Kayıp hayatlar – Bölüm 12

Sedat gecenin onunda kapıyı çalanın kim olduğunu merak  ederek kalktı yerinden. Karısı öldüğünden beri bu evde oturuyordu. Her şey onun yerleştirdiği gibi duruyordu yerinde. Sadece yatak odalarına girememişti yeniden. Salonda yatıyordu artık. Çoğu gece uyuyamadığı için kitap okuyordu gün ağarana kadar. Hayat devam ediyordu bir şekilde. Acılar azalmıyordu ama insan acıyla yaşamaya alışıyordu belki de.

“Bu saatte hayır olsun?” diyerek açtı kapıyı. Karanlıkta saçlarından sular damlayan kadının kim olduğunu seçemedi önce.

“Buyurun kimi aramıştınız?” dedi gözlerini kısarak.

“Sedat!” dedi Nehir inler gibi ve oracığa yığılıverdi. Son anda tuttu Sedat onu belinden. Hâlâ tanıyamamıştı. Kapının ağzında sırıksıklam ıslanmış ve baygın bir kadınla ne yapacağını bilemedi bir an ve mecburen kapıyı kapatıp onu içeri taşıdı.

“Adımı da biliyor!” diye geçiriyordu içinden onu taşırken.

Kadının ıslak saçları göğsünü ıslatmıştı kazağının. Onu kanepeye bırakırken ıslak saçları kayıp ayrıldı yüzünden ve gördü yüzünü Sedat. Az kalsın onu düşürecekti halının üzerine. Bütün vücudu heyecanla titremeye başlamıştı. Nefes alamıyor gibiydi. Onu dikkatlice kanepeye yatırdı.

“Nehir? Nehir sen misin?” dedi panikle.

Nehir’in aralandı gözleri.

“Sedat!” diye inledi yine. Zavallı kız saatlerdir koşarak evini aryordu. O kadar yorulmuştı ki, kocasını da birden karşısında görünce eli ayağı boşalıvermişti. Kollarını uzattı ona doğru. Sedat hemen eğilip sarıldı ona.

“Nehir? İnanamıyorum! Aşkım biz senin öldüğünü sandık! Allahım!”

Nehir yeniden gözlerini açtığında tanıdı yattığı odayı. Burası Sedat ve onun yatak odalarıydı. Sedat hemen yanıbaşında bekliyordu.

“Aşkım, Nehir’im? İyi misin?”

“Sedat seni yeniden bulduğuma bile inanamıyorum!” dedi Nehir.

“Ben de hayatım, ben de”

Sonra sımsıkı sarıldılar birbirlerine. Sedat akşam hemen bir doktor ve ailesini çağırmıştı. Nehir çok kötü üşüttüğü için doktor ona ilaç yazıp, ağrı kesici iğne vurmuştu. İğnenin etkisiyle sabaha kadar uyumuştu zavallı. Kayınvalidesi ve kayınpederi oğulları arayıp Nehir geri geldi deyince, çocuk aklını kaçırdı sanmışlardı ilkin. Hemen kalkıp gelmişlerdi. Gerçektende Nehir’i görünce onlarda şoka girmişler, kayınvalidesi “Allah’ım sana şükürler olsun! Gelinimizi bize, oğluma bağışlamışsın!” diyerek göz yaşları dökmüştü. Sedat Elif’e de haber vermişti hemen. Elif şehir dışındaydı ama duyduklarına inanamıyordu.

“Geliyoruz Sedat! Yarın oradayız! Allahım bu bir mucize’!” diyerek sevinç çığlıkları attı o da. Elif’i anne ve babası da geldiler Sedat’lara hemen o akşam. Hepsi çok sevinmişti Nehir’i yenidne bulduklarına. Onu öldü sanırken birden bire çıkıp gelmesini, bunca zamandır başına neer geldiğini erak ediyorlardı. Sabaha kadar belki Nehir uyanır diye evden ayrılmadılar. Sedat odada karısının yanında, onlar ise salonda oturdular hep beraber.

Sedat karısının kalkıp giyinmesine yardım etti ve onu salona getirdi ailesinin yanında. Göz yaşları içinde yaşandı kucaklaşma, kavuşma. Nehir sevinçten çıldıracakmış gibi hissediyordu gerçekten Onca acıdan sonra hafızasına, hayatına yeniden kavuştuğuna inanamıyordu. Tam o sırada çaldı kapı ve Elif geldi kocasıyla birlikte. Bir de çocukları vardı şimdi.

Nehir başına gelen her şeyi anlattı onlara. Ordu’ya gelmeden öncesini zaten biliyorlardı hepsi. Defterden bahsetti. Defter burada yaşadığı tek göz odadaydı eşyaları ile birlikte. Sedat  hemen fırlayıp eşyaları alıp getirdi evlerine. Duyduklarına inanamıyorlardı. Gülnaz hanım ve ailesinin cezalandırılması gerektiği konusunda hem fikirdiler. Sedat’ın babası Ordu’da nüfuslu bir adamdı, emniyet müdürlüğünden bir arkadaşını arayıp olanları anlattı hemen.

Her şey hızla gelişti. Defter en büyük delildi. Faruk bey tanık olmayı kabul etti ancak altmış beş yaşın üzerinde olduğu için önce akıl sağlığı raporu alındı. Sancak Afyon’da ki klinikteydi yine. Gülnaz hanım ve Ramazan bey tutuklandılar. Bir kaç ay sonra Sancak’ın intihar ettiği duyuldu. Nehir çok üzüldü bunu duyunca. Gerçekten Nehir’i sevmekten ve böyle kötü bir anne babaya sahip olmaktan başka suçu yoktu onun.

Faruk beye de ceza verildi ama yaşı ileri olduğu için ve Nehir ondan fazla şikayetçi olmadığı için devletin bakım evlerinden birine yatırıldı. Nehir’in gidişi ve karısının ölümünden sonra zaten sağlığı iyice bozulmuştu. Gülnaz hanım ona bağırıp çağırmış sonrada evden kovmuştu. Adamcağız biraz sokaklarda kalmış, sonra bir arkadaşının evine yerleşmişti. Polisler onu bulduğunda arkadaşında kalıyordu. Beş kuruş parası yoktu. Dava sırasında avukatlara Nehir’den af dilediğini söyledi sadece.

Nehir mahkemelerin hiç birine katılmadı elbette, sadece avukattan haber alıyorlardı.  Kendine gelip eski hayatına yeniden ayak uydurması neredeyse yedi sekiz ayı buldu. Dava da sona erip sonuçlandıktan sonra iyice rahatladı.

Sevdiği insanlarla birlikte Ordu’da mutlu bir hayat yaşadı kocasıyla, iki çocukları oldu. Sedat bir daha hiç gözünün önünden ayırmadı onu.

İkisi de “ordunun dereleri” türküsünü her duyduklarında göz yaşları döktüler.

Onlar erdi muradına, biz çıkalım kerevetine, böylece mutlu sonla biten bir hikayenin daha sonuna geldik.

Herkese mutlu bir haftasonu diliyorum.

Gülseren Kılınç

SON

 

Kayıp hayatlar – Bölüm 12’ için 2 yanıt

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s