Var olmayan ülkede aşk- Bölüm 2

Uykuya daldığını bile farketmemişti beklerken, sabah uyandığında gördü ekranda bekleyen mesajı.

“Peter Pan : Orada mısın?”

Okula gitmek için hızlıca hazırlanırlen ;

“Wendy : Akşam yedide konuşalım mı?” diye yazıp gönderdi. Peter Pan lakaplı yeni arkadaşı gecenin ilerleyen saatinde yazdığı için o küçük sesi duyamamıştı muhtemelen. Ancak  bu akşam bir önceki gibi kulağı bilgisayarın sesinde beklememek için saat vermişti. Okuldan geldiğinde yazılan mesajı görebilecekti elbette. O evde yokken de annesi ve ayyaş sevgilisi odasına girmesin istediği için kapısını kilitliyordu. Böylece ekrana düşecek mesajları evden kimsenin görme şansı da olmayacaktı.

Odasının kapısını açtığında bununa dolan leş gibi kokuyu solumamak için akşamdan hazırlayıp dolaba koyduğu sandviçini aldı ve dışarıya koştu hemen.

Devam eden günlerde her akşam Peter Pan lakaplı arkadaşıyla sohbet etmeye devam  ettiler. İkisinin pek çok ortak konusu vardı ve sohbet etmekten son derece keyif alıyorlardı. Peter Pan’ın gerçek adı Metin’di. O söyleyince Vildan’da söylemişti kendi adını. Çanakkale’de yaşıyordu annesiyle, bir tane de avukat çıkmış ağabeyi  vardı. Söylediğine göre ağabeyi hep sporcu olmak  istiyordu ama annesi onu hukuk okumaya zorlamıştı. Oldukça başarılı bir şekilde mezun olduktan sonra avukatlık yapmaya başlayan ağabeyinin yaptığı işten çok mutlu olmadığını biliyordu. Baskın bir kadın olan Sevinç hanım ne yazık ki çocuklarının ne istediği ile ilgilenmekten ziyade kendi zihninde geçerli olan neyse onu dayatmayı tercih ediyordu. İki oğlan da onu üzmemek için  ellerinden geldiğince uyum sağlamaya çalışıyorlardı.

Metin’de aslında ressam, müzisyen ya da benzeri bir sanat dalı ile uğraşmak istiyordu ama annesi onun da hukuk okumasında kararlıydı.

“Ağabeyin sana destek olmuyor mu?” diye sormuştu Vildan.

“Olsa bile annem ikimizi de dinlemek istemiyor” demişti Metin’de.

Yine de iyi kötü onlar için endişelenen fedakar bir anneleri vardı aslında. Kendi annesini düşününce Metin’in annesi melek gibi kalıyordu. Bunu ona da söylemek istiyordu aslında ama daha bu kadar erkenden annesinin bir ayyaş olduğunu ve bir başka ayyaşla birlikte dünyadan bihaber yaşadığını söylemek istemedi. Utandığı için değil, sadece sohbet etmeyi çok sevse de henüz Metin’e güvenemediği için.

Aradan üç ay geçtiğinde artık aralarında gizli saklı bir şey  kalmamıştı. Her akşam saatler süren internet sohbetleri neticesinde ister istemez Vildan’da kendi hayatından bir şeyler anlatmak zorunda kalmış, bir kez başlayınca da gerisi gelmiş ve evdeki durumundan bahsetmişti.

Metin ile aynı şehirde olmadıkları için şimdilik bri görüşme ihtimalleri yoktu. Her ne kadar her şeyi konuşuyor olsalarda Vildan ayrı şehirlerde olmalarına biraz seviniyordu. Yoksa Metin belki de buluşmak  isteyecek ve belki de aralarında derinlik kontrolü dışında artacaktı. Her şeyi anlatmış olsa da yine de biraz kontrollü davranma taraftarıydı Vildan. Sadece üç aydır, sadece internet üzerinden konuşuyorlardı.

Bunca sohbete rağmen birbirlerine fotoğraf göndermeme kararı almışlardı. İkisi de konuştuğu kişinin kendi kafasında canlandırdığı masal kahramanının tipinde olduğunu varsayıyordu. Vildan için Metin’in bir Peter Pan tipi vardı örneğin ve bunun bozulmasını istemiyordu.

“Başkalarının bedenleri sadece birer haritadır. Onu bilmeye gerek yok, önemli olan daha önce ayak basılmamış kumsalarda o insanların ruhlarına gezebilmektir. Beden herkes için aşikardır zaten, keşfedilmesi heyecan dolu olan ise ruhtur!” diye tanımlıyordu kendi durumunu Metin.

Vildan ise “Senin labirentlerinde kendimi bulmayı tercih ediyorum öyleyse. Seni aramıyorum. Aramadığım için de bedeninin sınırları ve şekli ile ilgilenmiyorum!” diye cevap vermişti.

İkisi de kelimelerle satranç oynamayı, masallarda olduğu gibi şiirsel konuşmayı seviyordu. Aslında onları bu sohbete çeken asıl şey buydu belkide. Kendi hayal dünyalarından birisi somut olarak karşılarına çıkmış gibi hissediyorlardı. Üstelikte onları kurtaracağını  düşündükleri kahramanlar olarak. Vildan için Peter Pan, Metin için ise Wendy!

Aradan sekiz ay geçtiğinde sınırlar iyice aşılmış artık ikisi de birbirini merak etmeye başlamışlardı. O beş ay önce bedenlerin gerekmediğine dair yazdıkları düşüncelerin yerinde yeller esiyordu. Sekiz ay hiç durmadan hayalindeki karaterin can bulmuş haliyle sohbet edince zamanla fazlasını istiyordu insan haliyle.  Artık bedenlensin istiyordu.

“Nasıl görüşebiliriz ki?” dedi Vildan, “Aynı şehirde bile yaşamıyoruz!”

“Teyzemin Burhaniye’de bir yazlığı var. Teyzem beş yıldır yurt dışında ve yazlığın anahtarı bizde. Biraz pimpirikli bir kadın olduğu için annem ona kızgın ayrıldı. Bu nedenle de yazlığa kesinlikle gitmeyi kabul etmiyor.”

“Ne diyorsun yani oraya mı gidelim?”

“Evet düşünsene bir kaç gün okul gezisi ya da benzeri bir şey desek, kimse seninle benim orada olduğumu bilemez. Kendi masalımızı gerçeğe çevirmiş oluruz ne derdin?”

Kendisiyle ilgilenen bir ailesi olmadığı halde -ki bir hafta evden kaybolsa bile farketmeyeceklerini düşünüyordu aslında- tedirgin etmişti bu fikir onu. Evet Metin ile çok sır paylaşmışlardı onun sahte bir karakter ya da kötü niyetli bir insan olduğunu düşünmüyordu ama yine de bir evin içinde bir kaç gün geçirmek farklı bir durumdu.

“Bilemiyorum!” diye cevap verdi.

“Merak  etme evin bir çok odası var. Sen birinde ben birinde kalacağız. Kapını kilitleyedebilirsin!”

“Sanırım bunu biraz düşünmem gerek!”

Devam eden akşamlarda Metin  sürekli Vildan’ı ikna etmeye uğraştı. Vildan bir taraftan kendini bu maceraya hazır hissetmekle beraber, diğer taraftan içindeki kontrollü kızı yenemiyordu. Sonunda  hayatın içinde böyle bir masalı yaşamayı hakkettiğine ikna etti Metin onu.

“Yapacağımız tek şey masal kahramanızla hayatımız boyu hayal ettiğimiz masalı bir kaç gün de olsa yaşamak. Peter Pan masalında Kaptan  Kanca’dan başka  kötü karakter yok biliyorsun, bizim masalımızda da henüz  böyle biri yok zaten!”

Böylece iki genç ailelerine okul gezisi olduğunu söylediler. Vildan’ın annesi cevap bile vermedi zaten söylediğinde. Anlayıp anlamadığından bile emin değildi. Ancak sonradan yokluğunu farkedip polise falan haber vermeye kalkar diye ayrıca bir kaç yere hatırlatma notu bıraktı. Çekmece de annesi ve Fikret amcasının rakı yapmak için ayırdıkları paraları vardı. Oradan biraz araklayıp Burhaniye için otobüs biletini aldı. Dönüş biletini oradan ben sana alırım demişti Metin o yüzden daha fazla paraya ihtiyacı olmadı.

Sırt çantasına bir kaç günlük eşyasını ve elbette Peter Pan kitabını koyduktan sonra kalbi yerinden fırlayacakmış gibi atarak evden çıktı.

Metin ona feribotla Bandırma’ya geçmesini söylemişti, bir araya geldikten sonra ikisi de telefonlarını kapatacaklardı. Böylece kimse onlara  ulaşamayacaktı. Sadece bu seyahhatten önce Metin biraz rahatsızlandığını söyleyip bir hafta kadar akşamları yazamamıştı. Annesi odasında başında bekliyordu ateşi olduğu için. Ancak Burhaniye öncesi kendini kesinlikle iyi hissediyordu.

“Merak edilecek bir şey yok, sadece midemi üşütmüşüm!” diye açıkladı Vildan’a.

(devam edecek)

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s