Ailen kaderindir – Bölüm 2

Dursun bey elalemin yanında kızı ile tartışmaya girmek istemediği için “Bir an önce nikahları kıyılsın, biz bunu isteme saydık!” dedi gergin bir sesle ve kalkıp geri gelindi. Elbette Gonca onlarla gelmedi. Kamil’in anne ve babasından hiç hoşlanmamışlar, onlarda Emine hanım ve Dursun beyden hiç hoşlanmadıklarını belli etmişlerdi.

“Aptal bu kız çekeceği var bu aileden, kaş göz ettim ama yanıma bile gelmedi!” dedi geri dönerlerken Emine hanım.

Filiz bir hışımla kardeşini almaya diye gittiklerini sandığı için bu şekilde geri gelmelerine, hele ki Gonca’nın sanki kırk yıldır o ailenin parçasıymış gibi onlara sokulup kendi ailesinin yüzüne bakmamasına bir anlam verememişti. Çoğu zaman kardeşinin yaptıklarına  bir anlam veremezdi ama bu defaki gerçekten  tuhaftı.

Kamil’in ailesi olayın ani geliştiğini ve şimdi ayrı ev tutup, düğün yapacak güçleri olmadığını söyleyerek sadece bir nikah yaptı. Nikahta Gonca’ya beyaz bir elbise giydirmişlerdi. Emine hanım öncesinde kızına gelinliğini onların alabileceğini söylemeye çalıştıysa da, Gonca hiç dinlemedi annesini.

Daha eşe dosta kızlarının böyle berbat bir evlilik yapıp, neredeyse onları bile takmadan nikah yaptığını nasıl söyleyeceğiz diye düşünürken, Gonca bir akşam çıka geldi eve. Burnundan kanlar fışkırıyordu. Gözünün biri morarmış ve kapanmıştı. Vücudu morluk ve çizik içindeydi. Emine hanım kızının halini görünce neredeyse düşüp bayılacaktı. Normal şartlarda ne olursa olsun kanepeden poposunu kaldırmayan Dursun bey bile panikle kapıya fırlayıp kızını tuttu düşmesin diye.

Kamil ilk günden başlayarak kızı hırpalamaya başlamıştı. Anne ve babası da karı kocanın arasına girilmez diye odadan gelen bağırış çağırışları duymaza geliyordu. Nikahın yapıldığı günden başlayarak Kamil için her şey sorun olmaya başlamıştı. Evden çıkmasını yasaklamıştı önce, sonra odaya kilitlemişti bir kaç kez. Geceleri hayvan gibi saldırmıştı üzerine. Gonca ağlamaktan olanları anlatamıyordu çoğu zaman. Uzunca bir süre hastanede yattı. Kaburgalarında da bir kırık olduğu ortaya çıktı.

Dursun bey kızını hastaneye yatırır yatırırmaz polise şikayetçi oldu. Kamil’i hemen içeri aldılar. Boşanmaları için de bir avukat tutulup, hastaneden alınan darp raporuyla en hızlı boşanma için başvuruda bulunuldu. Kamil’in ailesi gevşek gevşek “Kızınız kendi kaçtı oğlumuza, bizim bir suçumuz yok!” deyip sıyrıldı işin içinden. Gonca da kaçıp nikahlandığında on sekiz yaşından büyüktü. Dolayısıyla Kamil sadece karısını darp etmekten ceza alacaktı.

Bu süreç içinde Dursun bey bir kez kalp spazmı geçirdi. Emine hanım kocasıyla uğraşırken, kardeşinin yanına hep Filiz gidip geldi. Uyanık olduğu dönemler daha Filiz’i görür görmez bağırmaya başlıyordu Gonca. Sonra onun sakin telkinleriyle susuyor. Onunla hiç konuşmadan öylece yatıyordu hastane yatağında.

Doktorlar yaşadıkları yüzünden çok ağır bir travma geçiriyor olduğunu söylediler. Bir süre bir klinikte tedavi görmesinde fayda vardı. Evde kontrol edebilecekleri bir aşamada değildi hastalığı. Eğer düşünürlerse şehirde bu işte oldukça ün yapmış bir klinik tavsiyeleri vardı.

Emine hanım ve Dursun bey doktorları dinledikten ve Gonca’nın tuhaf konuşma ve davranışlarını gördükten sonra onu kliniğe götürdüler. İki yıla yakın orada yatılı tedavi gördü. O arada Dursun bey ağır bir kriz daha geçirdi ve kalbine üç tane stand birden takıldı. Emine hanımın da tansiyonu sürekli fırlıyordu artık. Doktorlar Gonca’nın tam olarak düzelmesinin zor olduğunu ancak hayatını topluma karışarak devam ettirmesinin mümkün olduğunu söylediler. Elbette ilaçlarını ömür boyu düzenli kullanırsa.

İkinci yılın sonunda Gonca eve döndüğünde Filiz üniversite üçüncü sınıfa geçmiş, okulda tanıştığı bir çocukla da kendi aralarında söz yüzüğü takmıştı. Eve dönüp kız kardeşinin bir sevgilisi olduğunu ve parmağında onun yüzüğü oldığunu gören Gonca bir ay kadar kardeşine sürekli hırçınlık yaptı. Onun kendisi ile uğraşmasına zaten alışık olan Filiz hastalığı olduğunu da düşünerek hiç karşılık vermeden idare etti durumu. Bir ay sonra Gonca’nın tavırlarında da yumuşamalar oldu. Liseden sonra okumayı reddettiği için Filiz okula gittiğinde o da evde annesiyle vakit geçirdi önce bir süre. Sonra eski arkadaşlarının bulduğu bir sekreterlik işine girdi. Doktor onun çalışabileceğini söylemişti zaten. Dursun bey ve Emine hanım onun en azından bir işe girip oyalanmasına memnun olmuşlardı. Orada bir iki ay çalıştıktan sonra bir sağlık merkezinde işe girdi. Merkezde göreve başlaması için önden iki üç aylık bir eğitime tabi tuttular. Buradaki görevi hasta bakıcılık benzeri bir işti.

Böylece aradan iki yıl çabucak geçiverdi ve Filiz üniversiteyi bitirip sevdiği çocukla evlendi. Mert gerçekten çok  iyi bir çocuktu. Mezun olur olmaz babasının şirketinde işe girmişti. Filiz’i de orada işe sokmak istiyordu ama Filiz ikisinin aynı yerde çalışmasının doğru olmayacağını düşünüp kabul etmemişti. Bu defa da kayınpederi bir arkadaşının şirketinde ona iş verdirmişti. Filiz’in evlenip mutlu bir yuva kurması Gonca’da yine gözle görülür bir gerginlik yarattı ve yine bir iki ay içinde sönüp gitti.

Filiz’in evlenmesinin ardından altı ay sonra Dursun bey son bir kriz daha geçirerek vefat etti. Kızını evlendirmenin sevincini yaşarken eşinin kaybı ile sarsılan Emine hanım Gonca ile başbaşa kaldığı için de biraz gerilmişti. Dursun beye bir aşkı yoktu evet ama Gonca hastaneden çıkıp eve geldiğinden beri de onunla tek başına kalmaktan pek haz etmiyordu. Dursun bey kızının başına gelenlere çok üzüldüğü için daha çok o vakit geçiriyordu Gonca’yla. Gergin olduğu zamanlarda konuşup sakinleştiriyordu. Filiz’de evlenmeden önce kardeşini yatıştırmayı deniyordu ama Gonca onunla konuşunca daha da deliriyordu. Şimdi ikisi de evde olmayınca Gonca’yı hep onun takip etmesi gerekiyordu. Kocasının öldüğünden çok buna üzülüyordu içinden.

Ne kocasını, ne evliliği, ne de kızlarını çokça sevememişti zaten hayatı boyunca. Her şeyi bir mecburiyet gibi yaşamıştı ta başından. Severek evlenmiş olsa çocuklarını şimdi olduğundan daha fazla sever miydi merak ederdi ara ara. Gonca’nın da düzgün biriyle evlenip kendi hayatını kurmasını istiyordu bu yüzden ama onun başına gelenler ve sonrasında gelişen ruh hali yüzünden pek kısmeti olacağını sanmıyordu. Ne kadar normal gibi görünüp topluma karışsa da, uzun zaman geçirenler onda bir tuhaflık olduğunu anlıyorlardı. Kimseye zararı olmadığı için işyerinde de fazla umursamıyorlardı.

Filiz babasının kaybına çok üzülmüştü, Mert karısını sürekli teselli etti ve bir kaç sonra onun toparlanabilmesi için karısını alıp uzun bir seyahate götürdü. Filiz’in kocasının bu kadar iyi ve düşünceli olması da Gonca’nın sinirine dokunuyordu. Bir araya geldiklerinde sürekli eniştesine laf iteliyordu. Ancak Mert onun hasta olduğunu bildiği için gülüp geçiyordu sözlerine ve karısının hatırı için idare ediyordu.

(devam edecek)

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s