Yürek yanılmaz! – Bölüm 7

“Sanırım Sedat ile boşanmaktan başka çare yok babacığım!” dedi Berfu hıçkırarak, “Yoksa gerçekten annemin ölümüne neden olacağım.”

Kerem bey de iyice bunalmıştı olanlardan. Kızının mutluluğunu bozma pahasına karısının bu yaptıklarına anlam veremiyordu. Aklı başında bir insanın yapacağı işler değildi bunlar. İmkanı olsa Gönül ile görüştürmezdi karısını. Kendi hırsları uğruna dolduruyordu kız kardeşini ve aile huzurlarını da bozuyordu böylelikle. Sedef hanımın bile gözü kör olmuştu hırstan onun yüzünden.

“Annene rağmen vazgeçmeni istemiyorum  Berfu!” dedi Kerem bey, artık bu kadarı da fazla geliyordu gerçekten. Bu iki kız kardeşin akllarını başlarına toplaması geliyordu.

“Fakat bunu nasıl yapayım babacığım. Annemi biliyorsun eve döner dönmez kendine ve bize aynı işkenceyi yapmaya devam edecek!”

“Sedat’a, ailesine ne diyeceksin kızım?”

“Bilmiyorum, belki de bir süre uzaklaşırım buralardan, Sedat’da kendine bir yok çizer. Aksi durumda peşimi bırakmayacaktır!”

“İnanamıyorum gerçekten! Sedef’in inadı yüzünden belki de ömrünüz boyu acı çekeceksiniz!”

Sustu Berfu. Ömrü boyu Sedat’tan başkasını sevebileceğini sanmıyordu o da. Bu şartlar altında onunla olabileceğini de. Bu durumda onunda hayatını esir almaya gerek yoktu. Mutlu olabileceği başka fırsatlar çıkardı mutlaka karşısına ama bunu yüz yüze oldukları bir yerde yapması mümkün değildi.

Kerem bey kızını bu süreçte tek başına bırakmayı da içine sindiremiyordu. Ona son kez “Emin misin?” diye sorduktan sonra, “O zaman annen buradan çıkınca hep beraber dedenin yayla evine gideriz Bir süre orada yaşar kendimize geliriz” dedi.

“Baba!” diyerek sarıldı Berfu babasına.

“Canım kızım sen ne yaparsan yap, ne karar alırsan al ben daima arkanda olacağım!”

Bu habere en çok sevinen Sedef hanım oldu elbette. Kızının Sedat’dan boşanmayı kabul ettiğini öğrenir öğrenmez iyileşmeye başladı. Gönül hanım Berfu’nun imzaladığı boşanma kağıtlarını hemen avukatına verdi. Ancak onlar yaylaya gittikten sonra işleme konacaktı ki Sedat kapılarına dayanıp Berfu ile konuşmaya çalışmasın.

Sedat Berfu’nun annesinin onların evliliği yüzünden hastanede olduğunu bildiği için çok sık aramıyor sadece mesaj atıyordu. Berfu’da ona annesinin durumu ile bilgi vermeye devam ediyordu.

Arzu hanım ile Halim bey de çok üzülmüşlerdi olanlara. Hatta bir ara Halim bey gidip Gönül hanım ile bile konuşmayı düşünmüş Sedat onu vazgeçirmişti. Çünkü eğer bunu yaparsa bu sefer de annesine bunu anlatmak zor olacaktı. Ayrıca Berfu’nun anlattıklarına bakılırsa Gönül hanım Sedef hanımdan da beterdi inat konusunda.

“Biraz amana ihtiyacımız var aşkım, babamla ben annemi ikna etmeyi deneyeceğiz toparlanınca!” yazmıştı Berfu en son.

Sedef hanım toparlanırken Berfu dağılmaya başlamıştı iyice. Kerem bey kızın gözleri önünde eridiğini görmeye dayanamadığı için mümkün olduğu kadar onunla dertleşiyor ve yanlız bırakmamaya çalışıyordu.

“Genç o kolay atlatır!” diyordu Sedef hanım. Kız kardeşi ile birlikte istediklerini yapmış olmaktan memnundu kızının durumunu görmezden gelerek.

Yaylaya gidene kadar Berfu hiç bir şey olmamış gibi Sedat’a mesajla annesinin durumu hakkında bilgi vermeye devam etti. Annesi çıktıktan bir süre sonra da onu germemek için görüşemeyeceklerini söylemişti. Sedat Berfu’yu kaybetmemek için her şeye razıydı zaten.

Afacan bile hüzünlüydü evde yaylaya gidecek eşyalar hazırlanırken. Berfu gitmeden son bir kez Sedat’ı görmek istese de, bu sefer de gitmekten vazgeçeceğinden korktuğu için cesaret edemiyordu. Onun gözlerinin içine baka baka rol yapamaz mutlaka ağlardı. O zaman Sedat her şeyi öğrenir ve gitmesine asla izin vermezdi.

Kerem bey karar vermiş olmalarına rağmen kızına “Emin misin Berfu, istediğin zaman gitmekten vazgeçeriz kızım. Ben annenle konuşurum!” diyordu ara ara ama Berfu annesinin yeniden hasta olmasını istemediği için “Eminim!” diye yanıt veriyordu. Sedef hanımın hastaneden çıkmasına bir gün kalmıştı. Baba kız evde her şeyi hazırlamışlardı zaten. Evde bir gün kalıp ondan sonra yola çıkacaklardı. Sedef hanım eski neşesine kavuşmuş bu kez de Berfu ve Kerem beyin yüzü gülmez olmuştu. Kerem bey içten içe karısına büyük bir öfke duyuyordu ama Berfu’yu daha fazla üzmemek için sesini çıkarmıyordu.

Kerem bey nakliye işleri için tuttukları küçük kamyonete eşyaların yüklenmesi için konuşmaya gidecekti. Buradaki evi kapatmayacaklar ama bazı eşyalaları götüreceklerdi yaylaya. Orası genellikle yazın kullanılan bir ev olduğu için her şey mevcut değildi. Sedef hanım neleri hazırlamaları gerektiğini onlara tek tek not ettirmişti hasta yatağından.

Berfu’da bir kez bulduklarında götürdükler veterinere yeniden götürmek istiyordu Afacan’ı. Yayla da ona baktıracak birilerini bulamayabilirdi. Bu yüzden de konuşmak istiyordu doktoruyla.

Kerem bey ile sabah annesini ziyaret ettikten sonra işlerini halletmek için ayrıldılar birbirlerinden. Afacan  sokağa çıkmış olmanın mutluluğu ile sıçrayıp duruyor. Heyecanla nefes alıp, gördüğü her şeyi kokluyordu. Bir ara karşı kaldırımdan geçen bir diğer sahipli köpeği görünce heyecanı arttı ve boş bulunan Berfu’yu da peşinden caddeye doğru sürükledi. Hızla yaklaşmakta olan motoru son anda gören Berfu tasmayı bırakıp kendini geri doğru atayım derken bileğini burktu ve sert bir şekilde kapaklandı yere.

Motor sert bir fren yapıp durunca, karşıya çoktan geçmiş olan Afacan Berfu’nun düştüğünü farkedip geldi baş ucuna ve yüzünü yalamaya başladı. Caddeden geçenlerin biri hemen ambulansı aramıştı.

“Kızcağız düşerken başını kaldırım taşına vurdu, şuuru yerinde değil. Yirmili yaşlarda, beyaz kadın. Evet. Adres doğru bekliyoruz!”

Kerem bey telefonla Berfu’nun hastanede olduğu haberini duyunca panikle bindi bir taksiye. Kızının kendinde olmadığı dışında bir bilgi alamamıştı. Berfu’nun telefonunda acil aramalarda kayıtlı olduğu için çevredeki gençlerden biri çantasından bulup haber vermişti babasına (*).

Kerem bey hastaneye vardığında Berfu’nun beyin taramaları tamamlanmıştı. Görünen bir fiziki hasar veya iç kanama yoktu. Ancak yine de tam bir teşhis konulabilmesi için uyanmasını bekliyorlardı. Boynunda biraz incinme vardı. Bayıldığı sırada yanında olan ve ambulansın peşinden koşarak hastaneye kadar gelen köpek yemekhanenin arka tarafına bağlanmış, karnı doyurulmuştu. Kerem bey doktorla konuştuktan sonra çıkıp kontrol etti Afacan’ı.

“Merak etme Afacan. Berfu iyieleşecek. Sen burada bekle biraz daha ben gelip seni alacağım!” diyerek hayvanın başını okşayıp, sarıldı ve yeniden Berfu’nun olduğu kata çıktı. Kızı özel bir odaya almışlardı şimdilik. Kerem bey karısının yeniden fenalaşmasından korktuğu için Berfu kendine gelene kadar ona haber vermemeye karar vermişti. Aslında aklından Sedat’ı ve ailesini de aramak geçmişti ama eğer Berfu hemen ayaklanır giderlerse o zaman tüm emekler boşa gider diye düşündü.

En doğrusu kızının durumunun ne olduğundan emin olmak olduğuna karar verdi. Doktorun söyledikleri umut vericiydi ama yine de kendine gelmesi gerekiyordu.

(devam edecek)

(*) Akıllı telefonlara acil kişi tanımı nasıl yapılır?

 

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s