İçimizden biri : Ayça – Bölüm 3

Sedef dikkatli ve inatçı bir kızdı. Ayça’yı bir kaç kez de öğürürken yakalamıştı.

“Dışarıda yedim bu ara hep, midem mahvoldu!” diyerek geçiştirdi Ayça da.

Bir kaç gün sonra ikisi de yorgun argın işten gelmiş mutfağa girdikleri sırada, Sedef gidip çantasından getirdi sonunda dayanamayıp aldığı hamilelik testini e uzattı Ayça’ya.

“Ne bu?” diye sordu Ayça ilaç kutusunu görünce.

“Test!” dedi Sedef kararlı bir sesle.

“Ne testi?”

“Hamilelik!”

“Ay yine mi aynı konu Sedef! Ben h-a-m-i-l-e  k-a-l-a-m-a-m! Daha kaç kez söyleyeceğim. Ayrıca unutmaya çalıştıkça hatırlatmasan olmaz mı şu geceyi!”

“Madem kalamıyorsun, git yap şu testi o zaman, Çekinecek neyin var?” dedi Sedef ellerini beline koyarak. Karşılıklı inatlaşmaya gireceklerini gösteren hareketti bu.

“Tamam be!” diyerek çekip aldı Ayça onun elinden testi ve banyoya gitti. Beş dakika sonra elinde test ile geldi yanına.

“Poziztif değil mi?” dedi Sedef sırıtarak.

“Ne bileyim ben ne? Al kendin bak! Hayal kırıklığına uğrayacaksın!”

Sedef testi elinden kapıp baktı Ayça’nın “Çift çizgi!” diyerek ona da doğru salladı elindeki plastiği.

“Çift çizgi ne oluyor?” dedi Ayça istifini bozmadan.

“Hamilesin demek oluyor canım!”

“Ne? Saçmalama olmaz öyle şey!”

“İşte sonuç, aç oku içindeki prospektüsü.Çift çizgi sen hamilesin!”

Ayça ısırdığı havucu yutamadı. Gidip aldı Sedef’in elinden testi.

“Bunun güvenilir bir test olduğunu sanmıyorum!” dedi ama Sedef onun sesindeki şüpheyi duyabilmişti.

Tek kaşını kaldırarak ona baktı ve ellerini yıkayıp işine devame etti.

İkisi de fazla konuşmadılar o akşam. Ayça testin güvenilir olduğuna ihtimal vermiyordu. Doktor raporu vardı elinde. Çok zordu hamile kalması, kalsa  da düşük yapma ihtimali çok yüksekti. Bir çocuğu olmayacaktı onun ömrünün sonuna kadar.

“Ya içimde bir canlı varsa şimdi?” diye düşündü birden bire, eli karnına gitti. Yüreğinde bir kıpırtı hissetti.

İnternetten kısa bir araştırma yaptı bu testlerin güvenirliği hakkında. Pek ikna edici bir bilgiye erişemedi. Bir kaç gün sonra Sedef’e göstermeden tekrarladı testi kendi.

“Yine çift çizgi!”

“Sen daha bir kan testi yaptırmadın mı?” dedi Sedef kahvaltıda alay eder gibi.

“Öyle kesin mi anlaşılır?” dedi Ayça bu sefer şüphesini belli ederek.

Arkadaşının yelkenleri indirdiğini anlayan Sedef, değiştirdi ses tonunu hemen, “Evet elbette kesin sonuç verir. Düşünsene ya hamileysen! Yediğin içtiğine dikkat etmen gerek!” diye heyecanını belli etti hemen.

“Hamileysem mi?” diye gülümsedi Ayça’da.

Sanem hanım gözleri kocaman açılmış dinliyordu kızını telefonda, “Anne kan testi yaptırdım, hamileyim! Gerçekten bak! Sonra bir doktora da gittim o da doğruladı! Ben iki aylık hamileyim!”

“Ayça kızım bana bir şey söylemedin. Bu nasıl olur! Ay ben şimdi anneanne mi oluyorum! Dur! Bir dakika iyice kafam karıştı? Kim babası bu çocuğun? Nasıl? Ne zaman?”

Ayça babasının evde olmadığını öğrenince iki ay önce olanları anlattı annesine bir çırpıda.

“Kızım niye söylemedin ki o zaman?” dedi Sanem hanım önce ama sonra kızın böyle bir şeyi annesine niye söylemesi gerektiğine kendi de cevap bulamadı. Yani o zaman için ama şimdi söylemesi gerekti işte ve o da söylemişti zaten.

“Ne olacak peki, Mustafa ile evlenecek misin?” dedi merakla.

“Hayır evlenmeyeceğim! Bu çocuğu doğrumak istiyorum anne! O benim son şansın olabilir. Bir daha hayatım boyu çocuk sahibi olamayabilirim. Onu doğrumak istiyorum!” diye heyecanla çığlık attı Ayça.

Sanem hanım kızının heyecanına dahil olmak istiyordu ama kafası öyle karışmış, öyle çok soru işareti vardı ki bir şey diyemedi.

“Yarın geleyim ben sana da konuşalım!” dedi kapatırken.

Ayça’nın içi içine sığmıyordu “Anne olacağım, inanamıyorum! Anne olacağım!” diye gezinip duruyordu sürekli kendi kendine. Bütün hayatı boyunca olmayacağına inandığını bu güzel şey ona verilmişti. Bir bebek geliyordu sahiden. Onun içinde büyüyen mis kokulu bir bebeği olacaktı. Yüzündeki gülümsemeye engel olamıyordu bir türlü.

Ertesi akşam iş çıkışı, Sanem hanım, Sedef ve Ayça’dan oluşan ekip bir araya geldi konuyu görüşmek için.

Kimse bebeğin alınmasından yana değildi. Bu çocuk gerçekten bir mucize gibi düşmüştü rahmine ve yaşamayı hakkediyordu. Onun bu mücadelesini yarıda kesmeye hakları yoktu. Ayça Mustafa ile evlenmemekte kararlıydı. Onun ailesi ile de bir kaç kez karşılaşma şansı olmuştu. Annesi yekten Ayça’yı sevmediği belli etmişti zaten. Mustafa’ya da söylediğini biliyordu.

“Belki torunu olacağını duyunca fikri değişir!” dedi Sedef dudaklarını ısırara. O da biliyordu Mustafa’nın ailesini. Ayça hayatta yapamazdı onlarla. Zaten onlarda Ayça’yı istemezlerdi.

Saatlerce konuştuktan sonra, Sanem hanım “O zaman Mustafa’ya bu bebekten bahsetmeyeceksin!” dedi. Ben babanla da konuşacağım. Biz büyüteceğiz bu çocuğu. Eğer ona bahsedip, evlenmemekte ısrar edersen. Bu kez onu da çok üzeceksin!”

“Anne baba olacağını bilmesin mi yani?”

“Bence de bilmesin!” dedi Sedef, “Hiç peşini bırakmaz o zaman, ayrıca bilirse onun yanında olmak istemesi de hakkı olmayacak mı, bilmesi hakkı olduğu kadar?”

“Ben Başak’ın yanına giderim Atlanta’ya, orada doğrurum!” diyerek soru dolu bakışlarlal baktı annesine Ayça.

Başak teyzesinin kızıydı ve yıllardır Atlanta’da yaşıyordu. Eskiden beri çağırırdı Ayça’yı yanına.

“Haberi var mı Başak’ın?” dedi Sanem hanım.

“Konuştuk var. Gel burada doğur dedi. Hem çocuk Amerikan vatandaşı olur o zaman. Ne dersiniz harika değil mi?”

“O zaman bahsetme Mustafa’ya” dedi Sanem hanım tekrar.

“Olmaz bence bilmek onun da hakkı!”

“Ne diyeceksin o zaman?” dedi Sedef sıkılmış gibi.

“Hamile olduğumu, babasının o olduğunu ve yurt dışında doğuracağımı, onunla evlenmeyi asla düşünmediğimi söyleceğim!”

Sanem hanım ve Sedef Ayça’yı ikna etmeye çalışsalar da işe yaramadı. Ne Mustafa ille evlenmeye ne de ona söylemeden doğurmaya yanaşıyordu. Sonunda nasıl istiyorsa öyle yapmasına karar vermek zorunda kaldırlar. Zaten Ayça kimseyi dinlemiyodu.

Sanem hanım o akşam Orhan beye Ayça’nın hamile olduğunu söyledi. Orhan bey gözlerini kısarak dinledi karısını sonuna kadar.

“Gidip konuşayım şu çocukla!” dedi sonra sakin sakin.

“Neyi konuşacaksın Orhan! Sorun oğlanda değil ki, kızımızda! O istemiyor evlenmeyi!” dedi Sanem hanım “Ayça ile konuş, konuşacaksan! Başım ağrıyor yemin ederim!”

O gece hepsinin kafasında soru işaretleri, heyecan ve bir bebeğin gelme düşüncesinin yarattığı mutlulukla dolu garip bir ruh hali vardı.

Ayça’nın belki de tek hamilelilik şansıydı bu. Babası bebeği ve onu istiyor ama o bebeği isteyip, babasını istemiyordu. Bebebeğin babasının ailesi Ayça’yı istemiyordu. Bir yandan ele güne söylenecekler de vardı tabi. Yurt dışında doğrursa orada evlendiğini söyleyebilirlerdi.  Çocuğun nüfusu için de bulurlardı bir şeyler. Zaten evlenmeseler bile Mustafa’nın çocuğu kabul edip nüfusuna geçireceğinden hepsi eminlerdi.

Ertesi gün telefonda annesiyle konuşurken “Ne dedi babam?” diye sordu Ayça.

“Ne diyecek! Her zaman ki gibi ‘Kızım ne karar verirse arkasındayım!’ dedi” diye cevap verdi Sanem hanım.

(devam edecek)

 

 

 

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s