Kime niyet, kime kısmet – Bölüm 6

“Benim hemen yarın yurt dışına dönmem gerekiyor. Zaten nikah doğru kişiyle olsaydı bile bu böyle olacaktı! Değil mi baba?” dedi Kerem Gökhan’a cevap verip ardından babasına baktı onu onaylaması için.

Cenk bey oğlunun doğru söylediğini biliyordu. Gerçekten de uçağı yarın sabahtı zaten yaklaşık yirmi gün sonra dönüp geleceği için boşanma işlemleri yirmi gün sonra başlayabilirdi.

“Benim de okulumu bitirmeme bu kadar az bir zaman kala böyle bir detayla uğraşmaya vaktim olacağını sanmam!” dedi Tülay’da araya girip.

“Kızım avukatlar halledecekler yine ne ile uğraşacaksın anlamadım ki?” dedi Dursun bey Kızının yirmi gün de olsa tanımadığı bu ailenin gelini olarak kalmasını istemiyor, bir an önce nikahın bozulmasını umuyordu.

“Avukatların neyi hallettiğini gördük!” dedi Mustafa bey dişlerinin arasından. Oğlullarını nikahlayacaklarını umarak kalkıp Ankara’ya gelmişlerdi. Üstelik Gökhan’da uçularını bu nilaha göre ayarlamıştı. Şimdi mutlu bir yuvayı kutlamaları gerekirken gelinleri başka bir adamla evlenivermişti ve Mustafa beyin de artık iyi sabrı taşmıştı. Hırsla ayağa kalkıp oğluna başıyla işaret etti ve kapıya doğru yürüdü.

“Mustafa bey nereye gidiyorsunuz?” diye ayaklandı Dursun bey de onların ardından.

“Alacak bir gelinimiz olmadığına göre bu evde daha fazla durmamıza gerek yok Dursun bey! Biz Trabzona dönüyoruz. Siz bu işi çözdükten sonra bakarız yeniden!” dedi ve kapıya doğru yürüyüp ailesi ile birlikte çıkıp gittiler.

Dursun bey ile karısı da çok bozulmuşlardı bu duruma. Bir yandan Mustafa beyi haklı görüyorlardı elbette ama giderken öyle havalı bir edayla “Halledin bakarız!” demesi, sanki kızlarını onlara yamamaya çalışıyorlarmış hissi yaratmıştı.

Cenk bey iki aile arasında yaşanılan gerginlik sonrası bir şey demek istemiş ama  sonra ne söylese yanlış anlaşılacağını düşünerek susmak zorunda kalmıştı.

“Oğlum sen erteleyemiyor musun bu dönüş işini?” dedi Dursun bey birden Kerem’e dönüp.

Mustafa beyin onları bile beklemeden aniden kalkıp gitmesin çok canını sıkmıştı.

“Mallesef!” dedi Kerem çok üzülmüş gibi.

“Haydi o zaman biz de gidelim!” dedi Dursun bey kızına bakarak.

Böylece Kerem ertesi gün yurt dışındaki eğitimine  geri döndü. Dursun bey ve karısı bir kaç gün daha kalıp kızlarıyla vakit geçirdiler. Ne Gökhan ne de ailesi Trabzon’a döndükten sonra aramamışlardı.

Her şeye dosyaların karışmasının neden olduğunu bilmelerine rağmen başkası ile nikahlanmış bir kızı almak istemediklerini tahmin ediyordu Dursun bey ama yine de Mustafa bey iyi arkadaşı olduğu için kötü düşünmek istemiyordu. Ortada kasıtlı bir durum yoktu. Kerem’in hemen yurt dışına dönmesini de onlar planlamamışlardı. Zaten boşanma hemen gerçekleşse bile öyle hemen yeniden evlenmeleri de pek mümkün durmuyordu. Avukat üzerinden bir süre geçmesi gerekebileceğine dair bir şeyler gevelemişti ağzının içinde.

“Ne yapalım babacığım kısmet değilmiş demek  ki, lütfen üzmetin kendinizi!” dedi Tülay onları uğurlarken. Gökhan ile evlenmeyi zaten istemediği için işlerin böyle olmasına sevinmişti ama çok sevdiği anne ve babasının da üzülmesini istemiyordu elbette.

“Dönünce seni arayacak mı o oğlan?” dedi Dursun bey kızına sarılarak.

Tülay cevap veremedi babasının bu sorusuna, çünkü evden ayrılırken ne gençler ne de aileler birbirlerinin iletişim bilgilerini almamışlardı. Artık iyice sinirleri bozulan Dursun bey bir kahkaha patlattı düştükleri duruma. Kızlarını evlendirmişlerdi ama damadın nerede olduğunu, ne zaman döneceğini dahası telefon numarasını bile bilmiyorlardı.

O gülmeye başlayınca hepsi birlikte güldüler uzun uzun. En azından gerilen sinirleri biraz gevşedi böylece.

“Neyse ben bizim avukata söylerim bulur telefon numaralarını falan. Zaten başımıza ne geldiyse onun yüzündne geldi. Halletsin bu işi!” diyerek kızını bir kez daha öptü alnından ve ayrıldılar.

Kerem’de uçağa bindikten sonra düşünmüştü enine boyuna olanları. Onun da inmesine yakın aklına gelmişti nasıl haberleşeceklerini bilmedikleri. Yurda varır varmaz Tülay’a mesaj atıp her şeyin yolunda olup olmadığını sormayı düşünmüştü çünkü ama bunu nasıl yapacağını bilmiyordu.

Cenk bey evde vefat eden arkadaşının acılı kızıyla başbaşa kaldığı için bunları düşünecek hali yoktu. Şimdi ne yapacağını o da bilmiyordu. Kızcağız sürekli ağlıyordu zaten.

Bir kaç gün sonra hikayenin başından beri bir adı bile olmayan bu kız beklenmedik bir şekilde ortadan kayboldu. Giderken bıraktığı notta babasının onun rızası dışında Kerem ile evlendirmeye çalıştığını ve onun zaten bir sevdiği olduğunu yazmıştı. Şimdi de onun yanına gidiyordu. Cenk beye tüm yaptıkları için teşekkür ediyordu.

Mektupta ne bir adres ne  de bir telefon yazılmıştı. Arkadaşının emanetine de sahip çıkamayınca iyice morali bozuldu Cenk beyin. Polisi arayıp kayıp bildirmek istedi önce ama sonra vazgeçti. Kız açık açık Kerem’i istemediğini yazmıştı zaten. Allah korusun başı sıkışsa Cenk amcasını bulmayı akıl ederdi herhalde.

Kerem’i arayıp kızın  gittiğini söyleyince kocaman bir kahkaha çınladı kulağında.

“Ya babacığım ben de zaten onunla evlenmek istemiyordum. Bırak kız kiminle mutlu olacaksa olsun!” dedi Kerem kapatırken.

“Sen emanetten ne anlarsın hayta!” diye payladı babası onu, “Tamam evlensin kimle istiyorsa ama  ben evlendireydim en azından yine. Öbür dünya da babasına ne diyeceğim?”

Böylece Kerem kurtulmuştu evlenmekten, Babasına Tülay’ın telefonunu almayı unuttuğunu söyleyememişti papara yememek için. Artık müstakbel gelin de kalmadığına göre gönül rahatlığı içinde sordu aileden birinin telefonunu alıp almadığını.

“Yo almadım!” dedi Cenk bey şaşkın şaşkın, “Öylece çıkıp gittiler o akşam!”

Adamcağızın aklı allak bullak olmuştu üste üste yaşanılan bu tuhaf olaylar zincirinden “Öyle ya boşanman için onlara ihtiyacımız var, onların da bize. Dur avukata söyleyeyim de bulsun bilgileri”

Dursun beyin avukatı nikah işlemleri için kullandıkları evraklardan bulmuştu telefon numaralarını. Karşı tarafında aynı durumda kaldığını varsayarak Cenk beyin avukatını da arayıp vermişti müvekkili ile ilgili iletişim numaralarını. Böylece Cenk bey sorar sormaz alabildi numaraları ondan.

“Döneceğin günü kıza söylede hepimiz kurtulalım şu işten artık!” diyerek mesaj ile gönderdi oğluna Tülay’ın numarasını.

Tülay’da babasından almıştı Kerem’in numarasını ve telefonuna kaydetmişti. Bir merhaba demek için yazsa mı yazmasa mı karar veremiyordu sadece. Evet nikahlanmışlar ve iş birliği yapmışlardı evlenmemek  için ama birbirlerini hiç tanımıyorlardı. Şimdi pat diye mesaj yazmak yanlış anlaşılır mıydı acaba?

Gökhan’ın Tülay konusundaki ısrarına rağmen Mustafa bey “O kız kesinlikle olmaz artık!” diyerek kestirip atmıştı. Hem de tam olarak Dursun beyin aklına gelen sebepten. Yanlışlıkla da olsa Tülay dul kalmış olacaktı Gökhan ile evlenmeden önce.

“Baba  aynı evde yaşamadılar, her şey bir karışıklık ile oldu? Ne dulu Allahaşkına?” diye dirense de Mustafa bey Nuh deyip peygamber demedi.

(devam edecek)

Reklamlar

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s