Var olmayan ülkede aşk – Bölüm 9

“Sevdiğim işi yapmaya başlayınca aslında ne kadar yumuşak huylu biri olduğum çıktı ortaya biliyor musun?” demişti bir keresinde, “Meğerse benim o sertliğim, karamsarlığım, hayata katı bakışım hepsi sevmediğim bir yaşamı kabul ettiğim içinmiş. Annem bile şaşırıyor şimdi bana bakınca. Sanırım bunun için de Metin’e teşekkür borçluyum. Biz onu kurtaramadık ama o benim hayatımı kurtardı. Elbette bir de seni hediye etti bize!” diyordu Yunus sürekli.

Arkadaşlıkları sürekli ilerliyordu. Metin ile olduğu gibi bir masalı paylaşmasalar da çok iyi anlaşıyor, birlikte güzel vakit geçiriyorlardı. Sevinç hanım yeni işini Çanakkale’de yapmasını istemiş olsa da Yunus İstanbul’da kalmakta kararlıydı. Annesini yanına çağırıyordu ama o da kendi yaşam alanını ve konforunu terketmek istemiyordu. Oğlunun kaybından bu yana çoğunlukla evde vakit geçirir olmuştu. Yunus onu merak ettiği için sık sık gidiyordu. Hatta Vildan’a da bir kaç kez teklif etti ancak bir türlü denk getiremediler.

Vildan’da kadıncağızla görüşmek istiyordu aslında ama Çanakkale’e ha deyince gitmek öyle kolay değildi. O yüzden arada bir telefon ile arıyor. Birlikte dertleşiyor ve ağlaşıyorlardı. O da çağırıyordu İstanbul’a Sevinç hanımı.

Sevinç hanım ve Yunus Vildan’ın annesini kaybettiğini çok sonra öğrendiler.

“Sizi üzmek istemedim!” dedi Vildan gerekçe olarak. Acınız çok büyüktü.

“İyi ama kızım sen bizim her zaman yanımızda oldun biz de senin yanında olmak isterdik.”

“Yunus sağolsun destek oluyor bana Sevinç teyzeciğim siz merak etmeyin!” dedi Vildan minnet dolu bir sesle.

Ancak Vildan’ın ses tonundaki hayranlığı yakaladı Sevinç hanımın kulağı hemen, bir şey belli etmedi kıza.

Yunus hafta sonu annesinin yanına geldi yine. Birlikte bir kahve içtiler önce. Sonra aklındaki soruyu sordu Sevinç hanım hemen. Metin vefat edeli neredeyse bir yılı geçmişti artık.

“Vildan ile sık sık görüşüyor musunuz İstanbul’da?”

Yunus onunla ne kadar sık görüştüklerinden ve yakınlaştıklarından bahsetmemişti henüz annesine. Metin’i hatırlayıp üzülmesini istemiyordu ama öte yandan da Vildan’a aşık olmuştu deli gibi ve evlenmek istiyordu. Vildan’a açılmadan evvelde annesinin onayını isteyecekti ancak biraz daha bekleyip onun toparlanmasına izin vermeyi düşünmüştü.

“Evet aslında sık sık görüşüyoruz. O çok iyi bir kız!”

“Ne kadar sık görüşüyorsunuz?”

Annesinin bu imalı soruları ile bir yere varacağını bilecek kadar tanıyordu onu. Bu yüzden artık konuyu açması gerektiğine karar verdi. Şimdi sadece arkadaşız noktasında bırakırsa sonra konuya girmek daha zor olurdu.

“Oldukça sık!” dedi gülümseyerek, “Ben de sana bu konudan bahsedecektim aslında!”

“O erkek kardeşinin sevdiği kız biliiyorsun değil mi?” dedi Sevinç hanım sert sert.

Yunus cevap veremedi annesinin söylediğine.

“O kitabı okudun öyle değil mi Yunus!”

“Evet anne okudum!”

“Ben de okudum!” Gözleri dolmuştu kadıncağızın yeniden, “O Vildan’ı çok sevmiş, gerçekten az rastlanır derecede çok hem  de. Şimdi yaşıyor olsaydı muhtemelen onunla evlenmişti bile belki de! Ne demek istediğimi anlıyorsun değil mi Yunus?”

“Anlıyorum” dedi Yunus yutkunarak.

“Vildan’ı ben de çok seviyorum. O gerçekten mucize gibi bir kız. Senin onunla ilgilenmeni de yadırgamıyorum ancak Metin’in aşık olduğu bir kızla seni düşünemiyorum. Bu.. Bu sanki ona ihanet gibi bir şey! Lütfen oğlum kardeşine bunu yapma! Ben de kaldıramam!”

Yunus kendini o kadar kötü ve suçlu hissetmişti ki bir anda, kalbindeki tüm heyecan soğumuştu sanki. Vildan’a çok aşıktı ama başından beri ona hiç bir zaman Metin’in sevgilisi diye bakmamıştı. Bakamamıştı. Aslında onu Metin’den bir gün önce görmüştü o. Eğer o zaman onun peşine düşmüş olsaydı belkide Metin yerine Vildan’da ona aşık olmuş olacaktı. Ancak şimdi annesinin baktığı yerden bakınca onunda içi acıdı. Ciğerine biri hançer sokuyor gibi hissetti.

“Tamam anladım!” dedi sadece ve elindeki fincanı sehpanın üzerine bırakıp odasına doğru yürüdü. Metin’in odasının kapısı kapalıydı. Kendisinin ki yerine karar değiştirip onun odasına girdi. Annesi hiç bozmamıştı odayı. Her şey sanki o geliverecekmiş gibi yerli yerinde duruyordu. Gidip kardeşinin yatağına oturdu. Kitap onun yatağının baş ucuna da konulmuştu.

“Annem haklı kardeşim. O senin hayalin ve ben onu senden çalamam!” dedi yüksek sesle.

Bir kaç gün sonra İstanbul’a döndüğünde aradı Vildan’ı ve buluşmak istediğini söyledi. Her zaman gittikleri kafede buluştular. Ona dürüstçe hissettiklerini, annesiyle yaptığı konuşmayı ve sonunda aldığı kararı açıkladı.

“Ama seni kaybetmek, dostluğundan vazgeçmek istemiyorum. Bu yüzden bu kadar dürüst davrandım. İzin verirsen ömrün boyu kardeşim gibi senin koruyucun ve dostun olarak kalmak isterim” dedi sonunda.

Vildan bu konuşmayı gözleri dolarak dinledi ve üzerine aslında ben de senen hoşlanıyorum diyemedi elbette.

“Metin’in anısına çok büyük saygısızlık etmiş olurduk zaten öyle, Sevinç teyzem çok haklı söylemiş!” dedi sadece, “Dostluğumuz daimdir!”

Böylece birbirlerine aşkla baktıkları halde, birlikte olamayacak olmanın sancısıyla oturdular bir süre daha. Bir süre telefonlaştılar bu görüşmenin ardından. Buluşmaya cesarat edemediler ikisi de. Bir kez Vildan Çanakalle’ye gittiğinde karşılatılar Sevinç hanımın evinde.

İki yıl sonra Vildan bir başkası ile tanıştı. Peter pan içindeki masalda yaşamaya devam ediyordu ama kimseye anlatmıyordu artık. Serdar çok iyi bir çocuktu, Vildan’ı da çok seviyordu. Nişanlandılar kendi aralarında. Onunda ailesi hayatta değildi. Birbirlerini çok iyi anlamışlardı bu yüzden. Nikah törenlerine Sevinç hanım ve Yunus’u da davet etti Vildan.

Yunus’ta nişanlanmıştı, Çanakkale’ye dönmüş orada bir spor merkezi açmıştı. Nişanlısı da voleybolcuydu zaten. Vildan’ın nikahı için hep birlikte geldiler İstanbul’a. Birlikte bir akşam yemeği yediler nikahtan sonra. Bir aile yemeği.

Vildan Metin’i de Yunus’u da hiç unutmadı. Sevinç hanım ile o vefat edene kadar görüşmeye devam etti. Oğlu olduğunda da onun yanına gittiler Çanakkale’ye. Serdar’a onların çok eski bir aile dostları olduğunu söylemişti. Kocasının geçmişteki bu duygusal bağlar yüzünden kendini kötü hissetmesini istemiyordu.

Serdar ile çok mutlu bir hayat yaşadı. Yunus’ta çok mutlu oldu nişanlısıyla evlenip. Onlarında iki kızları oldu.

Metin gülümsedi gökyüzünden ikisine de, birlikte olmalarını isterdi, çokta mutlu olurlardı aslında biliyordu ama kader neyi yaşamaya izin veriyorsa o oluyordu.

SON

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s