Var olmayan ülkede aşk – Bölüm 8

Vildan eve girdiğinde annesi sızmış yatıyordu yine. Diğer ayyaş ortada yoktu. Gidip odasının kapısını kontrol etti. Hâlâ kilitliydi.

“Farkına bile varmamışlar muhtemelen!” diyerek açtı kapıyı. Bilgisayarı görünce içi izildi yeniden. Artık nasıl bir hevesle oturacaktı onun başına. Konuşacak bir Peter Pan kalmamıştı geriye. Bir haftalık bir masalın ardından tüm hayalleri de uçup gitmişti. Kendini yatağa bıraktı.  Neredeyse hava kararana kadar düşüncelerle dolu bir şekilde durdu öylece.

Ev kapkaranlık olmuştu. İçeriye kulak kesildi, hiç ses gelmiyordu. Bu saate kadar annesinin uyanması gerekirdi çoktan. Kalkıp odanun ışığını yaktı. Daha üzerini bile değiştirmemişti. Salona geçti odasından gelen zayıf ışığın yardımıyla elektrik düğmesine kadar gidip orasının da ışığını açtı. Annesi aynı yerde uyuyordu hâlâ.

“Artık sabaha kadar içiyorlar belki?” diye geçirdi içinden ve yavaşça yaklaştı yanına. Yanağına dokundu buz gibiydi. Rengi de çok solu görünüyordu. Hemen panikle bileğini tuttu ve nabzını kontrol etti. Atmıyordu. Annesinin bileğini korkuyla bırakıp ayağa fırladı.

“Aman Allahım ölmüş!”

Elleri titreyerek henüz açmadığı telefonunu buldu çantasından şifreyi tuşladı ve ambulansı aradı. Yarım saat sonra ambulans geldiğinde salonda annesinin karşısındaki koltukta kıpırdamadan oturuyordu.

“Artık bu kadarı da fazla!” diyordu içinden, “Gerçekten fazla!”

Annesini çok sevmiyordu evet ama anneydi nihayet. Ne zamandır orada ölmüş yattığına dair bir fikri yoktu. Belki de diğer ayyaş onun öldüğünü farkedince çekip gitmişti evden. Çünkü eşyalarını da almıştı görünüşe göre.  Otopside  alkolden zehirlendiği ortaya çıktı.

Vildan’ın gözünden tek bir yaş bile düşmemişti annesini bulduğundan beri. Taş kesilmişti sanki. İçinden bir ses “Kurtuldunuz ikiniz de!” diyordu bir yandan. Öte yandan “Annen de yok artık hayatta yapayalnızsın, hayatına giren herkes ölüyor!” diyordu. Cenazeye ondan başka katılan olmamıştı. Zaten haber verecekte kimse yoktu. Komşular sürekli içtiği ve onlara sataştığı için annesini pek sevmezlerdi. Kendi arkadaşlarına da haber vermemişti. Zaten okulda kimse bir alkoliğin kızı olduğunu bilmiyordu. Bundan sonra da öğrenmelerine gerek yoktu. Adamdan da kurtulmuştu böylece. Onun geri gelme ihtimaline  karşılık ilk iş kapının kilidini değiştirdi. Evdeki ağır kokudan kurtulmak haftalar aldı. Çoğu eşyayı kaldırıp attı. Evi mümkün olduğunca sadeleştirdi. Temizledi ve farklı bir yere çevirdi. Artık odasına hapsolmak veya kapısını kilitlemek zorunda kalmıyordu. Hatta hiç olmadığı kadar huzur lu ve mutluydu evinde.

Annesinin bankada bir hesabı olduğu ortaya çıktı. Bir araba alacak kadar para vardı o hesapta. Neden böyle bir şey yapmıştı, parayı nereden bulmuştu bilmiyordu ama bu para uzun süre Vildan’ı idare etmeye yeterdi. En azından okulunu btirip bir işe girene kadar. Okuldakilere ailesinin yurt dışına gittiğini söyledi. Kendini derslerine verdi. Her gece Metin için ağladı bir ay boyunca. Bazen de annesi için ağladı. Daha doğrusu anne kız olamadıkları için. Eskisinden daha sessiz ve içine kapalıydı artık.

Annesinin ölümünden üç ay sonra Yunus aradı bir gün.

“Merhaba nasılsın?”

“İyiyim teşekkür ederim, siz nasılsınız? Sevinç teyze toparlandı mı? Hiç arayamadım onu da kusura bakmasın!”

“Evet annem daha iyi. Ben de seni arayamadım kusura bakma. Annemle ilgilendim biraz. Sonra bir yurt dışına çıkmam gerekti. On beş gün önce döndüm ve ilk iş Metin’in kitabını bastırmak için harekete geçtim. Kitap baskıdan haftaya çıkacak. Ben de düşündüm ki belki buluşur bir kahve içeriz seninle.”

“Kitabın basılmasına çok sevindim. Eminim Metin’de çok mutlu olmuştur. Gerçekten çok istiyordu o kitabın basılmasını. Evet, elbette içeriz!”

Böylece bir hafta sonrası için randevulaştılar. Telefonun kapattıktan sonra Metin’in çok özlediğini düşündü Vildan. Telefonun diğer ucundaki seste onun diğer yarısıydı. Onu görmenin de iyi hissettireceğini biliyordu. Tüm olanlara rağmen kabinin hâlâ hızlanması bunu gösteriyordu zaten.

Yunus kitabın ilk sayfasına bir şeyler yazmıştı. Kitabı Vildan’a verirken açıp notu gösterdi.

“Bu sözler Metin’in bana yazdığı mektupta vardı, bende onun istediği gibi birebir geçirdim!”

Hayatımı gerçek bir masala çeviren Wendy’ye en derin sevgilerimle!
Her zaman seninle olacak Peter Pan!

Vildan’ın gözleri doldu yeniden sayfaya bakarken.

“O kadar iyi bir insandı ki, aklım almıyor aramızdan ayrıldığını”

“Kardeşim gerçekten çok farklı biriydi. Benim gibi  değildi, o bir maceraycıydı. Mektubunda bana da hayallerimin peşinden gitmeyi öğütlemiş. Ben de onu dinledim. İşimi bıraktım!”

“Nasıl yani onca eğitimin sonucu geldiğin işi bıraktın mı?”

“Evet. Hukuk Fakültesi’nin annem istedi diye okumuştum zaten. Mutsuzdum. Yurt dışına bu yüzden gittim. Orada bir üniversite ile anlaştım. Yazın kısa bir eğitim alacağım. Sonra burada bir şeyler planlıyorum!”

“Sevinç teyze bir şey demedi mi peki?”

“Metin herkesi düşünmüş inan. Ona da beni rahat bırakmasını yazmış. Uzun uzun yazmış elbette. Kalemi güçlüydü biliyorsun”

Vildan yendien elindeki kitaba baktı.

“Okudun mu peki sen bu kitabı!”

“Hayır ilk senin okumanı vasiyet ettiği için ben henüz okumadım. Sen bitirdim dedikten sonra biz de okuyacağız ve kitap satışa çıkacak. Onun istediği gibi de gelirini bağışlayacağız!”

Güzel ve uzun bir sohbetin ardından Vildan iki günde okuyup bitirdi kitabı. Kitap baştan sonra ikisinin ilişkisi ile ilgiliydi. Duygularını ve söyelmediklerini de ekleyerek her şeyi yazmıştı Metin. Elbette bir gelecekleri olmasını her şeyden çok istediğini söyleyerek. Katılarak ağladı uzun uzun Vildan. Sonra mesaj attı Yunus’a ve okuduğunu haber  verdi.

Yunus’tan bir hafta sonra bir telefon geldi.

“Harika yazmış öyle değil mi?” dedi sesi titriyordu.

“Evet gerçekten öyle yazmış!”

“Peki gerçekten böyle miydi o bir hafta?”

“Onun içinde yaşadıklarını bende kitapla öğrendim ama genel olarak böyleydi evet!”

“Kardeşimin sana aşık olmasına şaşmamak gerek!”

“Sevinç teyze okudu mu kitabı?”

“Henüz buna hazır olmadığını söyledi.”

“Anlıyorum haklı tabi.”

“Yine bir kahve mi içsek?”

“Olur!”

Böylece Yunus ile yeniden buluştu Vildan. Kitaptan bahsettiler ve Burhaniye’de olanlardan. Bir  kaç gün sonra yine buluştular ve akşamları da mesajlaşmaya başladılar. Vildan Metin’i çok özlüyor olmasına rağmen Yunus’tan da etkileniyordu bu elinde olan bir şey değildi.

O hem Metin’den önce hayal ettiği Peter Pan’ın birebir beden bulmuş haliydi, öte yandan da Metin’in yani onun sahici Peter Pan’ının ağabeyiydi. yani her özelliği barındırıyordu üzerinde. Çok ilgiliydi ayrıca ve Vildan’a hayranlıkla bakıyordu sürekli. O otobüsteki sert mizaçlı adamdan eser kalmamıştı.

(devam edecek)

 

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s