Rıfat bey ve ailesi de misafirleri için hazırlanıyordu. Evdeki kiracı zaten çıkacaktı, Rıfat bey evin badana edilmesi için ustalar ayarladı. Onlar Nisa’yı uzaktan da olsa bir kez görmüşler ama Filiz oğlunu henüz hiç görmemişti.

Filiz ve Nisa evin kapısını kilitleyip anahtarı emlakçıya bıraktılar. İkisi de evden ayrıldıkları için üzgün değillerdi. Yeni bir hayata el ele adım atacaklardı. Nisa annesinin hayatı boyu hiç bu kadar iyi olduğunu görmediği için çok heyecanlıydı.

“Anne orada da yaz tatili için bir iş bulmama izin vereceksin değil mi?”

“Eğer sen istiyorsan elbette bulabilirsin ama bu ilk yazın olacak belki çevreyi keşfetmek istersin daha çok. Arkadaşlar edinirsin.”

“Keşfetmenin bir yolu zaten çalışmak canım annem! Harçlığımı kazandığım zaman kendimi daha iyi hissediyorum ben! Yaşasın bekle bizi Mersin!”

Nisa ortaokul bittiğinden beri Filiz’in izniyle her yaz tatilinde bir iş bulup çalışmıştı. Bunu paraya ihtiyaçları olduğu için yapmıyordu. İlk yıl en yakın arkadaşı bunu yapmak istediği için ona eşlik etmişti. Sonraki yıllarda ise kendi parasını kazanma duygusundan çok hoşlandığı için kendi istemişti. Bazen tezgahtarlık, bürolarda küçük işler mutlaka bir şeyler çıkıyordu karşısına. Kimse ucuz iş gücüne hayır demiyordu nasılsa.

Ve büyük gün geldi nihayet Nisa ve Filiz gece bindikleri Mersin otobüsünden sabah  yedi gibi indiler. Rıfat bey onları karşılamaya gelmişti. Adamcağız kızıyla ilk kez diyaloğa gireceği için o kadar heyecanlıydı ki eli ayağı birbirine karışıyordu. Filiz onu görünce hemen tanıdı ve  kızını alıp yanına doğru ilerledi. Kızı ilk kez öz babası ile karşılaştığı için o da ne yapacağını bilememişti.

“Nisa’cığım bu sana bahsettiğim Rıfat bey. Rıfat bey bu da kızım Nisa!”

“Hoşgeldin Nisacığım!” dedi Rıfat bey sevgiyle gözünü ondan alamıyordu.  Hasret’in gençliğine nasıl da benziyordu gerçekten.

“Hoşbulduk. Nasılsınız?” dedi Nisa nazik bir ses tonuyla.

“Gayet iyiyiz kızım, günlerdir siz geleceksiniz diye heyecanlıydık sadece. Nasıl geçti yolculuğunuz?”

“İyiydi teşekkür ederiz!”

Yol boyunca Rıfat bey onları konuşturmak için taşınmaları ve gelişleri hakkında bir sürü soru sordu. Kızının onu ilgisiz ve soğuk bir adam olarak tanımasını istemiyordu ama bir yandan da “Acaba çok mu konuşuyorum, heyecanım dilime vurdu galiba!” diye kendi kendine hayıflanıyordu.

Filiz Rıfat beyin heyecanını farketmiş, kendisinin de oğlu ile tanışacağı için saklamaya çalıştığı heyecanı atak yapmıştı. Bu yüzden Rıfat beyin Nisa’yı sürekli lafa tutması işine gelmişti. Camdan yeni yaşamlarını kuracakları bu şehre bakıyor bir yandan da kalbinin çarpıntısını bastırmaya çalışıyordu.

Nisa denizi görünce bir çığlık attı, “Yoksa evimizden deniz gözükecek  mi Rıfat amca?”

“Çok değil ama biraz gözükecek! İnşallah evinizi beğenirsiniz. Ancak evde tadilat sürdüğü için önce bize gideceğiz. Kiracı söylediğinden geç çıkınca yetişmedi kusura bakmayın. Sizi biraz misafir edeceğiz evimizde.”

“Olsun!” dedi Filiz, “Bizim için bu kadar zahmete girdiniz. Hiç kusur olur mu? Değil mi kızım?”

Doğrudan kendi evlerine gidemeyeceklerini öğrenince Nisa biraz şaşırmış ve bozulmuştu ama annesinin neşesini kaçırmamak için sesini çıkarmadı.  Nasılsa eninde sonunda geçeceklerdi evlerine.

“Enes’te evde bu gün! Onunla da iyi anlaşırsınız umarım. Sana biraz etrafı gezdirmek için plan yapmadı bu gün arkadaşlarıyla!” dedi eve yaklaşırken Rıfat bey.

Keşfi de kendi yapmayı planlayan Nisa, “Sağolsun!” dedi mırıldanır gibi. Şimdilik bu insanların misafiri olacaklardı ve onlara ayıp olmasın diye biraz idare edeceklerdi mecburen.

(devam edecek)

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s