Hesaplaşma – Bölüm 5

“Polise itiraz edilir mi? Düştüm peşlerine gittim tabi. Fatma çok endişelendi ama ben bir şey yapmadığım  için rahattım. Ona merak etmemesini mutlaka bir yanlış anlaşılma olduğunu söyledim. Er geç yanlışlık ortaya çıkınca beni salıvereceklerdi. Güzel ve dünya iyisi karımı ardımda bırakıp karakola gittim böylece. Yolda polis ağabeylere ne şikayeti olduğunu sordum ama cevap vermediler. Komiser babacan bir adamdı, bir bana baktı, bir şikayete baktı.

‘Oğlum senin karının adı ne?’ diye sordu.

‘Fatma amirim’ dedim.

‘Nazmiye yazıyor bu kağıtta!” dedi bu defa. O zaman anlamıştım Nazmiye’nin benden şikayetçi olduğunu ama konuyu anlayamamıştım.

‘O da eski karım amirim!” dedim bu defa, ‘Ne demeye şikayet etmiş beni?’

‘Sen bu kızı küçük yaşta kaçırıp alıkoymuşsun!’

‘Amirim bu söylediğiniz çok yıl önceydi, biz sonra evlendik, çocuklarımız oldu. Onlar büyüdü’

‘Vallahi eski eşiniz şikayetçi olmuş hakim de sizin tutuklu yargılanmanıza karar vermiş. Bizim yapacağımız bir şey yok!!

‘Amirim bir yanlış anlaşılma olmasın!’ desem de beni dinlemediler, Fatma’yı da aramama izin vermeden yaka paça nezarete attılar. Ertesi sabah bir adam geldi ve beni başka bir yere bir ceza evine götüreceklerini söyledi. Fatma ile de konuşmuştu. Adam avukatmış, devlet benim için ayarlamış.

‘Avukat bey bu nasıl saçma bir durum kaç yıl önce gönlümüzle kaçtık, ailelerimizin rızası ile nikalandık biz Nazmiye’yle’ diye yalvarsam da

‘Yapacak çok bir şey yok, eski eşiniz çok haklı nedenler yaratarak tutuklanmanızı sağlamış’ diyerek zaten baştan kaybettiğimi söyleyen bir cevap verdi. Mahkeme boyunca da pek sesi çıktı desem yalan olur. Nazmiye elbette gelmiyordu duruşmalara ama tam mutlu oldum derken başımı yakmıştı. Üstelik bu arada Fatma’nın da hamile olduğu ortaya çıkmıştı canım karım iki aylık hamileydi.”

“Yani sen şimdi bu yüzden mi buradasın? Kız kaçırmaktan?” dedi Selahattin ağabey.

“Evet cinsel istismar, alıkoyma bir kaç suç daha var işte! Hepsi Nazmiye’nin işi. Benim Fatma ile evlenmemi kıskandığı için şikayet etmiş beni.!”

Koğuştakiler onca lafı dinledikten sonra sonunu pek algılayamamış öylece Hüseyin’in yüzüne bakıyorlardı hâlâ.

“Ben de uzun süre algılayamadım!” dedi Hüseyin onlara bakarak, ancak yasalar böyleymiş. Kadını koruyor. İşte ben de buradayım. Zavallı Fatma karnında beş aylık çocuğumuzla evde! Bu arada ben buraya düştükten bir ay sonra babasını kaybettiler ve ben yanlarında olamadım!” dedi üzüntüşü bir sesle Hüseyin.

Koğuştan “Başın sağolsun!” mırıltıları yükseldi teker teker.

“Dostlar sağolsun!” dedi Hüseyin de.

“Allah! Allah!” diyerek kalkıp ranzasına geçti Selahattin ağabey, diğerleri de dağıldılar yerlerine. Hüseyin gene kalmışyı bir başına. Derin bir iç geçirdi. Koğuşta iç geçirdi. İki yıl ceza almıştı kız kaçırmaktan. neredeyse üç ayı geçmişti. Çocuğu doğduğunda orada olamayacaktı. Diğer çocukları zaten çoktan silmişti onu. Hele bir de başkasıyla evlendiğini duyunca iyice nefret etmişlerdi. Nazmiye onlara babalarının zaten önceden beri bu kadınla ilişkisi olduğunu, onunla evlenebilmek için ailesini terkettiğini söylemişti.

Erkeğin kusuruyla boşanmaya hükmedildiğinde kaçırmanın cezası yeniden devreye alındığı için Hüseyin’in düştüğü durum gerçekleşmişti. Nazmiye ondan bir an önce boşanmak için mahkemede Hüseyin’in onu aldattığını söylemiş, Hüseyin de sessiz kaldığı için kaytlara böyle işlenmişti. Elbette bunun sonradan karşısına böyle çıkacağını akıl etmemişti o günlerde. Ancak şans başından beri hep Nazmiye’ye gülmüştü, o da eline geçen hiç bir fırsatı geri çevirmeden değerlendirmişti.

Şimdi eski karısı ve çocukları ondan nefret ediyorlardı çünkü bu kadın için yuvalarını yıkmış hatta kadından da bir çocuk sahibi olmak üzereydi.

Koğuş hâlâ anlmaya çalışıyordu onun başına gelenleri.

Evet değerli okuyucular, bu da ne yazık ki son dönemde anlattıklarımız gibi gerçek bir hikayedir. İsimler ve olaylar birebir bu şekilde gelişmemiş olsa dai Hüseyin bey yıllar sonra eski eşinin şikayeti ile hapse düşmüştür gerçekten.

Kanunlar elbette kadınları korumaya devam etmelidir. Ancak her dinlediğimiz hikayede gerçek mağdurun kim olduğunu tespit etmekte önemlidir. Bu çok istisnai bir durum olsa da bazen gerçekten Hüseyin gibi saflık, aşıklık ve iyi niyet derecelerinin çokluğu yüzünden bu şekilde mağduriyet yaşayan erkeklerde çıkmakta ve kadın koruyan kanunlar sayesinde daha da mağdur olabilmektedirler.

İyilik ve kötülük arasında gerçekten çok ince çizgilerin olduğu gerçektir. Bu yüzden her iyiliğin içinde bir kötülük, her kötülüğün içinde bir iyilik vardır sözünü severim.

Dilerim ki ne kadın, ne erkek, ne çocuk, ne hayvan, ne bitki hiç bir canlı bir diğeri yüzünden dolaylı veya dolaysız yoldan mağduriyet yaşamaz.

Hepinize mutlu bir hafta sonu diliyorum

Sağlık ve mutlulukla kalın.

Hüseyin’in çıkması için daha bir çok ayı var gerçek hikayede.

SON

 

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s