Geçmişin günahları – Bölüm 1

Berrak ve Yiğit aynı bahçenin içine kurulu iki ayrı villada büyümüşlerdi. İkisinin babaları çok eski arkadaşlardı. Bir zamanlar ortak bir iş kurmuşlar ve bu ikiz villaları da o dönemde yaptırmışlardı. Mesut bey Berrak’ın babasıydı ve Berrak’tan ayrı Burak isminde bir oğlu daha vardı. Suat bey ise Yiğit’in babasıydı ve biricik oğlundan başka evladı yoktu.

Berrak’ta Yiğit’te bu evlerde doğmuş büyümüşlerdi. Mesut bey ve Suat bey çocuklar ilkokula başlamadan ortaklıklarını ayırmış olsalar da dostluklarını hiç bozmamışlar ve aynı evlerde yaşamaya devam etmişlerdi. Elbette iki gencin anneleri de çok iyi arkadaştılar.

Ortak iş kurup ardından dostluklarını bozmadan devam eden çok az ailelerden oldukları için herkes onları takdirle karşılıyordu. Kazancın ve paranın kurulan güzel bağlardan daha önemli olmayacağının canlı ispatı gibiydiler. İki aile bu kadar yakın olunca elbette yakın yaşlarda olan Berrak ve Yiğit içinde hep “Büyüdüklerinde evlenirler ayrıca dünür olur aile ortaklığı kurarız diye! şakalaşırlardı.

Berrak ve Yiğit’in de bu düşünceye hiç itirazları yoktu çünkü ortaokula başladıklarında çıkmaya başlamışlar, o zamandan beri de aralarına kimse girememişti. Okuldaki, mahalledeki arkadaşları bile onların ileride evleneceklerinden emindi. Bu yüzden ikisi de oldukça albenili olmalarına karşılık hayranlarına şans vermemişlerdi.

Gençler liseli olana kadar her şey iki aile içinde  güllük gülistanlık olarak devam etmişti. Yiğit’in babası Suat bey bir iş seyahati sırasında yaşadığı korkunç kazadan sağ çıkamayınca o zamana kadar yüzlerine gülen kaderin diğer yüzü ortaya çıkmaya başladı. Suat beyin eşi Emel  hanım kazayı haber alır almaz göz yaşları içinde Mesut beylerin kapısına koşmuştu.

Mesut bey ve eşi Meliha hanım apar topar hazırlanıp, kızları Berrak, Emel  hanım ve elbette Yiğit’i alıp hastaneye koştular. Ancak artık Suat bey için çok geçti, hastaneye getirildiğinde zaten kendinde olmayan adamcağız daha acil servisten yoğun bakıma alınamadan hayatını kaybetmişti.

İki aile bu acıyı da ortak olarak yaşadılar. Suat beyin ölümünün ardından Mesut beyle ortaklıklarını ayırdıktan sonra kurmuş olduğu şirketin borçları olduğu ortaya çıktı. Oldukça zor zamanlar yaşayan Emel hanım şirketi kapatmadan bu işi halletmek istediği için Mesut bey hem kendi işlerine hem de eskiden olduğu gibi Suat beyin işleriyle de ilgilenmeye başladı. Emel hanım şirketin oğlu okulunu bitirip başına geçene kadar ayakta kalmasını istiyordu. Eşinin ardından kendisi işin başına geçebilirdi doğrudan ama daha  önce böyle bir tecrübesi olmadığı için birisinin onu yönlendirmesi ve danışmanlık yapmasına ihtiyacı vardı. Ayrıca baba acısı tatmış ergen bir erkek evladı da idare etmesi gerekiyordu.

Onlar şirketi ayakta tutmaya çalşırken Meliha hanım hem Berrak ve Burak, hem de Yiğit ile ilgilenerek onlara destek olmaya başladı. Burak kız kardeşine deliler gibi aşık olduğunu  bildiği Yiğit’i gerçekten kardeşi gibi seviyordu. Babasını kaybettikten sonra da ona da gerçek ağabeyi gibi davranmaya başladı. Berrak’ın ailesi sayesinde Emel hanım ve Yiğit zor günleri atlattılar. Şirket yeniden belini doğrultup borçları ödeyebilecek noktaya geldi. Bu arada Mesut bey sayesinde Emel hanım oldukça çok şey öğrendi ve ilerleyen zamanda da bocaladığı zaman Mesut beye başvurmaya devam etti.

Suat beyin kaybının ardından hayatın iki aile içinde yeniden normale dönmesi neredeyse üç yıl sürdü böylece. Emel hanım artık kendi ayakları üzerinde durabilen başarılı bir iş kadını olmuş, Yiğit’de babasının acısıya yaşadığı travmayı atlatmış üniversite sınavlarına hazırlanmaya başlamıştı. Annesi onun iyi bir okul okuduktan sonra işin başına geçmesini istiyordu. Tüm bu  mücadeleyi onun geleceği için vermişti. Elbette Mesut beyin büyük katkılarıyla.

Emel hanımın şirket işlerine yoğunlaşmasıyla Berrak’ların evinde daha çok vakit geçiren Yiğit ona bir anne şefkati ile yaklaşan Meliha hanımı da çok seviyordu. Babasının ölümünün ardından ona yeni bir aile hediye etmişti kadıncağız. Mesut beyin desteğinin yanı sıra onun desteği de çok önemliydi bu yüzden. Eğer onlar olmasaydı devamlı işle ilgilenmek zorunda olan bir anne ve çocuk yaşta kaybedilmiş bir baba sendromu ile Yiğit’in tek başına mücadele etmesi mümkün değildi.

Tam her şey yolunda gidiyor dedikleri sırada bir akşam üzeri hiç bir rahatsızlığı olmayan Meliha hanım kendi evlerinde  bir kalp krizi geçirdi. O sırada evde olmayan Berrak ve Burak eve döndüklerinde kapıda bir ambulans ile karşılaşınca panik halinde içeri koşturdular. Mesut bey şoka girmiş bir vaziyette, karısına elektro şok uygulayan sağlık görevlilerini izliyordu.

Meliha hanım hemen mutfak verandasının kapısının önünde yerde boylu boyunca uzanmış yatıyordu. Burak annesinin ve babasının durumunu görünce panik halinde arkasını döndü ve kız kardeşinin olanları görmemesi için ona sarılarak göğsüne çekti.

Berrak “Ağabey ne oluyor, bırak beni!” diye çırpınsa da annesinin cansız bedeni sedyeye konulup ambulansa götürülene dek onu bırakmadan öylece bekledi olduğu yerde. Mesut bey sürekli “Meliha!” diye hıçkırıyordu. Karısının bindirildiği ambulansa binip gitti o da. Burak babasının da gidişinin ardından Berrak ile ne yapacağını bilemez vaziyette öylece kalmıştı ortada.

Berrak ağabeyinin elinden kurtulduktan sonra annesi, babası ve sağlık görevlilerinin olmadığını farkedince çığlık atmaya başladı.

“Neredeler? Annemi nereye götürdüler? Ne oldu ona? Babam nerede? Burak bir şeyler söylesene!?”

“Annemi hastaneye götürdüler sakin ol! Babam onlarla gitti. Şimdi sakin olup haber beklemeliyiz evde!”

Berrak’a annesinin artık yaşamadığını söylemeye dili varmamıştı. Aslında o an kendisi bile bunun olduğunu algılayamamıştı. Olanları gördüğü halde içinden bir ses babasının annesi ile birlikte geri geleceğine inanmak istiyordu.

İki kardeş birbirlerine sarılıp oturdular salondaki kanepeye, “Biz neden gidemiyoruz?” dedi Berrak hıçkırarak.

“Çünkü onlar geldiğinde evde onları karşılayacak birileri olmalı öyle değil mi?” dedi Burak fısıldayarak.

Bir iki saat içinde Mesut beyin eve dönmesi ile elbette Berrak’ta öğrendi olanları. Meliha hanım bir kalp krizi geçirmişti. Daha önce hiç bir hastalığı olmayan kadıncağız, her yıl düzenli olarak tüm sağlık kontrollerini yaptırırdı. Doktorlar ilk krizin tehlikeli olduğunu ve kadıncağızın bunu atlatmaya gücünün yetmediğini söylemişlerdi. Genellikle en tehlikelisi ilk kriz oluyordu.

O akşam Emel hanım ve Yiğit onlarla birlikteydiler. Şimdi destek olma sırası onlara gelmişti. Yiğit neredeyse annesi kadar sevdiği Meliha hanımın kaybına, babasına üzüldüğü kadar üzülmüştü. Elbette Berrak ve Burak’ın acı çekiyor olması ve onun çaresiz kalması da içini deliyordu. Ancak babası öldüğünde o da bu aile tarafında sevgi çemberine alınmış olmasına rağmen toparlanması çok uzun zaman almıştı.

(devam edecek)

 

Reklamlar

Geçmişin günahları – Bölüm 1’ için 2 yanıt

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s