Emanet bir yaşam – Bölüm 7

“Anlamıyorum bu şekilde bir evlilikle nasıl mutlu olmayı umdunuz? Bir de bebek doğurmayı göze alıp üstelik!” dedi Hayal sesinde ki öfke ve şaşkınlık hissedilebiliyordu ama gerçek duygularıydı söyledikleri.

“Amacım anlık bir mutluluktu, tek istediğim onu ezmekti ve başarmıştım. Sonrasını ne düşündüm, ne de planladım.”

“Evlenmediniz mi Semih’le peki ya bebek ne oldu?”

“Evlendim. Evlenmezsem geri başırabilirlerdi, bu riski alamazdım bunca geç elde ettiğim zaferin ardından. Çocuğu da doğurdum üstelik Bir kızımız oldu. Ceylin koyduk adını. Daha doğrusu babam koydu. Onu hiç umursamayacağımı sanarken, içimde garip bir sevgi duyuyordum. Bakıcılar bakıyordu bebeğe zaten, ben geceleri yatıp uyuyordum. Vücudumun şekli de bozulmuştu bir an önce eski formuma geri kavuşmak istiyordum. Hamileyken de hap kullanmıştım ölçülü de olsa, neyse ki bu Ceylin’e bir zarar vermemişti. Alkol de aldım tabi.”

“Peki ya kocanız?”

“Semih elbette bana aşık olduğu için değil, mecbur kaldığı için evlenmişti. Arkadaşımı unutması çok uzun zamanını aldı ya da ben unuttuğunu sanıyorum belki de unutmamıştır. Benimle evlenmek zorunda kalınca biraz daha dost gibi davrandı ama sonra yapamadı sanırım. Sadece kızımızla ilgilenmeye başladı. Benimle aynı odada hiç uyumadı zaten. Konuşmadı bile çoğu zaman. Ben de iyice hırslanıp ona aldırmadan evlenmeden önceki hayatıma devam ettim. Babam defalarca konuştu benimle, başkaları da konuştu. Arkadaşımı elemiş olmama rağmen Semih’in bir türlü bana aşık olamıyor olmasına hırslanıyordum. Onu kıskandırmayı da denedim. En yakın iki arkadaşıyla yattım.”

“Ne?” dedi Hayal, bu kadarını da beklemiyordu gerçekten.

“Sana ne kadar fena biri olduğumu söylemiştim.”

“Bu kıskadırmak değil ki ama bu ikinizi de çok fena bir duruma düşürmek!”

“Evet ama gözüm dönmüştü işte. Bunları öğrenince iyice iğrendi benden ama Ceylin onun gitmesine hep mani oldu. Sonunda kullandığım hap ve içkiler yüzünden hastalandım bir gün. Bu kadar hızlı bir hayat yaşım genç olmasına rağmen beni çok yıpratmıştı. Babam bir sürü doktorlar çağırdı. Yurt dışına bile gittik ama halime bir çare bulamadılar işte. Ben de çok çabalamadım başlangıçta. Ancak doktorlar yapacak bir şey yok dedikten sonra babam beni buraya getirdi. Semih’e çocukla rahat etmesi için yardımcılar tutuldu. Babam onları görmeye gidiyor sık sık ben aylardır ikisini de görmedim. Buraya geldikten sonra uzun sohbetler yaptık babamla, ben de bu hızlı hayattan uzaklaşınca biraz dışarıdan bakma fırsatı buldum sanırım. Belki de ölüme yaklaştığımı anladığım için bilemiyorum düşündüm tüm yaptıklarımı tek tek. Şimdi senin yüzünde oluşan bu ifadenin nedenini çok iyi anlıyorum. İnan pişmanım da üstelik ama dedim ya dönülmeyecek hatalar yaptım ben.”

“Önce iyileşin!” dedi Hayal onun gözlerinden yaşlar indiğini görünce, “İyileşin çocuğunuza kocanıza kavuşun ve yeni bir hayata başlayın. Göreceksiniz her şey unutulacaktır.”

“Biliyor musun aslında tıpkı o arkadaşıma benziyor huyların. Hayır merak etme amacım seni ezmek değil elbette. Seninle aynıyız tip olarak ama sana bakınca o arkadaşımı görüyorum daha çok. Yani aslında sen olmak istediğim, olmam gereken kişisin. Doğru versiyon sensin. Ben sanırım hatalı üretimim!” diyerek bir kahkaha attı Zarife ama ardından yeniden bir öksürük krizi geldi. Hayal yeniden su doldurdu ona ve yavaşça içirdi.

“Bütün bunları bana neden anlattınız?” dedi sonra bu defa yatağın yanından kalkmadan.

“Çünkü ben öleceğim. Öldükten sonra insanlara yaptığım kötülükleri telafi edemeyeceğim. Yani söylediğin gibi iyileşip onlara değiştiğimi söyleme şansım asla olmayacak.”

“Bunu Allah’tan başkası bilemez!”

Gülümsedi Zarife, “Doktorlar bilebiliyorlar canım, bazı hastalıkları için biliyorlar ne yazık ki. Ayrıca onlar bilmese bile ben bunu hissediyorum zaten. Bu arada senden ne istediğimi hâlâ anlayamadın mı gerçekten?”

“Hayır anlayamadım!” ded Hayal saf saf.

“Gerçekten çok saf bir kızsın sen, bu adada büyümüştün değil mi, bir sürü yaşlı insanla. Yoksa aklın daha kıvrak olabilirdi belki.”

Hayal’in yüzündeki ifade değişince, “Yanlış anlama kötü bir anlamda söylememedim. Sadece bana bir şeyleri telafi etmem için gönderilmiş bir melek gibisin. Ancak bir melek bu kadar saf olabilir. Senden kızımın annesi olmanı istiyorum. Yani yerime geçmeni.”

“Ne?” dedi Hayal şaşkınlıkla, “Sizin yerinize geçmek mi?”

“Evet. Bana o kadar benziyorsun ki, elbette sağlıklı halime daha çok. Eşimin, arkadaşlarımın seni ayırtetmeleri mümkün değil. Babam bile bunun çok zor olduğunu söyledikten sonra hiç kimse bilemez. Kızım zaten daha çok küçük onun ayırtetme şansı henüz yok.”

Hayal ayağa kalktı “Siz delirdiniz mi? Ben bunu asla yapamam!”

Doğan bey içeri girdi o sırada, tüm konuşulanlar boyunca kapının hemen önünde olduğu belliydi. Hayal’in yüksek sesle tepki vermesinin ardından girmişti içeriye. Zarife’nin asıl teklifi yapmış olduğunu belliydi Hayal’in sözlerinden.

“Buradan gitmek istiyorum!” dedi Hayal Doğan beye bakarak.

“Dinle kızım. Şu an sana her şeyin çok tuhaf geldiğini biliyorum. Bu düşünceyi zaten bir kerede kabul etmeni beklemiyorduk. Kolay bir şey olmadığını da biliyorum. Ancak bunu hiç birimiz için değil, küçük torunum için istiyorum senden. O çocuğun bir anneye ihtiyacı var. Damadım çok iyi bir insan. Onun da bunca şeyden sonra mutluluğa ihtiyacı var ve elbette seninde. Çok iyi bir hayatın olacak. Benim mirasçım olacaksın her şeyden önce elbette bir anlaşma yapacağız ancak hayatın kurtulacak. Gerçek bir ailen olacak!”

“Gerçek bir ailen olacak!” cümlesi Hayal’i yüreğinden vurdu. Hayatı boyu bunun için yalvarmıştı Allah’a ama hiç bir zaman böyle oluşacak bir aile hayal etmemişti. Hayır kesinlikle istediği bu değildi. O bir anne babası olsun diye etmişti o duaları. Böyle sorunlı bir benzerin mağdur ailesi için değil. O çocuk için çok üzgündü, hem de çok gerçekten böyle bir anneden doğmuş olma şanssızlığına sahipti. Aslında belki de kendi annesi de böyle biriydi diye düşünmüştü Zarife anlatırken, Bir kadının çocuğundan vazgeçmesi için ya Zarife gibi biri olması ya da gerçekten çok mağdur olması gerekirdi. Yıllar boyunca hep mağdur olduğunu düşünmüştü. Böyle bir annenin çocuğu olma ihtimali hiç aklına gelmemişti. Böyle bir insan da tanımamıştı zaten. Şimdi kendi yüzünü taşıyan bu insan belki de öz annesinin onun dünyasına bir yansımasıydı. Belki de dilememeliydi onları bulmayı.

“Ne saçmalıyorum ben?” dedi içinden kendi kendine, allak bullak olmuştu. Hâlâ ayakta duruyor Doğan bey ve Zarife ona bakıyorlardı.

“Ben gidiyorum!” diyerek kapıya doğru yürüdü Hayal.

“Gidersen bakımevindekileri kurtaramazsın!” dedi Doğan bey.

(devam edecek)

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s