Ailen kaderindir – Bölüm 4

Annesi ve Gonca ile kaldığının üçüncü günü akşamı televizyon seyrederlerken çalmıştı Filiz’in telefonu. “Alo” dedikten sonra karşısındaki bir kaç dakika dinlemiş sonra telefon elinden düşmüş ve koltuğa yığılıp kalmıştı.

Gonca yere düşen telefonu eline alıp yeniden “Alo” dediğinde polis memuru ona her şeyi yeniden anlatmıştı. Mert ve ailesi dönüş yolunda kaza yapmışlar ve hepsi de kaza yerinde hayatlarını kaybetmişlerdi. Ailenin cenazeleri ambulansla yaşadıkları şehire doğru yola çıkmıştı. Şehirdeki hastane morgunda onları teşhis etmesi için Filiz’i çağırıyorlardı.

“Kardeşim hamile gelemez!” dedi Gonca soğukkanlı bir sesle, “Ben gelirim!” ve telefonu kapattı. Emine hanım bir yandan Filiz’i ayıltmaya çalışırken bir yandan konuşurken surat ifadesi bile değişmeyen Gonca’ya bakıyordu “Ne oldu?” der gibi.

“Mert ve ailesi ölmüş” dedi Gonca, “Hastaneye gidip onları teşhis etmem gerek sabah!”

“Ne?” dedi Emine hanım şaşkınlıkla, “Nasıl?”

“Toplu intihar edecek halleri yok herhalde anne!” dedi Gonca ters ters sonra eğilip kardeşinin bileklerini ovmaya başladı, “Kaza geçirmişler! Bence ambulans aramalıyız biz de şimdi!”

Emine hanımın şaşkın bakışlarına aldırmadan Filiz’in telefonuyla ambulansı aradı bu defa. Filiz kendine geldiğinde gece yarısını çoktan geçmişti. Onu hemen bir kadın doğum bölümüne almışlar ve kontrol altında tutuyorlardı. Yaşadığı şokun büyüklüğü her an ona ve bebeğe zarar verebileceği için şimdilik eve gitmesine izin verilmiyordu. Hamile olduğu için de yüksek dozlarda sakinleştirici vermek istemiyorlardı. Emine hanım ve Gonca yanındaydılar. Emine hanım akşamdan beri şoktaydı ve tansiyonu fırlamıştı. Dünürleri ve o iyi damadının öldüğüne inanmak gerçekten çok zordu. Arada bir Gonca’ya gözü takılıyor “Gözleriyle yedi kızkardeşini!” diyordu içinden. Sonra onun da yaşadıklarını hatırlayıp düşündüklerinden vazgeçiyordu. Sonra Filiz’in artık onlarla yaşamak zorunda olacağını düşünüp yeniden seviniyordu kendi kendine. Artık Gonca’ya tek başına katlanması gerekmiyordu. Ayrıca Mert ailenin tek varisi olduğundan bütün mal mülk şimdi kızına kalmıştı. Bu düşünce onu rahatlatınca kendini toparlayıp kızıyla ilgilenmeye başladı yeniden ama yükselen tansiyonu yüzünden kulaklarındaki çınlama bir türlü kesilmiyordu.

Filiz gözlerini açtığında önce yaşadıklarının bir rüya olduğunu sandı, ardından hastanede olduğunu anlayınca elini hemen karnına götürdü.

“Merak etme bebek iyi!” dedi Gonca, “En azından bu işe yarıyorum değil mi?” dedi sonra soğuk soğuk gülerek, “Sağlık çalışanıyım ya yani?” dedi sonra.

Filiz’in onun ne ima ettiğini anlayacak hali yoktu, bebeğin iyi olduğunu duyunca çok mutlu oldu birden. Sonra Mert ve ailesini düşününce ağlamaya başladı yendien.

“Bu nasıl olabilir Gonca?”

“Bu ülkede günde trafik kazalarında kaç kişi ölüyor biliyor musun sen?” dedi Gonca yine duygusuz bir şekilde, “Şimdi hayıflanmayı bırakmazsan karnındaki çocukta o trafiğin kurbanlarından olacak!”

Gonca’nın duygusuzca ama doğru söylediğini düşünüp bir anda sustu Filiz, hem bu acıya katlanıp hem nasıl çocuğunu düşünecekti. Dahası babasız bu çocuğu nasıl büyütecekti. Mert olmadan bir hayat hiç planlamamıştı kendisine. Ayrıca kayınvalidesi ve kayınbabasını da çok sevmişti. Kendi ailesinden görmediği ilgi ve sevgiyi görmüştü onlardan. Tam şimdi hayatlarını ve mutluluklarını bir bebekle taçlandıracakları sırada neler gelmişti başlarına? Hemşire gelip ona bir hap verdi sonra. Yeniden uyandığında ertesi gün öğlen olmuştu. Gonca cenazeleri teşhis etmeye gitmişti. Emine hanımda yorgunluktan koltukta uyumuştu. Onun halini görünce de üzüldü Filiz. Önce kızıyla uğraşmış, sonra kocasını kaybetmiş şimdi de başlarına bu gelmişti. Artık onun da sağlığı bozulmaya başlamış, yaşı ilerlemişti. Yaşlı bir anne, hasta bir kız kardeş ve yeni doğan bir bebekle ne yapacaktı?

Bir türlü stresini azaltamadığı için bir haftadan fazla hastanede kaldı. Cenazeye sadece Gonca katıldı. Mert’in anne ve babasının akraba ve ahbapları katılmıştı defin törenine. Hepsi gelip Gonca’ya başsağlığı dilediler. Gonca kız kardeşi adına da olsa,  taziyeden öteye gitmeyen bu ilgiden memnun kalmıştı. Mert’in teyzesinin evinde okutulan mevlütede katıldı. Sonra hastaneye gelip, Emine hanımı dinlenmesi için eve gönderdi ve geceyi kız kardeşiyle o geçirdi cenaze gecesi. Ona olan biten her şeyi anlatmak istiyordu ama nasıl olmuşsa bu defa ona acımış ve daha fazla üzülmemesi için susmuştu.

Kamil’den kaçıp geldiği zaman da hastanede Filiz beklemişti onun başında. Tüm hırçınlarına rağmen onu sürekli teskin etmişti gerçekten. Kız kardeşinin hakkını vermesi lâzımdı her ihtiyacı olduğunda, her zor durumda herkesten önce o durmuştu yanında. O yüzden şimdi üzerine gitmemeye karar verdi. Eski mücadeleye devam etmesi için iyileşmesini bekleyecekti ama artık onun da kıskanacağı bir kocası kalmamıştı elinde.

O geceden sonra herkesi şaşırtacak bir şekilde Filiz’e iyi davranmaya başladı Gonca. Filiz zaten zor günler geçirdiği için farkında değildi ama Emine hanım Gonca’yı takip ediyordu. Çetin ile arası da düzelmişti bu arada. Filiz’in hayatındaki güzelliklerin kaybolması bir şekilde Gonca’nın daha iyi olmasına neden olmuştu. Acıyı kıskanacak değildi elbette.

Filiz hastaneden evde çıktıktan bir ay sonra kanama ile başlayan düşük tehlikesi olunca doktor onun doğuma kadar yatmasını istemişti. Çalıştı yer de zaten kayınpederinin arkadaşının şirketi olduğu için adamcağız ona süresiz ücretli izin verdirtmişti. Filiz işlerin başına geçemeyeceği için şirketin sorumluluğunu kayınpederi ve kayınvalidesinin kardeşleri devralmıştı. Zaten Filiz’in bir şey görecek hali yoktu. Emine hanım da paragöz gözükmemek için şimdilik kızına bu konulardan bahsetmiyordu. Garip bir şekilde Gonca’da hiç ilgilenmiyordu bu konularla.

Beklenenin tam aksine kız kardeşine bebek gibi bakmaya başlamıştı doktor ayağa kalkmasını yasakladıktan sonra  iş yerinden izin almıştı onunla ilgilenmek için.

“Ben sağlıkçıyım unuttun mu? Sana ve yeğenime benden iyi kimse bakamaz!” demişti gülümseyerek. Emine hanım başta Gonca’ya hiç güvenmediği için bir süre takip etmişti yaptıklarını. Ancak daha sonra Filiz’e gerçekten iyi baktığını görünce o da ikisiyle de ilgilenmeyi kesip özlediği sakin hayatı yaşamaya başlamıştı kendi içinde. Gonca’da hırçınlık yapmadıktan sonra evde bir huzursuzluk olmuyordu zaten. Ancak tansiyon problemi giderek daha zorlayıcı olmaya başladığını hissediyordu.

“Tam rahat edeceğim sıra şimdi bu hastalık çok lazımdı!” diyerek homurdanıyordu kendi kendine yükseldiğinde.

Gonca böyle zamanlarda annesine de bakıyordu şaşırtıcı bir şekilde, ilaçlarını takip ediyor sürekli tansiyonunu kontrol ediyor. Arkadaşları falan ararsa onlara ballandıra ballandıra nasıl fedakar ve cefakar bir şekilde hem annesine hem kız kardeşine baktığını anlatıp, övgüleri dinliyordu. Çetin’de eve gelmeye başlamıştı o kız kardeşinin başından ayrılamadığı için. Gonca’nın bu iyilik sever ve munis hali belli ki onunda çok hoşuna gitmişti. Evin ihtiyaçlarının alınması işine onu koşmaya başlamıştı Gonca. Bir erkek desteği lazımdı elbette bu eve. İşte şimdi Mert gibi olmaya başlamıştı gözünde Çetin.

(devam edecek)

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s