Sürgün gibi – Bölüm 1

“İyisin değil mi babaanneciğim?” dedi Ateş endişeyle, Zümrüt hanım bir gün önce bir kalp spazmı geçirmişti. Doktor önemli bir şey olmadığını ama bu yaşta tehlikeli sonuçlar doğurabileceğini söylemişti. Hayatındaki stresi biraz azaltması gerekiyordu.

“İyiyim Ateşim! Merak etme sen! Doktor da söyledi iyi olduğumu, yarın eve çıkacağım zaten.”

“Benim yüzümden oldu bunlar biliyorum. Seni de strese soktum kendi dertlerimle, beni affet olur mu?” diyerek öptü babaannesinin yumuşacık ellerini.

Zümrüt hanım torunları içinde en çok Ateş’i severdi. Oğullarının ikisinden tam on beş torunu vardı. Mahmut değil ama Ziya dört kez evlenmişti. Ateş ilk eşinden olan kızıydı Ziya’nın. Maddi durumu çok iyi bir aileydiler. Zümrüt hanımın rahmetli kocasının kurduğu küçücük dükkan şimdi koca bir mağazalar zincirine dönmüştü.

Ziya dört kez evlenmişti ama bütün karılarına ve çocuklarına da bakmaya devam ediyordu. Ayran gönüllü bir adamdı Zümrüt hanıma göre, kadınlar gene iyi çekiyorlardı onu. Evlendiği her kadından çocuk yapma derdinde olmasa her şey daha kolay olacaktı ama erkek evlat sayısını çoğaltıp, işi devredecek bir nesil yaratma sevdasına tam on dört çocuk sahibi olmuştu Ziya bey. Bu çocukların beşi erkek gerisi hep kızdı.

Mahmut sadece bir kez evlenmiş ve iki çocuk sahibi olmuştu. Ağabeyinin özel hayatına karışmayı çoktan bırakmıştı. Ziya babası öldükten sonra ailenin reisliğini üstlenmiş, tüm karıları, çocukları da olmak üzere annesini, Mahmut’u onun ailesini idare etmeye kalkmıştı. Eşleri ve çocukları hariç kimsenin bu düzeni kabul etmediğini görünce de onlar üzerindeki baskıyı arttırmıştı.

Kızlarının hemen hepsini zengin iş adamları veya onların oğullarıyla evlendirmişti. Böylece mal varlıkları da giderek artıyordu. Bütün eşlerini bir apartmanda toplamış, apartmanın adını da Ziya Bey apartmanı koydurmuştu. Her eşinden boşanırken rızasını almış sonra yeniden evlenmişti. Aynı apartmanın içinde tüm çocuklar, yeni eş ve eski eşler bir arada gül gibi yaşıyorlardı. Dairelerin birini ortak olarak kullanıyorlardı. O dairede tümü bir araya geliyor yemek pişirip yiyorlardı. Böylece her hanede ayrı mutfak masrafı ve yemek derdi olmuyordu. Onun dışında hepsinin kapısı ayrı, özel hayatları, sosyal çevreleri başkaydı. Ziya Bey apartmanındaki tüm çocuklar babadan kardeşti. Bu da büyürlerken onlara harika bir ortam sağlamıştı. Bağıra çağıra diledikleri gibi oynamışlardı hep birlikte.

Nasıl bir düzenin içinde yaşadıklarını ancak sosyal hayata karışınca anlayabilmişlerdi ama bu düzene çoktan alışıp sevdikleri için de saklı tutmaya başlamışlardı bu kez de. Babalarının peş peşe dört kadınla evlendiğini, hepsinin birlikte yaşadığını söylemiyorlar, kuzeniz diyorlardı okul arkadaşlarına.

Akrabalar ve aile çevresinin büyük bir kısmı elbette durumu biliyordu. Zümrüt hanımın kendine özel ayrı bir dairesi vardı. O eski gelinleri ve yeni gelini ile oturmayı kabul etmemişti, Mahmut ve karısı ise Ziya beyin tüm ısrarlarına rağmen bu apartmana yakın oturmayı bile kabul etmemişlerdi.

Ziya bey kendi kurduğu düzenden memnundu. Çocukların cepleri para doluydu, tüm eşleri rahat bir hayat sürüyor, çalışmalarına bile gerek olmadan gezip tozuyorlardı. Böyle bir hayattan hiç biri şikayet etmiyordu.

Sadece Ateş ne kardeşlerine ne de öz ve üvey annelerine benziyordu. Annesinin kendisinden sonraki tüm evliliklere bu kadar rahat karşılamasını anlayamıyordu.

“Sen nasıl olur da babama böyle bir rıza verirsin!” diye çok kızmıştı boşanacaklarını duyduğu zaman. O zamanlar liseyi bitirmek üzereydi.

“Kızım rahat rahat yaşayacağız neyine itiraz edeyim? Sefil mi olalım!” demişti Memnune hanım. Babandan da ayrılmamış olacaksın işte ne var. O da yeni karısıyla hemen şurada oturacak!”

O zamanlar daha apartman yoktu. Ziya bey yeni karısı için Memnune hanımla oturduğu evin yan apartmanında bir daire satın almıştı. Memnune hanım yeni geline yardımcı da olacaktı alışana kadar.

Ateş o kadar sinirlenmişti ki bu tuhaf düzene annesi ve babasıyla bir süre küsüp babaannesinin yanına gitmişti kalmaya. Zümrüt hanım o zamanlar şimdi oturduğu apartmanda oturuyordu yine. Apartman yine onlarındı, sadece diğer dairelerde kiracılar vardı gelinler yerine.

“Babaanne sen nasıl izin veriyorsun babama? Şu yaptığına bak annemi bırakıp başka kadına gidiyor, annemde buna razı oluyor!” diyerek çalmıştı kapıyı.

Zümrüt hanım sırtında eşya dolu çantası, suratı sinirden kıpkırmızı olmuş torununu karşısında görünce önce şaşırmış, sonra onu içeri alıp dinleyince hak vermişti.

“Ah benim Ateş kızım! Tıpkı adın gibisin gerçekten. Annen ve baban buna razı olduktan sonra sence bana söz söylemek düşer mi? Babanı bilirsin inatçının, dik başlının biridir. Amcanla da anlaşamıyorlar bu yüzden.”

“Sen öyle değilsin, amcam da öyle değil. Babam dedeme mi benziyor peki neden böyle?”

“Yok, deden de melek gibi bir adamdı. Ziya’nın kime çektiğini ben de çok düşündüm ama inan bulamadım!” dedi gülerek Zümrüt hanım.

Babaannesinin aydınlık yüzündeki gülümsemeyi gören Ateş’de güldü sonra, “Ben eve gitmeyeceğim anneme de çok kızgınım! Seninle yaşayabilir miyim babaanne?”

“Elbette yaşayabilirsin güzel kızım, benim de zaten  canım sıkılıyor tek başıma!”

Babaannesi ile diğerlerinden farklı olan ilişkisi böylece başladı Ateşin. İki ablası annesi ile yaşamaya devam ettiler ve babalarının seçtiği adamlarla da ses çıkarmadan evlendiler. İyi bir yaşam, diledikleri gibi alışveriş yapmak, gezmek tozmak onlar için hayatı güzel kılan şeylerdi.

Ateş bu anlamda da onlara benzemiyordu. O ablalarının ve sonradan doğacak kardeşlerinin aksine, paraya pula hiç önem vermezdi. Onlar gibi okullarını da yarım bırakmadı. Babası erkek çocuklarını okutmaya zorlarken, kızlar istemiyoruz deyince hepsini aldı okuldan. Okuyacaksınız demedi. Ateş’i de bekledi bıraksın diye ama o inat etti önce üniversite okudu, arkasından da yüksek lisans yapmaya başladı.

Zümrüt hanım sayesinde üniversite bitene kadar ona bulaşmadı Ziya bey. Annesi Memnune hanımın ise hiç umurunda değildi. Evlenen diğer iki kızından torunları da olduğu için o onlarla meşguldü daha çok. Ateş’in ona içerlemesi, gidip babaannesinin yanına yerleşmesine bile sesini çıkarmamıştı.

Ziya bey iki yıl sonra yeniden evlenmiş, ondan dört yıl sonra bir daha evlenmiş, üç yılın sonunda da şimdiki karısı ile evlenmişti. Ateş’in babadan kardeş en küçük kardeşi henüz dört yaşındaydı. En uzun Memnune hanım ile evli kaldığı için ondan olan çocukları büyüktü. Memnune hanımdan sonra gelen Şevval hanımın büyük  oğlu da evlilik çağına gelmiş sayılırdı. Askerden geleli üç ay olmuştu. Ziya bey sadece kızlarınkine değil, oğlanların da eş seçimine müdahale ediyordu. Nüfus arttıkça kaynakta çoğalmalıydı elbette. Yoksa mal mülk ne kadar çok olsa da bu nüfusa kolayca erir giderdi. Ateş, Mahmut bey ve ailesi ile Zümrüt hanım hariç Ziya beyin geri kalan tüm ailesi onunla aynı fikirdeydi.

“Bu kadar büyük nüfuslu ve hem fikir aile sadece biz de vardır herhalde!” diyordu Ateş babaannesine dert yanarken.

(devam edecek)

 

 

 

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s