Gece perisi – Bölüm 3

Böylece Pınar hanım şehir dışındaki işine başladı. Aynen planladığı gibi haftanın iki günü Duygu’nun yanına dönüyor, görüşemedikleri günlerde neler olduğunu birbirlerine anlatıp hasret gideriyorlardı.

Nuray da Pınar hanımın olmadığı günlerde akşamları gelip arkadaşının yanında kalıyordu. Onun da bir tek ağabeyi vardı. Anne ve babaları erken yaşta ölmüştü. Ağabeyi Polat bir fabrikada çalışıyor, çoğunlukla da gece nöbetine kalıyordu. Nuray gittiği bir kurstan öğrendiği kadarıyla önce tadilat terziliğine başlamış, sonradan da kendini geliştirip elbise, pantolon, etek ve benzeri şeyleri dikmeyi öğrenmişti. Gündüzleri küçük dükkanında aldığı siparişleri hazırlıyor, geceleri de gelip Duygu ile birlikte vakit geçiriyordu.

Duygu Pınar annenin piyanosunun satıldığına çok üzüldüğü için para kazanmak için ne yapabileceğini düşünüp duruyordu. Nuray gibi dikiş veya benzeri bir işi öğrenmeye kalksa onun ustası olması için epey zaman gerekeceğini biliyordu. Yine de yakınlardaki halk evlerinden birinin kursuna yazıldı. Şimdi olmasa da belki ileride meslek edinebileceği bir iş öğrenebileceğini söylüyordu Nuray. Sonuçta o da aynı yollardan geçmişti. Tamam belki büyük bir atölyesi olan iyi bir terzi değildi henüz ama etraftan gelen talepleri karşılayacak kadar da biliyordu işini. Herkeste memnundu onun yaptığı işten.

“Belki evde ütü yapabilirsin!” diye akıl öğretti Nuray, çevrelerine duyurdular ama bu mahallede ütüsünü başkasına yaptıracak kadar zengin kimse yoktu. Sadece çorbacı masa örtülerini yollamıştı bir kaç kez ama onlardan kazanılan para da öyle çok bir şey sayılmazdı.

“Necmettin amca ile mi konuşsam?” dedi sonunda Duygu, Nuray ile bir akşam çaylarını içerlerken.

“Bilmiyorum ki, önce Pınar anneye danışman gerekmez mi?” dedi Nuray. O Necmettin beyi tanımıyordu sadece Duygu ve Pınar hanıma yaptığı iyilikleri biliyordu.

“Yok ona söylersem zaten izin vermez ki! Pınar annem hep sesimin annem gibi hatta daha güzel olduğunu söylüyor. Belki bana da bir iş ayarlayabilir!”

“Kulüpte mi çalışacaksın yani?” dedi Nuray hayretle.

“Evet sonuçta on sekiz yaşımı geçtim ben. Necmettin amca annemi de Pınar annemi de tanıyor! Şu yaptığım işlerden daha çok kazanırım. Gündüz işimi de bırakmam gerekmez.”

Böylece iki kız saatlerce Pınar hanıma duyurmadan nasıl bir plan yapmaları gerektiğini konuşup durdular. Necmettin beye olanı biteni anlatacak ve Duygu’nun ne için bu işe ihtiyaç duyduğunu açık açık söyleyeceklerdi. Bunda utanılacak, sıkılınacak bir durum yoktu.

Necmettin bey Duygu’yu gözleri dolarak dinledi.

“Sen de annen gibi çok iyi bir dostsun. Pınar gerçekten şanslı!” dedi önce, “Ancak ona söylemeden seni burada çalıştırmak ne kadar doğru olur bilmiyorum. Üstelik sen henüz çok toysun. Buranın müşterisi ile baş etmek kolay değildir.”

“Necmettin amca sadece kısa bir süre için istiyorum. Ne olursun Pınar annemin piyanosunu geri alana kadar bana yardım et!”

“Peki ala gece on birde çıkan bir sanatçımız zaten var. Ondan önce çıkıp müşteriyi oyalayacak biri lazım. Sen gel saat dokuz buçuk ile on bir arası çık söyle. Sonra Fahri seni eve bıraksın! Tabi önce bir çalış bakalım bizim çocuklarla sesin için ne söyleyecekler!”

Duygu Necmettin beye teşekkür üzerine teşekkür ederek yanından ayrıldı. Kulübün müzisyenleri onun sesini beğenmişler ancak biraz provaya ihtiyacı olduğunu söylemişlerdi. Pınar hanımın ve annesinin sahne kostümleri ona olduğu için giysi ile ilgili bir sorunu olmayacaktı.

Pınar hanımın eve döndüğü günler çalışmayacak, Nuray da akşam üzeri gelip, Duygu kulube gittikten sonra onu evde bekleyecekti. Ağabeyine de Duygu’nun kulüpte çalıştığından bahsetmeyecekti.

Böyle bir süre idare ettikten sonra Duygu müşteriler tarafından da beğenilmeye başlayınca, Nuray’da ona sürpriz olarak bir tuvalet dikmeye karar verdi. Abiye tadilatlarından artan pek çok kumaş vardı elinde. Arkadaşının ölçüsünü de zaten biliyordu. Baştan sonra bir abiyeyi kendisi dikmek için de bu harika bir fırsat olacaktı. Duygu’ya bu düşüncesini açtığında, Duygu “Saçmalama böyle pahalı bir elbiseyi hediye kabule edemem, o zaman parasını vereceğim hiç değilse kumaşların!” diye tutturdu.

“Kızım saçmalama!” dedi Nuray gülerek, “Sen benim elbisemi giyerek reklamımı yapacaksın, bakarsın kulüpte çalışan diğer kadınlardan sipariş alırım.Hatta müşterilerden bile soran olabilir. Bu iş için benim sana para vermem gerekir. Dükkanımın yüzü olacaksın!”

İki kız bu konu üzerine epeyce konuşup güldükten sonra, Duygu arkadaşının bu nazik davranışı için ona çok teşekkür etti. En azından annesi gibi arkadaştan yana şanslıydı. Onlar yıllarca Pınar anneyle birbirlerine dert ortağı ve destek olmuşlardı, o da Nuray ile aynı yolda yürüyordu.

“Kaderimiz onlarınkinden güzel olur inşallah!” dedi Nuray hüzünle.

“Amin, inşallah!” dedi Duygu’da iç çekerek.

Bir hafta sonra elbise bitmemiş olsa da Duygu’nun bedenine giyeceği duruma gelmişti. Nuray çok profosyonel bir terzi olmadığı için prova alması gerekiyordu. Duygu gündüz çalıştığı yarım günlük işin ardından arkadaşının atölyesine uğradı eve dönerken.

Nuray’ın dikmeye başladığı elbise daha şimdiden harika görünüyordu.

“Gözlerime inanamıyorum Nuray! Bu elbise benim mi olacak şimdi?” dedi Duygu heyecanla.

“Elbette güzel arkadaşım. Birilerinin senin güzelliğini ortaya çıkarması gerek. Şu haline baksana!”

“Ne varmış halimde?” diyerek dükkandaki boy aynasına baktı Duygu.

Ayağında bol bir pantolon, üzerinde bir erkek gömleğini andıran tüniği ve kafasında da bir kasket vardı.

“Erkek çocuklarına benziyorsun!” diye kıkırdadı Nuray, “Mahalleli bilmese seni dükkana erkek alıyorum zanneder!”

Duygu astı suratın arkadaşının bu şakasına, “Kızım çalıştığım yerler belli, oralara süslü, püslü gitsem başıma neler gelir sen biliyor musun? Mahallenin dilinden kurtulamam en başta <3”

Nuray arkadaşının alındığını görünce ciddileşti hemen, “Tamam ya şaka yaptım! Benim senden bir farkım mı var Allahaşkına! Haydi surat asmayı keste, giy şu elbiseyi. Yanlız iğnelerine dikkat et!”

Duygu elbiseyi kapıp arkadaşının yanağına bir öpücük kondurdu ve giyinmek için küçücük atölyenin en gerisine konmuş paravanın arkasına geçti. Nuray’da dükkanın önüne çıkardıkları yüzünden dar sokaktan geçemeyen büyük ve pahalı arabaya yol açmak için kapının önüne çıktı. Eşyaları yoldan çektikten sonra, arkadaşı ile kendisine birer kahve söylemek için hemen karşıdaki kahveye doğru yürüdü.

Yoldan geçen gösterişli arabayı süren genç adam bilmediği bu  sokaklarda aradığı adresi bir türlü bulamıyordu. Yoldaki eşyaları çeken terziye sormak için biraz ileride durup dükkanın önüne geldiğinde kimseyi göremeyince içeri girdi.

Duygu bu arada henüz tamamlanmamış elbiseyi giymiş ve çok beğenmişti. İçeriden gelen sesleri Nuray zannettiği için paravanın yanından önce bacağını uzatarak bir müzik mırıldanmaya başladı. Bu arada kasketi çıkarmış, beline kadar dalgalı saçlarını elleriyle kabartmış,göğüs kısmı henüz teğelli duran elbisenin önünü olduğundan biraz daha aşağı çekerek, dekoltesini genişletmişti.

Aynı müziği mırıldanarak, arkası dönük ve seksi hareketlerle paravanın arkasından çıkıp saçlarını savurarak döndüğünde gördü genç adamı.

(devam edecek)

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s