Geven – Bölüm 8

“Doktor ve Selvi hanımın ilk çocukları doğdu orada, Leyla. Ben on sekiz yaşına girmiştim Leyla doğduğunda. Selvi hanıma yardım ettim bebeğini büyütürken. Beş yıl kaldık orada. Leyla okul yaşına gelince İzmir’e çıktı Kemal beyin tayini. Hep birlikte oraya geçtik bu sefer”

“Aileniz sizi hiç arayıp sormadı mı bir daha?”

“Hayır, ablamla telefonla konuşuyorduk ara sıra, o diğerlerine haber verdiğini söylüyordu benden. Diğerlerinden de bana anlatıyordu. Öyleydi.”

“Sizi bulabilmek için gösterdikleri onca çaba, üzüntü neydi o zaman?”

“Onlar bana olan sevgileri ile ilgili değildi ki, ailenin adına sürülecek lekenin derdindeydiler hepsi. Ben nikahlanınca leke temizlenmiş oldu. Dolayısıyla da benimle işleri kalmadı. Kızlar evlenince baba ocağından çıkar giderler. Gittikleri ocağa ait olurlar. Bir daha dönmeleri mümkün değildir. Gelinlikle girip, kefenle çıkmak diye bir söz hiç duymadınız mı?”

“Duydum elbette ama üzerinde düşünmemiştim! Yani çok sözler var öyle biliyorsunuz.” dedi genç gazeteci kız.

“Hiç biri boşuna söylenmiş sözler değil inan bana.” dedi Gevher iç çekerek.

“Peki sonra?”

“İzmir’e gittiğimiz yılın sonunda doğdu Fırat’da. Leyla ilkokula başlayınca ikinci çocuk için en uygun zaman olduğuna karar verdiler karı koca.”

“Sahi ailelerine nasıl açıkladılar sizi sonra. Köyden ayrıldıktan sonra torun da olunca iki ailede sizi öğrenmiş olmalı.”

“Evet öğrendi. Ancak onlara gerçeği anlatmadılar. Sadece benim annesiz, babasız olduğumu ve onlarında beni korumak için yanlarına aldıklarını söylediler. Elbette her işlerinde, özellikle çocuklar büyürken yardım ediyordum onlara.”

“Yani bir hizmetçi olduğunuzu mu söylediler.”

“Hayır bir hizmetçi değil. Bir kız kardeş gibi. Aileleri de aynı Selvi hanım ve Kemal bey gibi iyi insandılar. Hiç bir zaman beni horlamadılar. Hatta annesiz ve babasız kaldığımı öğrenince bana iyice sahip çıktılar.  Kendi evlatları gibi davrandılar. Bende Leyle ve Fırat’ı kendi evlatlarım gibi büyüttüm ve sevdim Selvi hanım ile birlikte. Bir süre sonra herkes beni kabul etmişti zaten. Ben ailenin bir üyesi olmuştum. Köydeki hayatımın ardından benim için harika bir ortamdı. Çok güzel yeni bir ailem, yeni bir dünyam olmuştu. Çok şanslı bir kızdım bunun için. Köyde bir ağanın oğluna satılacak istemediğim bir kocaya, bir aileye gelin verilecektim. Şimdi hiç değilse değerli hisettiğim insanlarla dünyayı öğreniyordum. Dışarıdan okulu bitirmemi de sağladılar. Lise diplomam oldu onların sayesinde. Kitaplar okumaya başladım böylece. Okudukça da bizim köyde normal sandığımız her şeyin nasıl farklı ve tuhaf olduğunu gördüm. Normalim değilmişti. Ben değişmiştim.”

“Gerçekten çok ilginç bir hikayeniz var Gevher hanım.”

“Evet ben de şimdi düşünüyorum da köyden sonra gerçekten bir masalın içine düşmüş gibi olmuştum. Her şey inanılmazdı. Doğmadığım bir aileye sahip oldum. Leyla ve Fırat çocuklarım oldu. Kemal bey ve Selvi hanımın o korkunç kazada ölümüne kadar her şey gerçekten çok çok güzeldi.”

“Evet, o nasıl oldu?”

“Leyla ve Fırat evlenmişlerdi. Ben yirmiş beş yıldır onlarla yaşıyordum. Ellime yaklaşmıştım artık. Tabi Kemal bey ve Selvi hanım benden çok daha büyüktüler. Biz hâlâ İzmir’deydik ama Leyla ve Fırat İstanbul’dalardı. Leyla’nın oğlu doğduğunda ilk üç yıl ben gidip kaldım onlarda. Küçük Ercüment kreşe başlayıncaya kadar. Leyla çalışıyordu çünkü. Ercüment benim torunum gibiydi zaten. Kemal bey ve Selvi hanımda arada sırada gelip torunlarını sevdiler. Leyla’nın evi çok büyük olmadığı için gelip uzun uzun kalamıyorlardı. Leyla çalışıyordu zaten. Çok yoğun ve yorucu bir işi vardı. Bu yüzden tek çocukla kaldı ikinciyi doğurmadı.”

“Peki ya kaza?”

“Ah evet özür dilerim aklım çabuk dağılıyor, onu anlatıyordum. Fırat’ın karısının doğum yapacağı haberi geldi. Fırat’ın da evi çok küçüktü. Çocuk doğduktan sonra ben gidip bakacaktım yine ama doğum için sadece Kemal bey ve Leyla hanımın gitmesine karar verildi. Onların döneceği günün sabahı ben orada olacaktım. Aslında Selvi hanımı da İzmir’de tek başına bırakmak istemiyordum çünkü yaşlanmışlardı artık ve ev işi yapamıyordu. Ancak torun söz konusu olunca onlar oğullarına gitmem için ısrar etmişlerdi. Onu bir yabancyıya emanet etmek istemiyorlardı. Ben de çaresiz kabul ettim. Kemal bey eve yardım edecek birilerini bulabileceklerini söyledi ben gelene kadar.”

“Aileye gerçekten çok özveride bulunmuşsunuz”

“Onlar benim hayatımı kurtardılar unuttunuz mu? Ne yapsam haklarını ödeyemezdim. Neyse sizi de çok meşgul etmeyeyim. Kemal bey ve Selvi hanım yola çıktılar doğum olduktan sonra da bir hafta kalıp dönecekler, yerlerine ben gidecektim. Ancak bu defa hiç bir şey planladığımız gibi olmadı. Ne yazık ki bindikleri otobüs karşıdan gelen tırla çarpışınca ikisi de hayatını kaybetti.”

Gevher’in gözlerinden yaşlar süzülmeye başlayınca, genç gazeteci yatağın baş ucundaki peçeteden bir tane alıp uzattı hemen ona.

“O iyi insanların öldüklerine bir türlü inanamıyordum İkisi birden aniden çıkıp gidivermişlerdi hayatımdan. Benim bütün hayatım onlardı oysa. Neler hisettiğimi size anlatmam mümkün değil. Arkalarından gidebilmeyi o kadar çok isterdim ki. Ancak yapamadım elbette. Fırat’ın karısı doğrumak üzereydi, hayatları birden bire alt üst olmuştu. Selenay cenazenin olduğu gün dünyaya geldi. Onlar karı koca hastanede bebekelrini kucağına alırken biz Leyla ile birlikte anne ve babasını toprağa verdik. Onların hayatıma girişi de çıkışı da gerçekten tuhaf, acı ve büyük olaylarla olmuştu.”

“Gerçekten öyle olmuş!”

“Sonra Fırat’ların yanına gittim planladığımız gibi. Her şey çok tuhaftı, neşe ve mutluluk olması gerekirken hepimizin içinde buruk bir acı vardı. Acılar da zamanla toz bağlıyor elbette. Selenay üç yaşına gelene kadar kaldım Fırat’ların evinde. Ancak Kemal bey ve Selvi hanım gittikten sonra hiç bir şey eskisi gibi olmadı. Ben aileden değildim. Kemal beyin İzmir’de oturdukları evi öldükten sonra benim üzerime bıraktığı ortaya çıkınca çocuklar biraz sinirlendiler. Bu yüzden Fırat’ların evinde kaldığım süre boyunca kendimi pek aileden gibi hissetmemiş olsam da yine de aileye borçlu olduğum için hiç bir şeye sesimi çıkarmadım. Zaten gidecek bir yerim yoktu gerçekten. Doktor o evi bana bırakmamış olsaydı dönecek yerim de olmayacaktı. Bir maaşım yoktu, gelirim yoktu.”

(devam edecek)

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s