Ailen kaderindir – Bölüm 5

Filiz doktorun söylediği gibi sürekli yatıyordu ama yattıkça düşünceler daha çok zihnini dolduruyordu. Mert olmadan bu çocuğu nasıl büyütüp bakacaktı. Her şeyi birlikte planlamışlardı. Onu gönderecekleri okulları bile konuşmuşlardı. Babasını hiç tanıyamayacaktı şimdi. Filiz tek başına ona yetebilecek miydi. Tek başınaydı gerçekten. Hasta bir anne, hasta bir kız kardeşten başka bir şey yoktu elinde artık. Bir çocuk için sağlıklı büyüme ortamı bile değildi ki bu? Başını dayayacak bir omuza, ona yön verecek bir güce ihtiyacı vardı ve çocuğu büyürken daha da olacaktı.

“Dünyada tek başına çocuk büyüten tek anne sen olmayacaksın Filiz! Şimdiden kendini böyle bırakmamalısın!” demişti Gonca bir kez ona düşündüklerini paylaşınca. Evet Gonca’nın duygusuz ve soğuk olduğunu düşünüyorlardı ama belki de kendileri çok duyguluydular. Duygular işin için girmeden daha objektif ve mantıklı bakabiliyordu Gonca çoğu zaman olaylara. Tabi onun da aklının yerinde durduğuna güven olmuyordu.

Filiz’in aklı çok karışıktı artık anne olup olmak istemediğini bile bilmiyordu. Sonra bu düşünceleri etrafındakiler olmasa bile karnındaki bebeğin de duyacağını düşünüp paniğe kapılıyor, eliyle karını okşayarak bunların onu suçu olmadığını söylüyordu.

“Umarım geldiğin dünyayı beğenirsin bebeğim!”

Filiz endişeli ve acı dolu bir yatak süreci ile doğumu beklerken yine bir akşam hepsini telaşe kaptıracak sancılar başlayıverdi. Henüz bebeğin gelmesine vakit vardı ama Gonca bu sancıların iyiye alamet olmadığını ve hastaneye gitmelerini gerektiğini söyledi. Emine hanım kızı için hazırladıkları hastane çantasını hemen kapının önüne çıkardı. Çetin her ihtimale karşı ihtiyaçları olur diye iş için kullandığı büyük arabasını onlara bırakmıştı. Araba yük taşımak için tasarlanmış aynı zamanda binek olarakta kullanılabilen bir modeldi.

Dışarıda üç gündür kesintisiz yağan kar hâlâ devam ediyordu. Emine hanım Gonca’nın arabayla gitmeyi düşündüğünü anlayınca önce itiraz etti.

“Anne ambulans gelene kadar biz zaten yola çıkmış oluruz, merak etme lütfen!” diyerek onu ikna etti ve Filiz’i düşmemesi için iki kolundan tutup arabanın arka koltuğuna oturttular. Emine hanım da kızının yanına oturdu ama yine tansiyonu yükselmeye başladığı için ne yapacağını bilemiyordu.

Gonca hemen direksiyona geçti.

“Gonca sen daha önce bu arabayı kullandı mı?” dedi Filiz inleyerek.

“Öyle olmasa Çetin niye bıraksın bunu hiç kendinize sordunuz mu? Sizin  ehliyetiniz mi var?” dedi Gonca ters ters kontağı çeviriken.

Emine hanım kızına bakıp başını salladı, zaten şimdi tartışacak zaman değildi.

“Ahh!” diye bir çığlık yükseldi Filiz’den. Gonca arabayı ısıtmayı beklemeden hareket etti. Neyseki kar yüzünden hava hâlâ biraz yumuşaktı ve gece ayazı başlamadığı için camlar donmamıştı.

Yine de yerler kaygan olduğu için çok hızlı gidemiyorlardı. Ana caddeye çıktıktan sonra Gonca yollar temiz olduğu için hızlandı ama biraz sonra trafik yeniden sıkıştı. Filiz’den yeniden “Ahh!” diye bir ses yükseldi. Emine hanım çok sık yapmadığı bir şey yapmış kızının elini tutmuştu. Zaten kendini iyi hissetmediği için onu başka nasıl yatıştıracağını bilmiyordu.  Gonca annesinin yüzünden onunda iyi olmadığını anlamıştı ama hem arabayı kullanması gerekiyor hem de ablasını iyice panikletmek istemiyordu.

Trafik o kadar yavaş akıyordu ki hepsinin sinirleri bozulmaya başlamıştı. Yaklaşık yirmi dakika sonra yolu kaza yapan bir ambulansın kapadığını gördüler. Ambulansın arka kapıları açılmıştı.

“İçi boş herhalde” dedi Emine hanım buharlanan camdan bakmaya çalışarak. Gonca ses çıkarmadı. Açılan tek şeritten bir an önce geçmeye odaklanmıştı. Tam sıra onlara geldiğinde polis memuru eliyle durmalarını işaret etti. Gonca acelesi olduğunu belli etmek için dörlülerini yakmış arada bir kornaya basmıştı hafif hafif. Polisin de bu yüzden onları durduğunu sandı. Camı indirip yaklaşan polis memuruna tam açıklama yapacaktı ki.

“Acil bir durum var?” dedi polis memuru arabanın içine bakarak

“Kardeşim doğurmak üzere hastaneye gidiyoruz!” dedi Gonca.

“Harika sizin yanınıza bir hamile daha vereceğiz.” dedikten sonra “Amirim!” diye seslenerek ambulansa doğru yürüdü.

“Amirim hakkınız varmış onlarda hasta taşıyor”

Gonca’ların bir şey demesine fırsat kalmadan Emine hanım öne geçirildi, arkaya bir hamile kadın daha bindirildi ki görünüşe göre onunda Filiz’den bir farkı yoktu. Panik halindeki kocası da tam arkaya karısının yanına binecekti ki Gonca ;

“Siz araç kullanabiliyor musunuz?” diye sordu ona.

Adam karısından gözünü ayıramadan başını salladı.

“Tamam siz buraya gelin aracı kullanın o zaman ben onların yanına geçeyim. Bana güvenin sağlık personeliyim!”

Adam onu sağlık personeli olduğunu duyunca hemen teklifi kabul edip  şoför koltuğuna geçti. Polis yolda onlara geçiş önceliği sağlayarak kaza yerini aşmalarını sağladı. Trafiğin kalanı da çok hızlı akmıyordu kar yüzünden ama en azından beklemiyorlardı şimdi.

“Merak etme Hasret, yetişeceğiz hastaneye!” diyordu adam arada bir arkaya dönüp.

Arabanın arkası geniş olduğundan iki hamileyi de yarı yatar pozisyona getirtmişti Gonca ve sürekli onların nefeslerini kontrol ettirtiyordu.

“Ne yapacaksınız doğuracaklar?” dedi adam telaşla.

“Beyefendi siz yola bakın, ben sağlık personeliyim dedim ya size!” diyerek azarladı Gonca onu kendinden emin bir şekilde.

Emine hanım önde bir yandan ağrıyan başını eliyle ovuyor, bir yandan hastaneye zamanında yetişmek için dualar ediyordu.

İki kadının da çığlıkları öyle sıklaşmıştı ki, Hasret hanımın kocası paniğe kapılmaya başlamıştı. Gonca bir yandan hamilelere, bir yandan ona telkinler veriyordu. Hastaneye varmalarına iki ışık kala ne yazık ki yine bir sıkışıklık başladı. Bir kaza daha olmuştu.

“İkisinin de doğumu başladı yapacak bir şey kalmadı artık!” dedi Gonca kan ter içinde. O da soğukkanlılığını kaybetmiş görünüyordu.

“Ne?” diyerek arkaya döndü Emine hanım ve Hasret hanımın kocası panikle.

“Siz yolu takip edin, ben halledeceğim. Anne çanta kucağında mı?”

Emine hanım telaşla uzattı kucağında sıkı sıkı sarıldığı çantayı kızına.  Gonca parçalar gibi açıp içinden bir bebek battaniyesi çıkardı.

“Bizimki de orada yerde” dedi Hasret beyin kocası titreyen sesiyle.

“Siz buraya bakmayın, yola bakın. Anne sen de!” diye sert bir komut daha verdi Gonca onlara ikisi de önünü döndüler.

“Kızlar canınızın yandığını biliyorum ama biraz daha yanacak ne yazık ki! Bebeklerinizi burada doğurmak zorundasınız. Söz veriyorum ikinize de bebeklerinize de bir şey olmayacak. Sadece bana güvenin!”

Hamile kadınların çığlıkları, Gonca’nın hızlı nefes alış verişleri, Hasret beyin kocasının araba duruken sürekli salladığı dizinin kontaktan sarkan anahtarlığa çarptığında çıkardığı sesin içinde az sonra iki tane bebek çığlığı duyuldu. Gonca her iki bebeği de sarıp sarmalayıp annelerinin kucağına tutuşturdu. Filiz’in de Hasret hanımın da bebekleri tutacak halleri yoktu. İkisi de neredeyse acıdan kendilerinden geçmişlerdi. Arabanın arkası mahvolmuştu. Hasret hanımın kocası hastanenin önüne geldiklerinde hüngür hüngür ağlıyordu.

(devam edecek)

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s