Gece perisi – Bölüm 7

“Tam da yeri gelmiş, ne diye bahsetmedin Murattan?” diye kızdı Nuray, Duygu’ya olanları dinleyince.

“Tamam da! Sen de o an benimle olsaydın, söyleyemezdin. O kadar heyecanlı ve mutluydu ki. Düşünsene hayatı boyu sevdiği herkesi bir aile yapmak istiyor. Aşkını, oğlunu, beni. Nasıl yıkayım bu hayali?”

“İyi ama sormuş sana  başka sevdiğin var mı diye? Sen yine sesini çıkarmamışsın!”

“Yok  demedim ama?”

“İyi de ‘sükut ikrardan gelir’ derler hiç duymadın mı Allahaşkına? Şimdi gidip oğluna kocasına senin gelinleri olacağını söyleyiverse o heyecanla nasıl geri çekileceksin? Haydi onu da geçtim Murat’a ne diyeceksin?”

“Of dur ya bu kadar üzerime gelme! Zaten kafam karışık!”

“Murat’a da bir an önce bahset bu durumdan, Pınar anneyle de konuş. Bak sonra bu iş arapsaçına dönecek. O kadıncağız sevdiğinden ayrıltılmış zaten bir kez, seni anlar anlatırsan. Oğlumla evlen diye tutturmaz. Hele ki seni de ne kadar sevdiği düşünülürse!”

“Tamam Nuray konuşacağım!” dedi Duygu hırlsa.

Nuray’ın çok çok haklı olduğunu biliyordu ama bir anlık zayıflıkla bu kadar uzun boylu düşünememişti işte. Gerçekten biraz daha sessiz kalırsa işlerin altından kalkamayacaktı. Bir an önce Pınar anne ile konuşması gerekiyordu.

“Bu akşam konuş! Yoksa gelir ben söylerim Pınar teyzeye!” dedi Nurat sert bir sesle.

Suratını asarak başını salldı Duygu, “İnşallah çok üzülmez!”

“Yahu kadını terketmiyorsun ki, sadece oğlunla evlenmiyorum diyeceksin. Daha iyi seninde bir ağabeyin olur böylece fena mı?”

“Ya doğru diyorsun bak! Hep bir erkek kardeşim olsun isterdim aslında ya da bir ağabey işte farketmez!”

“Haydi kalk git evine artık o zaman!” diyerek yarı şaka kovaladı onu Nuray.

“Baksana belki ağabeyim seni beğenir!” diyerek göz kırptı ona Duygu çıkarken.

“Hah bir ben eksiktim bu hikayenin içinde!  Haydi kaybol!”

Duygu eve geldiğinde Pınar hanım henüz dönmemişti. Duygu neyi nasıl söyleyeceğini iyice planlayarak işlere daldı. Piyanonun parasını tamamlayamadığı için dışarıdan ütü almaya devam ediyordu.

Pınar anne kapıdan girince, hemen ütüyü bırakıp yanına koştu. Ezberlediklerini bir an önce söyleyip başına gelebileceklerden kurtulmak istiyordu. Ancak ona fırsat vermeden söze girdi Pınar anne; “Bu gün ne oldu inanamazsın!”

“Bu günlerde harika şeyler oluyor, eminim yine öyle bir şeydir!” dedi Duygu yutkunarak.

“Evet gerçekten hayatımız ne kadar güzel olmaya başladı değil mi? Sonunda kader bize de gülüyor sahiden canım kızım! İkimizin de çok mutlu olmasını istiyorum!”

“Ben de Pınar anneciğim!” dedi Duygu sevgiyle, Pınar anne bir an önce söyleyeceğini söylerse o da söze girmek istiyordu artık, “E söylemeyecek misin bu gün ne oldu?”

“Ah doğru ya heyecandan kusura bakma!” diyerek Duygu’yu kolundan çekip salona götürdü ve koltuğa oturtup, karşısına da kendisi oturdu.

“Oğlumla tanıştım!” dedi ellerini sevinçle şaklatarak.

“Ne gerçekten mi? Hani bir kaç gün sonra olacaktı?”

“Evet ama Yüksel bu gün için ayarlamış işte. Ne kadar duygusal anlar yaşadık bilsen Duygu’cuğum. O da ağladı ben de ağladım. Sadece ‘anne’ diyemedi.” dedi Pınar anne yutkunarak.

“Neden diyemedi?”

“Onu büyüten kadını gerçekten çok sevmiş ve ona hep anne demiş. ‘İzin verirseniz ona ihanet etmek istemiyorum, size Pınar anne!” diyebilir miyim dedi. Öyle nazik bir delikanlı ki görmelisin. ”

Duygu buruldu biraz, “Benim gibi seslenecek yani ağabeyim de!” dedi bir yandan da mesaj vermek ister gibi.

“Yok ağabey deme kızım ağzın öyle alışır sonra!” dedi Pınar hanım hemen düzelterek. Daha o konuyu konuşmadık ama Yüksel ile hazırlıklara için neler yapacağımızı konuştuk bile. Kocaman bir ev alalım dedi Yüksel önce, hep beraber yaşayalım diye. Ben de ‘Gençlerin yanında ne işimiz var Yüksel? Çocuklar istediklerini yapsınlar, bize küçük bir ev yeter!’dedim. Ama tabi siz de beraber otururuz derseniz öyle de yaparız. Yüksel’in durumu da iyi çok şükür. Oğlumun da öyle!”

Pınar anne yine o kadar heyecanlıydı ki bütün akşam anlattı durdu neşeyle. Duygu bir türlü araya girip bahsedemedi Murat’tan. Akşam üzeri de onunla buluşacaklardı.

“Pınar anneciğim izin verirsen akşam üzeri çıkıp bir kaç arkadaşla buluşacaktım bende!” diyebildi sadece.

“Tabi kızım bütün gün benimle oturacak değilsin, çık sen!” dedi Pınar hanım neşeyle ve doğru mutfağa girdi, “Ha bu arada! Artık kulübe de gitmeyeceğim, Yüksel çalışmamı istemiyor. Bu gün gidip konuşacağım Necmettin bey ile akşam olmadan. Geldiğinde beni bulamazsan merak etme!”

“Harika bir haber bu! Çok sevindim!” diyerek geç kaldığı için aceleyle çıktı Duygu evden. Pınar anne bundan sonra hep evde olacağına göre Murat ile görüşmek için de sürekli yalan söylemesi gerekecekti. Şu annesi ölüpte kendini dağıttığından beri ona hiç yalan söylememişti. Şimdi ona Murat’dan bahsedemediği için Nuray’da çok kızacaktı ama neyseki Pınar anne henüz oğluna bir şey dememişti.

Bir şekilde duyar da üzülürse diye şimdi bir de Murat’a durumu anlatması gerekiyordu. Pınar anne de başarılı olamamıştı ama “İnşallah bunda bir aksilik çıkmaz!” dedi kendi kendine.  Son aylarda aslında hep güzel şeyler olmakla beraber nedense onları gölgeleyen ters giden bir şeyler de oluyordu.

Kafası düşüncelerle dolu olarak Murat ile buluşmaya gitti. Onu görür görmez onun da kafasının dolu olduğunu anladı.

“Dur bakalım neler olacak?” dedi içinden kendi kendine, “Merhaba canım yorgun görünüyorsun. Her şey yolunda mı?” diye sordu gülümseyerek.

“Merhaba aşkım! Hayır tam tersi.  Ailemle yoğun bir gün geçirdim ondan olmalı. Biraz başım ağrıyor. Sen nasılsın, neler yaptın?”

“Ben de fena sayılmam. Gözlerin de kanlanmış senin. Hasta olmayasın. İstersen bir doktora gidelim hiç oturmadan?”

“Hayır, hayır gerçekten iyiyim! Ama senin için sorun olmazsa bu gün erken ayrılalım ben de eve geçip biraz dinleneyim olur mu?”

“Evet, elbette!”

Duygu Murat’ı iyi görmeyince konuya giremedi yine. Gerçekten de hasta gibi görünüyordu. Onu ikna edip planladıkalrından daha da kısa oturarak eve yolladı. Şimdi dinleyecek hali yokken bu kadar önemli bir konuyu ona anlatmak olmazdı. İki konuşmayı da yapamadığına göre bir hayır vardı elbet.

Dönerken yine Nuray’ın dükkanına uğradı ve günlük azarını yedi ondan. Haklı olduğunu biliyordu tabi ama olanları anlatmıştı tüm detaylarıyla. Pınar anneye de, Murat’a da söylemek için uygun zamanlar değilmiş gibiydi.

“Bence sen cesaret edemiyorsun! Uygun zaman beklerken bazı şeyler elinden kaçıp gitmesin dikkat et!” dedi Nuray gözlerini kocaman açaraki “Ayrıca dediğim gibi Pınar anneye sen söylemezsen ben söyleyeceğim!”

(devam edecek)

 

 

 

 

 

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s