Emanet bir yaşam – Bölüm 15

Semih bir yandan çevresindekilerle sohbet ederken bir yandan karısını takip etmeye devam ediyordu. Hayal kalabalıktan uzak sakin bir köşeye doğru yürüken yolunu kesen adamın yüzün baktı amacını anlamak için. Zarife  ona tecrübeleri anlatmış olsa da elbette simaları aktaramamıştı Adamın söyleyeceği sözler veya tepkilere göre o da tanışık olup olmadıklarını anlayacaktı.

“Merhaba güzelim, bakıyorum beni tanımaza geliyorsun bu akşam, özledim seni?” dedi adam ona nefesi kadar yaklaştıktan sonra. Zarife bir adım geri attı adamın bu kadar yakınında durmasından rahatsız olmuştu. Üstelik leş gibi kokuyordu ağzı.

“Özür dilerim, şimdi uygun değilim eşime bakıyorum” dedi nazikçe.

“Eşleşelim yorma kendini, şoförüm kapıda bebeğim, sıkılmadın mı daha burada?”

Adamın Zarife’nin daha önce beraber olduğu adamlardan biri olduğu belliydi. Bunu elbette bekliyordu Hayal ama yüzleşince nasıl davranacağını bilememişti bir an için.

“Üzgünüm ben artık böyle şeylerle ilgilenmiyorum!” diyerek adamın yanından geçip gitmeye çalıştı ama adam bu defa kolundan yakaladı onu ve elini kalçalarına değdirmeye çalıştı.

“Uzun zaman oldu, bu arada tazelenmişsin, bu tazeliği koklamadan bırakacağımı nasıl düşünürsün?” dedi yine kızın ağzına kadar girerek.

Semih gergin bir şekilde izliyordu uzaktan olanları, elbette ikisinin arasında geçen diyaloğu bilmiyordu ama karısının eskiden olduğu gibi bu pislikle çıkıp gideceğini düşünüyordu.

Tam o sırada bütün salonla beraber büyük bir şaşkınlık yaşadı, çünkü adam Zarife’nin kalçalarını okşamaya kalkınca, Zarife ona okkalı bri tokat indirmişti.

“Sana benden uzak durmanı söyledim, ben evli bir kadınım!” diyerek kalabalığı yararak salonun kapısına doğru yürüdü. Herkes dönmüş salonun ortasına afallamış adama bakıyordu. O kadar sarhoştu ki adam, bu kadar narinin bir kadının tokadı ile bile sarsılmış görünüyordu. Semih davetlilerin olanları farketmesiyle tepkisiz kalamayacağı için önce adamın yanına doğru yürüdü ve ona hırsla bir yumruk attı. Uzun süredir içinde kalan bir şeydi bu zaten. Bu pislik daha önce de defalarca karısı ile davetlerden ayrılıp gitmişti. Ertesi sabah Zarife’nin boynundaki morluklara tiksinerek bakmıştı Semih her defasında.

Hayal ne kadar Zarife’nin geçmişini biliyor olsa da bu olay sinirlerini bozmuştu. İlk kez böyle bir şey yaşıyordu. Yaptığı şeyin doğru olup olmadığını düşecek vakti bile olmamıştı. Adamın arsız cesaretine karşı Hayal olarak vermişti tepkisini, kendini çok kötü hissetmişti onun ellerini bedeninde hissedince.

Bir adada ve bakımevinde kendinden çok büyük yaşlı ve hasta insanlarla büyüyen bir kız için çok büyük tecrübeler yaşıyordu ve bunları hazmetmesi bile zorken bir de Zarife’nin ona miras bıraktığı kirli geçmişi ile yüzleşmek zorundaydı. Yüzleşmekle kalmayıp onun yarattığı tüm olumsuz imajları da silecekti. Ceylin içindi hepsi ve tabi söz verdiği gibi bakımevindeki tüm sevdijkleri için.

Kafa karmaşası ve gerginlik içinde kendini bahçede buldu bir anda. Durdu nereye gideceğini bilemedi. Davete geri dönmesi gerekiyordu ama biraz toparlanmaya ihtiyacı vardı. İçeride benzer olaylar bir kaç kez daha tekrarlanabilirdi yine.

Semih adamı bir yumrukta yere serdikten sonra oluşan uğultuya aldırmadan karısının peşine yürüdü. Ancak salondan çıktıktan sonra onun nereye gittiğini göremediği için bulamadı. Bir an için bu adama böyle davransa bile bir başkası ile çekip gitmiş olabileceği düşüncesi gelince içine bir sızı saplandı. Yine ondaki değişime yenik düşmüştü belki de. Salonda az önce birini yumrukladığı için geri dönmekte istemiyordu. Mekanın girişinde öylece kaldı bir süre ne yapacağına karar vermediği için.

Zarife bu arada onu farketmeden salona geri dönmek için salonun yan kapısından içeri yönelmişti. Derin bir nefes alıp içeri girdi. İnsanların bir yerde toplanmış olduğunu görünce az önce tokatladığı adamın bir sandalyeye oturtulmuş ve kanayan burnunu tutuyor olduğunu gördü.

“Bunu ben mi yaptım?” dedi kendi kendine hayretle.

Tam o sırada yanına gelen adamı farketmedi. Adam tam kulağının arkasına nefesine üfleyerek, “Bu gece beni de tokatlar mısın bebeğim. Kelepçeleri duruyor çekmecemde” dedi isterik bir ses tonuyla.

Hayal öyle hızlı uzaklaştı ki ardına bile bakmadan kendi bile hayret etti hızına. Ancak adam ona yetişti biraz sonra ve onu koridorda yakalayıp çevredeki insanlara aldırmadan yanda duran paravanın arkasına doğru çekip, duvara dayadı.

Semih etrafına bakınırken salonun kapısının hemen ilerisinde bir başka adamın karısını çekiştirdiğini görmüş, hırsla yanlarına gelmişti. Adam dudaklarını Zarife’nin dudakları ile buluşturmak için mücadele verirken, onu karısının üzerinden çekip aldı ve bir yumrukta onun yüzüne patlattı. Hayal artık kendini tutamamış ağlıyordu. Adamın kendini toparlamasına fırsat vermeden onu elinden tuttu ve doğrudan dışarı çıkardı. Az sonra arabalarına binmiş eve doğru gidiyorlardı.

“İyi misin?” dedi Semih onun sürekli ağlamasına dayanamamıştı. Bütün bu olanların onun her zamanki hali olduğunu biliyordu oysa. Sadece o gönlüyle her adamla çıkıp gittiği ve her şeyi deneyip yaşamak istediğini söylediği için böyle tatsızlıklar çıkmıyor. Semih kimseyi yumruklamadan bütün nezaketiyle salonu terkedip tek başına eve dönüyordu.

İlk kez bu gece her şey farklı ilerlemişti. Bir eli direksiyondayken onun titreyen elini tuttu ve yeniden sordu : “İyi misin Zarife?”

Hayal bütün bunları bir daha asla yaşamak istemiyordu, ancak bakımevindekilerin gelecekleri için oyundan da çıkması imkansızdı. Semih’in gerçekten iyi biri olduğuna inanıyordu. Ona karşı bir şeyler hissetmeye de başlamıştı aslında. Ona tüm gerçeği anlatabileceğini düşündü bir an. O zaman Hayal olarak onunla birlikte olmaya devam edebilir, Zarife’nin kirli geçmişinden uzak durarak, Ceylin’e bir aile olabilirlerdi belki. Zaten eğer Semih’e karşı hissettikleri bir aldanma değilse, ona karşı dürüst olmak zorundaydı. Zarife olarak sevdiği adamın yanında olmak istemiyordu o Hayal olarak Zarife yerine annelik yapmak istiyordu sadece.

Kafası karmakarışık düşüncelerle doluyken Semih onun elini tutuverince göz yaşları daha da artmaya başladı ama konuşmaya cesaret edemedi.

Onun ağlaması artında Semih’te üzerine gitmek istemedi en azından arabadayken. Eve geldiklerinde Zarife hala ağladığı için onu kendine çekip sarılma ihtiyacı hissetti sadece. Onu hayatı boyunca gördüğü en masum halindeydi şu anda. Küçük bir kız gibi titriyor ve ağlıyordu.

Hayal onun kollarında kendini o kadar güvende hissetti ki Zarife olmanın tüm eğretiliğine rağmen kendini geri çekmedi. Semih onu salona götürüp elleriyle göz yaşlarını sildi.

“Zarife!” dedi gözlerine bakarak, “Ben neler olduğunu anlamakta zorlanyorum. Sende ki değişikliğe inanmak istiyorum ama bunu nasıl yapacağımı inan bilmiyorum”

“Seninle konuşmam gerek!” dedi Hayal, şimdi o gözlerine böyle bakarken onu sevdiğine kesin emin olmuştu, ona yalan söylemek istemiyordu Hayal olmak istiyordu. Bu Zarife olarak hayata devam etmesine engel değildi. Doğan bey, o ve Semih bilseler yeterdi zaten. Böyle her şey çok daha kolay olurdu ayrıca.

(devam edecek)

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s