Emanet bir yaşam – Bölüm 8

Olduğu yerde kalakaldı Hayal. Evet buraya onları kurtarmak ve bunu konuşmak için gelmişti. Ancak bunun böyle ağır bir bedeli olacağını hiç aklına getirmemişti.

“Neden insanları istemedikleri hayatlara sürüklüyorsunuz. Bu sizi daha iyi biri mi yapacak?” dedi düşünmeden Zarife’ye dönüp.

Zarife onun ne demek istediğini çok iyi anlamıştı. Gözlerinden yeniden yaşlar inmeye başladı.

“Haklısın ama inan bu defa kötülüğümden değil, tam tersi kızım için yapıyorum böyle bir şeyi. İnan bu sefer mecburum. Ayrıca sana ve oradaki o yaşlı insanlara da iyilik yapıyor olacağım, olacağız. Bir de böyle düşünsene.”

“Siz kötü bir hayat yaşamamış olsaydınız, benden bunu istemeden de bu iyilikleri yapabiliridiniz. Bir bedel istemeniz gerekmezdi. İyilik bedel karşılığı yapılmaz. Bunca şey size bunu öğretmememiş. Ne yazık ki ben de bu bedeli ödemek zorundayım sevdiklerim için şimdi sayenizde ve sizin sevdikleriniz için de.” diyerek geri dönüp koltuğa oturdu Hayal ve ağlamaya başladı.

“Hemen kabul etmek zorunda değilsin. Gidip bir kaç gün düşünebilirsin” dedi Doğan bey.

“Neyi düşüneceğim? Bakımevindeki insanları sokağa atacaksınız düşünürsem.”

Odada sessizlik oldu.

“Özür dilerim kızım, sana söz veriyorum kabul edersen seni kendi evladımdan ayırtetmeyeceğim. Sana baba olacağım gerçekten.”

“Keşke bana da olsaydın!” dedi Zarife yatağın içinde ve arkasını döndü.

Doğan bey başıyla işaret etti Hayal’e ve birlikte odadan çıktılar. Koridorun karşısındaki odada bekleyen hasta bakıcı onların çıkmasıyla geri döndü yerine ve ardından kapıyı kapattı.

Kasvetli koridoru geçip asansöre bindiler yeniden. Asansör bu defa hiç ilgisini çekmedi Hayal’in. Sonra yine kasvetli diğer koridoru geçip ilk girdikleri salona geldiler.

“Ne söylesen haklısın evladım.” dedi Doğan bey, “Zarife’de çok haklı. Onun bu hale gelmesinde annesi ve ben asıl suçlularız. Kızımıza sahip çıkmadık, çıkamadık. Ona iyiliği doğruluğu öğretmedik. Senin gibi iyi niyetli bir kız olabilirdi. Seni görünce Allah’ın bize bir şans verdiğini düşündük. Çok heyecanlandık inan bana. Hiç bir köyü niyetimiz, sana bedel ödetme düşüncemiz yoktu. Herkes için en iyisi olacağına inandırdık kendimizi.”

Hayal hiç sesini çıkarmadan dinliyordu Doğan beyi. Hizmetçi yeniden çay ve kurabiye getirdi ikisine. Odadan çıkmadan maskesini yüzüne geri takmıştı. Çalışanların Zarife’den bir tane daha olduğunu bilmemesi gerekiyordu. O zaman işleyecek planı bozabilecek bir sürü ortak olacaktı. Zarife hayattan ayrıldıktan sonra bu evde yerine geçecek olan kişinin şimdiden bilinmesini istemiyorlardı.

Hayal’in aklı öyle karışıktı ki Doğan beyin anlattıkalrının bir kısmını duymuyordu bile. Bakımevindeki ailesi geçiyordu gözlerinin önünden tek tek, Onlar onun ailesiydi gerçekten.

“Bir çoğunun sağlığı bile izin vermez buradan taşınmaya, yolda ölürler” demişti Soner bey konuşurken. Zaten böyle güzel ve hepsinin bir arada olacağı bir yer bulmaları da mümkün değildi. Ada çok sakin bir yerdi. Oksijen yüksekti. Yaşlılar için ideal bir yer adeta bir cennetti.

“Yapacağım, boşuna nefesinizi tüketmeyin!” dedi Hayal beklenmedik sert bir sesle.

Doğan bey, “Teşekkür ederim” dedi fısıldar gibi, “O zaman bir süre buray gelip Zarife’den hayatı, sevdiklleri, sevmedikleri, alışkanlıkları hakkında daha çok bilgi edinmen gerekecek. Elbette odaya girene kadar yine maskeli gireceksin. Bazı günler o iyi hissederse arabayla çıkarırım ikinizi. Sana söz veriyorum bakımevindeki sevdiklerin için de her şeyi yapacağım.”

Hayal her gün bu eve gelmesinin dikkat çekeceğini söylediği ancak çok fazla da zamanları olmadığı için en azından iki güne bir buluşmaya karar verdiler. Şoför bu gün olduğu gibi Hayal’i sahilden alacak, sonra da oraya bırakacaktı. Bakımevindekiler dahil kimseye bu buluşmalardan ve tabi olanlardan bahsetmemesi gerekiyordu.

Hayal hepsini kabul edip ayrıldı evden, yaşadıklarının şokunu hâlâ atlatamamıştı. Dönüş yolunda bakımevinin kurtulduğu müjdesinin bu durumda kendisinin veremeyeceğini farketti.

“Olsun! Önemli olan kurtulacak olmaları.”

Sahiden de Doğan bey ertesi gün bakımevine gelerek dolaştı. Necmi beyle uzun uzun konuştular. Bakımevinin tamir görmesi gereken pek çok yeri vardı. Doğan bey sözleşmeyi şimdilik bir yıl daha uzatmaya karar  verdiğini söyledi. Bu arada bakımevinin eksiklerini de giderecekti. .Bir yılın sonunda kararı değişirse de onlara yeni bir yer kendisi bulacaktı.

Bu bile bakımevinde büyük bir sevince yol açtı. Hayal Doğan beyin sadece bir yıl uzatışını henüz ona  güvenmediği için yaptığını biliyordu. Zarife’den tüm öğreneceklerini öğrenip, onun yerine geçeceği zaman bir sözleşme imzalayacaktı. O sözleşmeyi imzaladığı andan itibaren de Doğan bey araziyi yeniden kırk dokuz yıllığına kiralayacaktı bakımevine.

Doğan beyin bu ani karar değişikliği bakımevinde de dedikodulara neden olmuştu ama ebette Necmi bey ve giden ekibin başarısı olarak görülerek kutlandı. Hayal bu insanların yüzünde yeniden umudu gördüğü için çok sevinmişti. Gerçi kendisi hiç bir şart altında burada onlarla devam edemeyecekti artık. Gidip bir başkasının hayatına devam etmesi gerekiyordu ve onlar bunu hiç bir zaman bilmeyeceklerdi. Hayal’in içi rahat olacaktı sadece bunca güzel insanı kurtardığı için kendini iyi hissedecekti. O zavallı kız çocuğunun da hayatının kurtarmış olacaktı belki. Bunca hayatın mutluluğu için de kendi hayatını feda etmeye değerdi zaten. Aldığı karar giderek içine sinmişti bu yüzden. Elinden gelen en iyi haliyle oynayacaktı oyununu.

Demek ki ona da aile olarak böylesi kısmetti.

İki üç ay boyunca sürekli gitti tepedeki eve. Bakımevindekiler onun her gün sahile gidip ortadan kaybolmasına alışık oldukları için farketmediler bile neler olduğunu. Doğan bey söz verdiği gibi tamire ihtiyaç duyulan her yeri hallettirdiği gibi, eskiyen ve eksik cihazların da tamamlanmasını sağladı. Bakımevinin doktorlarını bir neşe sarmıştı gerçekten. Artık çok daha faydalı olabileceklerdi akranları için. Ayrıca her yıl yüklü miktarda bağış yapacağına da söz verdi Doğan bey.

“Aslında vicdanlı ve iyi bir adammış biz önyargılı davranmışız” diye düşündü herkes bakımevinde onun için. Hayal hepsini sessizce dinledi eğitimini tamamlarken ve oradaki herkes adına mutlu olmaya devam etti.

Zarife’nin hastalığı giderek kötüleşiyordu. Elinden geldiğince aklına gelen her şeyi anltıyor ve öğretiyordu Hayal’e. Ancak Hayal’in de her şeyi bir anda aklında tutması zor olduğundan, o da gerektiğinde hatırlamayacak olmaktan korkuyordu bir çoğunu. Bu yüzden ayrıca bir de defter tutmaya başladılar. Hayal geceleri de defterdeki notları okuyup aklına yazmaya çalışıyordu.

Evin çalışanları iki günde bir gelen bu maskeli kadının kim olduğunu anlayamışlardı. Ancak Doğan beyin ne kadar sert bir patron olduğunu bildikleri için sadece aralarında dedikodu yapıyorlardı. Hatta bazıları onun Zarife’yi iyi etmek için tutulmuş güçlü bir büyücü olduğu yalanını bile yaymıştı. Zaten tuhaf ve gizemli olan ev giderek daha da ilginç bir yere dönüyordu böylece.

(devam edecek)

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s