Geven – Bölüm 2

Gevher’i bir odaya aldılar. Ateşini, tansiyonunu ölçtüler, “Sen bekle doktor gelecek!” dedi hemşire.

Kızcağızın zaten hali yoktu, başını arkasındaki duvara dayayıp beklemeye başladı sandalyede.

Birazdan içeri doktor girdi. O girince hemen toparlandı Gevher, örtüsü ile ağzını ve burnunu örttü.

“Merhaba benim adın Kemal!” dedi doktor ve masadaki kağıtları alıp, hemşirenin yazdığı değerleri inceledi.

“Ateşiniz çok yükselmiş, şöyle geçin de sizi muayene edeyim!” dedi Gevher’e bakarak.

Gevher bir odanın içinde genç bir adamla bir kalınca panik olmuştu. Doktorun erkek olacağını hiç düşünmemişti gelirken. Endişeyle doktora bakmaya devam ederek kalkmadı yerinden.

“Ne oldu kalkamıyor musunuz? Yardım edeyim!” diyerek ona doğru uzandı doktor tam kolunu tutacağı sırada, sıçrayıp kalktı Gevher.

Kemal anladı onun derdini.

“Anlıyorum ama sizi muayene etmem lazım. Lütfen şuraya geçer misiniz?” diyerek odadaki hasta yatağını gösterdi. Gevher orada bir yatak olduğunu farkedince iyice paniklledi ve kapıya baktı telaşla.

“Hanımefendi?” sonra kağıda baktı “Geven hanım, ben doktorum. Siz de hastasınız. Burada gelenek, kadın, erkek olmaz. Benim görevim insanları iyi etmek. Bunu da sizi muayene etmeden, gerekiyorsa dokunmadan yapamam. Lütfen sakinleşin önce. Daha önce hiç muayene olmadınız mı?”

Gevher başını iki yanına salladı. Doktor bir de Geven demişti adını. Kendisi mi öyle söylemişti acaba hemşire sorduğunda dermansızlıktan.

Kemal gülecek gibi oldu sonra kız iyice yanlış anlar diye vazgeçti. Daha fazla tedirgin olmasın diye geçip masaya oturdu.

Gevher öyle ayakta durmuş bakıyordu ona şimdi. Her an kapıya koşup çıkacağının farkındaydı Kemal. Daha öncede muayene olmak istemeyenler olmuştu ama bu kızcağızın durumu fena görünüyorodu. Şu anda sağlık ocağında başka doktor yoktu. O yüzden onu tedirgin etmeden muayene etmek istiyordu. Hemşireye seslendi o da geldi odaya.

“Şimdi daha iyi hissediyor musunuz?” dedi Gevher’e. Artık odada yanlız değillerdi. Hemşirenin dışarıda işleri vardı ama doktorun açıklaması ile o da ne olduğunun anlamıştı.

“Şimdi hemşire hanım sizi o yatağa oturtacak ben de sizi muayene edeceğim” dedi Kemal.

Hemşire Gevher’in kolundan tuttu yavaşça hasta yatağına götürüp oturttu. Gevher biraz sakinlemişti.

“Şimdi ben gözlerimi kapayacağım” dedi Kemal onların yanına gelerek, “Size hiç elimi sürmeyeceğim. Hemşire şu elimdeki aletin ucunu sırtınıza dayayacak açıp. ben de kulağıma takıp dinleyeceğim ama ne size bakacağım, ne de dokunacağım anlaştık mi?”

“Tamam” dedi Gevher.

Böylece doktorun gözleri kapalı hemşire yardımıyla tamamladılar muayeneyi. Dışarıdan “Hemşire!” diye bir çığlık duyulunca, hemşire onları yeniden odada bırakıp dışarı çıktı. Gevher odaya ilk girdiğinde oturduğu sandalyeye geçmişti.

“Size bu ilaçları yazıyorum. Mutlaka düzenli için. Sabah ve akşam. Tok karnına. Ağrılarınız için de bir iğne yapacağım şimdi. Artık izin vereceksiniz sanırım” dedi Gevher’e bakarak.

Gevher yine hemşire gelecek diye düşünüp başını salladı. Doktor kapıyı açıp hemşireye baktı ama şu an dışarıda bir pansuman yapıyordu kızcağız. Gevheri çağırıp ona da gösterdi.

“Bakın burada bu kadar hasta var. Sadece Sema hanımla ben varız müdahale edebilecek. Şimdi size bu iğneyi yapmak zorundayım. Ben kimseye söylemem inanın” dedi gülümseyerek.

Gevher cevap vermedi yüzünde yine aynı endişe ifadesi belirmişti.

“Bakın Geven hanım ben doktorum, biri sürü insanı muayene ediyorum. Lütfen şu iğneyi yapayım sonra gidin evinize.”

Kemal sonunda Gevher’i ikna edip iğneyi yaptı, zavallı kız şalvarını kalçasına kadar indirince utancından kıpkırmızı olmuştu. Kemal en az temasla iğneyi yapıp toparlanması için hemen arkasını döndü. Gevher’de reçeteyi alıp koşar gibi çıktı odadan.

Fatma ara kapının önüne kardeşini bekliyordu. Onu alı al moru mor elinde kağıtla görünce hemen fırlayıp yanına gitti.

“Gevher? Kötü bir şey mi söyledi doktor?” dedi telaşla.

Gevher ablasının kolundan çekiştirip dışarı çıkardı. Eczane hemen sağlık ocağının yanındaydı. Eczanenin önüne gelip durdular.

“Kız söylesene neyin varmış?” dedi Fatma, Gevherin yanakları kıpkırmızıydı hâlâ

“Doktor erkekti abla!” dedi Gevher gözleri yerde.

“Ne? Yoksa sana bir şey mi yaptı?”

“İğne yaptı”

“Nerenden?” dedi Fatma Hasan’a vurdurduklarını hatırlayıp.

Eliyle gösterdi Gevher.

“Allah cezanı vermesin Gevher! Niye izin verdin kız! Ne diyeceğiz biz şimdi herkese”

“Kimseye demem dedi abla”

“Yani babamın geven dediği kadar varsın. Hay aklıma tüküreyim getirdim seni buralara. beni niye çağırmadın ki?”

“Hemşire geldiydi.”

“E niye ona vurdurmadın iğneni?”

“Acil bir işi çıktu hemşirenin!”

“Kız arkanı mı ellettin doktora puh! Başka nereni elledi kim bilir? Allah cezanı versin geven!”

Gevher zaten içeride iyice gerildiği için ağlamaya başladı.

“Ben doktorum yaparım dedi abla!”

“Bacaklarını da ayırsaydın doktor diye salak!”

Fatma sinirinden ne yapacağını bilemiyordu, alıp gizlice getirmişti kardeşini buraya, nasıl hesap verecekti şimdi babasına.

“Kim alacak kız şimdi seni, ellenmiş diye!”

“Abla kimse bilmiyor ki?”

“Allah bilmiyor mu yukarıda? Çık şu katırın üzerine”

İlaçları da almadan döndüler köye. İğne iyi gelmişti Gevher’e. Fatma aile tarladan dönene kadar dövündü durdu. Gevher iyice paniğe kapılmıştı ablası yüzünden.

“Büyük günah bu! Zina gibi bir şey !” diyordu Fatma.

Demek o kadar kötüydü yaptığı Gevher’in, “Hamile kalır mıyım abla?” dedi korka korka.

“Salak!” dedi Fatma yeniden.

Traktör kapıya geldiğinde, Hacer hanım herkesten önce atlayıp girdi içeriye.

“Kız Fatma?” diye seslendi.

Fatma bir şey belli etmemeye karar vermişti şimdilik.

“Ne oldu ana?” dedi heyecanla.

“Siz nereye gittiniz bu gün Gevher’le?”

“Ana vallahi ben girmedim yanına o tek girmiş!”

Hacer kıstı gözlerini “Nereye gittiniz kız siz? Nereye girmiş kardeşin? Katırla görmüşler sizi, gelip babana yetiştirdiler tarlada.”

Fatma doktorda olanları bilmediklerini anlayıp toparladı hemen, babası kesin kıracaktı bacaklarını zaten çıktılar diye, birde doktoru duysa öldürürdü ikisini.

“Ateşi soğusun diye gezdirdim Gevher’i katırla biraz ana! Çok yanıyordu!”

“Şuraya kapının önüne niye çıkmadınız? Katırla gezmek neymiş, gelin mi bu?”

Rüstem ağa girdi içeriye, Fatma aynı hikayeyi ona da anlattı. Gevher konuşulanları duymuş odasında yorganın altına girmişti.

Rüstem ağa tam ikisine cellaleneceği sıra muhtar gelip köyün bir meselesini konuşmak isteyince, konu bir süreliğine kapanmış oldu.

Ablasının söyledikleri üzerine bir de babasının korkusu Gevher’i iyice panikletmişti. Hem günaha girmişti, hem adı çıkacak, evlenemeyecekti. Bir an önce buna bir çare bulması lazımdı. Ablası çok korkarsa onu ele verebilirdi. Anası sorar sormaz “Kendi girmiş” deyip söylemişti zaten bir şeyler. Doktora elletmiş  diyebilirdi her an. O zaman babası kesin öldürürdü Gevher’i. Panikle yatağın yanındaki sepetten bir kaç şey tıkıştırdı bohçasına, odanın camını açıp atladı dışarı. Muhtar gittikten sonrayı beklerse kesin canından olurdu.

Bir an önce kaçıp kendini kurtarmaya karar verdi.

(devam edecek)

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s