Hayatımız kime ait ? – Bölüm 11

Nükhet Mert’in halini görünce neredeyse düşüp bayılacaktı.

“Kim yapmış?” dedi korkuyla, onu kim bu hale getirmiş.

“Bilmiyoruz?” dedi doktorlar polis araştırmaya başladı.

Mert’in kaburgalarından ikisi kırılmıştı. Yüzüne bir çok dikiş atmaları gerekmişti. Kan kaybetmişti. Durumu pek iç açıcı gözükmüyordu.

“Bu geceyi bir atlatalım bakalım!” dedi doktor.

Nükhet ne yapacağını bilemiyordu. Neden sonra Tijen hanımı dışarıda taksici ile bıraktığını hatırladı ve dışarı koştu. Kadıncağız hâlâ uyuyordu.  Taksici de aracına dayanmış telefonuyla oynuyordu.

“Ağabey iyi mi abla?”

“Yaşıyor çok şükür ama durumu kritik!” dedi Nükhet ağlamaklı bir sesle.

“Abla bak ne diyeceğim, ben seni, sen beni tanıyorsun mahalleden. Ben anneyi alayım bize götüreyim istersen. Benim hanım da çok merhametlidir. Sen de ağabeyin başında kal burada. Aklında anne de kalmasın. Telefonumu da kaydeder istediğinde ararsın olmaz mı?”

Nükhet bu güzel yürekli adama baktı, şu anda böyle bir desteğe öyle ihtiyacı vardı ki. O sarhoş babası kim bilir nerelerdeydi ve sadece simasını bildiği bu adam şimdi ona yardım ediyordu gecenin bir yarısı. Ağlamaya başladı.

“Ağlama abla, bak bu kartta benim, hanımın telefonları yazıyor Ben anneyi alıp gidiyorum. Başkaca ihtiyacın olursa ara sen!” dedi ve taksiye binip ayrıldı acilin bahçesinden.

Nükhet içi biraz daha rahatlamış olarak girdi içeriye. Mert’i acil servisten yoğun bakıma almışlardı. Artık onu görmesi mümkün değildi. Yine de oradan ayrılmayacağı için boş bulduğu bir koltuğa oturup yoğun bakımın kapısına bakmaya başladı. İçeri giren çıkan doktor oldukça soruyordu kocasının durumunu.Mert’in şuuru sabahta yerine gelmedi. Durumu biraz daha iyiydi. Kırık kaburgalardan birinin akciğeri zedelediğinden korkmuşlardı ama neyse ki akciğerlerde bir hasar yoktu.

Kafasına çok darbe aldığı için farkedemedikleri bir şey olabilirdi hâlâ. Bu yüzden sürekli gözlem altında tutulacaktı.

“Bu geceyi de yoğun bakımda geçirsin, yarın duruma göre servise alırız!” dedi doktoru.

Sabah taksici arayıp, Tijen hanımın gayet iyi ve mutlu olduğunu söyledi. Hatta telefona verip konuşturdu Nükhet ile.

Nükhet bütün gece uyumadığı için serseme dönmüştü. Biraz sonra fırında çalışan kızlardan biri aradı.

“Abla Mert ağabey gelmemiş, biz geldiğimizde dükkan kapalıydı? Hasta mı?” dedi endişeyle.

Nükhet ona kısaca olanı biteni anlatır anlatmaz, kızcağız “Hemen geliyoruz abla, gece niye aramadın?” diyerek kapattı telefonu.

Yıllardır Mert’in yanında çalışan iki kız bir saat sonra gelmişlerdi Nükhet’in yanına. Ağlamaktan gözleri şişmiş perişan durumdaki kıza sarılıp ağlaştılar ikisi de.

“Abla biz zaten senin böyle bir şeye nasıl izin verdiğini anlamadık?” dediler sonra.

Nükhet kızların neden bahsettiklerini anlamamıştı, “Neye izin vermişim?” dedi merakla yüzlerine bakıp.

“Maça işte!”

“Ne maçı?”

Kızlardan büyük olanı Süreyya başından beri olup biteni, Erdal beyin sürekli dükkana gelişlerini anlattı Nükhet’e uzun uzun. O sırada polis de yeniden gelmişti Mert’in kendine gelip gelmediğini öğrenmeye. Mert’i hastaneye getiren adamı teşhis etmeye çalışıyorlardı kameradan. Taksinin plakası da çıkmamıştı.

Nükhet bütün bu olanların yine babası yüzünden başlarına geldiğini öğrenince bayılacak gibi oldu.

“Süreyya neden bana daha önce söylemedin?” diye haykırdı kendini kontrol edemeyerek.

“Abla ben senin bilmediğini ne bileyim!” dedi Süreyya korkuyla.

“Polise anlat bunların hepsini anlat ne olur!” dedi ve yığılıp kaldı olduğu yere Nükhet.

Mert’in şuurunun açılması on  gün sürdü. Neyseki başına aldığı darbelere rağmen kalıcı bir hasar oluşmamıştı. Kendine geldikten sonra polis onun ifadesini de aldı ve kızların anlattıkalrını doğruladı.

Kızlar ifade verir vermez polis gidip Erdal beyi evden almıştı. Erdal bey keyfiinden bütün gece içmiş, çantadaki paraları etrafa saçmıştı. Polisler paraya dokunmadılar adamı apar topar alıp tıktılar içeriye. Mert’in anlattıklarından sonra da merdiven altı bahis oynanan yere de bir baskın düzenlediler.

Nükhet Mert kendine geldikten sonra uzun süre ona sarılıp ağlamış, sonra “Babama nasıl uyarsın sen?” diyerek bağırmaya başlamış. Sonra yeniden ağlamaya başlamıştı.

Mert karısının sinirlerini ne hale getirdiğini görünce o da ağlamaya başlamış ve ondan af dilemişti.

Bu süreç içerisinde dükkan açılmamış, Tijen hanım taksicinin evinden yeniden kendi evine getirilmiş. Kızlar Mert kendine gelene kadar onunla evde kalmışlardı.

Nükhet babasından şikayetçi olduğu için Erdal bey bir süre içeride kalacaktı. Ayrıca baskından sonra başka suçlara da bulaştığı ortaya çıktığı için o dava sonuçlandığında muhtemelen ondan da ceza alacaktı.

Erdal bey dört yıl hapis cezası aldı, ancak çıkamadan içeride yakalandığı bir hastalık yüzünden cezaevinde hayatını kaybetti. Nükhet cenazeyi bile teslim almaktan yana değildi ama  Mert’in ısrarları ile cezaevine gidip gerekli işlemleri yaptı. Gömülme kısmına ise katılmadı.

Tijen hanımın düşüp kalçasını kırdığı için onu bir bakım evine yatırmak zorunda kalmışlardı. Oraya yatışının ardından altı ay sonra o da vefat etti.

Nükhet ve Mert’in iki çocukları var şimdi. Çok mutlu bir aile oldular. Erdal beyin Mert’in sırtından kazandığı paraları Nükhet istemediği için götürüp LÖSEV’e bağışladılar. Fırının işleri ve reçel işi yolunda gittiği için bir şube daha açtılar.

Onlar erdi muradına biz çıkalım kerevetine.

Sağlık ve mutlulukla kalın

SON

Reklamlar

Hayatımız kime ait ? – Bölüm 11’ için 3 yanıt

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s