Gece perisi – Bölüm 8

Pınar anne o akşam Necmettin bey ile konuşmuş, helalleşmişti. Adam bunca yıl koruyup kolladığı bu iyi yürekli kadının adına gerçekten çok sevinmişti.

Yıllardır onları koruyup kollayan tek kişi Necmettin bey olmuştu. Pınar annenin ona gerçekten gönül borcu vardı. Bu camiada böyle belaya bulaşmadan bir kadının çalışması, namusunu korumasını çok zordu.

Bundan sonra ilk defa başlarında gerçek bir aile babası olacaktı. Perihan hanım üstlendiği sorumlulukları ilk kez bir erkeğe, kocasına devredecekti. Yılların omuzlarına yükledikleri ve yüreğine çektirdikleri yüzünden çok fazla yaşayacak dermanı olmadığını sanırdı. Ancak Yüksel bey yeniden hayatına girdiğinden beri yeniden genç bir kız gibi hissediyordu. Evinin kadını olacaktı o da diğerleri gibi, mutfak harcamaları, kira hesabını yapmayacaktı. Hatta bundan sonra para hesabını bile yapmayacaktı. Ne lazımsa alır gelirdi Yüksel bey, o da pişirirdi güzelce yer, içer, gezerlerdi. İki gönül bir olunca ne lazımdı fazlası. Bu yaşa gelmişlerdi artık, ne eşyaya, ne mala tamah edecek halleri yoktu.

Duygu ile oğlu da evlenince her şey dört dörtlük olacaktı. Hem oğlu, hem Duygu için mutluydu. Birbirlerini sevip, çok iyi anlaşacaklarından adı gibi emindi. Yüksel beye ‘Çocukları bir an önce tanıştıralım artık, sen de oğlanla konuş. Şimdi karşısına çıkar çıkmaz benim konuyu açmam olmaz!” demişti.

Yüksel bey oğlunun öz annesine oldukça sıcak yaklaşımından cesaret alarak onun manevi kızından bahsetmiş, eğer ikisi de ister ve anlaşırsa evlenebileceklerini söylemişti. Hatta bu evlilikten annesinin de kendisini de çok mutlu olacağını ve ev konusunu da eklemişti.

“Ne dedi peki?” dedi Pınar hanım heyecanla, sevdiği adama bakarak.

“Maalesef olmaz dedi Pınarcığım! Sevdiği bir varmış!”

Pınar hanım hiç beklemediği bu yanıta çok şaşırmıştı, “A burada mıymış sevdiği, yoksa geldiği yerde mi? Görüyor musun bak kısmeti! Duygu çok üzülecek şimdi!”

“Bilmiyorum ama biraz da kızdı açıkçası, ‘Ben yirmi sekiz yaşında kocaman adam oldum. Evleneceğim kadını da kendim seçebilirim!’ deyince ben de uzatamadım.”

“Tüh! Tüh! Görüyor musun? Haklı çocuk tabi aslında! Ben öyle hayalleniverdim nedense?”

“Yok üzme kendini Pınarcığım öyle kızmadı, yani varmış gönlünde biri işte. Yakında tanıştıracakmış bizimle. Duygu’ya da bir hayırlı kısmet çıkar inşallah bir yerlerden. Bizimle otururlar ikisi de evlenene kadar fena mı olur. Kocaman bir aile oluruz yine hayal ettiğin gibi!”

“Doğru söylüyorsun!” dedi Pınar hanım yarı neşeli, yarı düşünceli. Kızın da onayını almıştı, hiç düşünmeden. Şimdi çocukcağız beğenilmediğini ya da reddedildiğini düşünüp üzülecekti. Oğlunun da suçu yoktu ona sormadan söylemişti kendisi Duygu’ya.  Daha ilk günden annelik konusunda hata yapmaya başladığını düşünüp iyice canı sıkıldı. Sonuçta bu çocuk onu hiç görmemiş bilmemişti. Huyunu suyunu bilmiyordu. Bir hayale kapılıp onun adına kararlar vermiş, bu defa da elinde büyüyen diğer bir canı rencide edebilecek noktaya getirmişti.

“Ben konuşurum Duygu ile yarın sabahtan!” dedi Yüksel beye. Yüksel bey onun canının sıkıldığını anlayıp güldürmeye çalıştı ama Pınar hanım bir türlü atamadı kafasından Duygu ile ilgili düşünceleri.

Nuray, dükkanda Duygu’yu bir kez daha fırçaladıktan sonra, “Dur sen, evde değil mi Pınar teyze artık? Kapatıp geliyorum bekle!” dedi heyecanla.

“Nereye geliyorsun? Bize mi?” dedi duygu panikle.

“Tabi size geliyorum. gelip Pınar teyzeye her şeyi söyleyeceğim!”

“Her şeyi mi söyleyeceksin?”

“Yok kulübü söylemeyeceğim tabi. Murat’ı sevdiğini söyleyeceğim! Sen bu işi tek başına yapamayacaksın.”

“Ya yapamayacağım sahiden, belki de senin söylemen daha iyi olur!” dedi Duygu da.

Nuray ona bakıp, “Hey Allahım sen bu kıza akıl fikir ihsan eyle!” dedi kapıyı kilitlerken.

Pınar hanım bir süredir görmediği Nuray’ıın Duygu ile geldiğini görünce çok sevindi. Aslında o da henüz oğlunun başkasını sevdiğini söyleyememişti planladığı gibi ve bu  akşam söylemeyi planlıyordu ama Nuray’ı da özlediği için “Neyse yarın söylerim olmazsa!” diye öteledi düşüncelerini.

Hemen  ocağa bir çay koyup muhabete başladılar. Nuray sürekli yan gözle Duygu’ya bakıp işaret ediyordu, “Söyleyeyim mi?” diye.

Pınar hanım geldiklerinden beri birbirine kaş göz eden kızlara bakıp, “Hayırdır çocuklar ne oluyor aranızda? Söyleyin de bende bileyim!” dedi gülerek.

Nuray yine son bir kez arkadaşına baktı, Duygu başını önüne eğmiş dizlerinin arasına sıkıştırdığı parmakları ile oynuyordu.

“Pınar teyze ben size bir şey söylemeye geldim bu akşam!” dedi Nuray bir çırpıda.

“Hayırdır kızım ne söyleyeceksin?”

“Pınar teyze öncelikle eşinizi ve oğlunuzu yeniden bulmanıza çok sevindim gerçekten. Duygu bana anlattı olanları. Sizin adınıza ne kadar mutlu olduğumu bilmenizi isterim. Siz gerçekten tüm mutlulukları hakkeden harika bir insansınız.”

Duygu, Nuray’ın tonlamasından lafı uzatıp konuya giremediğini anlamıştı.

“Nasıl oluyormuş?” diye mırıldandı kendi kendine.

Pınar hanım onun ne dediğini anlayamadan baktı iki kıza da, “Sağol evladım. Gerçekten Allah’ın sevdiği kuluymuşuz ki sonunda tüm terslikler yüzünü döndü bize. Allah razı olsun senden de, güzel niyetlerine!”

“Pınar teyze!”

“Efendim kızım?”

“Oğlunuz eminim çok iyi biridir sizin gibi değil mi? Ne de olsa sizin oğlunuz!”

“İyi yetiştirilmiş çok şükür Nuray’cığım. Onu büyüten annesi vefat etmiş ne yazık ki ama ona minettarım çocuğuma böyle iyi bakıp, sevgisini verdiği için. ” Pınar hanım oğlunun başkasını sevdiğini Duygu’ya söylemek istediği sırada Nuray’ın onunla ilgili bu kadar soru sormasından biraz bunalmıştı, “İşlerin nasıl gidiyor Nuraycığım, esnaf kan ağlıyor diyorlar hep. Yazık bu memlekete vallahi!” diyerek konuyu değiştirdi.

“Sağol  Pınar teyzeciğim idare ediyorum çok şükür. Ben tek başıma olunca fazla masrafım da olmuyor tabi. Şey oğlunuzdan konuşuyorduk ya?”

“Evet çocuğum konuşuyorduk. Bir çay daha mı içsek acaba?” diyerek yerinden kalkıp hızla sehpalardaki bardakları aldı ve mutfağa gitti Pınar hanım. Nuray eskiden bu kadar meraklı bir kız değildi ama ne demeye habire konuyu oğluna getiriyordu anlamamıştı. Acaba bir oğlu var diye gelin olmaya mı heveslenmişti çocuk.

“Hay Allah görüyor musun başımıza gelenleri, ben Duygu’ya nasıl diyeceğim derken?” dedi kendi kendine Pınar hanım.

Pınar hanım mutfağa gider gitmez gülmeye başladı Duygu, “Ne oldu bak sen de söyleyemiyorsun? Bir de bana anlattığı gibi duygularını ortaya koyarak anlatsaydı o zaman ne yapardın acaba?”

“Yok söyleyeceğim, sende benim en yakın arkadaşımsan başına iş almana izin veremem!”

“Ya çocuklar çaylarınızı doldurdum ama bir dışarı çıkıp geleceğim, Yüksel amcanız bir şey diyecekmiş. Nuraycığım kızım sen de kusura bakma geldiğimde gitmiş olursan, sonra görüşürüz inşallah!” diyerek çayları bırakıp, ayakkabılarını giyip öylece çıktı Pınar hanım iki kızın şaşkın bakışları arasında.

(devam edecek)

 

 

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s