Yürek yanılmaz! – Bölüm 6

“Şey bu hafta sonu planım vardı benim aslında!” diye geveledi Berfu annesine verecek cevap bulamayınca.

“Ne demek planım var Berfu! Teyzenin seni ne kadar sevip, önemsediğini bilirsin. Bu çocuğu öve öve bitiremiyor. Ayrıca haftaya yurt dışına gidecekmiş, adı Mete’ydi galiba. O yüzden planını iptal et ve teyzenle konuş lütfen!”

“Sedef neden baskı yapıyorsun belki kız istemiyor!” dedi Kerem bey araya girerek.

“E ne yapacağız bu kızı Kerem’ciğim! İstemiyor diye bekle bekle turşusunu mu kuracağız? Birileriyle görüşecek kararını verecek artık!” dedi Sedef hanım kocasının çıkışına şaşırdığını belli ederek.

“Tamam da kıza soruyor musun gönlünde biri vardır belki?”

“Varsa söylesin canım! Daha önce sordum yok dedi ayrıca! Vallahi Gönül gücenir çok! Bu çocukla görüşecek bu hafta sonu!”

“Görüşemez Sedefciğim!” dedi Kerem bey yeniden.

Berfu korkusundan sesini çıkaramıyor endişeyle anne ve babasını dinliyordu.

“Kerem ne oluyor Allahaşkına sana bu akşam? Aklında başkası mı var acaba kızımız için, benim haberim yok!”

Kerem bey Berfu’ya baktı, kızın gözlerindeki korkuyu ve endişeyi gördü ama eninde sonunda annesine bu konunun açılması gerektiğini o da biliyordu.

“Sedef kızımız zaten evli!”

“Akşam akşam komik mi şimdi bu söylediğin?” dedi Sedef hanım ters ters bakarak.

“Şaka yapmıyorum Sedef!”

Sedef hanımın elindeki kaşık düştü masaya, Berfu’ya döndü hemen soran bakışlarla.

“Siz baba kız ne iş çeviriyorsunuz böyle?”

“Anneciğim çok özür dilerim gerçekten ama biz Sedat ile evlendik!”

“Şimdi düşüp bayılacağım gerçekten! Sedat kim ayol? Neden bahsediyorsunuz siz?”

“Arzu ve Halim’in oğlu!” dedi Kerem bey araya girip.

“Ne?!”

O akşam gece yarısına kadar bağırıp çağırdı Sedef hanım. Kızının yaptığına ayrı, kocasının bilip söylememesine ayrı içerlediği yetmezmiş gibi neredeyse hayatı boyu nefret ettiği kadın ve kocasının oğlu ile haberi olmadan dünür olmuş olmasına iyice delirmişti. Kerem bey ve Berfu onu sakinleştirmek için çok uğraşsalarda dinletemediler.

“Hayır! Bu evlilik olamaz! Derhal boşanacaklar!” diye tutturdu.

Berfu’nun ağlamaktan gözleri şişmişti. Kerem bey de karısına iyice öfkelenmişti. Sedef hanım hem ağlıyor hem kendini evin içinde oradan oraya atıyor hem de bağırıp duruyordu. Sinir krizine girmişti.

“Sedef çocukların doğru yaptıklarını söylemiyorum! Kaderleri böyle yazılmış sevmişler! Biz şimdi bu yanlışı yanlış yaparak düzeltemeyiz. Bırak sevdikleriyle evlensinler, mutlu olsunlar!” diye dil döktü durdu Kerem bey bütün öfkesine rağmen ama Sedef hanım ikna olmadı.

“Nasıl böyle bir şey yaparsınız?” diyerek sayıklamaya ve ağlamaya devam etti sabaha kadar.

Kerem bey en sonunda “Sedat çok iyi bir çocuk Sedef. Sen kız kardeşinin dolduruşuna gelip çocukların huzurunu bozma! Benim son söyleyceğim budur! Sen beni dinliyorsan beraber yaparız bu çocukların düğününü. Yok ben yapmam diyorsan ben tek başıma yaparım!” diyerek balkona çıktı hava almaya.

Evde herkesin sinirleri felç olmuştu. Sedef hanımın olumsuz tepki vereceğini biliyorlardı ama böylesine büyük bir kriz yaşanacağını hiç akıllarına getirmemişlerdi.

“Siz o yosmanın oğlu ile onlardan yana oldunuz bana ve kardeşime arkanızı döndünüz!” diye bağırdı Sedef hanım kocasına, o son sözlerini söyleyip balkona doğru yürürken.

Berfu “Anne ne  olursun çok seviyorum, bunu yapma bana!” diye yalvarıp yakarsa da Sedef hanım “Annesi gibi yılan o oğlan, Halim denen o asalak gibi oğlu da senin gözlerini kör etmiş!” demeyi sürdürdü.

Sonraki bir hafta evin içindeki gerginlik ve küslük devam etti. Sedef hanım ne kocasıyla ne de kızıyla konuşuyordu. Olanları haber alan teyzesi de küsmüştü Berfu’ya. Sedef hanım kız kardeşi ile de konuşunca iyice bilenmişti Sedat ve ailesine. Kendini bütün gün odasına kapatıyor, akşamları Kerem beyi odaya almıyor, yemek yemeyi de reddediyordu.

Kerem bey üzerine gittikçe inatlaşacağını bildiği için karısının üzerine gitmiyordu ama böyle giderse hasta olacağını düşünüyordu. Berfu’da çok endişeliydi artık. Onlar yokken belki bir şeyler yer diye Afacan’ı gezdirme bahanesiyle dışarı çıkıyorlar, baba kız derteşiyorlardı. Aynen düşündükleri gibi Sedef hanım onlar evden çıkınca ölmeyecek kadar bir şeyler yese de, bir hafta içinde sağlığı da bozulmaya başlamıştı gerçekten.

O gün eve geldiklerinde onu mutfak kapısına yığılmış buldular. Artık o kadar halsiz kalmıştı ki, ağzına bir iki şey atsa bile odaya dönecek mecali kendinde bulamamıştı.

“Anne ne  olursun bir şeyler ye artık!” dedi Berfu ağlayarak.

Kerem bey karısının halini görür görmez telefona sarılmış ambulansı aramıştı bile.

Hastanede toparlanabilmesi için üç şişe serum verdiler. Hem gıdasız, hem de susuz kalmıştı. Yanında kızının da kocasının da kalmasını istemediği için, kız kardeşini aramıştı. Gönül hanım Kerem bey ve Berfu’ya selam vermeden girdi içeri. O gelince baba kız da çıktılar.

Ertesi sabah gittiklerinde Sedef hanımın rengi düzelmişti. Hemşire sabah hastanede verilen kahvaltıyı yediğini söylemişti. Gece uyumakta zorlandığı ve doktor olanların sinirsel olduğunu söylediği için sakinleştirici de vermişlerdi. Bu bir haftalık travmanın ardından sakinleştiricinin etkisiyle bir kaç gün sonra yeniden konuşabileceklerini düşündüler baba kız. Ancak onun iyice toparlandığına emin olmadan konuyu açmayacaklardı. Hoş zaten Sedef hanım ikisi ile de küslüğünü devam ettiriyordu. Onlarda odada sessizce oturup bekliyorlardı yanında. Akşam yeniden kız kardeşi gelince de eve dönüyorlardı. Bir kaç gün hastanede kalacaktı böyle.

O sabah Afacan’ın da veteriner randevusu olduğu için Berfu hastaneye tek başına gelmişti. Kerem bey de işlerini halledince gelecekti. Gönül hanım Berfu’nun yanlız geldiğini görünce ablasına kaş göz etti. Günlerdir kızıyla konuşmayan Sedef hanım onu yanına çağırdı.

Berfu annesinin nihayet onunla konuşmaya karar vermiş olamsına öyle sevindi ki hemen yanına koştu.

“Bak Berfu!” dedi Sedef hanım kararlı bir sesle, “Biz teyzenle konuştuk, o da avukatına danştı. Şu çekmece de boşanma kağıtları var! Çok büyük bir hata yapmışsın ama dönebilirsin! Biz de her şeyi unuturuz! İmzala teyzen de götürüp avukata versin!”

“Anne ne söylüyorsun sen? Ben Sedat’ı seviyorum!”

“Berfu teyzem sen o aileyi tanımıyorsun! Babası gibi çıkar o oğlan yarı yolda bırakır seni!” dedi Gönül hanım hırsla.

“Teyze Halim amca öz babası değil ki Sedat’ın ona çeksin. Ölmüş babası onun küçükken!”

Gönül hanım cevap vermedi ama öfkelendiği yüzünden belli oluyordu.

“Berfu o kağıtları imzalamazsan eve döner dönmez devam ederim açlık grevine. Ölümüme sebep olunca rahat edersin!” dedi Sedef hanım öfkeyle.

Tam o sırada içeri girdi Kerem bey. Eniştesinin geldiğini gören Gönül hanım çantasını alıp hışımla çıktı odadan. Gerginliği farkeden adam kızının yüzüne baktı. Onun yüzünün kağıt gibi olduğunu görünce bir şey soramadı.

Berfu odadan çıkıp çay almaya inerlerken anlattı olanları babasına.

“Hiç vazgeçmeyecekler!” dedi adam sıkıntıyla.

(devam edecek)

 

 

 

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s