İnsanın “Aşk” Hali – Bölüm 9

Sinem Taner ile konuşup ayrıldıktan sonra Nedim bey Taner’in peşinden yürümeye başladı. İkisi de Sinem evden çıktıktan sonra Nedim beyin onları uzaktan izledğini farketmemişlerdi. Aslında Nedim beyin kızını takip etmek gibi bir niyeti yoktu, Gülizar hanım ondan çöpü çıkarmasını isteyince Sinem’in hemen arkasından çıkmıştı. Kızının hızlı hızlı yürüdüğünü görünce çöpü bırakmış sonra onun bir adamla konuşmaya başladığını görünce de durup izlemeye başlamıştı. Biraz dikkatli bakınca adamın Taner olduğunu anlamış onların görmeyeceği bir yere geçip izlemeye devam etmişti. İkisinin birbirine nasıl aşkla baktıklarını, konuşurken birbirlerine dokunmadıklarını ancak bunu istediklerinin belli olduğunu ve sonunda ikisinin de çok üzgün bir şekilde ayrıldığını görmüştü. Gülizar hanımı arayıp çok yediği için markete kadar yürüyüp bir soda alacağını söyleyip, Taner’in peşine takılmıştı.

Taner ardından adının söylendiğini duyunca durup bakmış, geçen gün eczanede kahve içen adamı görünce gülümsemeye çalışarak eliyle önce göz yaşlarını silmiş, sonrada cebinden çıkardığı mendiller yüzünü temizlemeye çalışmıştı.

“Hayırdır bir sorun mu var?” dedi Nedim bey onun ağladığını görünce.

“Hayır efendim insanın bazen aklına üzücü şeyler geliyor”

“Demin giden genç hanımla konuştuğunu gördüm, sevgilin mi?”

“Hayır efendim ama hayatımda en çok sevdiğim kişi.”

“Neden sevgilin değil o zaman”

“Uzun hikaye sizi sıkmayayım şimdi. Bana söyleyeceğiniz bir şey mi vardı?”

“Ben evde sıkıldım dolaşmaya çıktım zaten, gel sana şu kafede bir çay ısmarlayayım da anlat bana derdini”

Taner onunla ilgilenen bu yaşlı adama tuhaf bir sempati duymuştu ilk gördüğü günden beri. Zaten konuşmaya ihtiyacı vardı. Bir yabancı ile konuşmak insana her zaman iyi gelirdi. Teklifi kabul etti ve beraber kafeye girdiler

Taner başından sonuna dek olan her şeyi tek tek anlattı Nedim beye. Nedim bey onun yüzünde ve sesinde kızına olan aşkını görebiliyordu.

“O gün ezcanede kızın olduğunu söylemiştin, Bu senin kızının başına gelse ne yapardın peki?” dedi ona bakarak. Taner’e içi ısınmıştı onun da dinlerken. Efe’nin sesinde olmayan o sevgi tınısı vardı bu çocuğun sesinde. Üstelik açık yürekliyde. Hikayeyi anlatırken hep Sinem’i savunmuştu, hatta Efe’yi bile. Kendini suçlamıştı daha çok.

“Bu benim kızımın başına gelseydi, ona yüreğinin sesini dinlemesini söylerdim efendim. Çünkü aşk kolay bulunan bir şey değil biliyorsunuz. Evet benim daha önce başımdan bir evlilik geçmesi bir kızım olması dezavantaj gibi görünüyor olabilir ama inanın eğer Sinem beni seçebilse çok çok mutlu ederdim onu. Ayrıca kızımla da tanıştılar daha önce. Kızım da onu çok seviyor.”

“Peki kızının başkasının çocuğuna annelik  yapmasını ister miydin? Yani delikanlının kızını kendi çocuğuna bakması için istediği aklına gelmez miydi?”

Durdu Taner düşündü, “Doğru söylüyorsunuz gelirdi. Sizce Sinem’in babası böyle mi düşünüyor şimdi benim için. O yüzden mi istemiyor.”

“Bence öyle!” dedi Nedim bey kendinden emin bir şekilde.

“Peki ben bunu ona nasıl ispatlayabilirim ki? Kızımdan asla ayrılamam ama Sinem’den de vazgeçemem ki!”

“Belki onunla dürüstçe konuşsan işe yarar delikanlı!”

“Çok istiyorum ama Sinem’in onayı olmadan onun hayatına Efe’nin yaptığı gibi böyle müdahale edemem. Onu seviyorum hem de çok ama saygı da duyuyorum”

Nedim bey beğenmişti Taner’in cevabını bir şey söylemedi.

“Haydi bakalım o zaman git de kızın babasıyla konuş bence!” dedi Taner’e gülümseyerek.

“Emin misiniz bu doğru bir şey değil inanın bana. Sinem’e arayıp haber vermem gerekmez mi? Şimdi babası iyice kızarsa kızcağızın hayatını daha da mahvetmiş olacağım yaptıklarım yetmezmiş gibi”

“O zaman ona sormak lâzım”

“Arayıp sorayım mı? Arkadaşlarıyla dışarı çıkacağını söylemişti. Radyodaki kızlardan birinin doğrum günüymüş” dedi Taner heyecanla, dili dolaşmıştı bunları söylerken.

“Anlaşılan sen konuşamayacaksın” dedi Nedim bey gülerek, cebinden telefonunu çıkarıp Sinem’in numarasını çevirdi.

Taner onun başka birini aradığını sanarak fikri kendi içinde değerlendirmeye devam ediyordu heyecanla.

“Sinem kızım, eğlencen kaç gibi bitecek?” dedi otoriter bir şekilde.

Babasının gereksiz bir otorite yaratmaya başladığını düşünen Sinem, arkadaşlarının yanından uzaklaşıp yanıtladı bu soruyu.

“Baba geleli henüz iki saat oldu, geç kalmam.”

“Bir misafir gelecekmiş evde olsan iyi olur”

Taner Sinem’in adını duyduğundan beri şoka girmiş bir şekilde bakıyordu Nedim beyin suratına.

“Kim gelecekmiş baba? Lütfen Efe’yi çağırdım deme bana!” dedi Sinem ters ters. Babasının onu Efe ile görüştürmek için saçma bir plan yaptığını düşünmüştü doğrudan.

“Hayır Efe değil, vereyim de kendi söylesin kim olduğunu!” diyerek telefonu Taner’e uzattı Nedim bey. Taner’in telefona uzanan elinin tereddütle titrediğini görünce gülümsedi.

“Sinem?” dedi Taner aynı tedirginlikteki sesiyle.

“Taner? Ne oluyor orada? Yoksa babamla mı berabersin sen?”

Nedim bey telefonu aldı Taner’in elinden, “Seni evde bekliyoruz!” diyerek kapattı.

“Haydi kalk bakalım o gelene kadar biz de birer çay içeriz” dedi Taner’e bakarak.

“Efendim ben? Ne diyeceğimi bilemiyorum. Şimdi siz bana kızmadınız mı?”

“Gel oğlum gel! Gülizar hanım da seni çok merak ediyordu Evde konuşuruz!” diyerek onu alıp eve götürdü.

Gülizar hanım kapıyı açıpta kocası ona yanındaki delikanlıyı tanıtınca şaşkınlıktan neredeyse küçük dilini yutacaktı. Sinem telefon kapandıktan sonra bir dakika boyunca telefona bakarak neler olduğunu anlamaya çalıştı önce. Sonra çığlık çığlığa Derya’yanın yanına gidip eve gitmesi gerektiğini söyledi. Derya Sinem’i böyle telaşlı görüp ev lafını duyunca anne veya babasına bir şey olduğunu sanıp panikledi ama sonra Sinem hızlıca Taner’in babasıyla olduğunu söyleyip, onu da merak içinde bırakarak taksiyle eve döndü.

Eve döndüğünde Taner ile Nedim bey karşılıklı geçmiş tavla oynuyorlardı. Gülizar hanımda yanlarında örgüsünü örüyordu. .

Sinem salonun kapısında durup onlara baktı “Baba?” dedi şaşkınlıkla.

“Biz bu delikanlı ile bir anlaşma yaptık, seni üzecek olursa karşısında beni bulacak. Gözünün yaşına bakmam. Bir an önce evlenin uzatmayın. Yarın akşam da müstakbel torunumuzu getirip tanıştıracak bizimle. Gülizar hanım ona yaş pasta yapmayı planlıyor”

“Anne?” dedi gözleri dolu ve şaşkın bir şekilde Sinem

Gülizar hanım mutlulukla başını salladı. Sinem önce babasına, sonra annesine sarıldı ağlayarak, sonra da Taner’e.

Nedim bey Efe’yi arayıp kızının peşini bırakmasını söyledi, “Biz onu nişanladık artık, kızımın etrafında dolaşma!” diyerek kapattı telefonu.

Efe günlerde aradı Sinem’i, o da nişanlandığını söyleyen bir mesaj attı. Bir süre sonra elbette bu ani nişanın sahibin Taner olduğunu  o da öğrendi. Hepsini engelledi telefondan ve önüne gelene onun arkasından iş çevirdiklerini annlattı durdu. En iyi arkadaşı ve sevdiği kadın onu aldatmıştı.

Sinem, Taner ve kızları, bir yıl sonra ikisinin de bir kızı oldu çok mutlu oldular aynı söyledikleri gibi. Nedim bey ve Gülizar hanım sık sık geldiler onları ziyarete.

Bir hikayemiz daha böylece mutlu sonla bitmiş oldu

Daima sevgiyle kalın

SON

 

 

 

 

 

 

 

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s