Yürek yanılmaz! – Bölüm 10

Halim bey, Kerem beyin anlattıklarını duyunca ne diyeceğini şaşırdı. O kendi evladının geldiği durum için sitem etmeye hazırlanırken Berfu’nun başına gelenleri duyunca çok sarsılmıştı.

“Kerem bey çocuklarımız gözlerimizin önünde mahvoluyor! Buna daha ne kadar seyirci kalacağız?” diye sordu çaresizce.

Kerem bey  onun haklı olduğunu biliyordu. Sedef hanımın tüm sessizliğine ve pişman görünmesine rağmen hâlâ bunu dile getirmiyor olmasına içerliyordu artık. Kerem bey herkes için en iyisini yapmaya çalışırken başından beri ona hiç yardımcı olmamıştı. Daha sonra kız kardeşiyle onların baş düşmanları ile iş birliği yapmakla suçlanmıştı üstelik. Adamcağızın kızı için yapmaya çalıştıklarını hırsı yüzünden görememişti. Şu noktada Kerem bey tercihini kızından yana  kullanacaktı artık. Sedef hanıma yeterince zaman tanımış, anlayış göstermişti.

“Haklısınız!” dedi Halim beye, “Peki ama Berfu Sedat ile evli olduğunu hatırlamıyor, bunu nasıl çözeceğiz?”

“Siz nerede olduğunuzu söyleyin. Bırakalım çocuklar bunu kendi aralarında çözsünler!”

Kerem bey, Halim beye nerede olduklarını ve nasıl ulaşılacağının bilgisini detaylı olarak anlattı. Sedat babasının söyledilerini duyunca önce bir ağlama krizine girdi. Berfu’nun yerini öğrendiğine mi sevinsini yoksa onun başına gelenlere ve artık onunla evli olduğunu hatırlamamasına mı üzülsün bilemiyordu.

“Sakin ol!” dedi Halim bey, “Sonuçta kız sadece son beş yılı hatırlamıyor, sen onun hayatında çok daha önceden beri vardın. Karşısına çık bakalım ve sonrasında olacakları kadere bırak!”

Arzu hanım da çok sevinmişti Berfu’yu bulduklarına ve kızın aslında oğlunu isteyerek terketmemiş olduğuna. Bir süreliğine de olsa kızın annesi ve teyzesine inandığını düşünüp suçluluk duymuştu.

Sedat hiç vakit kaybetmeden hazırlandı ve hep birlikte yola çıktılar. Berfu’ların yakınlarında bir yerlerde bir motelde  kalacaklardı. Kerem bey ile haberleşerek Sedat’ın Berfu’nun karşısına çıkmasını planlayacaklardı. Elbette Sedef hanımın olmayacağı ve görmeyeceği bir yerde.

Sedat, Berfu’nun onu gördüğünde ne yapacağını merak ediyordu.Onu görünce herşeyi hatırlayacak mıydı acaba? Hatırlaması mı, hatırlamaması mı daha iyiydi o da kestiremiyordu. Eğer evliliklerini hatırlayıp yeniden annesinin hatırını tanımaya kalkarsa o zaman Sedat’ı bir  daha görmek istemeyebilirdi. Ancak bu sefer Sedat’ta tüm gerçeği bildiği için birlikte bir çözüm bulma şansları vardı. Geçmişte bu şans verilmemişti zavallı delikanlıya ve birden bire ne olduğunu bile anlamadan kalakalmıştı. Yine de suçlamıyordu Berfu’yu onun bunu annesi için yaptığını biliyordu artık. Zaten Sedat’ta annesine rağmen Berfu’nun onunla devam edipi hayatı boyu mutsuz olmasını istemezdi.

Az bir süre sonra hayatlarının bundan sonraki seyri belli olacaktı. Halim bey ve Arzu hanım Berfu’nun kararı ne olursa olsun onların birlikteliği için ellerinden geleni yapacaklarına, gerekirse gidip Gönül hanımı bile ikna etmeye çalışacaklarına söz verdiler. Sedat böyle bir anne-babaya sahip olduğu için gerçekten şanslıydı. Halim beyin onun için yaptıklarını öz anne-babaların dahi yapmadıkların biliyordu.

Yaylaya yakın bir yerde motele yerleştiklerinin ertesi günü Kerem bey kızını alıp etrafta bir  geziye çıkacaklarını bildirdi Halim beylere. Belirledikleri noktada Kerem bey bir telefon görüşmesi bahanesi ile Berfu’yu yanlız bırakacak, Sedat’ta o arada karşısına çıkacaktı.

Sabah kahvaltısından sonra Kerem bey kızına Afacan’ı gezdirmek için bu  gün farklı bir yere gitmeyi  teklif etti. Sedef hanım her zamanki gibi evde  kalacaktı ki zaten gelmek istese bile Kerem bey ona bir bahane  bulup evde bırakmaya kararlıydı.

Berfu babasının bu teklifini sevinçle karşıladı.

“Hani hatırlıyor musun? Deden küçükken bizi bir dut ağacına götürürdüç Dut ağacının gövdesine asılı kalmış asmaya salıncak gibi oturup sallanırdın!”

“Evet elbette hatırlıyorum. Neredeyse kolum kadar kalındı o asma!”

“Afacan’a da oradaki asmayı göstermeye ne dersin?”

“Harika olur! Duruyor mudur acaba?”

“Bilmem gider bakarız beraber!”

Böylece baba kız evden uzak bir yerde dolaşmak üzere Afacan’ı da alıp çıktılar evden. Kerem bey Berfu’ya çaktırmadan konum attı vardıklarında Halim beye. Onlarda bekledikleri haberi alır almaz motelden ayrılım verilen adrese doğru yola çıktılar. Berfu dut ağacının da asmanın da hâlâ durduğunu görünce çok sevinmiş, hemen eskiden yaptığı gibi sallanmayı denemişti. Afacan’da sanki burayı önceden biliyormuş da geri geldiğine çok sevinmiş gibi zıplayıp duruyordu. Kerem bey tepenin altındaki yoldan gelen arabayı farkedince, bir telefon görüşmesi yapması gerektiği ve çekmediği için biraz ileri yürüyeceğini söyleyip uzaklaştı kızının yanından.

Halim beyler de arabayı biraz ileri parkedip, Sedat’ı gönderdiler Berfu’nun yanına. Afacan’ın havlayarak koşmasına döndü Berfu, karşıdan gelen delikanlıyı bir yerden  gözü ısırıyordu. Köpek koşarak gitti ve üzerine atıldı Sedat’ın. Afacan’ın hafızasında bir sorun yoktu ve onu yeniden gördüğü için çıldırmış gibi havlıyor, etrafında zıplıyor ve yüzünü yalıyordu.

“Nasılsın Afacan? Ben de seni çok özledim!” dedi Sedat mutlulukla, Berfu kadar onu da yeniden gördüğüne çok sevinmişti. Onu ilk kez birbirlerine açıldıkları o tatilde bulmuşlardı. İkisinin aşkı kadar değerliydi bu yüzden.

“Sedat!” dedi Berfu şaşkın şaşkın. Çocukluğundan beri aşık olduğu delikanlının yaylada karşısına çıkmasına çok şaşırmıştı. Hâlâ uyumadan onu düşündüğü oluyordu ama burada karşılaşacakları hiç aklına gelmemişti.

“Merhaba!” dedi Sedat Berfu’nun neyi hatırlayıp, neyi hatırlamadığına emin olmadan.

“Burada ne arıyorsun! Çok şaşırdım şu an!”

“Biz buralarda bir yere gelmiştik, uzaktan seni görünce gelip konuşayım dedim!” deyiverdi Sedat.

“Gerçekten çok büyük tesadüf bu. Afacan’da tanıyor seni!”

“Ah evet mahallede karşılaşmıştık bir kaç kez oradan olmalı!”

“Herhalde!Babam da çok şaşıracak aslında!” dedi sonra Berfu tedirgin bir şekilde. Annesinin Sedat’ın ailesinden haz etmediğini biliyordu ve babasının ona bahsedeceğinden endişe etmişti biraz.

Sedat ona sarılıp ağlamamak için zor tutuyordu kendini. Olanları hatırlamadığını farketmişti. Şimdi onun için mahalleden biriydi sadece, her şeye yeniden başlaması da gerekse bu defa Berfu’yu kaybetmeye niyeti yoktu.

Ağaçların arkasından kızının konuşmalarını duyan Kerem bey, Sedat gibi düşünüyordu. Şimdi geri dönse kızı tedirgin olacak ve Sedat’ı göndermeye çalışacaktı. Bir bahane bulup uzak durması gerekiyordu. Berfu’nun telefonunu çaldırdı ve bir kaç saatliğine gitmesi gerektiğini dönüp onu alacağını, o zamana kadar onun Afacan ile vakit geçirmesini söyledi.

Berfu Sedat ile geçirebileceği bu vakit için çok sevinmişti, “Elbette babacığım beni sakın merak etme! Sen işin sürdüğü kadar yap dedi heyecanla!”

Sedat onun önündeki kesik kütüğe oturdu ve tıpkı o gün yaptıkları gibi sohbet etmeye başladılar. İkiside o kadar heyecanlıydı ki, Berfu farkında olmasa da birbirlerine açıldıkları o günün tekrarını yaşıyorlardı.

Sedat bu kez elini daha çabuk tutup konuyu aşka ve ardından ona olan hislerine getirdi.

(devam edecek)

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s