Gece perisi – Bölüm 4

Genç adam adres sormaya girdiği dükkanda karşısında birden bire üzerinde iğneli elbisesi ve seksi pozlarıyla Duygu’yu görünce yarı şaşkın, yarı hayran bakakalmıştı.

Duygu’da onu görünce şoka girmiş, bir an için ne yapacağını bilemeyip paravanın arkasına saklanmıştı.

“Güzel elbise!” dedi delikanlı gülümseyerek. Kızın sakar hareketlerle paravanın ardına kaçışı  hoşuna gitmişti.

“Gece elbisesi o!” dedi Duygu bir yandan hızla üzerini değiştirmeye çalışırken, “Benim değil!”

“Çok yazık! Çok yakışmıştı!” dedi genç adam yumuşak bir sesle, Duygu cevap vermedi. Bir an önce çıkıp gitmesi için dua ediyordu adamın. Bu Nuray’da nereye kaybolmuştu böyle?

“Ben aslında bir adres soracaktım!” diye devam etti genç adam, “Siz burada mı oturuyorsunuz?”

“Hayır ben burada yaşamıyorum!” dedi hızlıca Duygu.

“Yeryüzü için fazla güzelsiniz zaten!” diyerek gülümsedi ve  iyi günler dileyerek dışarı çıktı adam ve arabasına binip aradığı adrese bakınmaya devam etti.

Nuray kahveden dönerken görmüştü genç adamın çıkışını ama yetişememişti. Dükkana dönüp, Duygu’yu yine eski kıyafetleri ile görünce, “Sen daha giyinmedin mi? Haydi nasıl yapacağım provayı böyle?” dedi hemen.

“Sen neredeydin söylesene, az önce rezil oldum ben şu giden adama!”

“O  genç adama mı? Ne kadar da yakışıklıydı değil mi? Ne için gelmiş sahi?”

Duygu olanları utanarak anlattı arkadaşına. Nuray kocaman bir kahkaha attı, “Kızım kısmet ayağına gelmiş niye kaçırdın!”

“Saçmalama!” diyerek sinirlendi Duygu ve “Sen bu elbiseyi eve getir de orada deneyelim!” diyerek çıktı hızlıca dükkandan, “Ayrıca bu gün yemeği de sen yapacaksın cezalısın!” diye söylendi giderken.

Nuray ardından gülmeye devam etti.

İki gün sonra Pınar anne eve geldiğinde yorgun ve durgun görünüyordu. Duygu onun bu halinden endişelenip, hasta olup olmadığını sordu hemen.

“Yok güzel kızım hasta değilim! Her insana olur arada böyle, mevsim geçisi herhalde!” diye geçiştirdi.

Bu sefer onun iş yerinde bir sıkıntı yaşadığını düşünen Duygu soruların ardını kesmedi. Gece kulüpleri ne kadar nezih denilse de yine de her tür insana açık yerlerdi ve bazen müşteriler alkolün etkisiyle huzursuz edici söz ve davranışlarda bulunabiliyorlardı. Pınar annesine söyleyemese de artık Duygu’da kulüpte çalıştığı için biliyordu. Neyseki henüz herkes sarhoş olmadan erken çıkıyor, hem de Necmettin bey tarafından korunup kollanıyor, eve de onun şoförü tarafından güvenle bırakılıyordu.

Duygu’yu bir türlü ikna edemeyen Pınar hanım, sonunda yıllar öncesinden çok eski bir tanıdığının aradığını ve onunla konuşunca geçmişi hatırlayıp hüzünlendiğini söyledi. Duygu kadıncağızın boynuna sıkı sıksı sarıldı ve o gece ikisi de annesinden eskilerden bahsedip, göz yaşı döktüler beraber. Bu arada gelen bir telefonda konuştuklarının onun duymasına izin vermediğini farketti Duygu ama bir şey sormadı. Elbette Pınar annesinin de ondan gizli bir özel hayatı olabilirdi. Kadıncağızın yıllardır böyle saklama huyu olmadığını biliyordu ama yine de artık o da kendine bir hayat kurmak istiyor olabilir diye düşünüp sustu.

Pınar annenin geri gelmesine çok az bir zaman kalmıştı, aylar hızla akıp gidivermişti ama Duygu henüz piyanoyu geri alacak kadar para biriktirememişti. O döndükten sonra artık gündüz bulacağı ek işlerle tamamlamaya karar verdi. Pınar anne onun kulüpte çıkmasına asla izin vermeyeceği gibi Necmettin amcayı da daha fazla zor durumda bırakmak istemiyordu.

Pınar anne son gidiş gelişlerine kadar yine hüzünlü görünse de, son iki gelişinde eskiden olduğu gibi Duygu ile vakit geçirmek yerine süslenip dışarı çıkmayı tercih etmişti. Duygu elbette onun da bir hayatı olduğunu biliyordu ama alışık olmadığı bu farklı davranışların nedenini merak ediyordu. Pınar anne kulübe gittiği zamanlar haricinde öyle arkadaşları ile gece buluşmaları yapmazdı.

“Acaba bir sevdiği mi var?” diye sordu Nuray Duygu’nun anlattıklarını dinleyince.

“Aslında benimde aklıma geldi biliyor musun?” dedi Duygu heyecanla, “Ama neden saklasın ki benden?”

“Canım kadıncağız belki sen yanlız kalmaktan korkarsın ya da onun seni bırakacağından falan diye endişeleniyordur!”

“Hiç olur mu? O benim annem artık, çok mutlu olurum onun mutlu olmasından! Keşke söylese bana!”

“Dur yahu daha bilmiyoruz ki ikimiz yazıyor oynuyoruz!” dedi Nuray.

“Sorsam mı acaba?”

“Bence o söyleyene kadar bir şey sorma!”

Yedi ay çarçabuk doldu ve Pınar hanım yeniden evine Duygu’nun yanına dönüp, kulüpteki işine başlamak için gün saydığını söyledi. Duygu’nun da kulüpteki işi böylece sona erecekti. Son bir haftadır kulübün bir süredir uğramayan hatırlı müşterilerinden biri yeniden gelmeye başlamıştı. Duygu’nun da sesini ve kendini çok beğendiğini söyleyip, onun çıktığı her akşam ön masalardan  birini tutup, sahneye şampanyalar ve çiçekler göndermişti.

Duygu alışık olmadığı bu davranış karşısında tedirgin olsa da, Necmettin bey adamın eski bir müşteri olduğunu, bu güne kadar bir taşkınlık yapmadığını ve zaten Pınar hanım dönünce de Duygu’yu unutacağını söyledi. Yine de tüm adamlarının gözü Duygu sahnedeyken adamın üzerindeydi.

Duygu son gece de şarkılarıını söyleyip, Necmettin amcasına teşekkür etti ve parasını alıp dışarıda bekleyen arabaya binmek üzere kulüpten ayrıldı. Necmettin bey ve Duygu ofiste konuşurlarken adamın da masasından kalkıp gittiğini kimse farketmemişti. Duygu kulüpten çıktığından adamın onu kapıda beklediğini gördü. Kulübün önünde yer olmadığı için şoför ileriye parketmiş bekliyordu ve bulunduğu mesafeden de Duygu’yu görmesi mümkün değildi.

Duygu adam önüne çıkıverince küçük bir çığlık atarak geri çekildi. Adamın  sarhoş olduğu her halinden belli oluyordu. Bir anda kızın önünde diz çöküp elini uzattı “Ben sizi çok beğeniyorum. Bu gece bir yerlere gidelim mi beraber?”

Duygu korkuyla adamı kollayarak bir adım geri attı ve “Hayır teşekkürler gitmem gerekiyor!” dedi.

Adam “Ben sizi gideceğiniz yere bırakırım, arabam şurada!” diyerek doğruldu ve Duygu’yu bileğinden yakalayınca, o sırada kulübün kapısına ilerleyen adamın kim olduğuna bakmadan koluna girdi Duygu ve adamı çekiştirerek, “Ne yazık ki mümkün değil, nişanlım beni almaya gelmiş. Değil mi hayatım?” dedi  adama dönüp.

Diğer adamın sarhoş olduğunu anlayan genç adam “E-evet hayatım!” dedi şaşkınlıkla.

Sarhoş adam Duygu’nun koluna girdiği adamın burnunun dibine kadar gelip onun gözlerinin içine baktı! Duygu bu kez sarhoşun yoldan çevirdiği adama bir şey yapacağını sanarak ikisinin arasına girip, “Haydi gidelim mi hayatım geç kalıyoruz” diyerek sarıldı genç adama.

O an göz göze gelince anladı onun geçen gün terzi dükkanında yakalandığı genç adam olduğunu. Genç adam onu belinden tutup dudaklarının yakınına, yanağına bir öpücük kondurdu ve kulübün kapısı yerine geldiği yöne dönerek elinden tuttu!”

(devam edecek)

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s