Geçmişin günahları – Bölüm 9

“Yine de bunca zaman ben de senden bir şeyler sakladım ve belki de olayların bu gün bu noktaya gelmiş olmasında benim de payım var bu  yüzden”

Berrak ve Hakan merakla baktılar Burak’ın yüzüne. İkisi de onun bu evde söyleyeceği sözler arasında asla bunu beklemiyorlardı.

“Öncelikle günlükten ve içinde yazılanlardan haberim olduğunu bilmeni istiyorum.” diye devam etti Burak.

Berrak’ın yüzündeki şaşkınlık daha da büyüdü. Hakan’da beklemediği bu sözlerin devamını merakla dinliyordu.

“Yani sen babam ve onun arasındaki ilişkiyi biliyor muydun?” dedi Berrak kendini tutamayrak. Bunları söylerken ayağa kalkmıştı. Şu an tam tarif edemiyor olsa da Emel hanıma hissettiği aldatılmışlık duygusunu  Burak’a da hissetmeye başlamıştı.

Hakan bunu onun yüzünden okuyabiliyordu ama şimdi olaya müdahale etmek için doğru bir zaman değildi. Bunların yaşanması ve herkesin içindekini döküp birbirini dinlemesi ve anlaması gerekiyordu. Kendisine tuhaf diyen ailesinin asıl kendi yaşamlarındaki tuhaflıklara bakmalarını dilerdi ama şimdi bunun da hiç sırası değildi gerçekten.

“Annemin geçirdiği kalp krizinin ardından Emel annenin ve babamın tartıştıklarına şahit olmuştum. Onlar benim varlığımı farketmemişlerdi. ”

Durdu Burak, “Bak Berrak! Benim bunları atlatmam çok uzun zaman aldı! Hayatım boyu bir daha bunlardan bahsetmeyi de hiç düşünmüyordum ama ne yazık ki okuduğun o günlük tüm geçmişi canlandırdı yeniden. ”

Berrak neler olduğunu tam olarak anlayamamış ayakta öylece Burak’ın yüzüne bakıyordu.

“Babam,  annemizin kalp krizi geçirmesinden aşağı yukarı altı ay önce onu bir başkası ile yakalamıştı!”

“Ne!?” dedi Berrak, “Annemden mi bahsediyorsun? Bizim annemizden?”

“Berrak lütfen otur ve anlatacaklarımı dinle şimdi! Onları kulaklarımla duydum. Kendi aralarında konuşuyorlardı. Daha doğrusu tartışıyorlardı. Babam annemi yakaladıktan sonra bizim için evi terketmemiş ve bu konunun ikisinin arasında kalacağını söylemişti annemize. O da bunun bir hata olduğunu, bir boşlukta olduğu için yaptığını söyleyerek savunmuştu kendini.”

“İnanamıyorum!” dedi Berrak yeniden.

“Bunu şimdi bizim anlamamız pek mümkün değil belki ama babam bizim için aileyi yıkmama kararı almış olmasına rağmen elbette bunu hazmedememişti. O dönemde sürekli Emel anne ile birlikte çalıştıkları için annemden intikam almak istemiş ve ona yakın davranmaya başlamıştı. Ancak Emel anne bunu farkedince babamla konuşmuş ve bunun asla mümkün olmayacağını söylemiş, babam da anneme duyduğu öfkeyle ona patlamıştı.  Ancak yaptığının yanlış bir tepki olduğunu bildiği için sonra da ağlayarak ona her şeyi anlatmış ve özür dilemişti. Emel anne hem onu teselli etmek hem de en yakın arkadaşı ile kocasının arasını bulmak istese de babamın dengesiz davranışları yüzünden geri çekilme ihtiyacı hissetmişti.”

“Yani babamın dengesi o zaman mı bozulmaya başlamıştı, annem ölmeden?”

“Evet ne yazık ki öyleydi. Kavganın sonunda babam kapıyı vurup çıkınca Emel anne benim varlığımı farketti ve  bana her şeyi anlatmak zorunda kaldı. Annemizin kalp krizi geçirip hayatını kaybetmesi tamamen bir kaderdi. Bu olaylarla hiç bir ilgisi yoktu. Ancak onun böyle ani bir kriz geçirmesi sonucu babam hep Emel anneden şüphelenmişti.”

“Nasıl yani?” dedi bu kez Hakan, artık kendini tutamamıştı.

“Bakın babamın beyninde gençliğinden beri uyuyan bir hastalık, annemin onu aldattığını öğrenince tetiklenmiş ve sonrasında düşünceleri ve duyguları sağlıksız bir şekilde değişmeye başlamıştı. Sadece bize duyduğu sevgi ve değerde hiç bozulma olmamıştı. Zaten öyle olmuş olsaydı bunu ikimiz de hissedebilirdik biliyorsun!”

“Ama ben hep annemin ardından öyle olduğunu sanmıştım!”

“Evet biliyorum. Annemiz hakkında olumsuz şeyler düşünmeni istemediğim için ben bunları bilmeni hiç istemedim. Emel anneyle birbirimize söz verdik. Emel anne bir şekilde olaylara dahil olmuştu istemeden. Babamın ona karşı dengesiz duygu ve davranış geliştirmesinin ardından ondan uzak durmaya başlamıştu. Ancak  sonra onun intihar etmesi yüzünden hep vicdan azabı ile yaşadı.  Belki de ondan kaçmak yerine dostça yardım etmeye çalışsa her şeyin daha farklı olabileceğini düşündü hep.”

“Aman Tanrım! Ben ise onu nelerle suçladım! Hatırlıyorum bizim eve hiç gelmedi annemden sonra. Babam onu kovduktan sonra!!” dedi Berrak bir şeylerin farkına varmış gibi.

“Evet babam onu annemin katili saymıştı. Anneme gidip babamın ona davranışlarından bahsettiğini ve anneminde bunun üzerine kalp krizi geçirdiğini sanıyordu. Bu yüzden onu evden kovdu!”

Odada bir sessizlik oldu bir süre, hepsi kafasında olayı değerlendirmeye ve anlamaya çalışıyorlardı yeniden. Burak bu hikayeyi uzun süredir biliyor olsa bile çektiği acı yüzünden daima ötelemişti. Şimdi ötelediği her şey geri geliyordu onun içinde de.

“Peki ya günlük?” dedi Berrak rüyadan uyanır gibi, “Onu da mı biliyordun?”

“Hayır onu bilmiyordum. Sen gittikten sonra Emel anne çekmecenin halinden günlüğü okuduğunu tahmin etmişti. Bu yüzden Yiğit’in haberi olmadan bana geldi ve olanları anlattı. Günlüğü zamanında yok etmediği için kendini suçluyordu. Benim de o zaman haberim oldu işte.”

“Peki Yiğit? Olanları biliyor mu?” dedi Hakan bu kez.

Berrak ağabeyine baktı yeniden, eğer Yiğit bu olanları biliyorsa o ne hissediyordu acaba?

“Hayır bilmiyor, bilmesi de gerekmiyor. Bu çok karışık ve acı verici bir durum. Eğer sen istersen Yiğit’e artık her şeyi anlatabilirsin. Biz sonuçta Emel anne ile o günün şartlarında ikinize de bir şey söylememenin en doğru karar olacağını düşündük. Şimdi koşullar çok farklı, sizler de yetişkin oldunuz. Belki de ona da her şeyi anlatıp, bu sır duvarlarını aramızdan komple kaldırmalıyız.”

“Eğer Yiğit’de bir gün o günlüğü bulursa kafası karışacak!” diye inledi Berrak.

“Bulamaz çünkü Emel anne onu yok etmiş! Çok pişman daha önce yapmadığına! Evet her şey bundan ibaret Berrak. Şimdi her şeyi iyice düşünmeni istiyorum senden. Ben geri dönmek zorundayım. Yiğit burada olduğumu bilmiyor zaten. İstersen benimle gel! İstersen kalıp biraz daha düşün ama bence nişanlını daha fazla üzmeye hakkın yok. Onun hiç bir suçu yok çünkü.”

“Peki ona ne diyeceğim ben şimdi! Emel annenin yüzüne nasıl bakacağım düşündüklerim ve yaptıklarımdan sonra?”

“Artık yaptıklarının sorumluluğunu alacak yaştasın Berrak! Buna kendin karar vermelisin. Ben ağabeyin olarak seni daima koruyup, kolladım. Seni korumak için bunları sakladım ve belki doğru, belki yanlış yaptım bilmiyorum. Annemiz hakkında kötü düşünmeni hiç bir zaman istemedim. Ancak sen Emel anne hakkında kötü düşünmeye başladın bu kez. Bu haksızlığa bir son vermek zorunda olduğum için gelip her şeyi anlattım sana!”

“Annemiz!!?” dedi Berrak bu sefer. Bu karmaşanın içinde onun babasını aldatmış olduğu gerçeğini daha yeni algılayabilmişti, “Ben babam ve Emel anneyi suçlarken?” diye devam tuhaf bir yüz ifadesiyle.

“Hiç bir şey göründüğü gibi değildir!” dedi Hakan mırıldanır gibi, “İlk kez bu kadar net şahit oluyorum bu sözün doğruluğuna!”

(devam edecek)

Reklamlar

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s