Sürgün gibi – Bölüm 4

Ateş hiç konuşmadan kahve dükkanına kadar yürüdü Tamer’in yanında. İkisi de bu noktaya nasıl geldiklerini düşünüyorlardı.

İkisinin de zihni dört yıl önceki o nişan akşamına geri döndü.

Tamer babası artık Ateş’î anne ve babasıyla sohbete dalında hâlâ etrafına bakınmaya devam ediyordu. Buraya ne kadar bu evliliğe itiraza bahane bulmaya geldiyse de bu  tuhaf aile ilgisini çekmişti. Bu ailenin içinde evlenmek için seçilmiş kızın da kim olduğunu merak ediyordu gerçekten.

Biraz sonra Kâzım bey meseleyi açınca, Ziya bey ile ikisi önce gençlerin birbirlerini görüp konuşmaları için içerideki odaya geçmelerinin uygun olduğuna karar verdiler. Bu tamamen usulen yapılan bir durumdu. Kız ve oğlan kapısı yarı aralık odaya geçip birbirlerini görüyorlar, artık o heyecan ve şaşkınlıkla ne konuşabilirlerse iki çift laf ediyorlar, sonunda da evlenme kararı vermeleri için yeterli görülüyordu tüm bunlar. Üstelik Ziya bey kızlarının bu ritüeli yaşamalarına izin verdiği için kendini çok onun tabiriyle “çok moderen baba” olarak tanımlıyordu. Kapalı bir odada kızı ve müstakbel damadının baş başa kalmasına kimse izin vermezdi. Elbette dünürlerine ve damadına olan güveninin de göstergesiydi bu ve onları onore ediyordu bu şekilde.

Ateş kırmızı elbisesi ile onlar geldiğinden beri odada bekletiliyordu. Tamer odaya girip ikisi konuştuktan sonra çıkıp el öpecekler isteme, nişan hepsi bir arada yapılacaktı. Ateş’in de Tamer’in de bu merasime son verebilecekleri tek fırsat bu odanın çıkışı olacaktı. Tamer karşılaşacağı kızı, Ateş’de karşılacağı adamı rencide etmeden bunu açıklamanın yollarını düşünüyordu bir kaç gündür. İkisi de birbirinin düşüncesinden habersizdi elbette.

Dakikalar geçtikte kırmızı elbise ve kafasındaki tokalar daha çok rahatsızlık vermeye başlamıştı Ateş’e. Ayrıca onun için seçtikleri ayakkabıları da hiç sevmediği için odaya biri girene kadar çıkarıp kenara koymuştu onları. Bir an önce ne konuşulacaksa konuşulsun  o da üzerindekilerden kurtulup babaannesinin yanında dönsün istiyordu artık.

Tamer babasının göz işaretiyle yerinden kalktı ve aileden biri onu Ateş’in olduğu odaya kadar götürdü. Odanın kapısı aralık duruyordu. Onu kapıya getiren genç delikanlı, kapının aralık kalması gerektiği konusunu yeniden hatırlattı o girmeden. O da başıyla onayladı.

Gördüğü en saçma adetlerden biriydi bu. Bu oda insanın bütün hayatını ilgilendiren bir kararı bir kaç dakika içinde alıp, eş seçmesi için yeterli görülüyor. Bir de sanki bunca insanın olduğu evde odada bir şey yapılacakmış gibi odanın kapısı aralık bırakılıyordu. İ

Kapıyı itip karşıdaki iki kişilik kanepede kıpkırmızı elbisesi, kuş yuvası gibi tepesinde topuz yapılmış saçları ve kıpkırmızı ruju ve koyu makyajı ile pilli bebek gibi oturan Ateş’i gördü.

Ateş ayakkabılarını çıkardığı için şişen ayaklarını yeniden o kırmızı ruganların içine sokmaya çalışıyordu o sırada. Tamer kapıyı söylendiği gibi bir parmak aralık bırakarak geçip karşıdaki koltuğa oturdu. Ateş’e bakıp gülmemek için kendini çok zor tutuyordu. Ateş ise bir yandan ayakkabıyı giymek için harcadığı efordan bir yandan kendini palyaço gibi hissetmenin verdiği mahcubiyetten kıyafeti gibi kıpkırmızı olmuştu. Lafa nasıl girip bu evliliği asla istemediğini söyleyeceğini bilemediğinden sürekli dudaklarını ısıryor, kırmızı ruju dişlerine bulaşıyordu.

Tamer tam bir şey söylemek için ağzını açtığı sırada dayanamadı ve gülmeye başladı önce. Sonra eliyle ağzını kapatıp “Özür dilerim Ateş hanım! Kıyafetiniz de tıpkı adınız gibi olmuş!” diyerek yeniden gülmeye başladı ve sonra yeniden “Özür dilerim gerçekten!” diye tekrarlardı.

Ateş zaten kendini palyaço gibi hissedip komik bulduğu için o gülünce birden sinirleri boşaldı ve o da gülmeye başladı. İkisi birden bir süre karşılıklı gülerken bir yandan da ayağına zorla giymeye çalıştığı ayakkabıları çıkarıp fırlattı.

“Özür dilerim gerçekten çok rahatsızlar!” dedi sonra.

Dışarıda bekleyen Ateş’in küçük  kardeşleri içeriden gelen kahkaha seslerine bir anlam veremediler ve ciddiyetle beklemeye devam ettiler.

“Şey adınız  Tamer herhalde!” dedi Ateş ciddi olmaya çalışarak, “Böyle gülerek başladığımıza sevindim. Sizinle  konuşmak istediklerim var çünkü.”

Tamer kızın söyleyeceklerini evlilik koşulları ile ilgili olacağınu düşünerek dinlemeye karar verdi. Bu iş giderek eğlenceli olmaya başlamıştı. Bu kıpkırmızı ateşin ondan ne isteyeceğini bilmek istiyordu gerçekten. Üzerine bir araba, ev ya da başka bir şey.

“Bu odaya konuşmak için girmedik mi zaten! Buyurun sizi dinliyorum!” dedi kollarını kavuşturarak.

Ateş tamamen kendi söyleyeceklerine odaklı olduğu için onun bu tavrını savunmaya geçmek olarak algıladı ve o da boğazını temizleyerek iyice ciddi olduğunu göstermek istedi. Bu kıyafetlerin içinde ve bu haldeyken ne kadar ciddi görünebilirse tabi.

“Bakın Tamer bey benin hayatımla ilgili pek çok planım var. Üniversiteyi bitirdim ve şimdi yüksek lisans yapıyorum. Ondan sonrası içinde yoluma devam etmek istiyorum.”

“Anlıyorum.” dedi Tamer. Çocuk yapmakta acele etmek istemediği için bunları söylediğini sanıyordu henüz Ateş’in.

“Anlamanıza çok sevindim gerçekten. Sizi de üzmek istemiyorum ben çünkü!” diye devam etti Ateş. Onun evlenmek istemediğini anladığını sanmıştı o da.

“Benim de planlarım var elbette hayatımla ilgili! Ben de sizinle konuşmak istiyorum!” dedi Tamer’de ciddiyetini bozmadan. O çocuk yapmak için beklemek istiyordu ama Tamer’in evlenmek için beklemek istediğini bilmeliydi önce.

Ateş zaten evlemeyeceklerse neyi konuşacaklarını anlamadı ama yine de saygısızlık etmeden başını salladı dinlemek için. Nihayetinde o söyleyeceğini söylemiş sıra Tamer’e gelmişti.

“Bazı şeyler için erken olduğunu düşünüyorum ben de, yani sizi üzmek değil amacım. Siz çok hoş birisiniz. Yani bu kırmızılar biraz şey olmuş ama” diyerek gülümsemesini kontrol etmeye çalıştı.

“Ah lütfen, bunlar benim tercihim değil inanın, ablalarım ve babam istemişler böyle olmasını. Onlar böyle tercih ettikleri için. Ben aslında burada bu evde bile yaşamıyorum onlarla. Hiçte tasvip etmiyorum bu yaşanılanları. İnanın beni bir daha sokakta görseniz tanımazsınız bu halimden sonra. Bu gece sonra ersin bir daha bu kıyafetleri görmek bile istemiyorum!” dedi Ateş mahcup bir gülümseme ile. Evlenmeyecek olsalar bile yine de Tamer’in zihninde böyle bir imajı kalsın istememişti. Sonuçta babaannesinin söylediği gibi düzgün birine benziyordu Tamer. Yakışıklı bir adamdı, ses tonunu da çok beğenmişti Ateş. Başka koşullar altında karşılaşmış olsalar ondan hoşlanırdı büyük ihtimalle. Ancak kader ilginç bir şeydi gerçekten ve şimdi hiç olmadığı gibi bir kılıkta, hiç onaylamadığı bir ortamın içinde,  hiç istemediği bir ritüelin ortasındaydılar birlikte.

Tamer’in de ilgisini çekmişti Ateş’in son söyledikleri.

“Neden burada yaşamıyorsunuz ki?” dedi merakla, söyleyeceklerini unutup.

(devam edecek)

 

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s