Emanet bir yaşam – Bölüm 3

Adam “Anlaştık o zaman!”diyerek arabasına geri döndü ve araba hiç beklemeden hareket edip uzaklaştı.

Hayal bir anda ortaya çıkan bu adam ve konuştuklarını düşününce bir an acaba düşünce başımı vurdum da hayaller mi gördüm diye düşündü önce. Her şey o kadar hızlı gelişiyordu ki yıllardır sürdüğü sakin ve huzurlu hayatın üzerine bu karmaşa ve hızın içinde nasıl uyum sağlayacağını henüz kestiremiyordu. Bakımevinde her şey yavaş ve sakindi. İnsanların yürüyüşleri bile yavaştı. Adımları ses çıkartan tek kişi neredeyse Hayal’di. Onlara ayak uydurabilmek için neredeyse fısıldayarak konuşmayı öğrenmişti. Çocukluğunda onlara en çok kızılan şey gürültü yapıyor olmalarıydı çünkü. Bunca yaşlı insanın bir arada olduğu bir yerde farklı bir durum olamayacağını büyüdükçe anlamıştı zaten. Hayal’de bu ortamın içinde sessiz ve yavaş hareket etmeyi öğrenmişti. Hayatında ilk defa bu kadar ciddi bir problemle yüz yüze geliyordu ve nasıl davranacağını bilemiyordu.

Bir süre adamla konuştukları yerde durup kendi başına durup düşündükten sonra, yaşadıklarının gerçek olduğuna kanaat getirdi ve sahile gideceğini unutarak salı günü ne giyip, ne söyleyeceğini ve nasıl davranacağını planlamak üzere bakımevine geri döndü. Bir de maske edinmesi gerekiyordu. Burada hasta çok olduğu için doktorların da zaman zaman kullandığı lastikli yüz maskeleri vardı. Onlardan bir tanesini cebine sıkıştırıp odasına sakladı. İşin en kolay kısmı maske işini çözmüştü şimdi geri kalanı için plan yapmalıydı.

Necmi beyler dış görünüşlerine o kadar önem verdiklerine göre tepedeki eve giderken o da en azından tertemiz ve ütülü bir şeyler giymeliydi. Hemen gardırobunu açıp en düzgün elbisesini ve sadece özel kutlamalarda giydiği ayakkabılarını ayarladı. Bu eşyaların çoğu ona buraya gelen yaşlılar tarafından verilmişti. Gençliklerinde kullanmaya kıyamayıp sakladıkları öyle çok şey vardı ki. Kimininkilerde hayattan ayrıldıktan sonra ortaya çıkıyordu. Böyle durumlarda aile gelip eşyaları almazsa, kalanlar arasında pay ediliyordu. En gençte Hayal olduğu için böyle kıyafetler de sadece ona kalıyordu. Maske, elbise ve ayakkabı tamamdı şimdi en önemli ve vurucu kısımdaydı sıra, ne söylenecek?

Salıya kadar olan iki gün boyunca hiç sahile inmedi ve işi biter bitmez odasına gidip defalaca baştan yazdığı notlar hazırladı. Bir tek şansı olacaktı ve bu şansı çok iyi değerlendirmek istiyordu. Kendisi ve buradaki tüm sevdikleri için çok etkili bir konuşma yapmalıydı. Necmi beylerin bile adamı ikna edemediğini düşününce biraz morali bozuluyordu ama yine de hemen kendini toparlayıp yapacağı işe odaklanamaya çalışıyordu.

Karşılaştığı adama bakımevinde işleri olacağı için ancak öğleden sona gelebileceğini söylemişti. Adam da  karşılaştıkları saatte ve yerde onun için bir şoför bekleyeceğini ve onu tepedeki eve getireceğini açıklayarak gitmişti. Doğan beyin arazisine izinsiz veya dolaşmak maksadıyla kimse giremezdi.

Herhangi bir aksilik çıkma olasılığına karşılık adama işlerinin bittiği saatin bir saat sonrasını söylemişti. Zaten odasına gidip hazırlanıp yeniden çıkması için de zaman gerekecekti.

Salı günü işi biter bitmez koştu odaya, giyindi konuşma kağıtlarını gözden geçirip çantasına yetleştirdi ve derin bir nefes alarak  çıktı. Onu böyle süslü görmeye alışık olmayan herkes daha odadan çıkar çıkmaz nereye gittiğini sormaya başladı . Bu kısmı hiç düşünmediği için hem mahcup olmuş, hem de ne diyeceğini bilememişti.

“Sahile gidiyorum” dedi herkese her zaman ki gibi ama neden böyle süslendiğini açıklayamadığı için başını öne eğip hızlı hızlı yürümeye devam etti. Onun yaşında olmak için her şeyi feda etmeye hazır olan ve onun melek gibi bir kız olduğunu bilen bakımevi inanları gülümseyerek baktılar arkasından. Hepsinin aklında eskiler belirdi teker teker. Bir zamanlar hepsi bu yaşlarda olmuştu. Mutluluklar, pişmanlıklar, kaybedilenler, Hayal’in önünden geçtiği herkesin zihnine hücum etti onun ardından.

Hayal ise onlarıın ne düşünüklerinden habersiz içinden Doğan beye söyleyeceklerini tekrar ederek ve daha fazla kimseye rastlamamaya dua ederek yürüdü hızlı hızlı. Bakım evinin bahçesinden çıkıp patika yola doğru yürümeye başlayınca derin bir nefes aldı. Çantasından maskeyi çıkardı ve elinde sımsıkı tutarak buluşacakları alana geldi. Araba henüz gelmemişti. Adama söylediği saatten yarım saat önce gelmişti.

Oturup bekleyecek yer de olmadığı için bir süre ağaçların arasında yürüdü bir o yana bir bu yana doğru. Çatasından kağıtlarını çıkardı ve ağaçlar  Doğan beymiş gibi onlara karşı yaptı konuşmasını. Bu arada ilk kez yüksek sesle çalıştığı için ses tonunu da ayarlama fırsatı bulduğu için seviniyordu. Necmi beyin tonlamalarını hatırlayarak sesine onun gibi etkileyici bir hava katmaya çalıştı. Biraz sonra aracın patika yolda çıkardığı ses duyuldu ve heyecanla başını çevirip, elindeki kağıdı çantasına sakladı ve aceleyle maskeyi taktı yüzüne.

Araba tam önünde durdu, arka cam yeniden indi yarıya kadar ve o gün karşılaştığı adam ona gelmesini işaret etti. Kapıyı açıp, yana doğru kayan adamın boşaltığı yere oturdu.

“Size nasıl teşekkür etsem azdır!” dedi nefesi kesilerek.

Adam “Sen buraya nasıl geldin, anlatsana?” dedi arkasına yaslanarak.

Hayal tepedeki eve varana kadar Safiye teyzenin kapısına nasıl bırakıldığını, onun kendisi bakamayacağını için alıp buraya getirdiğini hatta sonra kendisinin de buraya geldiğini ve şimdi onun Safiye teyzeye baktığını ve diğer yaşlıların onu, onun da onları ne kadar çok sevdiğini hızlıca özetledi adama. Araba evin önüne geldiğinde aklına geldi “Peki ya siz kimsiniz?” diye sormak.

Adam bir şey söylemeden şoförünün açtığı kapıdan indi. Burası iki katlı önünde bir süs havuzu ve yemyeşil ve bakımlı bahçesi olan bir evdi. Kocaman pencereleri olmasına rağmen perdelerin hepsi kapalı olduğu için içerisi görünmüyordu. Göl ve gölün tüm kıyıları görülebiliyordu bahçeden. Hayal bir an için adamı ve evi unutup bu güzel manzaraya dalmıştı. Adanın hiç bu kadar yükseğine çıkmadığı için arka tarafa düşen kıyıları ve manzarayı da hiç görmemişti. Göl buradan aşağıda göründüğünden daha büyük görünüyordu. Görünüşe göre onların olduğu yere göre adanın diğer sırtının karşına düşen kıyı çok daha uzaktı. Hayal sahile indiğinde karşı kıyıdaki insanları olmasa bile evleri ve ağaçları rahatlıkla seçebiliyordu. Ancak arka tarafa düşen karşı kıyıda ne olduğunu seçmek buradan bile pek mümkün değildi. Adanın bu kısmında da çok fazla ağaç vardı. Görünüşe göre bakım evive bu evden başka da adada taş bina bulunmuyordu.

(devam edecek)

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s