Gece perisi – Bölüm 9

“E ne oldu şimdi?” dedi Nuray şaşkın şaşkın, “Ben daha konuya giremeden gitti Pınar teyze?”

Duygu artık kahkalarla gülmeye başlamıştı, “Ya kaldın değil mi öyle? Bakalım ne zaman söyleyebileceksin?”

“Allah Allah! Bu Nuray’da nereden çıktı şimdi?” diye kendi kendine söylenerek yürüdü biraz Pınar hanım. Tuhaf davrandığının farkındaydı ama yüreği dardayken daha da daraltılmaya gelemiyordu artık. Yaşta vardı tabi. Yılların yükledikleri taş gibi ağır  oturuyordu göğüs kafesinin üzerine. Bir çakıl taşı daha konsa nefesi darlanıyordu. Ayıp olmuşu aslında çocuklara.

“Ne yapsam dönsem mi?” dedi kendi kendine önce, “Yok o zaman iyice acayip olur durum. Biraz hava alayım dolaşayım da sonra dönerim ağır ağır!”

Nuray Duygu’nun gülmesine de bozulmuştu biraz, “Sana da iyilik yaranmıyor, dükkanı kapadım geldim ben buraya senin iyiliğin için. Karşıma geçmiş gülüyorsun! Pınar teyzeye de pes vallahi, kaçar gibi öyle!” diyerek kapıya yürüdü.

Duygu arkadaşının haklı olduğunu bildiği için sustu hemen, “Dur ya hemen bozulma! Sinirlerim bozuldu ondan gülüyorum ben. Haklısın tabi sen, canım arkadaşım,! Sen olmasan ben ne yapardım!”

“Tamam! Tamam! Gidiyorum ben şimdi. Müşteri gelecek öğleden sonra!” diye gülerek çıkıp gitti Nuray.

Bir kaç saat sonra Pınar hanım biraz sakinlemiş olarak döndü eve. Duygu ütü yapıyordu yine döndüğünde.

“Nuray gitti mi?” diye sordu girer girmez.

“Gitti müşteri gelecekmiş öğleden sonra! Biraz da alındı galiba sen öyle çıkıp gidince!”

“Ay benim bu günlerde aklım başımda değil, çıkınca düşündüm ben de ama dönemedim tabi. Sen söylersin Pınar annem çok özür dilemiş diye! Ben zaten seninle konuşmak istiyordum biraz ama Nuray olunca açamadım konuyu.”

Pınar annenin sesindeki ciddiyet dikkatini çekmişti Duygu’nun “Ne oldu bir terslik yok inşallah! Yüksel amca iyi değil mi? Oğlun?”

“Hayır merak etme herkes iyi bir terslik yok. Oğlumu göremedim bir kaç gündür işleri var onunda tabi delikanlı ne de olsa.”

Duygu, Pınar annenin oğluyla arasını ısıtamayacağından korktuğunu düşünmeye başlamıştı, öğlende Nuray’a verdiği tepkiden sonra. Ondan bahsettiğinde sesine bir hüzün ve ciddilik geliyordu nedense.

“Pınar anne oğlunla ilişkin için endişeleniyor musun?” diye sordu ütüyü bırakıp.

“Yıllar sonra annelik yapmaya çalışmak zor tabi, o  bana  ben ona yabancıyız aslında. Onun beklentisinin ne olduğunu da kestiremiyorum. Çok ileri gidip bunaltmak ya da çok geride durup soğuk durmak durumuna düşmek arasında bocalıyorum sürekli. Sanırım zamana ihtiyacımız var  ikimizin de. Onun bir anne hasreti olmamış çok şükür büyürken, anne sevgisi ve şefkatinden de eksik kalmamış.”

Söz buraya geldiğinde yutkundu ve gözleri doldu.

“Büyürken yanında olmayı çok isterdin öyle değil mi?” dedi Duygu ona sarılıp.

“İsterdim tabi, onu uyurken seyretmek, büyürken seyretmek, hasta olduğunda bakmak, ilk adımızıi ilk sözünü, ilk okula gidişini. Ne bileyim işte hayatının her anını onunla yaşamak isterdim. Onu sağlıkla doğuramadığım için yıllarca kendimi suçladım. Sanırım şimdi de büyütemediğim için kötü hissediyorum. Hatta neredeyse kıskanıyorum minnet duymakla beraber o kadını”

“Sen çok iyi bir annesin Pınar anne. En yakın şahidi benim işte. Beni nerelerden çevirip doğru yola soktun sen, sabrınla, azminle. Geçmişte yaşanılanların hiç biri senin suçun değil. Olmadığı için senden alınan her şeye yeniden kavuşuyorsun zaten. Lütfen bunun tadını çıkar artık!”

“Canım kızım, seni doğursaydım ancak bu kadar yakın olurdun bana! Sen ve annen de bana bu hayatın sunduğu ödüllerdensiniz. Çok şükür çok sıkıntılarda çeksem Allah çoğunlukla iyi insanlar çıkarttı karşıma benim. Necmettin beyi düşün mesela. Yıllarca annen ve ben onun sayesinde başımıza bir iş gelmeden ekmek paramızı kazandık. Annen kız kardeşim, sen kızım oldun. Ne kadar şükretsem azdır!”

“Oğlun da seni tanıdıkça yakınlaşacak sana göreceksin. Zaten babasının sana duyduğu aşk bile onun için herşeyin ispatı değil mi? Bak bunca yıl senden hiç vazgeçmemiş aslında, neredeyse bıraktığı yerden devam ediyor şimdi aşkına!”

“Haklısın. Aslında Murat’ın onu büyüten annesine karşı bir ihanet olarak algılayabileceğinden korktum bunu başlarda. Yani Yüksel’in onunla evli olmasına rağmen beni aramaktan ya da sevmekten hiç vazgeçmemiş olması!”

Duygu ilk defa duyuyordu Perihan annenin ağzından oğlunun adını. Nedense hep oğlum diye bahsetmişti o ana kadar ve onun da sormak aklına gelmemişti “Adı ne?” diye. işin ilginci onun oğlu ile Duygu’nun aşık olduğu adamın adı da aynıydı. Belki de başkasını sevdiğini söylemesi için doğru an buydu ve Pınar anne bunca zaman sonra oğlunun adını söyleyerek bu mesajı veriyordu ona.

“Pınar anne benim de sana söylemek istediğim bir şey var aslında!” dedi Duygu dudaklarını ısırarak.

Gün boyunca bir türlü kıza oğlunun başkasını sevdiğini açıklayamayan Pınar hanım bir kez daha konunun karışıp başka yerlere gitmesini istemiyordu.

“Dur ! Önce ben söyleyeyim söyleyeceğimi sonra da sen bana söyle olur mu?” dedi yalvarır gibi.

Aynı şekilde gün boyu Nuray’ın uğraşmasına rağmen konuyu açamadıktan sonra şimdi kendisi de açamayınca gülme geldi Duygu’ya ama  gülemedi. Pınar anne yine çok ciddileşmişti.

“Tamam!” dedi yine dudaklarını ısırarak, “Umarım çok ciddi bir konu değildir ve ben de konuşmaya fırsat bulabilirim bu gün!” dedi sonra içinden.

“Bak Duygucuğum!” dedi boğazını temizleyerek önce, “Oğlumla senin dediğin gibi henüz çok yakın değiliz az önce konuştuğumuz gibi. Ben elbette onu bulunca çok heyecanlandım, tabi Yüksel amcan da öyle! Yani ilk kez üçümüz bir araya geldik anlarsın! Ben seni hep kızım olarak gördüm ve sen de bizim için bu ailenin kızısın!”

“Pınar anne! Beni ne olur dert etme! Eğer sen benim dışlandığımı düşünüyor olduğumu sanıyorsan, kesinlikle öyle değil. Çok çok mutluyum senin mutluluğundan!”

Pınar hanım Duygu’nun bu açıklamasına afalladı önce, “Yok kızım nereden çıkardın! Hiç aklıma bile gelmedi benim bu konu! Öyle mi hissettin yoksa sahiden!”

“Hayır Pınar anneciğim yani ben sizin öyle düşündüğünüzü sandım!”

Pınar hanım derin bir nefes aldı, “Yok bu gün konular sürekli karışıyor gerçekten! Şunu bir söyleyeyim sonra konuşalım hepsini! Kızım ben heyecanla seni oğlumla evlendirmek istedim. Senin de hayallere kapılmana neden oldum belki. İnan çok utanıyorum. Ancak ben sana bir sevdiğin var mı diye sorarken aynı soruyu oğluma sormayı akıl edemedim ne yazık ki! Murat’ın bir sevdiği varmış Duygu’cuğum. Yani siz evlenemezsiniz!”

Duygu günlerdir söyleyemediği şey için çözümü Pınar annenin ağzından duyunca ne diyeceğini bilemedi ilkin. Doğru mu duymuştu sahiden. Az kalsın kahkaha atacaktı şimdi sevinçten. Acaba üzülmüş gibi mi yapmalıydı?

(devam edecek)

 

 

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s