Gece perisi – Bölüm 2

Pınar hanım Nuray’ın bahsettiği serserileri biliyordu. Uzun süredir mahallenin başına bela olmuşlardı. hemen hepsi müptelaydı. Polise de defalarca şikayet etmelerine rağmen istasyonun olduğu yeri mekan edinmişlerdi. Aralarında kavga ediyorlar, mahalleliye sataşıyorlar, işin kötüsü gençleri de etkiliyorlardı. Duygu artık genç kız olduğu için onlardan  etkilenmeyeceğini düşünmüştü ama kız annesini kaybettiğinden beri zaten bela peşinde koştuğundan demek sonunda onlara da bulaşmıştı.

Bir an için ne yapacağını bilemedi. Doğrudan koşup oraya gitse, Nuray kızın bir arabaya binip gittiğini söylemişti. Zaten bir kadının o serserilerle tek başına baş etmesi mümkün değildi. Bu yüzden polise haber vermeye karar verdi, bir yandan da akıl vermesi için Necmettin beyi aradı. O kulüp işlettiği için civardaki tüm belalıları bilirdi.

“Tamam ben bizim çocukları göndereyim, Duygu’yu nereye götürmülşer baksınlar!”

Karakolda işlemlerin tamamlanmasının ardından Pınar hanımı evine geri yolladılar. Saat gece yarısına gelmek üzereydi ve Duygu’dan hâlâ bir haber yoktu. Sonunda bir iki saat sonra karakoldan gelen telefonla onun merkezdeki devlet hastanesine götürüldüğünü öğrendi. Necmettin beyin adamları onları bulmuş ve polise haber vermişti. Polis baskın yapınca ortamdaki tüm serseriler uyuşturucu bulundurmaktan tutuklanmış, Duygu’da kendinde olmadığı için hastaneye kaldırılmıştı. Kendine geldiğinde onun da ifadesi alınacaktı.

Pınar hastaneye varır varmaz, doktorların yanına gitti önce, “Merak etmeyin, kızınız fiziksel bir zarara uğramamış. İlk kez kullandığı için uyuşturucunun etkisinde diğerlerinden daha uzun kaldığı için burada tutuyoruz” yanıtını alınca başından aşağı kaynar sular dökülerek kızın yanına girmişti.

“Ah kızım! Bu merete bulaşmanın ne kadar tehlikeli olduğunu bilmiyor musun?” diye ağladı Duygu’nun başında o ayılana kadar.

Duygu gözlerini açıp kendini hastanede Pınar hanımı da başında ağlarken bulunca ne diyeceğini bilemedi. Kendisiyle birlikte ona da zarar verdiğini biliyordu ama bu defa gerçekten çok ileri gitmişti galiba.

“Duygu kızım iyi misin?” dedi göz yaşlarını silerek Pınar hanım, “Yavrum bunu bize niye yapıyorsun? İlla ki ölmek istiyorsan gel ikimiz birlikte ölmenin bir yolunu bulalım. Sanıyor musun sen olmadan ben bu dünyada kalabilirim. Sanıyor musun annene verecek bir cevabım olur burada kalınca. Şu hastaneden çıkalım, eğer yaşamaktan bu kadar bıktıysan bir çözüm bulalım artık!”

Duygu kadıncağızın göz yaşları içinde söylediği bu sözlerin ardından tokat yemiş gibi olmuştu.

“Pınar teyze! Çok özür dilerim!” dedi o da ağlayarak.

“Kızım bak anneni çok özlediğini biliyorum! Onu ben de çok özlüyorum! Niyetin neyse bana söyle sana söz ölüme de gidelim desen elinden tutup geleceğim! Eğer kendini cezalandırmak istiyorsan ben de seninle cezalandıracağım! Bil ki senin bu dünyadaki annen olmaktan asla vazgeçmeyeceğim!”

“Özür dilerim!” diyerek katılarak ağlamaya başladı Duygu bu defa. İkisi birbirlerine sımsıkı sarıldılar.

Duygu hastaneden çıktıktan sonra bir daha sala madde kullanmayacağına ve Pınar annesini üzecek bir şey yapmayacağına söz verdi. O  nasıl Pınar annesine yadigarsa, Pınar anne de ona annesinden yadigardı. Ona bilerek ve isteyerek zarar verecek bir şey yapmayı asla istemezdi. Çok saçmalamıştı iki yıldır her şeyi mahvetmişti ama bir daha olmayacaktı.

Duygu eve döner dönmez, Nuray’da onu görmeye gelmişti. Kurtuluşunun can arkadaşı tarafından olduğunu öğrenince ona da ağlayarak sarılmış ve bir daha kendine ve çevresine zarar vermeyeceğine söz vermişti.

Bir kez kullanmış olmasına rağmen doktor ve polis Duygu’yu bir süre takip edecekti. Yeniden bir psikiyatriste gitmesine karar  verilmişti. Bu defa verilen tüm ilaçları düzenli olarak kullanacaktı.

Bu olayın üzerinden altı ay geçtikten sonra Duygu söz verdiği gibi toparlandı. Okulunu bitirmek için açık liseye yazıldı. Polis takibi ve doktor kontrolleri sona erdi. Artık eski Duygu olmuştu yeniden. Pınar hanım kızın yeniden normale dönmesine çok çok mutluydu ama ikisinin geleceği için birilen tüm paralar suyu çekmişti. Şimdi geçimlerini sağlayabilmek için onun da yeniden işe dönmesi gerekiyordu.

Duygu neden olduğu bu durumun boyutlarını tam olarak bilmese de, Pınar hanımın daha temkinli yaptığı harcamalardan bir şeylerin yolunda gitmediğinin farkındaydı. Kadıncağız kız bu defa da bunun için  suçluluk duymasın diye maddi durumlarının  ne kadar kötü olduğunu ondan saklıyordu.

Necmettin bey Pınar hanıma bir başka şehirdeki arkadaşının kulübüne müzisyen arandığını ve bir tanıdığı olup olmadığını söyleyince, kendini önermek zorunda kaldı. Büyük ve tanınmış bir kulüp olduğundan orada ki kazanç buradakinin neredeyse iki katıydı. Aslında kulübün sanatçısı ayrılmamıştı ama hamile olduğu için işe bir süre ara vermesi gerekiyordu. Necmettin bey  Pınar hanımı yıllardır tanıdığı ve kolladığı için onu göndermeye razı oldu. Kulüp haftanın bir günü kapalı, bir günü de farklı sanatçıların sahne aldığı bir yerdi. Böylece iki gün yeniden buraya dönüp Duygu ile ilgilenme şansı da olacaktı. Orada masraf etmemek için kulüp mutfağının arka tarafında depo olarak kullanılan odalardan birinde kalmayı da kabul etmişti. Ortalama yedi ay çalıştıktan sonra zaten yeniden dönecekti buraya.

Duygu bir yandan açık liseye devam ederken bir yandan da iş arıyordu kendine. Pınar hanım onun düzgün bir yerde çalışmasına izin veriyordu sadece. Annesi ve kendisinin geçtiği yollardan geçmesini istemiyordu. Henüz lise diplomasını da alamadığı için öyle Pınar hanımın söylediği gibi bir iş bulması da zorlaşıyordu haliyle. Sonunda yine Necmettin bey sayesinde bir muhasebecinin yanına girmişti. Büronun temizlik ve yemek işlerine bakacağı için sadece yarım gün çalışacak, kalan zamanda da dersleri ve ev işleri ile ilgilenecekti.

O işteyken piyanonun evden çıktığını ve bir kamyona yüklenerek gittiğini yine Nuray’dan öğrenmişti. Pınar annenin ailesinden kalan tek yadigari olan piyanosunu neden gönderdiğini önce anlayamamış, sonra onun başka şehirde çalışmaya gideceğini öğrenince ellerinde, avuçlarında bir şey kalmadığını anlamıştı.

“Bak Duygu’cuğum, senin de burada bir işin var. Ben üç aylık kirayı ödedim. Zaten oradan kazandıklarımla da ödemeye devam edeceğim. Sen bir sıkıntın olunca Necmettin bey ya da Nuray’a gidebileceğini biliyorsun. Hatta istersen ben olmadığım günler Nuray ağabeyi izin verirse burada seninle kalabilir.”

“Pınar anne sana söz veriyorum! Gözünü arkada bırakacak bir şey yapmayacağım. Keşke piyanonu hiç satmasaydın. Ben de başka bir işe girerdim, geçinirdik.”

“Yok kızım ben piyanoyu artık eskidiği için sattım. Sen aklına bir şey getirme!” dedi Pınar hanım gözleri dolarak sarıldı kıza, “Yakın zamanda yenisini alacağım zaten merak etme!”

Duygu onun doğru söylemediğini biliyordu ama sesini çıkarmadı. Bu konuşmanın olduğu gece para biriktirip kadıncağızın piyanosunu geri almaya kendi kendine söz verdi.

(devam edecek)

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s