Ailen kaderindir – Bölüm 3

Bu seyahatin ardından dört ay geçtiğinde Filiz hamile olduğunu anladı. Mert ile birlikte neredeyse havalara uçacaklardı. Adet görmeye az da olsa devam ettiği için hamileliğini farketmesi de geç olmuştu.  Doktor bazen böyle şeyler olabildiğini hamileliğin gayet sağlıklı ilerlediğini söylemişti ikisine  de. Emine hanım sürekli Gonca ile uğraştığı için bebek haberi onu mutlu etmişti. En azından torunu sayesinde biraz evden uzaklaşır, daha sevimli bir şeyle beraber olabilirdi. Hoş kendi kızlarına duyamadığı sempatiyi, torununa duyabilecek miydi bilmiyordu.

Mert’in ailesi de bu habere çok sevinmişti, torunları için hemen hazırlıklara başladılar. Mert’in babasının şirketindeki görevi de oldukça başarılı gidiyordu. Selami bey oğluna şirketi bırakmak için ona tüm detayları öğretiyor, tüm seyahatlerde de yanında onu götürüyordu. Filiz’in hamileliğini öğrendiklerinde de böyle bir seyahat dönemiydi şirket için.

“Karın doğurmadan buralara gel de sonra bebekle ilgilenmek için karının yanında kalman gerekecek bir süre!” demişti Mert’e.

Hamileliği de sorunsuz geçtiği için Filiz açısından kocasının seyahatlere gitmesi sorun olmuyordu. O da annesinin bunaldığını bildiği için gidip onların yanında kalıyordu böyle zamanlarda.

Mert’in annesinin kendi memleketinde babadan kalma büyük bir arsası vardı. Geçen yıllarda turistik bölgeye yakın olduğu için bu arsaya çok talip çıkmıştı ama o satmak istememişti. Yaşayan tek evlat olduğu için de arsanın tamamı onun üzerineydi. Torunun geldiğini öğrenince o arsayı torununa vermeye karar verdi. Ancak daha önce Mert’de annesinin memleketini hiç görmediği için onun  da görüp kararını onaylamasını istiyordu. Selami beyin de o tarafa bir seyahat planladığını düşününce oğlu ve kocasıyla bu iş seyahatine katılıp arsayı kendisi de yeniden görmeye karar verdi. Eğer Mert arsayı beğenmezse, o zaman satıp parasını torununun adına açacağı hesaba yatıracaktı.

Hamileliğin henüz altıncı ayındayken bu seyahati gerçekleştirmeye karar verdiler. Aslında Mert karısının da onlarla gelmesini istiyordu ama doktoru artık altıncı ayın sonuna doğru bu kadar uzun yola gitmesinin iyi onu çok yoracağını söylediği için ısrar edemedi. O annesi ve babası ile yola çıkacak. Babasının ayarladığı toplantıya katılacaklar ardından annesinin memleketine gidip bir kaç  gün orada kalacaklar ve sonra hemen döneceklerdi. Filiz’de bu arada annesinin evine gidecekti. Çünkü Mert onun evde tek başına kalmasını istemiyordu. Karısının üzerine titreyen bir kocaydı gerçekten.

Bu arada Gonca’da kendi arkadaş grubundan bir adamla görüşmeye başlamıştı. Daha doğrusu adam bunu evlenmeden önce takip ediyor ve beğeniyor olduğunu söylemiş peşini bırakmamıştı. Başına gelenlerden sonra beğenilmek elbette Gonca’nın hoşuna gitmiş ancak bir yandan da yaşadıklarını unutamadığı için ara ara adama soğuk davranmaya başlamıştı. Böyle bir ileri bir  geri ilişki öncesi bir arkadaşlıkları vardı. Filiz’in eşinin bu kadar ilgili olması Gonca’yı çok rahatsız ettiği için adamdan da aynı ilgiyi bekliyordu. Aslında Çetin Mert kadar olmasa da ilgisiz bir adam değildi ama Gonca’nın ruh halleri hakkında henüz bir fikri olmadığı için  bir şey yapıp onu üzdüğünü düşünüyordu bu uzaklaşmalarda.

Mert karısını annesinin evine bıraktı ve Emine hanım ve onunla vedalaşarak ailesi ile birlikte yola çıktı sonunda. Emine hanım kızının geldiği zamanlara seviniyordu çünkü Gonca ile aynı evin içinde yanlız olmak gerçekten zordu. Şu Çetin denilen adam çıktığından beri annesine daha az sarmaya başlamıştı ama onda da iniş çıkışlar yaşadığı için ne zaman ne yapacağı, neye alınıp, kızacağı pek belli olmuyordu.

Nasıl oluyorsa bu dengesizlikleri iş yerinde hiç sorun olmuyordu. Emine hanım bu yüzden bazen onun rol yaptığını düşünmeye başlamıştı. Sırf Filiz’i kıskandığı için hastalığı çoğalmış gibi yapıyor olabilirdi. Çünkü hastaların olduğu bir yerde bu dengesizlikle onu çoktan kapının önüne koymaları gerekirdi.  Oysa iki yıla yakın süredir gayet sorunsuz çalışmaya devam ediyor hatta orada sevilen biri olduğunu anlatıyordu. Tabi bu anlatış bir ailesinin onun kıymetini bilip anlayamadığı yönündeydi. İş yerindekiler onun kıymetini biliyorlardı. Emine hanım artık sabrı yetmediği ve kolayca tansiyonu yükseldiği için kızının söylediklerini duymaza gelmeye öğrenmişti ama sürekli tetikte olmakta onun yaşlı kalbini yoruyordu. Şu Çetin denilen adamla iş yerindekiler gibi iyi anlaşıp evlense en çok o sevinecekti. Hiç değilse ömrünün son günlerinde sakin ve özgür bir hayatı olacaktı. Ne yazık ki ailesi ile ilişkileri gibi onunla olan ilişkisi de dalgalıydı. Doktor duygusal bağ kurduğu kişilerle problemi olduğunu söylemişti. İş yerindeki insanlarla bu bağa sahip değildi. Hayatı boyunca duygusal olarak bağlandığı kişilerden beklediğini bulamadığı için böyle bir savunma mekanizması geliştirmişti. Kızkardeşi hariç, aslında değer verdiği kişilere hırçınlık yapıyordu. Sevilmek istiyordu çünkü. O kişilerin hayatındaki en değerli olmak istiyordu ama bu da normal bir beklenti değildi. Mert’in kız kardeşine davranışını bu yüzden kıskanıyordu. Filiz hep ondan değerli olmuştu, hem ailesinin gözünde, hem kocasının gözünde. Oysa Gonca ailesi tarafından da hep suçlanmış, sevip kaçtığı adam tarafından da korkunç bir  duygusal ve fiziksel şiddete maruz kalmıştı. Tüm bunlar onun Filiz’e karşı duyduğu öfkenin altında yatan nedenlerdi. Onu sevmiyordu. Bir tek ona yaptığı hırçınlıkların altında sevgi yoktu yani. Neredeyse nefret vardı.

Doktorun bu açıklamaları Emine hanımın kızına davranışlarında ya da bakış açısında bir değişikliğe neden olmamıştı. Ona göre rol yapıyordu Gonca. İş yerinde kendini kontrol edebiliyorsa pekala ailesine karşı da edebilirdi. Onlara eziyet olsun diye mahsus deli numarası yapıyordu düpedüz. O da ona ilgi göstermeyerek aklınca bu yöntemin işe yaramayacağını göstermeye çalışıyordu ama ne  yazık ki pek düşündüğü sonucu alamıyordu. Nasıla bir gün öğrenecekti Gonca’da o yüzden onun da geri adım atmaya hiç niyeti yoktu.

Filiz’in gelip onlarda kaldığı dönemler Gonca’nın hırçınlıkları da tavan yapıyordu ama zavallı Filiz o yokken de hep böyle olduğunu sandığı için aradaki farkı göremiyordu. Emine hanımda Filiz Gonca hırçınlaşıyor diye gelmekten vazgeçerse diye kızına herhangi bir uyarıda bulunmuyor, tam tersi sanki hep böyleymiş gibi yanstıyordu. Aksi durumda sürekli Gonca ile başbaşa kalması gerekecekti çünkü. Filiz’in arada bir gelişi ile Gonca’nın dikkati kız kardeşine kaydığından o da rahat ediyordu kendince. Rahmetli Dursun bey gibi Gonca’yı kenara çekip telkinde bulunmak gibi bir adeti yoktu. İki kardeş artık yetişkin olmuşlardı ona göre ve kendi aralarındaki sorunları da kendileri çözebilirlerdi.

Filiz ancak çok çok yıllar sonra annesinin ruh halininde aslında hiç sağlıklı olmadığını anlayacaktı ama o yıllarda ne  yazık ki bunun farkına varamamıştı.

(devam edecek)

 

 

 

 

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s