Ailen kaderindir – Bölüm 1

Emine hanım ve Dursun bey görücü usulü ile evlenmişler, ömürlerini birlikte tüketseler de öyle aralarında yoğun duygusal bağlar kurmamışlardı. Emine hanım babasının zoru ile evlendirildiğinde zaten on sekizini yeni doldurmuştu. Dursun bey de askerden gelmiş ve yeni işe başlamıştı. Daha askerden döner dönmez apar topar kız istemeye götürülmüş, fikri bile sorulmadan da Emine hanım ile nişanı takılmıştı. İkisi de öyle huyları çekilmez insanlar değillerdi. Kendi hallerinde, sessiz ve uyumluydular ama yan yana geldiklerinde aralarında duygusal bir bağ oluşmadığı için eğreti duruyor gibiydiler. Bu yaşama mecbur edildikleri sanki duruşları, yüzleri, bedenlerinin her hareketiyle hissediliyordu.

Evlendiklerinin birinin yılında Gonca ve Filiz adını verdikleri ikiz kızları olmuştu. Evlilik hayatına ve kocasına bir türlü alışamayan Emine hanım üzerine bir de ikiz bebekler gelince kendini iyice kötü hissetmiş, ne kızlarına ne de çocuklarına sevgi dolu bir insan modeli olamamıştı. Görevlerine yetişen, yüzü pek gülmeyen, yine de her birinin işini eksiksiz tamamlayan bir hizmetkar modeli çizmiş, Çoğu zamanda bu modeli yaşamaktan duyduğu mutsuzluğu söz ve davranışları ile belli etmişti.

Dursun bey karısının bu soğuk halleri yüzünden çocuklar doğduktan sonra bile, uzun mesaili işler tercih etmiş ya da arkadaşları ile sık sık buluşmalara gitmişti. Kızlar beş yaşına geldiklerinde masrafların arttığını bahane ederek başka bir şehirde bulduğu işe gitmekten de çekinmemişti.

Emine hanım bir yandan zaten çocuklar ve ev için pek bir faydası olmayan kocasının bir de ayak altında dolaşmasından kurtulduğuna sevinirken, öte yandan da onu iki çocukla bırakıp gidecek kadar sorumsuz olmasına da bozulmuştu. Kocası hakkındaki olumsuz düşüncelerini kızların yanında yüksek sesle söylemekten de çekinen bir kadın değildi. Filiz annesinin bu sinirli ve mutsuz durumuna üzüldüğü için her zaman ona sarılıp teselliye uğraşırken, Gonca oralı bile olmazdı.  Filiz’in annesi ve kız kardeşine sevgi dolu yaklaşımları ne yazık ki ikisi tarafından da fazla duygusal bulunduğu için bir etki yaratmıyordu. Kızcağız ise bunun farkında bile olmadığından elinden geldiğince ikisinin hayatına da gülümseme ve mutluluk katmak için çaba göstermeye devam ediyordu. Kızlar on sekiz yaşlarına geldiklerinde Dursun bey artık yaşlandığı  için emekli olup eve geri döndü. Bunca zaman sonra karısınn davranışlarında da biraz yumuşama olacağını tahmin ediyordu. Elbette şehir dışında çalıştığı süre boyunda iki üç ayda bir gelip bir kaç gün kalıp gitmişti ama onlarla uzun süre vakit geçirmemişti.

Babalarının bu uzaklığı kızlarda da bir boşluk yaratmamıştı çünkü Dursun bey de eşi gibi öyle sevgisini gösteren bir adam değildi.

Dursun beyin yeniden eve dönmesinin ardından Gonca’ya bir görücü olduğu haberi geldi. Apartman komşularının bir ahbabı, ziyarete geldiğinde onu görmüş çokta beğenmişti.  Bekar oğlu olan eltisini arayıp kızdan bahsetmiş, o da gidip isteyelim o zaman demişti. Haber Emine hanımlara geldiğinde Gonca “Benim sevdiğim var!” deyiverince komşuya kızın gönlünün başkasında olduğu haberi verilmiş ve kızlarının seçtiği damat adayının kim olduğu konusuna ilgi göstrilmişti.

Gonca, Filiz’e göre daha başına buyruk bir kız olduğundan arkadaş çevresinden bir çocukla çıkmaya başlamıştı. Yaklaşık bir yıldır beraberlerdi. Lise henüz bitmiş ama Gonca okumaya devam etmeyeceğini annesine açık açık bildirmişti. Kamil yukarı mahallede oturuyordu. Çok yakışıklıydı ve bütün kızlar peşindeydi. O ise onlara bakmayıp Gonca’yı tercih etmiş, ona hayatının kadını olduğu hikayeleri anlatmıştı.

Dursun bey oğlanı biraz araştırınca serserinin teki olduğunu öğrendi ve karşı çıktı. Emine hanım da kızının malı mülkü olmayan bir serseri ile evlenmesine karşıydı.

“Keşke şu dünürcüleri geri çevirmeseydik!” diye hayıflanmaya başladı Gonca’nın seviyorum dediği çocuğun ipe sapa gelmez biri olduğunu anlayınca, “Hiç değise onun zengin olduğunu biliyorduk!”

“Aman anne her şey para mı sanki?” dedi Gonca sinirle, “Filiz birini bulmuş olsaydı eminim ikiniz de ikiletmedne kabul ederdiniz.”

“Filiz senin gibi aklı bir karış hava da olmadığı için bu yaşta sokak serserilerinden koca olmayacağını biliyor neyse ki!” dedi Emine hanım kızına ters ters.

Filiz küçüklüklerinden beri daima onunla yarış halinde olan kardeşinin konuyu yine kendine getirdiğini duyunca hiç sesini çıkarmadı. Emine hanım da Filiz’i koruyan cümleler kurunca, Gonca hırsla içeri gidip kapıyı arkasından hızlıca kapattı.

“Sizin için varsa yoksa Filiz zaten! Beni de biraz olsun takdir etmiş olsaydınız belki ben de onun gibi aklı selim biri olabilirdim!” ded hırsla çantasına kıyafetlerini doldururken. O akşam odasından hiç dışarı çıkmadı. Filiz’in ekmeğin arasına koyup ona getirdiği köfteli sandviçi de elinin tersiyle itti. Filiz kardeşinin bir kez inatlaştı mı kolay sakinleşmediğini bildiği için  bir şey söylemeden pijamalarını giydi ve ranzanın üst katındaki yerine çıkıp uyudu.

Ertesi sabah kalktıklarında Gonca evde yoktu. Filiz uyandığında onu yatağında göremeyince erken kalkıp içeri geçtiğini düşündü. Mutfakta annesinden başka kimse yoktu, Dursun bey de salonda sabah haberlerini seyrediyordu. Onlara Gonca’yı görüp görmediklerini sordu. İkisi de görmemişti.

“Bakkala falan gitmiş olmasın?” dedi Dursun bey kumanda ile seyrettiği kanalı değiştirirken, sabahtan beri iç sıkıcı haberler izlemekten bunalmıştı.

“Yok baba, Gonca öldürsek gitmez ki bakkala!”

“Telefonunda ara bakayım!” dedi Emine hanım kızına.

Telefon çaldığı halde açılmadı. Biraz sonra Gonca’dan bir mesaj geldi.

“Ben sevdiğim çocukla evleneceğim! Siz isteseniz de istemesiniz de!”

Filiz yüksek sesle mesajı okuyunca Dursun bey ve Emine hanım küplere bindiler.

“Ne hali varsa görsün o zaman!” dedi Dursun bey sinirle.

Emine hanım kızgın kızgın kocasına bakıp, Filiz’e içeri odaya gelmesini işaret etti.

Anne kız Dursun beyin sesi duymayacağı dip odaya gittiler, “Ara bakayım şunu bir daha!” dedi Emine hanım.

Filiz numarayı yeniden çevirdi. Gonca bu kez açtı telefonu, Filiz’de annesine uzattı.

“Kızım başına bir iş gelecek nereye gittin sen?” dedi Emine hanım önce sakin bir sesle.

“Anne ben Kamil’i seviyorum onunla evleneceğim! Kaçtık biz!”

“Ne demek kaçtık, bak başınıza bir iş açılmadan dönüp gelin, ben babanla konuşur ikna ederim!”

“Hayır o ikna olmaz!” dedi Gonca inatla.

“Gonca beni delirtme çabuk eve dön!” dedi Emine hanım bu kez öfkeyle.

Gonca telefonu kapattı annesinin yüzüne.

“Arama bir daha bu salağı, oğlanın ailesi nerede oturuyor biliyor musun?” dedi Filiz’e bakıp öfkeyle.

Filiz başını salladı. Kız kardeşinin çıktığı çocukla tanışmıştı elbette. Yeniden salona döndüler ve Dursun beyi de alıp oğlanın evine gittiler.

Gonca ve Kamil oradaydılar.

“Zaten iki salak beş parasız başka nerede olacaklar?” dedi Emine hanım dişlerinin arasından.

(devam edecek)

 

 

 

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s