Geven – Bölüm 7

“Başımıza bir iş gelirse hakkınızı helâl edin doktor!” dedi Gevher zor duyulan sesiyle. Kemal iyice gerildi onun sözlerine.

“Bak Rüstem ağa, ben elçiyim, bu çocuklara da kefilim. Öyle böyle, birbirlerini sevmiş, kaçmışlar ben de Allah’ın izniyle evlendirdim. Şimdi sana onları affetmek düşer. Doktor bir damat geldi ailene.”

“Başlık parası ne olacak peki?”

İmam, Rüstem ağanın bunu sormasının evliliğe ikna olduğunu gösterdiğini anladı hemen.

“Hele çocuklar elini öpsünler konuşuruz!” deyiverdi.

Rüstem ağa belli belirsiz salladı başını, İmam hemen arabaya dönüp işaret etti, Kemal ile Gevher indiler beraber. Gevher koşup sarıldı babasının eline, kızla ilgilenmedi Rüstem ağa, gözü Kemal’deydi.

“Cesur bir adammışsın doktor!” dedi ona elini öptürürken. Kemal sesini çıkarmadı.

Rüstem ağa dönüp içeri yürüyünce herkes döndü ardından gitti. Gevher annesi ve ablalarının yanına koşmuştu hemen. Hepsi birden ağlaşıyorlardı. Gevher’i alıp ayrıldılar erkeklerin yanından.

“Kız ne ara anlaştın sen doktorla?” dedi Fatma hemen.

Gevher ablasının ne kadarını anlattığını bilemediği için duymaza geldi bu soruyu. Hacer hanım kızının sağ salim gelip, bir de doktor damat getirdiğni görünce neşelenmişti hemen.

“Babangil konuşsun bir düğün dernek yaparız elbet. Hemen hazırlanmaya başlayalım” deyince hepsi neleşenivermişti.

Rüstem ağa bir yandan damadı beğense de kendisine karşı yapılan bu saygısızlığı cezasız bırakacak değildi elbet. Kemal’in kıza elini sürmediğini öğrenince sevindi ama belli etmedi.

“O zaman her şeyi baştan yapacağız genç adam bu kaçırma işi de aramızda kalacak. Kızı isteyeceksin önce, sonra başlık parası vereceksin. Sonra da düğün!”

İmam Kemal’in bir karısı daha olduğundan bahsetmeye cesaret edememişti ağaya henüz. Önce bu meseleyi çözmeleri gerekiyordu. Kemal’de işlerin farklı ilerlediğini görünce kızı kuma diye aldıklarını nasıl söyleyeceklerini düşünmeye başlamıştı kara kara.

Kemal’in ailesinin hasta olduğunu ve gelemeyeceğini söyleyip kızı imamın istemesine karar verdiler. Ancak Rüstem ağa hazır gelmişken işin çözülmesine razı gelmedi.

“Olmaz usuluyle geleceksiniz! Geven burada kalacak!” dedi onları uğurlarken. İmam ve Kemal ayrıldılar ağanın evinden.

Geven o akşam kaçışın cezasını dayağını yedi babasından. Rüstem ağa sadece görünen yerlerine vurmadı kızın. Gelin olacaktı ne de olsa.

Dönüş yolunda Selvi’den ağaya nasıl bahsedeceklerinin yolunu düşünüp durdular imam ile Kemal. şimdilk can güvenliğini sağlamışlardı ama işler giderek sarpa sarıyordu hâlâ. Bir çare bulamadan ayrıldılar evlerine. Doktorun evleneceği haberi bir anda yayıldı kasabaya. Sağlık ocağındakiler hariç kimse bilmiyordu evli olduğunu zaten. Cesur doktor kasabaya gelmiş, güzeller güzeli ağanın kızına aşık olup kaçırmıştı. Civardaki genç kızlar için peri masalı gibi gelmişti hikaye. Bire bin katıp anlatıyırlardı birbirlerine.

“Çok aşık olmuşlar, görür görmez!”

Selvi ertesi gün geldiğinde Kemal onu otobüs garajında karşıladı, kız daha iner inmez.

“Selvi sen benim kız kardeşimsin tamam mı?” dedi karısına. Bir gün önce arayıp kızın aklını bulandırmamak için olanlardan bahsetmemişti. Eve girince ona olanları bir bir anlattı  sonra.

Selvi kocasına kavuşmanın heyecanını yaşayamadan bir şaşkınlığa daha girdi. O kuma gelen kızı hazmetmeye çalışırken, kendisi neredeyse karılıktan düşecekti.

“Kemal bu işin içinden nasıl çıkacağız?” dedi gözleri dolarak.

“Ah Selvim hepsi benim hatam biliyorum. Sana söz veriyorum atlatacağız. Sağlık bakanlığındaki arkadaşımı aradım. Buradan tayin isteyeceğim. Rüstem ağanın gönlünü yaptıktan sonra Geven’i de alıp buradan gideceğiz. Yaşar bey ve imam ile konuştum ‘Başlık parasını ödeyip kızı aldıktan sonra isterseniz aya gidin kimse peşinize düşmez’ dediler.”

“Başlık parası ne kadar peki?”

“Eli bin lira!” dedi Kemal dudaklarını ısırarak.

“Ne? Bu adam ne yapıyor böyle!”

Karı koca bütün gece konuştular ve birbirlerini sakinleştirdiler. Aylardır ilk defa görüşüyorlardı. Sarılıp uyudular sonunda.

Yaşar bey, karısı, imam, kız kardeş Selvi ve Kemal ertesi akşam Gevher’i istemeye ağanın evine gittiler. En azından Kemal’in ailesinden birinin olması hoşuna gitmişti ağanın. Kimsenin aklına onun Kemal’in karısı olabileceği gelmemişti. İsteme yapıldı, başlık parası konusu açıldı. İmam yeniden araya girip başlık parasını otuz bine düşürmeyi başardı. Kemal karısının altınlarını satıp, üzerine kredi çekecekti. Ailelerine bu konudan bashetmedikleri için kimsedenborç isteyemezlerdi. Karı koca ikisi de bir an önce bu meseleyi halledip buradan gitmek istiyorlardı sadece.

Rüstem ağa şartlarnın kabul edilmesinden memnun yolladı onları. On beş gün sonra çiftlikte düğün yapılacaktı. Düğün masraflarını doktora yüklememeye karar verdi her nasıl olduysa.

“İşte her şey böyle oldu!” dedi Gevher karşısında oturan genç gazeteciye başına gelenleri anlatırken. Artık neredeyse seksen yaşındaydı ve bir bakım evinde yaşıyordu. Gazeteci onun hikayesini bir arkadaşından duymuş, ilgilenmiş ve neler olduğunu öğrenmek için bakım evine gelmişti. Gevher doktor Kemal ile hayatının nasıl kesiştiğini anlatırken soluksuz dinlemişti olanları. Hatta inanamamıştı duyduklarına.

“Her şey burada büyük şehirlerde olduğu gibi değil!” diye gülümsemişti Geven. Geçen yıllar içinde daha konuşkan olmuştu, özgüveni artmıştı doktor ve karısı sayesinde.

“Peki sonra ne oldu?” dedi genç gazeteci merakla ve Gevher anlatmaya devam etti.

“Düğün de yapıldı ve ben Selvi hanımla, Kemal beyin yanına taşındım. Selvi hanımı görümcem sanıyordu ailem. O gerçekten çok iyi bir insandı. Hiç bir kadın kocasının başına gelen böyle bir olayı kabul etmez. O bana her zaman ablalık hatta annelik yaptı.”

“Allah rahmet eylesin!” dedi gazeteci.

“Amin!” diyerek iç geçirdi Gevher ve anlatmaya devam etti.

“Doktor çok kısa bir süre sonra tayinini çıkartmayı başardı. Biz de hızlıca toparlanıp, kasabadan ayrıldık Büyük şehir olmasa bile bu defa Karadeniz’de bir kasabaya çıkmıştı doktorun tayini. Bizim oralardan çok uzaktı. Köyümle vedalaşmak benim için hiç zor olmadı zaten. Hatta beni uğurlamaya bile gelmediler. Kemal beyin tanıdıkları ile vedalaştık ve ayrıldık oradan”

“Peki üçünüz birlikte mi yaşadınız yine?”

“Evet. Kemal bey ve Selvi hanım beni hiç bırakmadılar. Orada evli olduklarını saklamaya gerek yoktu. Beni de uzaktan bir akrabaları diye tanıttılar çevrelerine. Hatta kısmetim bile çıktı orada.”

“Kabul ettiniz mi?”

“Hayır tabii ki ben sonuçta Kemal bey ile nikahlanmıştım, ondan başkası ile nikah düşmezdi bana.”

“E boşanırdınız zaten imam nikahı değil miydi?”

“Öyleydi. Kemal bey de çok söyledi, ben istemedim. Selvi hanım da sesini çıkarmadı. Ben onların kardeşi gibiydim evlerinde, imam nikahının bir anlamı yoktu aramızda ama benim içimin rahat etmesi için gerekliydi.”

“Tuhaf” dedi kız şaşırarak.

“Biliyorum ama biz böyle büyüdük. Elimde olan bir şey değil.”

“Anlıyorum. Peki sonra ne oldu?”

(devam edecek)

 

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s