Emanet bir yaşam – Bölüm 16

Önce kızlarının odasına baktılar birlikte, Ceylin mışıl mışıl uyuyordu. Onlar gelene kadar Ceylin’in odasına bekleyen bakıcısı, anne ve babası gelince aşağıdaki odasına indi. Artık geceleri başında beklenmesi gerekmeyecek kadar büyümüştü Ceylin. Ayrıca Zarife zaten o kadar ilgiliydi ki her zaman bakıcısından önce yanında oluyordu kızının.

“İstersen odamıza gel orada konuşalım bu gece” dedi Semih. Onunla sarılıp uyumayı çok istese de dürüst olmadan önce böyle bir şey yapamayacağını düşünen Hayal “Önce salonda konuşalım!” diyerek gülümsedi ve salona doğru yürüdü. Bu gece olanlardan gerçekten çok sarsılmıştı. Buna son vermesi ve Semih’in de bu olaylardan etkilenmemesi ya da fırsat vermemeleri içind açıkça konuşmaları gerektiğine inanıyordu.

İkisi yanyana kanepeye oturdular. Işıkları açmamışlardı. Dışarıdan gelen ışık içeride loş bir atmosfer yaratmıştı. Bu da birbirlerini görmelerine yetiyordu zaten.

“Sana söyleyeceğim şey çok önemli ve umarım bu bize bir zarar vermez!” diye söze başladı Hayal.

Semih’in yüzüne istemsiz bir şekilde alaycı ve acı dolu bir gülüş yerleşti, “Bunca yıl yaptıklarından daha kötü ne yapmış olabilirsin ki?”

“Haklısın!” dedi Hayal, “Yaşadıkların gerçekten çoğu erkeğin asla kaldıramayacağı kadar kötü şeyler. Gözünün önünde karının başka erkeklerle çıkıp gitmesi ve onların kollarından eve gelmesi çok ağır bir duygu. Hele ki bunu kasten yapıyor olduğunu bilmek daha da kötü.”

“Bana bunları mı söyleyecektin” diye huzursuzca kıpırdandı Semih, az önce aralarında oluşan o romantik hava yerini gergin bir havaya bırkmaya başlamıştı.

“Hayır, tüm bunlar için çok üzgünüm sadece.”

“Sorun değil demek isterdim” dedi Semih. Karısının tam düzeldiğine inanırken şimdi neyi açıklayacağını düşünmek germişti onu. Her şeyin artık iyi olacağına inanmaya başlamış, ona aşık olduğunu hissetmeye başlamışken hem de. İçinden kendi kendine kızmaya başlamıştı çoktan.

“Yine çekti beni o tuzağa, bir kez daha kandırdı beni ve şimdi alay ederek onu açıklayacak!”

“Ben Zarife değilim!” dedi Hayal bir çırpıda o kendi kendine kafasında hesaplaşmaya başlamışken.

Semih gözlerini kısıp ona baktı, söylemesini beklediği şey bu değildi. Doğan bey onu ilaçların etkisiyle tuhaf şeyler söyleyebileceğine dair uyarmıştı. Birden yumuşadığını hissetti yeniden. Yine elinde olmadan ona karşı tavır almıştı. Yılların onu getirdiği noktaydı çünkü bu. Hiç bir zaman onunla savunmada olmadan, zarar görmeden birlikte olmamışlardı ki.

“Evet sen çok değişmişsin adada!” dedi sesini yumuşatarak.

“Mesele değişmek değil sadece Semih!” dedi Hayal onun gözlerinin içine bakarak, “Ben gerçekten Zarife değilim. O…” sustu birden ama söylemek zorundaydı, “O öldü!”

Semih elini onun yanağına koydu, “İnan ben bu yeni halini daha çok sevdim. Eski Zarife’nin ölmüş olmasına zerre kadar üzülmem!”

Hayal derin bir iç geçirdi. Semih’in söylediklerini mecaz olarak anladığını farketmişti ama bunu ona nasıl ispatlayacağını bilemiyordu.

“Benim gerçek adım  Hayal. Biz Doğan bey ile bir sözleşme yaptık. Ben kızına çok benzediğim için onun yerine geçtim. Zarife istedi bunu kızı için.”

Semih durup baktı onun masum yüzüne, Doğan beyin söylediklerini hatırladı yeniden, “Oğlum o geçmişinden öyle utanıyor ve nefret ediyor ki zaman zaman kendini bir başkası sanıyor, bir  hayal olduğunu sanıyor. Sanki geçmiş ona ait değilmiş, ölmüşte dünyaya bir melek olarak yeniden geldiğine inanmak istiyor!” demişti Doğan bey. O sırada Ceylin’in bakıcısı ile aynı şeyi söylediklerini farketti.

“Ölmüşte dünyaya bir melek olarak geri gelmiş gibi” demişti o da Zarife’nin nasıl olduğunu sorduğunda.

“Tamam aşkım bu inan hiç sorun değil, ben bu halinle yaşamak istiyorum zaten artık!” dedi karısına bakarak, “Ben Zarife’ye hiç aşık olmamıştım ama sana aşığım!” dedi sonra.

Hayal bu iki sevgi dolu göze direnemedi daha fazla, onun anlayıp anlamadığından emin değildi artık, kendisinin doğru anlatıp anlatmadığından da emin değildi. Ancak kanepede onunla yanyana ve gözlerinin içine bakarken artık ondan hiç ayrılmak istemediğini hissediyordu. Onun sıcak dudaklarını hissetiğinde direnmedi. Sonra birlikte yatak odalarına gittiler.

Son bir kez “Ben Zarife değilim Semih, ne olur inan bana! İsmim Hayal, Ada’da büyüdüm tıpkı onun gibi ama tepedeki evde değil!” dedi odanın kapısından girerken. Semih öptü onu bir kez daha, direnmedi o da.

Sabaha doğru Hayal Semih ile aynı yatakta derin bir uykuya dalmıştı. Semih geceden beri hiç uyumamış, yanında yatan kadının narin bedenine bakıyordu hayran hayran. Dün gece beraber olduğu kadının hayatında ilk kez onunla birlikte olduğunu anlamıştı. Bütün ruhuyla onunla olmaya devam etmek istiyor ama bunun nasıl olduğuna anlam veremiyordu.

Doğan beyin söyledikleri onun ilaçlar yüzünden bunu söylediğiydi ama o birlikte olduğu bir kadının bakire olup olmadığını anlayacak kadar hayat tecrübesine sahip bir adamdı. Her şey o kadar güzeldi ki, Zarife ya da Hayal o kadar iyiydi ki ve kızı onu öyle seviyordu ki belki de onun Hayal ya da değişen Zarife olduğu bir şeyi değiştirmezdi. Hatat gökten inmiş bir melek olması bile. O bu kadını sevmişti ve onu ne sorgulamak, ne ondan vazgeçmek istemiyordu. Bu bir mucize gibiydi şimdi. Eğilip karısının sırtından öptü. Hayal gözlerini aralayarak ona döndü.

“Biliyor musun? Sen gerçekten benim Hayalimsin! Hayalimdeki kadın sensin! Ne olduğu buraya yanıma, kalbime kadar nasıl geldiğinin hiç bir önemi yok. Seninle yaşlanmak istiyorum ve kızımın annesi olarak kalmanı istiyorum” dedi Semih onun gözlerine bakarak.

Hayal doğrulup sarıldı ona. Bu defa anladığını anlamıştı. Artık gerçekten onun karısı olabilirdi. Ceylin’in de annesi.

Bir hafta sonra Doğan bey geldiğinde ikisinin arasındaki aşkı ve uyumu farketti ve öyle şaşırdı ki, Hayal’i kenara çekip ona gözleri dolarak teşekkür etti. Hayal bu acılı babanın dünyasına bir darbe daha vurmak istemediği için Semih’e gerçeği anlattığından bahsetmedi. Semih’te olanları anlatmadı. Bir süre sonra bu sosyal çevreden uzaklaşıp kızlarıyal sakin ve mutlu bir hayat yaşamak istedikleri için adaya Doğan beyin yanına taşınmaya karar verdiler.

Doğan bey bu habere o kadar çok sevindi ki bütün gece ağladı.

“Zarife kızım, huzula uyu, her şey istediğinden çok daha iyi oldu.” dedi ertesi sabah kızının mezarına gidip, “Bir daha buraya gelmeyeceğim için beni affet! Artık sen benim için yeniden eve dönüyorsun ben de Semih gibi buna inanmak istiyorum. Elveda!” diyerek eve geri döndü ve hizmetçilere kızı, damadı ve torunu için evi hazırlamaları talimatını verdi.

Böylece adaya geri döndü Hayal, bakımevine inemedi yeniden ama orayı yukarıdan uzun uzun seyretti her zaman. Ceylin ve Semih de adada olmadıkları kadar mutlu oldular. Zarife’nin aksine Ceylin bu adada mutlu, kendiyle barışık ve sevgi dolu bir genç kız olarak büyüdü. Tıpkı Hayal gibi.

Doğan bey son nefesini verirken, “Diğer kızıma gidiyorum Hayal, hakkını helal et yavrum beni bu dünyada en çok sen mutlu ettin!” diyerek vedalaştı Hayal ile.

Semih, Hayal ve Ceylin çok mutlu bir hayat sürdüler ve üzerinde bulunduğu araziyi bakımevine bağışlayarak, bütün onarım masraflarnı yaşadıkları sürece üstlendiler.

SON

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s