Geçmişin günahları – Bölüm 6

Berrak sabaha kadar kabuslar gördü o gece.  Sakinleşip Hakan’ın söylediği gibi tarafsız düşünmek istiyordu ama Emel hanımın günlüğünde okuduğu cümleler bir türlü aklından silinmiyordu.

Emel  hanım eve gelip üzerini değiştirmek için odasına girdiğinde açık gardrobun kapısını farketti önce. Suat beyden kalan boş tarafta sallanan gelinlik ve damatlığa baktı o da iç geçirdi ve sonra çekip kapattı kapısını. Yatağın üzerine oturup bluzunu çıkaracağı sırada gördü yarım çekmeceyi ve bıraktığı gibi durmayan günlüğü.

Berrak’ın odasında veya dışarıda olabileceğini düşünerek ona seslenmemişti girince. Şimdi gardrop kapısı ve komodinin açık çekmecesini farkedince onu arama ihtiyacı hissetti. Diğer evde de olabilirdi elbette.

Evi dolaştı seslenerek onu bulamadı. Bahçeye çıkıp yan evin kapısını çaldı. Açan olmadı.

“Belki  de dışarıdadır!” diye düşünerek döndü geri. Çekmeceyi açıp günlüğü aldı eline. Bu günlüğün son sayfalarında yazanları yırtıp atması gerektiğini defalarca düşünmüştü ama nedense bir türlü yapmamıştı. Şimdi Berrak ya da Yiğit’in odaya girip onu okuma ihtimali olduğunu daha yeni farkediyordu. Belki de tamamını yok etmesi gerekiyordu onun. .Suat bey gittikten sonra kimseye anlatamadıklarını yazmıştı bu deftere. Artık yeniden bir aile olmuşlardı. Elbette acılar, vicdan azapları hepsi içindeydi ama geriye bir kanıt bırakmakta çok anlamlı değildi.

Günlüğü alıp merdivenlerden aşağı indi. Onu sadece kışın kullandıkları şöminenin içine bırakıp, kibriti aldı ve kenarından tutuşturdu. Günlüğün yanıp tamamen yok olması yaklaşık yarım saat sürdü. Öylece seyretti kağıdın köze dönüşünü gözleri dolarak. Camları açıp içerideki yanık kokusunun çıkmasını sağladı. Külleri de süpürerek çöpe boşalttı.

Artık o defter bir risk olmaktan çıkmıştı. Emel hanımın başına da beklenmedik bir iş gelse çocuklar onu bulup okuyabilirlerdi. Gerçekten bunu çok önce yapması gerekiyordu. Yine de açık çekmece ve günlüğün bıraktığı gibi durmadığını düşünmesi aklını bulandırmıştı. Berrak’ı bir an önce görmek istiyordu bu yüzden.

Berrak çok nazik ve saygılı bir kızdı. Odaya gelinlik için girmiş olsa bile komodin çekmecesini karıştırmış olamazdı. Muhtemelen Emel hanımın kendisi açık bırakmıştı sabah çıkarken. Üzerini değiştirip mutfağa indi. Çocuklar evde olmadığına göre akşam yemeği için hazırlıklara kendi başına başlasa iyi olacaktı. Burak ve Yiğit’in gelmesine iki saatten az bir zaman kalmıştı. Berrak’ta birazdan gelir diye düşündü yeniden. İçindeki o küçük soru işareti sürekli yüreğine bir sızı saplıyordu. Onun günlüğü okumuş olması ihtimalini aklından silmeliydi gerçeği öğrenip.

Burak kız kardeşininin gidişinin sebebini öğrenemediği için akşam Emel hanımların evine geçmekte tereddüt ediyordu. Yiğit’i arayıp dışarıda arkadaşları ile olacağını bu yüzden onu beklememelerini söyledi. Berrak nerede olduğumu kimseye söyleme dediği için Yiğit’e bir şey söyleyemedi ama akşam her şeyin ortaya çıkacağından emindi.

Yiğit eve geldiğinde Berrak henüz gelmediğini görünce annesine sordu. Emel hanım eve geldiğinde onun olmadığını söyledi merakla. Yiğit’in de nerede olduğunu bilmiyor olmasından biraz gerilmişti. Burak’ın arayıp dışarıda yiyeceğini söylediğini öğrendikten sonra Berrak’ı aramaya karar verdiler. İkisi de ayrı ayrı denemesine rağmen Berrak’ın telefonuna ulaşılamıyordu.

Bunun üzerine Burak’ı aradı Yiğit,  onun Berrak’ın bir arkdaşına kalmaya gittiğini söylemesini önce bir gecelik bir konu sandı. Sonra Burak’ın bu arkadaşın şehir dışında olduğunun söylemesi ile iyice aklı karıştı.

“Nasıl yani nikha bir hafta kala Berrak şehir dışına mı gitti?” dedi şaşkınlıkla. Emel hanım da aynı şaşkınlık ve endişe ile oğlunun konuşmasını dinliyordu.

Burak kız kardeşinin yaptığı bu saçmalığı kendisi de anlamadığı ve çok sevip değer verdiği insanlara karşı da ne söyleyeceğini bilemediği için kendini iyice kötü hissetmeye başladı. Berrak’ın giderken Yiğit’e bir açıklama yapmış olması gerektiğini düşünüyordu.

“Bak Yiğit kadınları anlamak zordur. Kardeşim belki de evlenmekten korkuyor. Ona biraz zaman vermelisin!” diyebildi en son.

Yiğit ortada hiç bir şey yokken duyduğu bu sözlere, Berrak’ın bir şey söylemeden çekip gitmesine o kadar şaşırmıştı ki Burak’a hoşçakal bile demeden kapattı telefonu.

Emel hanım soru dolu bir ifade ile oğlunun yüzüne bakıyordu, “Neredeymiş Berrak?” dedi sesi titreyerek.

“Başka şehirde yaşayan bir arkadaşına kalmaya gitmiş!” dedi Yiğit kendi kendine konuşur gibi.

“Sana bir şey söylemedi mi giderken yani?”

“Hayır, üstelik kimin yanına gittiğini bile bilmiyorum! Burak şarjı bitmiştir arar o seni dedi!”

Emel hanımın içindeki sızı, acıya dönmeye başlamıştı. Berrak o defteri okumuş olmalıydı.

“Allah’ım lütfen okumamış olsun, lütfen!” diye yalvardı içinden, “Onu çok daha önce ortadan kalırmalıydım!”

Berrak ertesi sabah telefonu açtığında Yiğit ve Emel hanımdan pek çok cevapsız arama ve mesaj buldu. Burak ne kadar sevmese de Berrak’ın telefonu kapalı olunca Hakan’ı arayıp konuşmuştu kardeşiyle. O da haklı olarak bir açıklama bekliyordu. O insanları çok üzmüştü dün gece ve bu Burak’ı kızdırıyordu şu anda. Neler olduğunu bir an önce öğrenmek istiyordu.

Berrak ağabeyini daha sonra her şeyi anlatacağına söz vererek ikna etti. Onu daha fazla  zor durumda bırakmamak için Yiğit ile de konuşacaktı.

Mesajlardan anlaşılan Yiğit’te sabaha kadar uyumamış ve ona ulaşmaya çalışmıştı. Kendince bir sürü yanlış yaptığını düşünmüş, onları sıralamış ve özür dilemişti. Berrak’ın hiç bir şey söylemeden çekip gitmesi onu çok korkutmuş ve üzmüştü.

“Ben sensiz yaşayamam, lütfen geri dön!” diye yazmıştı defalarca.

Berrak’ın gözlerinden yaşlar boşalıverdi onun mesajlarını okurken, “Ben de seni seviyorum aşkım, hem de çok! Ama dönemem!” diye inledi.

Hakan onun hıçkırıklarını duyup kapısına gelmişti. Ona “İyiyim merak etme! Geleceğim şimdi kahvaltıya!” diye seslendi.

Çok ani karar verip hareket etmişti gerçekten, Burak’ı da çok zor bir durumda bırakmıştı. Hepsine bir açıklama yapmak zorundaydı şimdi ve gerçeği söylemezdi. Peki ne söyleyecekti o zaman?

“Delirdin mi elbette gerçeği söyleyeceksin!” dedi Hakan, “Gerçek o günlüğü okumuş olduğun ve kafanın karıştığı! Onun  dışındaki her şey senin zihninin yazdığı hikayeden ibaret! Baban ve Emel hanımın arasında bir ilişki yaşandığına dair bir kanıtın yok! Belki de sadece platoniktiler olamaz mı?”

“Platonik mi? Bu da annemi aldatmak olmuyor mu o zaman acaba?” dedi Berrak şaşkınlıkla. Hakan nasıl oluyorda bunu sürekli normalleştirmeye çalışıyordu. Elbette onun başına gelmemişti tüm bunlar ve Berrak’ın ne hisettiğini anlayabilidini sanmıyordu.

“Elbette yüzde yüz senin gibi hissedemem Berrak! Ancak şu an senin seçtiğin davranış tarzını da doğru bulmuyorum. Haydi diyelim Emel hanım sana göre suçlu, peki ya ağabeyin ve Yiğit dürüstlüğü hakketmiyorlar mı?”

“Ne diyeyim onlara! Emel hanım ve babam kırıştırıyormuş mu diyeyim Hakan? Hiç yardımcı olmuyorsun gerçekten!”

“O zaman a Emel hanım ile konuş! Ona ait özel bir günlüğü izinsiz okuyup, öğrenmemen gereken bir şey öğrendin. Bunu Burak ve Yiğit’i üzmeden birlikte çözün.” dedi Hakan.

(devam edecek)

 

 

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s