İnsanın “Aşk” Hali – Bölüm 4

Efe o gece evin önünden ayrlırken sanki daha bir ilgili davranmıştı Sinem’e. Sinem’de keyifli bir akşamın ardından mutlu dönmüştü evine. Aslında Efe ile geçirdikleri az konuşmalı akşamlardan sonra böyle bir ortamda sohbet etmek ve programının beğeni ile dinlendiğini öğrenmek gerçekten iyi hissettirmişti. Ayrıca arkadaşlarının bunca övgüsünden sonra Efe’nin de artık programı bırak demeyeceğini düşünmüştü ister istemez.

Tercüme bürosundaki işin hepsini tamamlayamadığı için çantasında eve getirmişti. Çok uykusu geldiği halde hemen onun başına oturdu. Bu çevirinin iki güne bitmesi gerekiyordu ve o daha yarısına bile gelememişti. Geç saatte kadar bir iki kahve içerek çalışmaya çalıştı. Bir şekilde nasıl oluyorsa aklına Taner geliyordu işin ortasında. Sonra düşünmeye başlıyor, düşünmeye başlayınca uykusu geliyor, yeniden kahve içip işine odaklamaya çalışıyordu.

Telefonundan saate baktı çok geç olmuştu, mesajına cevap yazmış mı diye düşünerek kontrol etti yoktu.

“Aptal mısın Sinem, bütün gece karşında oturdu sana neden mesaj yazsın ki? Yarın gidip mutlaka borcumu ödemeliyim. İşten fırsat bulamadım diyerek adamın masasında oturdum arsız arsız dün gece! O yüzden mi bakıyordu acaba bana öyle gözlerini ayırmadan?”

Kendini yeniden işine vermeye çalışıp biraz daha devam etti ve sonra dayanamayacağını anlayınca bırakıp uyudu. Yarın iş yerinde devam etmek için de enerjiye ihtiyacı vardı. Sabah olur olmaz Taner’e mesaj yazdı.

“Bu gün mutlaka uğrayacağım kaça kadar eczanede olacaksınız?”

“Siz gelene kadar beklerim” yazdı Taner hiç bekletmeden. Sinem kendini gülümserken yakaladı bu cevaba.

“Ne oluyor bana böyle yahu?” dedi kendi kendine hızla giyinip çıktı evden ama akşam ki çalışmayı masanın üzerinde unuttuğu için dönüp onun aldı yeniden. Bu defa çıkarken aynaya takıldı gözü. Gerçekten çok dağınık gözüküyordu. Derya haklıydı belki de kendine biraz çeki düzen vermeliydi artık. Kadına benzemiyordu en başta zaten. Annesinin tabiriyle “hapishane kaçkını” gibiydi. Hızla banyoya girip saçını düzeltmeye çalıştı, dudaklarına ruj, kirpiklerine rimel sürecekti ki saate bakınca geç kaldığını farkedip, makyaj çantasını da kaptığı gibi fırladı evden.

İş yerine gidince makyajını çıkarken yapmaya karar verdi. Radyoya giderken iyi görünmek için tabi ki, Derya öyle söylediği için. “Yoksa Taner’e uğrayacağın için mi?” dedi içindeki ses.

“Ne alakası var ya! Borcumu ödeyeceğim altı üstü neden süsleneyim ki?”

“Bir şey mi dedin?” diye seslendi iş yerindeki arkadaşı onun kendi kendi mırıldanmasına alışıktı ama bu defa biraz yüksek sesle söyleyince ona söylediğini sanmıştı.

“Hayır çok özür dilerim!” diyerek önündeki işle ilgileniyormuş gibi yaptı mahcup bir şekilde.

Mesai bitene kadar gözü saatten ayrılamadı bir türlü, sonunda kalkıp tuvalate gitti ve yanında getirdiği makyaj çantasını çıkarıp güzelce makyaj yaptı. Kendisi de kendini uzun zamandır makyajı görmediği için hoşuna gitmişti bu hali. Elini ıslatıp saçlarını karıştırdı ve dolgunluk vermeye çalıştı biraz. Üzerini başını düzeltti, biraz da parfümünden sıkıp çıktı hemen. Eczanenin önüne geldiğinde kalbinin biraz hızlı çarpmaya başladığını düşündü.

“Delirmiş omalıyım!” diyerek girdi içeri.

Taner bir müşterisi ile ilgileniyordu. Ona o kadar nazik davranıyordu ki yaşlı kadıncağızın yüzündeki gülümseme bu hoş adamın ona ilgisinden çok memnun olduğunu gösteriyordu. Sinem’de elinde olmadan gülümseyeme başlamıştı ki Taner ile göz göze geldi. Taner’de gülümsemeyi üzerine alınıp ona gülümseyince, yanaklarının kıpkırmızı olduğunu hissedip hemen çantasında bir şeyler arıyor gibi yaptı. Zaten parayı vermeye gelmişti aslında. Yaşlı kadın başıyla onu da selamlayarak çıktı dükkandan.

“Merhaba hoşgeldin!” dedi Taner

“Hoşbulduk, ben şey için  gelmiştim”

“Otursana bir kahve yapayım sana!”

“Olur” diyerek o gece oturduğu koltuğa oturdu hemen.

Biraz sonra küçük eczanenin içini ağır ilaç kokusunu bastıran bir kahve kokusu ile doldu. Ardınan Taner elinde iki fincanla geri geldi ve birini Sinem’e uzattı.

“Lokum da vardı ama bizim arkadaşlar gelip gittikçe yemişler anlaşılan bulamadım” dedi gülerek, “Bu arada programlarınızı hiç kaçırmıyorum. O gece geldiğinizde bahsetseydiniz keşke”

“Gecenin bir yarısı ilaç alırken tuhaf olmaz mıydı?” diye gülümsedi Sinem, “Üstelik bir de size borçlanmışken.”

Sonra fincanı elinden bıraktı ve çantasından hem Vedat bey, hem de ilaç için hazırladığı parayı çıkartıp uzattı Taner’e, “Ne olur kusura bakmayın. Dün gece de verebilirdim ama onca insanın içinde ayıp olur diye”

“Güzel bir sürpriz oldu değil mi?” dedi Taner parayı alıp yanına bıraktıktan sonra, “Efe’yi uzun yıllardır tanırım. Çok yakın değiliz ama kulüp sayesinde senede bir iki kez görüşüyoruz. Onunla yakın olanlar kız arkadaşı olduğundan ve bizimle tanıştırmak istemediğinden bahsedip gülüyorlardı hep. Onun siz olmanıza da çok şaşırdım doğrusu.”

“Evet ben de sizi görünce şaşırdım. Efe mühendis olunca, yani siz de eczacısınız nedense hep aynı bölüm mezunu olacağını düşünmüştüm arkadaşlarının”

“Haklısınız ama bu üniversite kulübü olduğu için her bölümden katılım oluyordu. Sizin de iki işiniz var sanırım. O gece biraz kulak misafiri oldum.”

“Evet gündüzleri bir tercüme bürosunda çalışıyorum, sonra da radyo işte.”

Bu arada kahvesi bittiği için fincanı yanına bıraktı ve daha fazla kalmanın da ayıp olacağını düşündüğünden ayağa kalktı, “Sizi daha fazla rahatsız etmeyeyim. Vedat beye de teşekkür edin yeniden. Gerçekten çok özür dilerim gecikme için”

“Hiç sorun değil! Sizinle tanışmış olduk bu vesileyle! Gerçi o gece olmasa dün gece tanışacakmışız zaten. Tesadüf değildir herhalde böylesi” diyerek gülümsedi Taner ve elini uzattı ona.

Gülümserken gözlerinin ta içine bakıyor olması sarstı Sinem’i biraz. Heyecanlanıp ters elini uzattı. Taner yine de tutup sıktı ve kapıya kadar eşlik etti Sinem’e.

“Ah tam bir gerizekalıyım ben!” dedi Sinem içinden ve el sallayıp arkasını döndü yürümeye başladı.

“Yine gelirsiniz değil mi?” dedi Taner arkasından, “Kahve için yani?”

Gülümsedi Sinem ve kendine kıza kıza yola devam etti. Gider gitmez Derya’ya anlattı yine olanları.

“Efe’nin de arkadaşıymış madem bana ayarlasana bu çocuğu sen!” dedi Derya doğrudan. Sinem hiç beklemediği bu teklif karşısında yüzündeki ifadeyi kontrol edemeyince gülmeye başladı Derya.

“Hanımefendi müstakbel eşinizin arkadaşına kaymış sizin gönlünüz resmen! Korkma şaka yapıyorum ben zaten!”

Sinem yine cevap veremeden kaldı bir süre, “Yok ya nereden çıkardın? Efe’yi seviyorum ben!” dedi ve işine döndü hemen. O gece radyodan sonra Efe her zaman ki gibi geldi onu almaya.

“Bu işi kesin bırakmalısın!” dedi daha Sinem arabaya biner binmez.

“Efe?” dedi Sinem gergin bir sesle, her akşam bunu tartışmak zorunda mıyız?”

“Görmedin mi herkes dinliyor seni ve hepsi hayran! Hiç hoşuma gitmedi!”

“Kıskandın mı yani? Bunca zaman bir kez bile dinlemedin programımı ve beni dinliyorlar diye kıskandın mı?” dedi Sinem hayretle.

(devam edecek)

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s