Geven – Bölüm 4

Gevher doktorun yüzüne hiç bakmadan oturdu masaya, bir çırpıda içti tabağındaki çorbayı.

“Daha  ister misin?” dedi Kemal.

“Yok”

“Neden geldin buraya? Nasıl buldun evimi?” diye sordu ardından.

Gevher göz yaşları içinde anlattı muayeneden sonra olanları. O kadar çok titriyordu ki anlatırken Kemal ne yapacağını ne diyeceğini şaşırmıştı.

“Yani kaçtın mı sen şimdi? Peki ne yapacaksın?”

Gevher utanarak baktı doktorun yüzüne, sonra yeniden eğdi başını cevap vermedi.

“Burada kalamazsın!” dedi Kemal telaşla, “Bunu mu planladın?” diyerek ayağa kalktı ve saçlarını karıştırmaya başladı. Kafası karışıp ne yapacağını bilemeyince hep öyle yapardı.

“Babam hem sizi hem beni öldürür!” dedi Gevher ağlayarak.

“Dur! Dur öyle kolay değil o işler!”

Derin bir nefes alıp düşünmeye çalıştı sakince. Saat oldukça geç olmuştu. Durumun vehametini düşündükçe daha iyi anlıyordu. Kızı içeri almıştı, kız ve ailesi ona dokunduğu için namusunun gittiğini düşünüyordu. Şimdi onu içeri alarak daha da fena bir duruma sürüklemişti olayları. Kız ailesinden korktuğu için sığınacak bir yer olarak görmemişti sadece burayı, aynı zamanda namusunu temizlemek için de buradaydı.

“Aman Allahım!” dedi odada hızla dolanmaya devam ederek. Gevher’e baktı sonra. Zavallı kanepeye geçmiş, sızmış kalmıştı ağlarken. Dün geceden beri korkuyla dışarılarda dolaşmış ve uykusuzdu. Onu şimdi kapı dışarı da edemezdi. Birini arayıp onun burada olduğunu söylese ailesi evi basabilirdi.

Bir de karısı vardı tabi.

“Evet ya bunu neden daha önce düşünemedim?” diyerek hemen telefonu aldı ve aradı karısını. Daha hâl hatır bile sormadan bir çırpıda anlattı olanları.

Selvi kocasının ne kadar iyi niyetli ve düzgün bir adam olduğunu biliyordu. Zaten bu yüzden seçmişti onu. Adalet duygusu çok yüksekti Kemal’in, merhametliydi. Kimsenin hakkını yemez, herkese elinden geleni yapmaya gayret ederdi. Tam bir insandı Selvi’ye göre. Çocuklarının babası olacak örnek bir adamdı.

“Ne yapacağım Selvi?” dedi karısına çaresiz bir şekilde.

“Kızı bırakamazsın, kimseyi de arama bence. Sabaha kadar düşünelim.”

“İyi ama kızın geceyi burada geçirmesi daha da fena değil mi?”

“Evet ama zaten olan olmuş, o zaten senin evinde şimdi. Başına bundan sonra bir şey gelirse hepten sen olacaksın sorumlusu. Bununla yaşayabilecek misin?”

Kemal karısının bir genç kızla başına gelenleri anlatmasından sonra bile hâlâ sakince çare arıyor olmasına şükrediyordu içinden. Bu hiç bir kadının kolay kolay yapacağı bir şey değildi. Ancak Selvi diğer insanlara benzemedi. O hep güçsüzden yana durmayı seçerdi hayatta, haklıdan yana. Hiç bir zaman gücün ya da başka bir sistemin esiri olmamıştı. Ailesinden öyle görmüştü zaten. Kemal karısından çok şey öğrenmişti bu güne kadar. Onun Geven için yürekten üzüldüğünü ve onu da kocasını da kurtarmak için elinden geleni yapacağını biliyordu.

“Sen şimdi kapat telefonu ve sakinleşmeye çalış. Kimseye bahsetme kızdan. Ben oralı bir arkadaşım var ona sorayım. Sahi kaç yaşında bu kız?”

“Sanırım on sekizinde değil!” dedi Kemal sesi iyice çaresizleşerek.

“Off!” dedi Selvi kapatırken.

Bu aynı zamanda on sekiz yaşından küçük bir kızı evinde alıkoyuyor durumuna da düşürüyordu şimdi. Bütün gece Gevher’in uyuyup kaldığı kanepedenin karşısındaki koltukta düşündü durdu Kemal.

Selvi bir saat sonra yeniden arayıp arkadaşının söylediklerini anlatmştı.

“Durum gerçekten çok ciddi. Ya kızı alıp gelsin senin yanına, unutsun orayı ya kızı  bir şekilde nikahına alsın!” demişti arkadaşı. “Buralarda asla affetmezler böyle şeyleri. Jandarma da karışmaz böyle işlere, hatta on sekizinden küçük olduğu için aile şikayet ederse içeri alırlar doğrudan. Sübyancılıktan, meslekten mene kadar gider bu.”

“Ne yapacağız peki?” demişti Kemal acıyla karısına, “Çok özür dilerim seni de böyle bir şeye bulaştırdığım için.”

“Kemal biz karı kocayız, dahası dostuz. Bu kıza sahip çıkmak zorundayız. Onu yeniden ailesinin yanına zaten yollayamayız. Bu hem onun, hem de senin hayatını tehlikeye atar!”

“Yani?” dedi Kemal karısının sustuğunu farkedince.

“Bir sabah olsun bakalım!” diyerek kapatmıştı telefonu Selvi.

İkisi de bunun tek çıkar yolunun Kemal’in Geven’i nikahına alması olduğunu anlamışlardı. Selvi’nin kuması olarak.

Gevher sabah gözlerini açtığında karşısında doktoru görünce toparlandı panikle.

“Acaba kızı Selvi’nin yanına mı göndersem şimdilik?” diye düşünmüştü Kemal son olarak. En azından kızın burada kaldığını kimse bilmiyordu şimdilik. Onu gizlice otobüse bindirip yollarsa, izini de bulamazlardı. İstanbul’da bir çare bulurlardı bundan sonraki yaşamı için.

“Annemlerde kalır olmazsa bir süre” demişti Selvi. “İkisi de yaşlandı, onlara da can yoldaşlığı yapar”

“Sabah olsun konuşayım kızla!” demişti Kemal karısına en son kapatırlarken.

Gevher’in uyandığını farkedince hemen konuya girdi düşünmeden. Kızın yanında kimliği yoktu. İstanbul’da yaşamına devam etmesi için kimliğine ihtiyacı olacaktı. Kimlik numarasını da bilmiyordu doğal olarak. Hatta okumayı bile bilmiyordu doğru dürüst. Tek başına buradan otobüsle İstanbul’a gitmeye de yanaşmıyordu. Babasının çok güçlü bir adam olduğunu otobüs firmalarından onun gittiğini öğrenip, izini bulacağını söylüyordu sürekli.

Burada jamdarma otobüsleri durdurup kimlik kontrolü yapardı zaten sürekli. Onu kimliksiz görünce, sonunda ailesine teslim edeceklerdi bir şekilde. Bu da kızın sonu demek olurdu muhtemelen.

Gevher ile konuştuktan sonra bunun da pek sağlıklı bir çözüm olmadığına karar veren Kemal karısını arayıp durumu anlattı.

“Biraz daha düşünelim o zaman!” dedi Selvi.

Kemal’in sağlık ocağına gitmesi gerektiği için, Gevher’e ihtiyacı olabilecek şeylerin yerini gösterdi ve kesinlikle dışarı çıkmamasını ve camlardan bile gözükmemesini tembihledi. Gevher zaten o kadar korkuyordu ki hemen başını sallayarak onayladı Kemal’in tembihlerini.

“Günaydın Kemal bey!” dedi sağlık ocağının temizlik görevlisi Yaşar bey, “Yarın hanımla gelip temizleyeceğiz senin evi.”

Kemal tamamen unutmuştu temizlik günlerini.

“Ah Yaşar bey yarın için şimdilik boş verelim. Ben size söylerim uygun gün olunca, ev temiz zaten!” dedi sesini normal tutmaya çalışarak.

Doktorun evini temizlerek kazandıkları paradan olacağını anlayan Yaşar bey hemen ikna olmadı , “Doktor bey bir ay oldu, kirlenmiştir ev! Bir kusurumuzu mu gördün yoksa?”

“Yok Yaşar bey olur mu öyle şey! Hanımından da senden de çok memnunum! Merak etme! Hallettim ben bu ara kendim biraz. Haber  vereceğim söz veriyorum!” diyerek odasına yürüdü hızla.

Adamın yüzünün asıldığını farketmişti.

Fatma sabaha kadar kardeşinden ses çıkmayınca iyice korkmuş, her şeyi göze alarak annesine Gevher ile doktora gittiklerini anlatmıştı. Ellenme kısmı hariç elbette. Böylece daha önce hiç kasabaya gitmeyen Gevher kasabanın yolunu öğrenmişti.

Hacer hanım çok sinirlendi kızına, bunu Rüstem ağaya söylemenin iyi bir şey olmadığına karar verdi. Duyarsa Fatma’nın da onu evde bırakan Hacer’in de bacaklarını kırardı. Gevher’in başına gelenlerin bütün sorumluluğunu onlara yükler canlarını okurdu.

“Sana güvendim bıraktım kızı! Ne demeye gittiniz kasabaya?” dedi Hacer hanım hışımla bütün gün kızına.

(devam edecek)

Hikayenin görselleri : Turgut Zaim

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s