İçimizden biri : Ayça – Bölüm 9

Sanem hanım ve Orhan beyin sosyal çevresi sayesinde bulunan doktorlar, borç harç sağlanan ekstra tedaviler, besinler işe yaramıyordu. Doktorların ortak kanısı artık Mustafa için yapılacak bir şey olmadığı, bundan sonra yapılacakların sadece yaşamının kalan kısmını daha az acılı geçirmesi için olabileceğini söylüyorlardı.

Mustafa olanların farkında olmasına rağmen daha geçen hafta kayınvalidesine “Anne merak etme! Ben iyileşeceğim ve hep beraber tatile gideceğiz!” demişti. Sanem hanım gülümsemişti damadına sadece, dışarıdan gülümse gibi görünen ama içeride derin bir travmaya neden olan o gülümsemenin acısı işlemişti yüreğine.

Organlarının çoğu iflas etmiş, burnundan beslenerek yatağında bir deri kemik yatan bu genç adam hayata olan bağını koparmıyordu, koparmakta istemiyordu.

Tedavi kesildikten  sonra saçları ve sakalları yeniden uzamaya başlamıştı, kendini böyle görünce daha iyi hissettiği bakışlarından anlaşılıyordu.

Oğlunu çok az görebiliyordu. Tunç sadece bir kaç kez geldiği hastanenin kapısından girerken “Baba!” demeye başlamıştı. Hastane onun için “baba” demekti artık. Evet o minicik can konuşacak kadar büyümüştü tüm bu süreç içinde. Babaaannesinin hâlâ “yaratık” olarak görüp reddettiğinin farkında değildi.

Ayça ve ailesi hiç bir şey olmuyormuş gibi gülmeye ve iyi görünmeye devam etmeye çalışıyorlardı. Tunç için, Mustafa için ve kendileri için en iyisinin bu olduğuna karar vermişlerdi hep beraber. Ağlamak, kendini bırakmak kimse için bir fayda sağlamıyordu. Mustafa’nın çevresinde öz ailesi olmasa da gerçek ve yürekli insanlardan oluşan bir aile vardı şimdi.

Ayça annesine “Herkesin göz yaşlarına boğulup, yıkılacağı hikayeleri biz güle oynaya yaşıyoruz! Sanırım artık normal sınırlarını aştık hepimiz!” demişti en son.

Sanem hanım ile birlikte gözlerinden yaşlar gelene kadar gülmüşlerdi sonra. Gerçekten onları tanımayan biri görse, durumu umursamadıklarınu ya da hayatlarında her şeyin güllü gülistanlık gittiğini düşünebilirdi. Çoğu insan da öyle sanıyordu zaten. Ne yürekteki yaralar, ne maddi sıkıntılar yansımıyordu dışarıya. Onlar kendi yakın çevreleriyle kurdukları çemberde korumaya çalışıyorlardı Tunç ve Mustafa’yı. Bir oğul ve bir baba, anne olmanın mucizesinden mahrum olacağını sanıp sonra Tunç ile ödüllendirilmiş Ayça’nın etrafındaki hikayeydi bu. Güçlü bir anne, sevgi dolu bir baba, mucize bir oğul ve ölüm döşeğinde aşık olunmayan ama oğlunun babası olan genç bir adam.

Başından beri normal bir karakterin yer almadığı gerçek bir hikaye.

Biliyorum pek çok okurumuz bu hikayeye mutlu bir son istiyorlar. Ben de çok istiyorum bu hikayeyi size anlatma nedenim de dualarınızı almak bu insanlar için.

Mustafa hâlâ hastanede şu anda, doktorlar artık yapılacak bir şey olmadığı için eve çıkarılabileceğini düşünüyorlar. Eve çıkarılması demek hayatının daha kısa zamanda son bulması anlamına geliyor. Aile zor bir kararın eşiğinde, onu hastanede biraz daha tutmak için uğraş veriyor. Sanem hanım hâlâ kızını hastaneye bıraktıktan sonra torunu ile parklarda gezip onu uyutuyor ve eve dönüyorlar.

Hikayenin orjinalinde bu hikayeye konu edilmeyen başka olumsuz karakterler ve olaylarda var. Örneğin Orhan bey aslında eşinden çoktan ayrıldı ve Sanem hanım kızı için tek başına mücadele ediyor. Orhan bey herhangi bir destek sağlamadığı gibi maddi anlamda onları daha da zorlayacak girişimlerde bulunuyor. Gerçek olmayacak kadar çok olumsuzluk olan bu hikayeyi ilk dinlediğimde gözlerimden yaşlar gelene kadar güldüğümü bilmenizi isterim. O kadar sinirlerim bozulup, şoka girdim ki elimden gülmekten başka bir şey gelmedi. Göz yaşlarına boğulan bir gülme krizi.

Bu kadar kötüsünü sizlere anlatmaya için el vermediği için ve hikayede beni çok etkileyen şeyin mucize bebek Tunç, annesi Ayça ve babası Mustafa olduğundan diğer yan hikayeleri devreye hiç sokmadım. Onları da başka hikayelerin konusu yaparız ileride.

Bu defa bir mutlu son anlatamadım. Gerçek hikayelerde mutlu son bulmak hepimiz için nimet olmaya başladı. Bu yüzden sizlerde ben de ne kadar olumsuzluk olsa da mutlu son ile biten hikayeleri tercih ediyoruz.

Ancak bazen ibret olması açısından ya da bu hikayede olduğu gibi hem ibretlik, hem de dualarınıza ve güzel dileklerinize ihtiyacı olan insanlar için de gerçek hayatın içine dalıyoruz hep birlikte.

Hepimizin hayatında pek çok hikaye var. Hepimiz ayrı bir hikayeyiz. Umuyorum ki küçük melek  Tunç’un hikayesi güzel devam eder. Ayça, Sanem hanım ve Orhan için daima güzellikler diliyorum. Onlara yardımcı olan eş, dostlarına da öyle.

En büyük zenginlik sağlıklı olmak ve sevildiğini bilmek aslında. Diğer herşeyi biz insanlar el ele verip halledebiliriz. Yanında bir de sevgimizi esirgemediğimizde bu dünya Tunç ve diğer tüm masum canlar için cennet olacak.

Hikayede adına Emine hanım dediğimiz Mustafa’nın annesine mühürlediği yüreğini açıp, hayatta değerli olan şeyleri yeniden düşünmesini tavsiye etmekten başka elimizden bir şey gelmiyor. Bir anne ve bir büyükanne olmanın ne kadar kutsal ve özel bir görev olduğunu hatırlar umarım daha da geç olmadan.

Kimse için kötü bir dileğimiz olamaz, biz ne yargıcız, ne hakimiz. Herkes ve  her şey için en iyisini dileyip, doğru yolu bulmalarını istemekten başka çaremiz yok.

Herkesin hikayesi, yolculuğu kendi içinde devam ediyor.

Bu yolculukta rastladığımız bu insanlar için güzel dilek ve dualarınızı eksik etmeyin.

Mutlu sonla biten günlük hikaleyelerimizde yeniden buluşmak üzere hepiniz sağlık, sevgi ve huzurla kalın.

Sevgili Tunç seni her zaman seveceğimizi bil güzel çocuk. İhtiyacın olduğunda yanında olmaya gönüllü bir sürü teyzen ve amcan var.

Sevgili Mustafa yeni bir şansı hakkediyorsun sevgili genç adam, inşallah her şey istediğin gibi olsun ve baharda kalkıp o tatile git ailenle.

Sevgili Ayça sen ve annen bize çok şey öğrettiniz hikayenizle, güçlü, cesur, akıllı, yürekli ve en önemlisi merhametli kadınların var olması umudumuzu arttırıyor. Keşke güzel yazılar için yapabileceğimiz şeyler de olsaydı.

Kadının en büyük düşmanının yine kadın olduğunu, hırsın, egonun ve kibirin hayatı nerelere sürükleyebildiğini, insanları ele geçirinde neler yaşandığını bu hikayede bir kez daha gördük hep birlikte.

Kendini ve sevdiklerini unutturacak noktalara getirmesin Allah hiç birimizi! Yolunu kaybetmiş insanalara da yardım etsin!

SON

Gülseren Kılınç

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s