Geçmişin günahları – Bölüm 10

Berrak’ın duyguları, yüreği, her şeyi alt üst olmuştu. Kafası öyle karışmıştı ki son bir kaç gün içinde üst üste öğrendikleriyle yaşadığı duygusal dalgalanmalar ve şoklar onu çok yormuştu. Tüm öğrendiklerini kendi içinde oturtmadan Yiğit ve Emel annenin karşısına çıkmak istemiyordu.

Ağabeyinden de izin isteyip en azından bir gün daha Hakan’ın yanında kalmak istediğini söyledi. Ancak Yiğit’e daha fazla eziyet etmemek için onu arayıp bir gün daha sabretmesini daha sonra ona her şeyi anlatacağını söyleyecekti. Burak doğru söylüyordu. Öyle ya da böyle bu olayın bir kez daha karşılarına çıkıp hayatlarını etkilememesi için aralarındaki tüm sır perdelerinin kalkması gerekiyordu. Hele ki onlar karı koca olacaklardı ve birbirlerinden en başından bir şeyler saklamaları hiç doğru değildi.

Emel anne hakkında düşündükleri yüzünden çok utanıyordu. Onu resmen yargısız infaz etmişti. Hakan’ın en başından beri elinde bir delil olmadığı ve sadece bir kurguya dayanarak öfke duyduğuna dair söylediği sözlerin ne kadar doğru olduğunu anladı. Her ne kadar onunla dertleşiyormuş gibi görünüyor olsa da demek sadece kendini duymuştu. Hakan’ın söylediklerini fiziksel olarak duysa da, kendi sözlerine inanmıştı. Öfkeden kulakları sağır, gözleri kör olmuştu.

Oysa şimdi aklındaki her şey, yüklediği her rol yer değiştirmişti. Babası ve Emel anneye annelerini aldattıkları için öfke duyarken, aslında olayların hiçte onun anladığı gibi olmadığını öğrenmişti. Asıl aldatan annesiydi. Öyle karmaşık hissediyordu ki aynı öfkeyi bu defa annesine duyamıyordu bile.

Hakan, Burak gittikten sonra “İnsanların neyi niye yaptıklarını asla bilemezsin. Annenin babanla yaşarken ne eksiklikler hissettiğini de bilemezsin. Davranış suç olsa da bazen altında çok haklı sebepler yatabilir. Elbette bunlar suç unsurunu ortadan kaldırmaz. Öyle olsaydı adalet sistemi hiç bir işe yaramazdı. Fiziken suç veya cezada bir değişiklik olmasa ve toplumsal/hukuksal kurallar işlese bile biz suça duyduğumuz öfkemizin ayarını kontrol edebiliriz.” demişti.

Belki de bu yüzden babasına aldattığını sandığında duyduğu öfkeyi şimdi annesine yönlendiremiyordu. Belki babasının duygusal dengesizlikleri bu aldatma olayından çok daha önce başlamıştı ve bu annesinin hayatını ciddi biçimde etkilemişti. İnsanın kendi anne ve babasının davranışlarının normal dışı olduğunu ölçmesi mümkün değildi. Çünkü doğumdan itibaren kurulan ortak hayatın içindeki tüm davranışlar çocukların normali ve günlük hayatı haline gelirdi. Ancak yetişkin olduklarında veya başka ailelerin yapıları ve davranışları ile kıyasalama yapabildiklerinde anlayabilirlerdi, normal sandıkları şeylerin aslında uç şeyler olabileceğini.

Bir arkadaşının annesinin akıl hastası olduğunu ancak kendisi çocuk doğurduğunda anlattığını hatırlıyordu şimdi. Annesi torununa öyle tuhaf davranıyordu ki, arkadaşı bebeğini annesi ile bir araya getirmek dahi istemiyordu. Ancak sonra farketmişti ki bunlar annesinin o büyürken de gösterdiği davranışlardı. Sadece şimdi kendi canından birine uygulanmaya çalışıldığında tuhaf ve normal dışı olduğunu anlamıştı.

Çocukların büyüdükleri ortamda normal sandıkları şeylerle ilgili düşünceler aklına doluşunca tüyleri ürperdi.

Anneleri babalarının dengesizliklerine çok daha önceden maruz kalmış olabilirdi belki o da çocukları için bu evliliği güler yüzle sürdürmeye gayret etmişti sadece. Belki de böyle değildi bilemiyordu. Ancak annesi de babası da ölmüştü şimdi onlara öfke duymak ve yargılamak için hem çok geç, hem de çok gereksizdi belki. Sırf bu yüzden az kalsın bugününü mahvedecekti üstelik. Onu çok seven insanları da kendisini de cezalandıracaktı.

Hakan’a her şey için teşekkür edip ertesi sabah ayrıldı oradan, bir gece önce Yiğit’i aramış ve onu çok sevdiğini, bu duygusal kaçış için onu affetmesini söylemişti. Yiğit göz yaşlarına boğulmuştu telefonda. Emel anne bu yükü de onun sırtından alıp. Burak döndükten sonra oğlunu karşısına alıp her şeyi ona da anlatmıştı.

“Lütfen dön Berrak! Geçmişte olanları birlikte unutacağız!” dedi kapatırken.

Berrak Hakan’ın yanına gelirken hissettiklerinden bambaşka duygularla dönüyordu şimdi ailesinin yanına. Evet onlar onun ailesiydi. Nikalarına üç gün kalmıştı ve şimdi tek odaklanmaları gereken buydu.

Emel anne ve Yiğit onu bahçede bekliyorlardı geldiğinde. İkisiylede hiç konuşmadan kucaklaştı sıkı sıkı. Üçü birden göz yaşlarına boğuldular aynı anda. Akşam Burak geldiğinde bulduğu ortam eskisinden çok daha güzel ve sıcak bir aile yuvasıydı.

Bu dört güzel insan bir daha birbirlerinden hiç bir şey saklamaycaklarına söz verdiler. Berrak ve Yiğit’in evlilik törenleri aynen planladıkları gibi gerçekleşti.

Onların evliliğinin ardından sekiz ay sonra Burak nişanlandı. Uzun süredir duygularını açamadığı bir sevdiği zaten vardı. Yaşadıkları bu olayların ardından hiç bir şey için geç kalmama kararı vermiş ve gidip açmıştı duygularını.

Burak evlendiğinde, Berrak ilk çocuğuna hamileydi bile. Burak ve eşi Berrak’ların evinde, Yiğit ve Berrak Emel hanım ile birlikte oturmaya devam ettiler.

Hakan artık sık sık onları ziyarete geliyordu. Bahçe Burak ve Berrak’ın çocuklarının sesiyle yeniden şenlenmişti. Onlarda Hakan amcalarını çok seviyorlardı ayrıca.

Kocaman ve mutlu bir aile olarak aynı bahçenin içinde güzel günler görerek yaşadılar.

SON

Reklamlar

Geçmişin günahları – Bölüm 10’ için 2 yanıt

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s