Yürek yanılmaz! – Bölüm 8

Berfu’nun kendine gelmesi bir kaç saati buldu. Gözünü açtığında babasını görünce gülümsedi hemen. Başında korkunç bir ağrı vardı.

“İyi misin güzel kızım!” dedi Kerem bey heyecanla.

“Evet ama başım çok ağrıyor babacığım!”

“Geçecek güzel yavrum, kendine geldin ya!”

“Baba ne oldu bana?” diye sordu Berfu tam da doktoru içeri girerken.

“Merhaba Berfu hanım kendinize geldiğinize sevindim.” dedi doktor elindeki ışığı onun gözlerine tutup kontrollerine başladı bir yandan, “Kendinizi nasıl hissediyorsunuz?”

“Başım çok ağrıyor. Bir de bana ne olduğunu hatırlayamıyorum galiba!”

Kerem bey endişeyle doktora bakıyordu. Doktor soğukkanlılığını kaybetmeden devam etti muayenesine.

“Köpeğinizi gezdirirken düşmüşsünüz sanırım!”

“Köpek mi? Benim köpeğim mi var?”

“Onu hatırlamıyor musunuz?” dedi doktor gülümseyerek.

“Hayır!” dedi cevap verdi Berfu’da.

“Sanırım bir kaç test yapmamız gerekecek, ben arkadaşları yollarım. Geçici bir durum olabilir” dedi doktor çıkmadan önce Kerem beye bakarak.

“Baba ne demek istedi doktor bey?”

“Geçici bir hafıza kaybı kastediyor sanırım” dedi Kerem bey düşünceli bir sesle

Sonunda Berfu’nun ortalam son beş yılı hatırlamadığı ortaya çıktı. Günlük yaşamını etkileyecek davranışlarında, koordinasyonunda veya alışkanlıklarında bir kayıp yoktu. Adını, adresini, gittiği okulları, ailesini her şeyi net bir şekilde hatırlıyordu. Sadece son beş yılda hayatında olan değişikleri hatırlayamıyordu. Örneğin Sedat’ı diğer arkadaşları gibi hatırlıyor ama onunla evlendiklerini hatırlamıyordu ve tabi yaylaya gideceklerini de.

Kerem bey bu durumun ne zaman düzeleceğini sordu doktora.

“Belli olmaz!” dedi doktor, “Bu biraz da ona bağlı, eğer o dönem içinde unutmak istemediği şeyler olduysa kendini zorlayacaktır hatırlamak için. Değilse  o kısım olmadan da hayatına devam edebilir zaten. Endişelenecek bir durum yok. Eksik ve gerekli olan kısımları ona yeniden hatırlatabilirsiniz.”

Berfu’nun çıkmasında bir sakınca olmadığını de ekleyince, çıkış işlemlerini hemen yaptı Kerem bey. Yayla seyahatleri için de bir sakınca olmadığını söylemişti doktor. Hatta belki orası daha bile iyi gelebilirdi hafızasına.

“Demek yaylaya gideceğiz! Çocukluğumdan beri gitmemiştik!” dedi Berfu sevinçle.

“Evet ama eve gitmeden önce Afacan’ı almalıyız onu yemekhanenin arkasına bağlamışlar.”

“Afacan?”

“Köpeğimiz” dedi Kerem bey gülümseyerek.

Afacan Berfu’yu görür görmez atladı üzerine. Onun yeniden iyi olmasına çok sevinmiş durmadan yalamaya başlamıştı.

“Sen ne kadar şirin bir köpekmişsin! Dur bakalım sakin ol biraz!” diyerek tasmasından tutup arabaya bindirdi onu Berfu, “Bir köpeğimiz olmasına sevindim!” dedi dönerken babasına.

Kerem bey eve gelince annesinin hastanede olduğunu söyledi Berfu’ya. Önemli bir şey değildi. Hafif bir mide spazmı geçirmişti ve yarın onu hastaneden alıp yaylaya doğru yola çıkacaklardı. Hastaneden Berfu’nun çantasını Kerem beye teslim etmişlerdi. O da kızının Sedat ile ilgili  herhangi bir şeyi bir süre daha hatırlamamasının daha iyi olacağını düşündüğü için telefonunu çantasından almıştı. Sedat’ın haber alamayınca ona mesaj atacağını veya arayacağını biliyordu. Onun içinde çok üzülüyordu ama şu an yapabilieceği başka bir şey yoktu. Kendi ailesini düşünmek ve korumak zorundaydı.

Aslında Sedat’a kızının başına gelenlerden bahsedebilirdi ama o zaman delikanlı iyice telaşlanıp düşerdi peşlerine Berfu’nun hafızası yerine gelene kadar ya da Kerem bey karısı ve kızını idare etmeyi başarıncaya kadar her şey Berfu’nun hafızasını kaybetmeden önce planladığı gibi olması en doğrusuydu.

Berfu annesinin hastanede olduğunu öğrenince hemen onu görmek istemişti. Kerem bey kızını oraya götürmeden karısına durumu anlatmak zorundaydı. Kızın evlendiğini hatırlamıyor olmasının en çok onun işine geleceğini biliyordu. Hiç değilse bu şekilde Berfu acı çekmeyecekti O yüzden kimsenin ona Sedat’tan veya evlilikten bahsetmemesi gerekiyordu.

Hiç istemediği halde baldızını aradı ve sabahtan beri başlarına gelen her şeyi ona anlattı. Gönül hanımın “Aa!!” diyerek dinlediği konunun ne olduğunu merak eden Sedef hanım telefonu alıp konuştu kocasıyla.

Kızının başına gelenleri duyunca tansiyonu yükseldi Sedef hanımın. Berfu hastaneye gelmeden ilaçla düzenlediler yeniden. Gönül hanım ablası telefonu kapattığından beri hiç konuşmadığı için endişelenmişti biraz. Sedef hanım derin bir sessizliğe gömülmüştü kendi içinde, dalıp dalıp gidiyordu.

“Abla iyisin değil mi?” diye sordu Gönül hanım Berfu’lar gelmeden.

“Değilim Gönül!” diye cevap verdi sadece.

Berfu odaya girer girermez koşup sarıldı annesine. Aralarındaki kırgınlığı ve anlaşmayı hatırlamadığı için eskiden olduğu gibi sevgi doluydu. Sedef hanımın gözlerinden yaşlar boşandı kızına sarılırken.

“Berfum, canım! İyisin değil mi?”

“Evet anneciğim hiç merak etme çok iyiyim. Sen nasılsın, yarın çıkacaksın değil mi bir değişiklik yok. Babam yaylaya gideceğimizi söyledi. O kadar sevindim ki!”

Sedef hanımın çenesi titriyordu konuşurken. Kızının yeniden mutlu olmasına çok sevinmişti. Onunla aralarındaki duvarlar yıkılmış yeniden anne-kız olmuşlardı.

Ablasının ne hissettiğini hemen anlayan Gönül hanım “Bu bir mucize olmalı!” diye mırıldandı. Sonra Kerem beyin sinirli bakışlarını farkedince toparlanıp çıktı odadan.

“Keşke sizin de silinseydi hafızanız!” dedi ters ters çıkarken.

Kerem beyin o Halim denen hayin ve onun karısı olacak kadından yana durmasına çok içerlemişti. Eniştesi de olsa onu affetmeyi düşünmüyordu. Yeğeni onun o yılan aile ile yaptığı iş birliği yüzünden bu hale gelmişti.

Gönül hanım odadan çıkınca Kerem bey de yaklaşıp sarıldı karısı ve kızına. Karısının gözlerindeki duyguyu o da görmüştü ama hissettiği Gönül’ün hissettiğinden biraz daha farklıydı. O bir pişmanlık sezmişti Sedef hanımın gözleri ve sesinde. Kızıyla arasını gereksiz bir inat yüzünden açtığına dair bir pişmanlık. Yine de temkinli olmakta fayda vardı. Gönül her an ablasının aklını çelebilirdi yeniden. Neyse ki yaylaya onlarla birlikte gelmeyecekti. Orada ailecek vakit geçirecek, düşünecek ve konuşacak bol bol vakitleri olacaktı. Belki de Berfu’nun telefonunu aldığı gibi karısının da telefonunu almalıydı çantasından. Böylece Gönül ile iletişimini bir süreliğine keserdi. Merak eden Kerem beyin telefonundan  arayabilirdi pekâlâ.

Sedef hanım o akşam üzeri çıktı hastaneden. Berfu hatırlamıyor olsa da evde her şey çoktan hazırlanmıştı. Kamyonet sabah beş gibi gelip eşyaları alacaktı. Onlarda kamyonetin peşine evi kilitleyip çıkacaklardı. Böylece mahalleden kimseye yakalanmadan uzaklaşacaklardı buralardan şimdilik.

Eskiden de yaylaya giderken hep erken yola çıktıkları için Berfu hiç soru sormadı bu konuda. O zamanlar yaylaya vardıklarında dedesi ve babaannesi karşılardı onları. Berfu gelecek diye bir sürü hazırlık yapmış olurlardı. Bu harika ve sevgi dolu karşılamaya bayılırdı. Dedesi ve babaannesi rahmetli olmuşlardı çoktan ama oradaki ev onların hatıraları ile doluydu Berfu için. Sabaha kadar heyecandan uyuyamadı. Afacan her zaman olduğu gibi onun yanına kıvrılıp yatmıştı.

(devam edecek)

 

 

 

 

 

 

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s