Geçmişin günahları – Bölüm 3

Berrak ve Yiğit’in nikah tarihlerine az bir zaman kala, Berrak daha çok Yiğit’lerin evinde vakit geçiriyordu. Yiğit artık şirketteki görevine tam zamanlı başladığı için, Emel hanım onun yanında şirkette oluyor akşam birlikte eve dönüyorlardı. Burak zaten babalarından kalan şirketin başında olduğundan iki ev de Berrak’ın kontrolündeydi.

Her ne kadar iki ev de olsalar kahvaltı ve akşam yemeklerini Emel hanımların evinde bilrikte yiyorlardı. Son dönemlerde herkes işlerle meşgul olunca evlilik öncesi yapılacak hazırlıklar ve yemeklerle Berrak ilgileniyordu.

Sabah kahvaltısını topladıktan sonra Yiğit ile henüz birlikte uyumaya başlamadıkları odaya gidip etrafa bakınmak istedi. Her ne kadar bu evde de yaşıyor olsa da artık bu evin kadını da olacak, bu odada en sevdiği adamla en özel anları paylaşacaklardı. Nikahtan sonraki bir hafta boyunca Emel hanım da kendine bir seyahat planı yapmıştı. Berrak ve Yiğit ilk gecelerini evde geçirdikten sonra onlarda araba ile kısa bir balayı yapıp geleceklerdi. Asıl tatillerini yaza saklıyorlardı. Emel hanım gençler biraz yanlız kalsınlar istediği için bir hafta diye başladığı yolculuğu sonrasında uzatma niyetindeydi ama bundan onlara bahsetmedi.

Berrak’ın gelinliği ile Yiğit’in damatlığı çoktan hazırlanmış onların odalarındaki dolabın boyu gelinliğe yeterli olmadığından Emel hanımın odasındaki sürgülü kapaklı dolaba asılmıştı. Kendi odalarında bir süre oturup eksik bir şey kaldı mı diye düşündükten sonra gelinliğine yeniden bakmak için diğer odaya geçti Berrak.

Sürgülü dolabın ağır kapağını eliyle itti ve dolabın boş tarafında yan yana asılı gelinlik ve damatlığa baktı. Burası çok önceleri dolabın Suat beyin kullandığı tarafıydı. Emel hanım kazadan sonra o tarafı hiç kullanmamış ve daima boş bırakmıştı.

Şimdi gelinlik ve damatlık yan yana  birer hayalet gibi asılı duruyorlardı içinde Berrak’ın içini bir hüzün kapladı. İçlerinde, evlerinde, hayatlarında ne kadar büyük boşluklar açılmıştı dolabın bı tarafı gibi. Aslında yaşamaya çalıştıkları bütün mutluluklar, coşkular belki de bu gelinlik ve damatlık gibi o boşluklarda hayalet gibi sallanıyor, bir türlü boşluğun tamamını dolduramıyorlardı.

Elbette çok mutluydu çocukluğundan beri aşık olduğu tek adamla evlenecek olmaktan. Ağabeyi, Emel teyzesi ile birlikte yaşamaya devam etmekten de çok mutlu olacaktı. Hatta bir süre sonra ikisinin çocukları bu iki evin bahçesinde tıpkı onlar gibi koşturacaklar belki o zaman bu boşluklar gerçekten dolacaktı.

Yine de yanlarında olmalarını istedikleri ebeveynlerinin yerinde şimdi bir tek Emel hanım vardı. Onun içinde çok zor dönemlerdi mutlaka. Önce eşini, sonra en yakın dostlarını kaybetmiş, üstelik kendi oğluyla beraber onların iki çocuğuna da sahip çıkmak zorunda kalmıştı. Güçlü bir kadındı ve bütün bunları sarsılmaz bir duruşla başarmıştı. İki şirketi de aynı anda idare ederek üstelik.

Tüm bunları düşünürken farkında olmadan yatağın üzerine oturmuştu Berrak. Suat beyden boşalan boşlukta sallanan düğün giysilerine bakmaya  devam ediyordu bir yandan. Birden bire ayağa kalkmaya  karar verdi, gelinliği üzerine giyip bir kez daha bakmak istemişti nedense. Düğün günü bir sorun yaşamamak için yediklerine çok dikkat ediyordu ama yine de gelinlik provası yapılalı bir ay olmuştu neredeyse. Nikahtan önce yeniden giyip bir sorun olup olmadığını denemekte fayda vardı. Hızla ayağa kalkarken yatağın başcucunda duran komodinin üzerindeki minik heykel devrili verdi ve yanında yarı su dolu bardağı devirdi. Bardağın içindeki su komodinin üzerinden halıya akarken bir kısmı da hafif aralık kalan çekmeceden  içeri akmaya başlamıştı.

Berrak telaşla suyu eliyle komodinin diğer kenarına itmeye çalışırken çekmeceyi çekip çıkardı yerinden. Hızla çektiği için çekmecenin içindekiler dört bir yana saçıldı yatak ile dolabın arasına ama neyse ki ıslanmadılar.

Mutfağa koşup bir bez getirerek komodinin ıslanan her yanını güzelce sildikten sonra çekmeceyi özenle yere taktı ve ardından dökülenleri toplamaya başladı. Suat beyin olduğunu tahmin ettiği bir saat ve alyans vardı birbirine ip ile bağlanmışlardı. Elini uzattı  ama tedirgin oldu onları alırken.

İlk defa o zaman bir eşin kaybının ve ondan geriye kalanlara dokunmanın ne kadar zor bir şey olduğunu düşündü. Tüm kayıplar boyunca onlar sadece çocuklar olarak birbirlerine destek olmuşlardı. İlk kaybı yaşayan Emel teyzenin ve ardından babasının tam olarak neler hisettiğini anlamaları mümkün olmamıştı.

Şimdi nikah abu kadar az zaman kala bu duyguya yakın hissetmek içini ürpertti Berrak’ın. Kırılacaklarmış gibi nazikçe aldı saati yerden. Bağlı olduğu ipin uzundan sallandı alyans boşluğu vurgularcasına. Hemen yerine taktığı çekmeceye bıraktı ikisini.

Öyle garip iki yadigardılar ki gerçekten. Alyansa bağlanmış saat sanki yüzük boşaldığından beri zamanın aslında hiç geçmediğini, en azından alyansın sahibi için zamanın artık olmadığını bağırıyor gibiydi. Annesinin ve babasının alyanslarının nerede olduğunu düşündü sonra. Burak her şeyi öylesine onu koruyarak yapmıştı ki, bu tür detayları Berrak ne görmüş, ne de hissetmişti. Acaba onların alyansları da yanyana bir çekmecede mi duruyordu evin bir yerlerinde. Birbirlerine bağlı ya da bağsız, bomboş ve soğuk bir şekilde zamanın sonunu mu bekliyorlardı.

İçinden yükselen ağlama duygusuna hakim olamadı. Bu odaya girdiğinde beri geçmişin tüm ağırlığının oluşturduğu bir girdaba düşmüş gibiydi sanki. Heyecan içinde yeni hayatının şahidi olacak bembeyaz giysisini denemeye gelmişti. Bu oda Emek hanımın özel odası olduğundan bu güne dek gerekmediği sürece girip çıkmamıştı zaten. Hele o yokken hiç girmezdi.

Bu gün nedense dalıvermişti kafasında nikah düşünceleri ile birlikte Suat beyin boşluğuna asılmış gelinlik ve damatlıktan bu çekmecenin içine kadar sürüklenmişti şimdi.

Kendini bu sıkıntılı girdaptan bir an önce kurtarmak için yere bakınmaya başladı. Çekmeceyi hızla çekip savurduğundan dökülenlerin neler olduğuna bakacak durumu olmamıştı.

Savrulan bir fotoğrafın yarısı yatağın altına saklanmıştı. Bu defa Suat beyin gözleri ona bakıyor, yanındaki beyaz elbisenin sahibi görünmüyordu. Bir gelinlik olduğunu tahmin ettiği fotoğrafın diğer yanında Emel hanım olmalıydı elbette.

Eğilip fotoğrafa uzandı. Fotoğrafın geri kalanı bir defterin sayfalarının arasında kalmıştı. Dizlerinin üzerine çöküp fotoğrafla birlikte defteri de çekip aldı yatağın altından. Kalkmadan önce yatağın altına başka düşen bir şey var mı diye kontrol etti.

Tahmin ettiği gibi beyaz elbise bir gelinlikti ve onu giyen de Emel hanımdan başkası değildi.

“Ne kadar da gençmişler!” dedi iç geçirerek, “Birlikte yaşlanma şansının olup olmayacağını bile bilmeden evlendiler!” dedi sonra.

İçindeki kasvetin giderek arttığını hissedince, deftarin içinden çıktığını tahmin ettiği fotoğrafı eline aldı ve defterin rastgele bir sayfasını açıp yerleştirmek istedi.

(devam edecek)

Reklamlar

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s