Yürek yanılmaz! – Bölüm 4

Sedat nikah  işlemlerine başlamak için Berfu’nun nüfus cüzdanını aldığı akşam, Berfu bir türlü kendini rahatlamış hissedemiyordu.

Odasına gidip Sedat’a mesaj yazdı, “Bu yapacağımızın iyi olacağına emin misin?”

“Elbette eminim” diye cevap yazdı Sedat’da.

“Bilmiyorum içimde kötü bir şeyler olacakmış gibi hisler var!”

“İyi şeyler düşün, olsun aşkım! İnan çok güzel olacak her şey! Sen benim yanımdayken ben her türlü zorluğa göğüs gererim. Sen yeter ki benim yanımda ol!”

Böylece Berfu ve Sedat ailelerine söylemeden nikahlandılar. İkisi de nikah sırasında çok heyecanlanmışlardı. Artık karı koca olduklarına bir türlü inanamıyorlardı. Elbette ailelerinin rızası olmadan birlikte yaşamaya başlamayacaklardı ama hiç değilse artık başkaları ile evlenmeye zorlanmayacaklarını bilerek onlarla konuşabilirlerdi.

“Ben hemen konuşacağım bizimkilerle!” dedi Sedat.

“Ben de babamla konuşacağım!” dedi Berfu’da ayrılırken.

Bu nikahı yaparken amaçları herkesten gizli  karı koca olarak yaşamlarını sürdürmek değil, bir araya gelmekti. Artık  nikah kıyıldığına göre aileleri de bir şekilde ikna olacaktı elbette. Gerçi çekindikleri bir tek Berfu’nun annesi Sedef hanımdı ama yine de emrivaki yapmak en iyi  çözüm gibi gelmişti onlara.

Sedat’ın annesi Arzu hanım çok şaşırdı oğlunun söylediklerine. Aslında şaşırdığı elbette mahalleden bir kıza gönlünü kaptırmış olması değildi. Gizlice evlenmiş olmalarına gücenmişti.

“Oğlum neden böyle bir yola başvurdunuz. Biz size telli duvaklı düğün yapardık eğer söyleseydiniz!” dedi kırgın bir sesle.

“Evet ama Berfu’nun annesi asla kabul etmezdi biliyorsunuz!” dedi Sedat çaresiz bir sesle.

“Böyle kabul edecek mi?” diye sordu  Halim bey.

“En azından bizi ayıramaz artık!” dedi Sedat. Annesi ve babası gerçekten o kadar olgun ve iyi insanlardı ki onlara evlendiğini bu şekilde bildirmiş olmaktan gerçekten üzgündü. Defalarca özür diledi önce ama başka çareleri yoktu. Amaçları onları üzmek değil, birbirlerinden ayrılmamaktı.

“Berfu’da babasıyla konuşacak bu gün!” dedi Sedat sonra mahcup bir sesle.

“Oğlum o işler öyle olur mu? Kız tek başına mı söyleycek şimdi bütün olanları?”

Sedat endişeyle baktı babasının yüzüne. Gerçekten de Berfu’nun durumu çok daha zordu. Sedat kadar şanslı bir konuşma yapmayacaktı muhtemelen.

“Haydi kalk bakalım!” dedi Halim bey.

Arzu hanım ve Sedat merakla baktılar yüzüne.

“Kızı bir başına bırakacak halimiz yok. Gidip isteyeceğiz babasından ve beraber söyleyeceğiz her şeyi!”

“Peki Sedef hanım ne olacak?” dedi Arzu hanım kocasına bakıp.

“Baba kızı bir yere davet edeceğiz mecburen. Bu şartlar atında evde  isteyemeyiz. Ara Berfu’yu oğlum sen!”

Arzu hanım gerçekten gönül koymuştu oğluna. Böyle bir şeyi sonradan öğrenmek anne olarak zoruna gitmişti. Ancak bir yandan da eşinin böyle birleştirici davranması çok hoşuna gitmişti. Halim bey ile evlendiği için her zaman kendisini çok şanslı sayıyordu. En çokta Sedat için mutlu oluyordu. Rahmetli kocası da çok iyi insandı ama Halim bey Sedat’a öz babaların yapacağı gibi sahip çıkmıştı. Hiç bir zaman onun gerçek babası olmadığını ya da Sedat’ın gerçek oğlu olmadığını hissettirmemişti. Başka baba olsa şu anda bu evde de kıyamet kopabilirdi. Halim bey öfkesini ortaya sermektense artık gelinleri olan kızı da düşünmüş herkes  için bir çözüm arayışına yönelmişti doğrudan.

“Zaten olan olmuş, üzülme halledeceğiz!” demişti Arzu hanıma da çıkarken.

Sedat aradığında Berfu henüz bir yolunu bulup babasıyla konuşamamıştı. Annesinin akşamüzeri bir toplantıda olacağını düşünürken eve  döndüğünde onu mutfakta görmüştü. Sedat’ın ona nikahta verdiği ve içinde ikisinin adı yazan alyansı boynundaki zincire takmıştı. Bu sadece ufak sembolik bir alyanstı.

“Ailelerimizi ikna edip düğün yaptığımızda parmağımıza takarız daha  güzellerini” demişti verirken.

Bluzunun altından sallanan zincirinin ucundaki alyansa eli gidiyordu sürekli. O Sedat ile artık ölene dek birlikte olacaklarının sembolü olan yüzüktü. Bunun bu kadar heyecan verici bir tecrübe olacağı hiç aklına gelmemişti nikahtan önce ama şimdi ayakları yerden kesilmiş gibi hissediyordu tam olarak.

Babasına konuyu açmak için fırsat kollarken aradı Sedat onu, hızlıca ailesiyle konuştuklarını anlattı ve elbette Berfu’nun konuşup, konuşmadığını sordu. Berfu eve geldiğinde annesinin evde olduğunu bu yüzden henüz fırsat bulamadığını söyledii üzüntüyle. Sedat’ın babası ile onları bir yere davet ettiğiği öğrenince iyice heyecanlandı. Şimdi annesine çaktırmadan babasına bunu söylemek zorundaydı.

Telefonu kapatıp, salona geçti. Sedef hanım mutfakta akşam yemeği için hazırlık yapıyor, Kerem bey de haberleri seyrediyordu. Neyse  ki televizyonun sesini biraz yüksek açmıştı böylece ne konuştukları mutfaktan kesinlikle duyulmazdı.

Kerem bey kızının ne söylediğini anlamak için kumandaya elini atınca durdu babasını. Onun kulağına eğilip “Annemin duymaması gerek!” diye fısıldadı. Babasının yüzündeki merakın iyice arttığını görünce hızlıca “Seninle biraz dışarı çıkmamız gerekiyor babacığım ancak anneme ne söyleyeceğimizi bilmiyorum!” dedi.

Kızın bir sıkıntısı olduğunu anlayan Kerem bey yerinden kalktı ve mutfağın kapısına geldi.

“Berfu’nun arkadaşı aramış Sedef, kızcağız evde düşmüş herhalde ailesi de yanında değilmiş. Bir gidip bakıp geleceğiz merak etme! Bir şey istiyor musun akşama?” diye sordu sakin sakin.

Berfu babasının hızlıca ürettiği bu bahaneye hayranlık duydu. Sedef hanım elindeki işi bırakıp geldi yanlarına hemen.

“Hangi arkadaşın Berfu?” dedi merakla onlara bakıp, “Önemli bir şey değildir inşallah! Geleyim mi bende?”

“Yok anneciğim okuldan arkadaşım iki sokak aşağıda oturuyorlar Arkadaşım iyi de bileği şişmiş biraz, o da korkmuş kendi başına taksiye binip hastaneye gitmeye.”

“İyi haydi madem! Haber verin bana, gelirken de bir ekmek alın o zaman!”

Sedef hanımın ikna olduğunu anlayan baba kız, çıktılar dışarıya.

“Kızım söylesene ne oluyor akşam akşam. Annene de yalan söyledik.”

“Baba gerçekten harikasın çok sağol. Şu apartmandan bir çıkalım anlatacağım!” dedi heyecanla.

Sedat ve babası ile buluşma yerine geldiklerinde Kerem bey iyice şaşırmıştı. Berfu yolda birine aşık olduğundan bahsetmişti biraz ama kim olduğunu söylememişti.

“Halim beyin oğluna mı aşıksın?” dedi şaşkınlıkla kızına bakıp.

“Hoş geldiniz Kerem bey!” dedi Halim bey elini uzatıp.

Yanlarında eşleri olmadığında iki adam selamlaşıp kısa da olsa sohbet ediyorlardı aslında Eşleri olunca da mecburen kafalarını çevirip yürüyorlardı. Çocukların arkadaş olduklarını da farketmişler ama onu da bilmeze gelmişlerdi. Şimdi iki babanın burada neden buluştuğuna anlam verememişti Kerem bey henüz.

“Hayırdır Halim bey neler oluyor?” ded elini ona uzatırken, “Vallahi Sedef bizi burada görürse bir daha eve dönemeyiz!”

Halim bey gülümsedi oturuken. Sedat elinde bir kutu çikolara ve çiçek ile ayakta duruyordu. Kerem bey sonradan farketti onu. Bir elindekilere bir oğlanın yüzüne baktı önce. Sonra kızına döndü. Berfu kıpkırmızı olup başını önüne eğince Halim bey müdahale etti hemen.

“Anlatacağız Kerem bey, o yüzden buradayız!” dedi sakin bir sesle.

(devam edecek)

 

 

 

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s